8. bölüm / 7
ARAFGürültülü bir huzur
Bölümler 7Şu an: Gürültülü bir huzur
Bir gün biri gelecek,
Sessizliğimi sözlerimden önce anlayacak.
Gözlerimde sakladığım bütün kışları görecek,
Ve hiçbir şey sormadan
Yanımda kalacak.
❤️❤️❤️
Ya artık eve gidelim ya..." diye söylendim boynumdaki boyunluğa dokunarak. "Şu boyunluk ne zaman çıkacak abi? Üç gündür hastanedeyim, robot gibi dolaşıyorum."
Aslan güldü."Kızım gidiyoruz ya. Bir sabret. Doktor gelsin, öyle."
"Üç gündür aynı şeyi diyorsun zaten abi."
"Çünkü üç gündür aynı soruyu soruyorsun."Tam ona cevap verecektim ki kapı açıldı.
Ve içeri güneş ışığı gibi biri girdi."BENİM GÜZELİM!"
Çiçek elindeki poşetlerle içeri daldı."Hadi çıkıyoruz çok şükür!"Odaya girer girmez gelip yanağımdan öptü.
İstemeden gülümsedim."Sonunda."
"Hah..." dedi Aslan yatağa yaslanarak. "Geldi senin cadı."
"Abi..." dedim uyararak. "Öyle söylemesene."
"Ayy boş ver canım."Çiçek saçlarını omzunun arkasına attı."O kendini hep prens sandığı için beni cadı olarak görüyor."
Aslan sırıttı."Ne o?"Kaşlarını kaldırdı.
"Yoksa seni prensesim olarak mı görmemi isterdin Çiçek?"
Çiçek'in yüzünde tiksinmiş bir ifade belirdi."Hayır tatlım."
"Emin misin?"
"Çok eminim."
"Bak düşün istersen."
"Düşündüm."
"Kararın?"
"Tipim değilsin şansına küs."
Ben kahkahayı bastım.
Aslan ise göğsünü tutmuş gibi yaptı."Offf
"Ne oldu be?"
"Kalbimi parçaladın."
"Merak etme."Çiçek çantasını koltuğa bıraktı.
"İyi nişancıyımdır tatlım parçalasaydı duramazdın."
"Lavin!"Aslan bana döndü."Arkadaşın bana sürekli sözlü şiddet uyguluyor farkındamısın?."
"Çünkü hak ediyorsun abi."
"Bak sen de onun tarafını tutuyorsun."Abinim ben senin kızım.
Çiçek zafer kazanmış gibi gülümsedi.
"İkiniz birleşmişsiniz bana karşı."Cadılar sizi.
Tam o sırada kapı yeniden açıldı.Doktor içeri girdi.
Elindeki dosyaya baktı."Pekâlâ. Son kontroller de gayet iyi görünüyor."
Bir anda doğruldum."Yani çıkabiliyor muyum?"
Doktor gülümseyerek başını salladı."Evet, çıkabiliyorsunuz."
"ŞÜKÜRLER OLSUN!"
Doktor bile gülmeye başladı.
Çünkü üç gündür hastanedeki herkes benim aynı cümleyi kurduğumu biliyordu:"Beni eve gönderin."
************
Sonunda eve gelmiştik.
Arabadan inmek istiyordum ama abimle Çiçek her zamanki gibi yine tartışıyordu.
"Kızım bir dursana."
"Asıl sen dur be! Öküz gibi ittirme."
Aslan kaşlarını çattı.
"Çiçek bak düzgün konuş. Öküz falan... Kaba kız."
Çiçek gözlerini devirdi."Sus da Lavin'in koluna gir sen. Bak inemiyor."
"Hasbinallah..." diye söylendi Aslan."Bir susarsan onu yapacağım zaten Çiçek."
"Yap o zaman."Çiçek arabaya doğru döndü.
"Ben eşyaları alayım."
Aslan hemen itiraz etti."Hayır dur. Şimdi ağırdır eşyalar."
Sonra kapının önünde bekleyen korumaya seslendi.
"Hasan Abi!"
"Buyurun Aslan Bey."
"Eşyaları siz alın."
"Tabii efendim."
Ben ise sonunda kapıyı açıp dikkatlice dışarı çıktım.
Boynumdaki boyunluk yüzünden hareketlerim hâlâ yavaştı.
Aslan hemen koluma girdi."Dikkat et prenses."
"Abi iyiyim."
"Yok iyiyim falan. Doktor sana dinlen dedi."
Merdivenlere doğru yürürken ikisini dinliyordum.
Birbirlerini gördükleri ilk andan beri kavga ediyorlardı.
Ama nedense artık bu tartışmalar gerçek kavgaya benzemiyordu.
Daha çok...
İkisi de farkında olmadan birbirlerinin hayatına alışmış gibiydi.
Tam kapıya yaklaşmıştık ki Natali telaşla dışarı çıktı.
"Lavin Hanım!"
"Natali."
Kadın gözleri dolarak bana sarılmak istedi ama boyunluğu görünce durdu.
"Aman tanrım efendim. Çok korkuttunuz bizi."
"İyiyim merak etme."
"Eviniz sizi özledi."Bu cümle beni gülümsetti.
Belki evler özlemezdi.Ama içindeki insanlar özlerdi.
En azından bazıları.Kapı açıldı.Ve uzun zamandır ilk kez...
O kocaman, gösterişli yalının içine yalnız hissetmeden adım attım. Çünkü arkamda söylenenip duran bir abi ve onunla didişen bir Çiçek vardı.
Ev ilk kez biraz daha sıcak geliyordu.
"Yemek hazır mı Natali?" diye sordu Aslan ceketini çıkarırken.
"Evet Aslan Bey. Hemen sofrayı kurarım."
Boynum yine sızlamaya başlamıştı.
Hastaneden çıkmış olmama rağmen hâlâ kendimi yorgun hissediyordum.
"Ben aç değilim abi."Merdivenlere baktım."Yukarı çıkıp biraz uzanacağım."
Aslan hemen itiraz etti."Olur mu öyle şey kızım? Bir şeyler ye sonra uzan."
Tam cevap verecektim ki Çiçek araya girdi.
"İlk kez Aslan doğru bir şey söyledi kuşum. Bir şeyler ye."
Aslan şaşkınlıkla ona döndü.
"Çiçek sen bana laf sokmadan duramıyor musun?"
Çiçek masum bir ifadeyle gözlerini kırpıştırdı.
"Ayy ben ne dedim ki şimdi?"Sonra omuz silkti.
"Çok alıngansın galiba sen."
"Asıl sen çok konuşuyorsun sürekli bıdı bıdı kafam şişdi."
"Ben mi?"
"Evet sen."
"Bak Lavin."Çiçek hemen bana döndü.
"Ben adamın ilk kez doğru bir cümlesini destekledim diye suçlu oldum."
Ben istemsizce güldüm.
Natali kahkahayı zor bastırarak yemek odasına geçti.
Ben ise duvara yaslanıp onları izliyordum.
Garipti...Birkaç gün önce bu ev bomboş geliyordu.
Şimdi ise sürekli tartışan iki kişi yüzünden evin içi sesle doluydu.Ve ilk kez...Bu sesler rahatsız etmiyordu. Aksine, evin içindeki sessizliği dağıtıyordu.
"Tamam," dedim sonunda."Biraz yemek yiyeceğim."
Çiçek hemen zafer kazanmış gibi ellerini havaya kaldırdı.
"İşte benim kuşum!"
Yemeğimi bitirdikten sonra odama çıkmıştım.
Aşağıdan hâlâ Çiçek ile Aslan'ın sesleri geliyordu.
Muhtemelen yine birbirlerine laf yetiştiriyorlardı.
Doktor dinlenmem gerektiğini söylemişti. Bu yüzden Çiçek de ben tamamen iyileşene kadar benimle kalacaktı.
Odamın kapısını kapatıp derin bir nefes aldım.
Sonunda sessizlik...
Yavaşça yerimden kalkıp balkona çıktım.Gece serindi.
Deniz ay ışığının altında gümüş gibi parlıyordu.
Dalgalar kıyıya usulca vuruyor, uzaktaki teknelerin ışıkları karanlığın içinde küçük yıldızlar gibi görünüyordu.
Korkuluklara yaslandım.Başımı kaldırıp gökyüzüne baktım.Yıldızlar...Çocukluğumdan beri onları izlemeyi severdim.
Çünkü yıldızlar kimseyi terk etmiyordu.Kimseyi unutmuyordu.Bir süre sessizce gökyüzünü seyrettim.
Tam içeri dönmeyi düşünüyordum ki önümden kırmızı bir balon yükseldi.Kaşlarımı çattım.
Balon yavaşça gökyüzüne doğru süzülüyordu.
Sonra bir tane daha.Ardından bir tane daha.Bu kez merakla aşağı baktım.
Ve...
"Allahım..."
Elimde olmadan fısıldadım.Aşağıda duran kişi Araf'tı.
Simsiyah kıyafetlerinin içinde bahçe ışıklarının altında duruyordu.
Bir elinde onlarca kırmızı kalpli balon vardı.
Diğer elinde ise büyük bir Lavinia çiçeği buketi.
Yüzünde her zamanki o kendinden emin gülümseme vardı.
Beni fark edince elini kaldırdı."İyi akşamlar ölüm çiçeği!"
"Şşşt!"Hemen etrafa baktım.
"Senin ne işin var burda Aşağıdakiler duyacak!"
"Duysunlar."
"ARAF!"
Adamın zerre kadar utanmaya niyeti yoktu.
Buketi havaya kaldırdı."Bunlar senin için."
"Sen normal bir insan değilsin gerçekden."
"Bunu iltifat olarak alıyorum."
İç çekip alnımı tuttum."Ben sana evimin adresini vermedim nasıl buldun burayı?."
"Doğru."
"Peki nasıl buldun?"
Araf birkaç saniye düşündü.
"Bu sorunun cevabını verirsem polis çağırma ihtimalin artar diye korkuyorum."
Gözlerimi kocaman açtım."ARAF!"
Adam kahkaha attı.Sonra bu kez sesi yumuşadı.
"Şaka yapıyorum."Elindeki Lavinia çiçeklerine baktı.
"Doğum günün için getirdim."
Kalbim bir an duraksadı."Biraz geç kaldım amma."
Bahçedeki rüzgâr balonları hafifçe sallıyordu.
Araf başını kaldırıp bana baktı."Geçde olsa Mutlu yıllar Lavinia."
Bu kez sesinde ne şaka vardı.Ne de alay.Sadece samimiyet.
Ve nedense bu çok hoşuma gitmişdi.Hiç tanımadığım bir adam vardı ve ben ondan hiç korkmuyordum.
"Sen nasıl girdin ya bahçeye?" diye fısıldadım korkuluklara yaklaşarak.
Araf omuz silkti."Buldum işte bir yol."Bu cevap hiç şaşırtıcı değildi.
"Gelir misin?"
"Saçmalama."
Başımı iki yana salladım."Aşağı inersem peşime takılırlar."Abime ne derim?.
"İyi o zaman."Araf hiç düşünmeden yukarı baktı.
"Ben balkona tırmanayım."
Gözlerim fal taşı gibi açıldı.
"Ne?!"
"Evet."
"ARAF SAKIN!"
"Merak etme düşmem."
"Sorun o değil!"
Tam o sırada...Kapının ardından bir ses duyuldu.
"Lavin?"Kanım çekildi."Güzelim nasılsın? Uyudun mu?"
Abim.Allahım...Abim gelmişti.
"Allah bitdim ben..."Panikle tekrar aşağı baktım.
"Araf!"
"Hı?"
"Abim geldi."
"Eee?"
"GİT HEMEN!"
Araf'ın yüzünde zerre telaş yoktu.
"Niye?"
"Çünkü seni burada görürse bir sürü soru soracak ve bende seni tanımadığım için cevap veremiyicem!"
"Abartıyorsun,hem sen beni artık tanıyorsun."
"Konumuz bumu şuan git diyorum.
Araf bunu birkaç saniye düşündü." İyi tamam.
Rahatladım.Sonunda aklı başına gelmişti.Tam arkasını dönecekken durdu."İyi geceler Lavinina.
Diyip karanlıkda kayıb oldu.Abim kapıyı açıp içeri girdi.
"Kızım ne işin var senin orada? Sesleniyorum, niye cevap vermiyorsun?"
Kalbim hâlâ deli gibi atıyordu.Neyse ki Araf çoktan gözden kaybolmuştu."Şey... duymamışım abi. Kusura bakma."
Aslan şüpheli gözlerle bana baktı."Duymaz olur musun? Üç kere seslendim."
"Dalmışımdır."
Aslan balkona doğru yürüdü.
"Sesler geliyordu sanki. Telefonla mı konuşuyordun Lavin?"
Boğazım düğümlendi."Hayır abi.""Kimseyle konuşmuyordum."
Aslan tam bir şey söyleyecekken kapı tekrar açıldı.
"N'apıyorsunuz bakayım burada?"Çiçek elinde cips paketiyle içeri girdi.
Aslan gözlerini devirdi."Kızım sen bensiz yapamıyor musun? Sürekli peşimdesin."
"Ay saçma saçma konuşma be."Çiçek hemen karşılık verdi.
"N'apayım ben seni? Lavin'e bakmaya geldim ben."
"Tabii tabii."
"Ne tabii tabii?"
"Beni takip ediyorsun işde kabul et kızım."
"Bana kızım diyip durma deli mi ne ayol.Ayrıca Senin peşinden gelecek kadar boş vaktim yok benim."
"Emin misin?"
"Çok eminim."
"Yalan söylüyorsun bence."
"Sen fazla kendini beğeniyorsun bence.Tipim diyilsin Aslancım kusura bakma."
Ben yatağın kenarında oturmuş onları izliyordum.
İşin komik tarafı, ikisi de kavga ettiklerini sanıyordu.
Aslan başını iki yana salladı.
"Hah!Tipi diyilmişim. Kimmiş kızım senin tipin?"
Çiçek gözlerini devirdi."Başladık yine."
"Kızım benden daha yakışıklı adam mı var etrafınızda?"
"Aslan..."
"Ciddiyim."
Aynadaki yansımasına bakar gibi saçlarını düzeltti.
"Bütün kadınlar bayılır bana."Bir saniye durdu."Hem de gerçek anlamda ,benden bir tane daha yok kızım."
"Aayy..." dedi Çiçek."Konuştu yürüyen ego he he Aslan yok senden."
Ben kahkahamı tutamadım.
Aslan ise alınmış gibi yaptı."Ego değil, gerçekler bunlar güzelim."Gözün bozulmuş senin.
"Tabii."
"Bak Lavin'e sor."
"Beni karıştırma abi."
"Gördün mü?" dedi Çiçek."Kardeşin bile seni desteklemiyor."
"Çünkü kıskanıyor ben ondan daha güzelim,gözlerimin mavisi daha dikkat çekiyorda ondan."
"Kim ben mi seni kıskanıyorum abi?"
"Tabiki Sen."
"Aşk olsun abi ya!"
"Tamam tamam."Ama gülüyordu.
Çiçek ise sehpanın üzerindeki yastığı alıp ona fırlattı.
Aslan yastığı havada yakaladı.
"Şiddete başvurdu yine ,bu kız çok kaba ya.Bak evde falan kalırsan almam seni söyliyim"
"Daha başlamadım."
"Tehdit de ediyor."
"Biraz daha konuşursan başlayacağım.Sana kaldım ben çünki kansıntı herif"
"Lavin bak."Aslan bana döndü.
"Arkadaşın beni dövmeye çalışıyor.Bir şeyler söylermisin arkadaşına."Sonra yüzünü Çiçeğe döndü"Evde kalırsan mecbur bana kalıcaksın .Lavin başımın etini yer Çiçeyi al diye,amma almam kızım.
"Demem öyle şeyler abi,ayrıca Çiçek gibi kadın niye evde kalsın canım."
Çiçek zafer kazanmış gibi parmağıyla beni işaret etti.
"Duydun mu?Al buda sana kapak"
Aslan iç çekti."Bu evde bana değer veren kimse kalmamış."Resmen kardeşim tarafından dışlanıyorum.
"Natali var."
"Natali maaş alıyor."
Bu kez ben de, Çiçek de kahkahaya boğulduk.
Odanın içi gülüşmelerle dolarken, birkaç gün önce ölüm sessizliğine gömülmüş olan ev ilk kez gerçekten yaşıyor gibi hissediliyordu. Aslan ve Çiçek bunu kabul etmese de, birbirlerine laf yetiştirmeyi bırakabildikleri gün muhtemelen ikisi de ne yapacağını bilemeyecekti. 😏
Bölüm etkileşimi
