2. bölüm / 6
¿...ARAF...?2
Bölümler 6Şu an: 2
- 1 11.466 kelime
- 2 2746 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 31.241 kelime
- 4 4801 kelime
- 5 551 kelime
- 6 61.196 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Uzun zaman sonra ilk kez görmüştü beni. Nasıl da bakıyordu öyle heyecanlı. Temiz ya kalbi, yerinde duramıyordu. Ses yapıyor, ilgi istiyor, kendine çekiyordu bakışları. Ama çok ses yapınca içeri aldılar onu. Yanına gittim, oturdum, kapıyı kapadılar yine. Küçükken de hep öyle yaparlardı bize. Dört kardeş büyüdü de o hep aynı yaşta kaldı benden sonra. Dışarıdan kalabalığın eğlenen sesleri gelir, sohbet edilirdi. Biz de ikimiz sessizce televizyon izlerdik sadece.
Sonra ağlamaya başladı birden. Halbuki o öyle kolayca ağlamazdı.. Kalbi temiz, ruhu çocuk olanlar ağlamazlar. Gülümserler. Bir an sessizleşir, sonra yine gülerler. Yine ses yaparlar. O da ağlamazdı zaten. Ama ağlamaya başladı. Durduk yere. Ne yapacağımı bilemedim. Aldım, çıktım dışarıya onu. Diğerlerinin yanına getirdim. Oturttum. Yemek verdim. Yemedi. Ağladı yine. Baktı baktı ağladı. İçim burkuldu. Ben ağlamak istemedim herkesin içinde. Gel dedim geldi, otur dedim oturdu, hiç itiraz etmedi.
Yürümeye çıkarttım. Evin başındaki küçük yola çıktık, ana yola gelmeden yine ağladı. Kıyamadım. Aldım onu, oturduk yere serdiğimiz bi halının üstüne. Ona döndüm. Oysa çok ses yaptığı için hiç ona dönük oturmayı sevmezdim... çocuk yürekli ya, sessiz sessiz oturdu yanımda. Elini uzatır, elimi alır, başına koyar, hareket ettirir, kendini okşatırdı. Yapmadı. Dur derim, kovarım sandı da yapmadı herhalde. Sessizce oturdu öylece. Bir ara uzandı, boncukları dökünce dur dedim, hemen elini çekti de daha uzanmadı, ordan biliyorum. Bişey demedi. Kelimeleri bilmez zaten. Kim bilir neye içerledi de anlatamayıp ağladı zaten. Ben dertli sanırdım kendimi. Onun o bakışını görünce anladım en dertli olanların sadece en dertli görünenler olmadığını..
Ben boncuk dizdim. O sessiz sessiz ileriye baktı. Bana baktı, çocuklara baktı. Ama nasıl baktı. Şimdi anlatmaya kelimeleri getiremem. Kelimeler de gelemez zaten, yetemezler o bakışa. Nasıl saf, nasıl temiz, nasıl da masum ama umutsuz... kabullenmiş... son kez bakar gibi öyle içli içli... gözleri kırmızı, boncuk boncuk...
Neyi var onun benden ayrı? Neyi var diğer insanlardan ayrı? Benim iki katım zaman yaşamış, benim yarı yaşım kadar akıl yaşı var. Neyi değiştirir ki bu? Kelimeleri bilmiyor diye mi anlamıyor sanıyoruz? Oysa birçok insandan daha anlamlı, daha derin bakmıştı o gün bana...
Gitme vakti gele, onu yine içeri koyduk. Eve. Bizim peşimize gelmesin diye hep kapıyı kapatırdık. Bu kez onu odaya koydum, kapıyı azacık aralıkla kapadım ama kilidi takmadım. Gelmedi peşimden... gelemedi bile. Kapı kitli sandı. Nasıl da öğrenmiş çaresizliği...
Çıktım dışarı, önceden gideceğiz ki gelmesin dışarı, bağırmasın içerde diye. Gidemedim. Hep kapıyı zorlardı normalde. Açamayınca da ses yapar, çıkmak isterdi. O zaman ise sadece oturmuş, camdan dışarıyı izliyordu o gözlerle. Dalgın... durgun... biliyor da bişey diyemiyor gibi. Biliyorum ki diyebilse kal diyecek. Gitme diyecek. Ben hayatımda daha önce hiç, sessizliğin o kadar yüksek sesle konuştuğunu görmemiştim. Daha önce hiç, eylemlerin kelimelerden güçlü olabileceğine inanmamıştım. Hiç bir yerde kalmayı öyle çok istemedim ben.
En kötü insan olmasam da, en iyisi de değilim. Çok yanlışım oldu. Çok kötülük ettim. İyiliklerim de vardı ama zihnimi meşgul edenler onlar değiller hiç. Şimdi düşününce... bana rağmen kimse beni onun kadar temiz, onun kadar masum, onun kadar içten de sevmedi zaten. Niye daha iyi davranmadım ki ona? Konuşamıyor diye mi? Düşünüp günaha kapılamıyor diye mi? Sadece olduğu gibi göründüğü, göründüğü gibi olduğu için mi? Niye kendim gibi sandım onu? Küçüktüm diye mi? Hayır. Aslında ben onu hiç kendim gibi sanmadım.... Düşüncesizdim. Pişmanım. Şimdi iş görmez, geri alamam. Ama daha da aynı günaha varmam. Yemin ederim... bir hayat daha verilseydi bana, bir şansım daha olsaydı onla yaşamaya, yapmazdım aynı hataları. Ama verilmeyecek ikinci şans. İkinci şansı almaktan çoktan geçtim ben. O şansları ben çoktan tükettim. Anlamaya geç kaldım. Benim hatamdı. Nasıl çaresiz, nasıl kabullenmiş baktı, yeni anladım. Şimdi ilk kez başkasının sadece bakışı ile yüreğim acıyor. Ne demek olduğunu yeni yeni anlıyorum.
Sevgi mi bu? Aşk mı? Merhamet mi? Adına ne denir bilmem. Ama onun acısını onun kadar mı bilmem ama ben de hissettim. Onun kadar cesaretim olsa, onun gibi masum, basit ama açık düşünceli olsam, onun gibi sevebilsem kalırdım onla. Bir gün bile olsa. Son kez görüyormuş gibi içli içli bakan o gözlere gülümseyebilmek isterdim. Ben şimdiye kadar hiç başkaları mutlu olsun diye mutlu olmak, gülümsemek istememiştim. Hiç anlam veremezdim. Böyle bir şeyin varlığına akıl erdiremez, inanmazdım. Öylece, hiç sadece var olduğum için birisi tarafından o gözlerle görülebileceğimi düşünmezdim...
Şimdi aklı başında olan insanlara bakıyorum. Dahilere... iyi veya zenginlere... Hayatımda hiç böyle büyük bir dersi, böyle küçük görülen birinden alacağımı düşünmezdim. Günahsız, masum, saf... kim bilirdi ki böylelerinin aklı başında olanlardan daha çok hayatıma dokunacağını? Hayat şaşırtır.
Teşekkür ederim beni sadece ben olduğum kadarla o gözlerle gördüğün için. Ve özür dilerim seni göremeyip pişmanlık duymamı gerektiren şeyleri sana yaşattığım için.
Bölüm etkileşimi
