6. bölüm · Altın Diş

🦷6. Bölüm🦷

Öykü Ö.

Babamla konuştuktan ve ailemle vedalaştıktan sonra kliniğe geçmiştim zaten şuanda klinikteydim.

Annemler Bursa'ya dönmüşlerdi.

Saat ise 10.40'dı, yani 10 dakika sonra hastam gelecekti bense oturmuş cips yiyordum.

Gönül isterdi bir dizi aç cipsin dibine vur,ama nasipte hasta gelmeden tıkınmak var.
Son derece küçük Emraha dönüp söylediğim şeyle cips paketini katlayıp abur cubur çekmeceme koydum ve ellerimi yıkadım.

Daha sonra ise maskemi çeneme taktım ve formamı düzelttim.

"Şu ışınlanmayıda Bi bulamadılar."

***

Üstümü değiştirdiğimde saat çoktan 19.00 olmuştu yani mesai saatimin sonuna gelmiştik.

Çantamı aldım ve odamdan çıktım.

E tabii yine ilk istikametim Eren'in odası oldu. Tık tıklatmadan odaya öküz gibi girdiğimde Eren artık alışık olduğu için korkmamıştı bile.

"Oo hoş geldiniz öküz hanım hoş geldiniz."

Öküz mü dedi o bana?

Gerçi az önce bende demiştim.

"Hoş buldum sığır bey hoş buldum." Toparladığı masasında olan bakışları hakaretimle bana çevrilmişti.

"Aman altta kal hazırcevap."

Hiç bir şey demeden gittim ve masasının önündeki iki koltuktan sol tarafta olana oturdum.

"Altta kalmayı tercih etmiyorum diyelim, ee burada mı yatmayı planlıyorsun?"

Hiç gitmeye niyeti var gibi görünmüyordu.

"Bugün cuma masal benim temizlik günüm ve galiba seninde tavanı izleme günündü değil mi?"

Dalga mı geçiyor o?

"Hayır yani anlamıyorum,seni tanımasam paspal bir şey sanarım genelde her haftasonu clublerde takılan çapkın tipler pis olur sanıyordum da. Sen istisna mısın?"

dizilerde filmlerde hep öyle oluyordu ama?

"Ben herkes değilim Masal Güneş, ayrıca temiz olmak iyidir ben senin gibi pis pis takılamam." Beni bir süzdü ve devam etti.

"Gerçi sana da pis demek olmaz 6 gün bok içinde takılıp 6. gün dip köşe temizlik falan yaptığın oluyor."

Haklıydı ama bunu tabii ki ona söylemeyecektim.

"Neyse titiz Eren gidiyorum ben, sana iyi temizlik yapmalar."

Ayağı kalktığımda Eren de kalktı. "Haftasonu club?"

E ben evde yatarım diye düşünüyordum. "Ya siz hep içiyosunuz bende orda sadece şöfor olarak bulunuyorum."

"Sen içmedende sarhoş olabiliyorsun masal pek sorun olmuyor." Evet biraz. "Evet de-" lafımı böldüğünde sustum. "Nisa ve sena kabul etti."

Haydaa bu üçü sarhoş olursa işler iyiye gitmez. Ne olur ne olmaz diye Nisa fazla içmezdi eğer işi çıkar giderse bunlar araba sürmeye bile kalkarlardı.

"İyi geliyorum,Nisa giderse siz sena'yla süngerbob'u ziyarete falan gitmek bile istersiniz başınızda olayım." Bu anı bekliyordu bu çocuk heralde.

"Yes be!" Kendimi hafif eğdim ve Eren'e el salladım.

"Ben gidiyorum uşak,klinik sana emanet."

Kaslarını gösterdiğinde çok olmayan ama yine de olan kaslarına baktım.

"Ne kliniği kızım şehri ben koruyorum yani en azından kızlarını."

Göz devirdim ve odadan çıktım ama son anda gülmüştüm.

Dışarı çıktığımda otoparka yürüyordum. Aklıma gelenle durdum ve telefonumu çıkardım. Telefon rehberime girdiğimde Kerem'i aradım çünkü Ozan'ın telefonu bende yoktu.

Harbiden niye yoktu biz arkadaş değil miydik? Kerem'in numarasını ise kaçırıldığım gün almış ve brom diye kaydetmiştim.

Çalıyor..çalıyor.. he açtı.

"Alo brom." Kerem in gülerek söylediği şey beni de güldürmüştü. "Alo merhaba brocuğum napıyosun?"

ilk önce hal hatır.

"İyiyim, işler güçler sen napıyorsun?" Otoparka girdiğimde öylece yürüyordum. "bende klinikten çıktım şimdi şey soracaktım ben sana Ozan'ın numarasını atabilir misin bana?"

Arabayı bulamıyorum!

"Atarım da neden istedin ki sen?"

İmalı imalı ne diyordu bu? sırıttığı sesinden belliydi.

"Sesindeki imayı hemen kenarı bırak brom babamın ortağı çıktınız ya onu konuşacağım." Öksürmeye başladı bense hala deli tavuk gibi arabamı arıyordum.

"Keşke B12 haplarımı kullansaydım."

Mırıldandığım şeyle kerem gülmeye başladı. Yok artık duymuş muydu? ne kulak var mübarek.

"Oha duydun mu?" Gülmeye devam ediyordu.

"Duydum da neyi unuttun? Abi bulun şu adamı artık." Sanırım soru işaretinden sonrasını başka birine söyledi. "Arabamın yerini!" Kahkaha sesleri artmıştı.

Ne?! Kaç kişiler oğlum bunlar?

"Kerem! Hoparlöre mi aldın?!"

Abi insan söylemez mi? sağa döndüğümde hala arabayı arıyordum. Keşke harfin resmini çekseydim.

"Iıı almış olabilirim biraz." Biraz mı? Oturup ağlayacağım şimdi nerde bu araba?!

"Ya of nerde bu?!!!"

Abi nereye park etmiş olabilirim? sola döndüğümde yine kahkaha sesleri yükselmişti.

"Kerem! Hala mı gerçekten?!"

Ben niye hala bu çocukla konuşuyorum? "Pardon brocuğum, hala bulamadın mı?" Pardonu mu kaldı rezil oldum her kimse yanındakiler.

"Hayır bulamadım!" Sesim hem öfkeli hem ağlamaklı çıkmıştı.

"Öfff bulamıyorum!" Öfkeyle yanımdaki kolona tekme attığımda sanırım ayağım kırılmıştı.

"Ah! Allah'ım sanırım sana geliyorum yarabbi mevlam."

Yere oturmuş sızlanıyordum.

"Noldu?" Telefondan gelen bağırmalı ses artık kerem'e ait değildi Ozan'a aitti.

Baştan beri ozan yanındaydı ve telefonu ona uzatmamış mıydı?!

"Ayağım kırıldı! Sen oradaysan niye ses vermiyorsun?!" Pantolonumun paçasını kaldırdığımda ayağım soylumuş kanıyordu.

"Nerdesin sen?" Napıcan acaba gelsen? ayrıca ne bağırıyordu bu?

"Cehennemin dibindeyim ozan! Kerem seni de var ya boş yere konuşturup durdun." Bu sefer gelen ses kerem'e aitti.

"Aşkolsun masal ben sohbet ediyordum o kadar seninle." Sohbet diyo hala! "Masal nerenin otoparkındasın?!" Bu ne bağırıyor ya! Zaten can çekişiyorum. "Kliniğin otoparkındayım! arabamı da bulamadım zaten."

Yarabbim ne günah işledim de ben.

"He bulsan o bacağınla sürüceksin yani duvara tekme atmak nedir?" Doğru süremem dimi.

Bu Ne bağrıyor hala ya!

"Bağırma bana gelme de istemez düşman mısın arkadaş mı belli değil mağara duvarı!" Sabır diliyo galiba.

"Asıl bana ya sabır!"

Ayağı kalkmaya çalıştığımda inlemiştim. Telefondan ise Kapı kapanma sesi gelmişti sanırım araba kapısıydı.

"Gelme ozan! İyiyim ben ayrıca biz niye hala telefonla konuşuyoruz kapatsanıza!" Dedim ve telefonu kapattım. Tekrardan ayağı kalkmayı denediğimde canım çok fena yanmıştı. Kırıldıysa hayatımda ilk defa Bir yerimi kırmış olacaktım. Acaba düzelmeyince bir daha kırıp alçıya aldıkları doğru mu?! Hastaneye falan gitmem ben!

🦷

Şuan arabada gidiyordum ama kendi arabamda değil ozan in arabasında! Eren hangi cehennemdeydi?! Tam 8 kere aramıştım ama açmamıştı.

Temizliğe kaptırdı heralde beyefendi. yanımda kerem, şöfor koltuğunda ozan, ön koltukta ise serkan oturuyordu.

Yani anlayacağınız dejavu yaşıyorduk.

Ve ben o zamanki gibi sızlanıp söyleniyordum ama bu sefer sebebi farklıydı.

"Yıktıracağım o otoparkı! ya da kullanıma kapatırım her yer benim olur o zaman arabamda kaybolmaz!"

Hepsi gülmemek için kendini zor tuttuğunu baya belli ediyordu.

"Gülün gülün çekinmeyin size de tiyatro çıktı."

Tıh tıh tıh.

"Otoparkı yıkmak yerine B12 haplarını kullan bence sen."

Ozan'ın imalı ve gülmemeye çalışarak söylediği şeyle öfkeyle Kerem'e döndüm. "Aferin kerem aferin, bir dahakine hoperlörle uğraşma megafonla duyur bütün halka telefon konuşmamızı."

Bu arada el freninin yanına kadar uzanmış ayağıma doğru üflüyordum.

Acaba kırılmamış olabilir miydi?

"Kırıldı mı ki ayağım?"

Kırılsa duramazdım galiba.

"Kırılsa duramazsın."

Kendimde böyle düşünsemde Ozan'ın demiş olması sinirimi bozmuştu. Çok biliyordu o.

"Duramıyorum ki zaten? hayır insanlar sinirlenince 10'a kadar sayar benim yaptığıma bak!"

Sinirim kendimeydi çünkü her sinirlendiğimde kendime zarar veriyordum. Niye kendine zarar veriyorsun git başkasına ver değil mi? Şaka şaka 10'a kadar say değil mi?

Bu boktan yöntemi uygulayıp işe yarayan var mıydı?

"Bence de önemli Bi konuya değindin normal değilsin hiç."

Konuştu psikolog serkan bey.

"Sağol ya siz çok normalsiniz ya zaten? Bir öncekinde bu üçlü beni hastaneye götürmek için değil kaçırmak için toplanmıştı hatırlatırım."

Konus kız kim tutar seni.

"Kız haklı beyler." Konuşan tabii ki bromdu.

"Konuş be kerem" omzuna vurmak için hareket ettigimde ayağım baya acımış ve ben inlemiştim.

"Rahat dur masal."

"Ha bu arada sizin arabayı ben benim evin yakınlarında bir yerde bırakmıştım bulabildiniz mi?" Konuşurken aynadan Ozan'a bakıyordum.

Bakışlarımız sadece 3 saniye birbirimize değmişti.

"Bulduk,sen tasalanma mağara kaçkını." Kaçkın mı? ha Bi de mağara.

"Mağarada yaşadığını kabul ediyorsun yani duvar?"

Güldüğünde bakışlarımı ayağıma çevirdim.

"Ya nerede bu hastane şehir dışındakine falan mı getiriyorsunuz beni?! yürüsem daha hızlı varırdım!"

varamazdım bu arada adam 90'la gidiyordu.

"Biraz daha hızlanırsam tek doktorluk yerin bacağın olmaz."

Bir tık haklı olabilir masal.

"Ozan siz babamla ortak mısınız gerçekten?"

Asıl mesele buydu ve çok arka planda kalmıştı.

"Evet baya uzun zamandan beri çok sever kendisi beni."

Son söylediği seyi haylazca gülerek söylemişti.

"Kızını kaçırdığınıda biliyor mu bari?" Aynadan kısa bir süre benimle göz teması kurduktan sonra konuşmaya başladı.

"Haberi yok ayrıca ben nereden bilecektim? Anlatsamda anlayışla karşılardı beni Alp amca."

Alp amca ha?

"Ne zamandır tanışıyorsunuz siz? Ortak düşmanınız falan mı var?"

"Ben bu işe ilk girdiğimde Alp amca ile tanıştım, o öğretti desem yalan olmaz. İkinci babam sayılır ayrıca ortak düşmanımız yok, ortak düşmanlarımız var. Sırf ikimiz birlikteyiz diye düşmanım olan var."

O öğretti? Babama bak sen! profesör olmuş millete iş öğretiyor. İkinci baba? Niye bu kadar sırıttı bu bunu söylerken?

Şeytan diyor emniyet kemerini çıkart arkadan onu boğ.

Ha bir de düşmanları varmış aman ne güzel!

"Alp amca he? Beni kaçırdığında biliyor muydun Alp amcanın kızı olduğumu? bilmiyordun diye düşünüyorum çünkü dokunulmazlık hakkım falan derken biliyor gibi değildin."

"Bilmiyordum hatta senin varlığından bile haberdar değildim bir kızı bir oğlu var diye biliyordum."

Benim varlığımdan nasıl haberi olmaz babamın en iyi çocuğuyken? Şaka şaka.

Araba durduğunda bir hastaneye bir de Ozan'a bakmıştım.

"Nolmuştur benim ayağıma?"

"Korkuyor musun?"

Bakışlarım ozan'a çevrildi.

"Hayır ne münasebet?"

He masal he.

"Aynen çocuk değilsin sonuçta."

Arkadan kafasına bir tane çakacaktım şimdi.

Hastaneye doğru yola koyulduklarında arkalarında kalmıştım çünkü sekmek bi hayli zordu.

"Sağolunya ben sizi tutmayayım, Afedersinizde motor mu taktılar size?ben nasıl yetişeyim canım çıktı burda? bi tutunayım,bir şey yapayım ben mi öğreteceğim size bunları?"

Sanki teklif etseler kabul edecektim? Etmeyecektim tabii.

"Tamam ben götürürüm seni."

Ne münasebet!

"Hayır! Gerek yok ben kerem' e tutunurum dimi kerem?"

Kerem'e baktığımda o da onay almak için ozan a bakıyordu.

İzin mi alıyor ondan o?

"Tabii tabii tutun bana."

"İzin vermese kabul etmeyecektin yani?" Sorgulayıcı bakışlarım Üçünün arasında mekik dokuyordu.

"Yok canım, benim ki bir emin olma isteğiydi o kadar."

Tabii tabii kesin öyledir.

"Konu ozan ile alakalıysa ona sormadan bir şey yapmayız, ha olur da konu bizim birimize alakalıysa o zamanda diğerleri o kişiye sormadan bir şey yapmaz." Serkan'a döndüğümde yanağındaki iz dikkatimi çekmişti.

Küçük olan bir çizik vardı yanağında ve normalde hiç belli olmuyordu.

Sanırım güneşin yüzüne vurmasının bunda büyük bir payı vardı.

Bir dakika konu ne ve ozan ile ne alakası var?

Bir dakika konu benim ayağımın kırılmasıysa? konu ben miydim yani?!

"Konu ne oluyor bu durumda?"

Üçüne de sırasıyla baktığımda ozan muzip bir şekilde güldü ve önüne dönüp ilerlemeye başladı.

Serkan'a baktığımda o da benden bir şey çıkmaz der gibi bir mimik yapıp Ozan'ın yanına doğru ilerledi.

Cevap alma umuduyla bu sefer Kerem'e döndüğümde ağzına fermuar çekiyor gibi yapıp kolunu gösterdi ve ona tutundum.

Yürümeye başladığımızda hala çok zorlanıyordum ve hastanenin kapısına daha bir ton yol vardı. Kerem ise sabırla benim yavaşlığımla hareket etmeye çalışıyordu.

Peki serkan ile ozan ne yapıyordu? 15 adım önümüzde ilerliyorlardı.

"Adamlık öldü de bir ben mi yaşatıyorum be? İnsan az centilmen olur,ayıp olmasın yavaş yürüyeyim der!"

Kerem kahkaha atıp bana baktığında konuşmaya başladı bu çocuk harbi iyiymiş canım brom.

Ben bunu sena'ya mı ayarlasam?

"Az önce adam seni götüreyim dedi kabul etmedin ya senin burcun neydi? Ah pardon geçen gün doğum günündü değil mi o zaman o burç olamazsın. Bu arada doğum günün kutlu olsun gelemedim görevdeydim. Ayrıca ne düşünüyorsun 32 diş sırıtıp?"

Ne çok konuştu o öyle?

Ya Allah niyet ettim kerem in konuşmasına karşılık vermeye.

Az önce kabul etmedim çünkü kendim gidebiliyorum sadece bu kadar önden gitmemeliler ayrıca burcum oğlak ve Evet 18 ocak yani geçen gün benim doğum günümdü, kutladığın için teşekkür ederim ve 32 diş sırıtmamın sebebi seni arkadaşıma ayarlasam mı diye düşünüyordum." Bir çırpıda söylediklerimle hepsine cevap beklemiyor olacakki yürümeyi bıraktı. "Hepsine cevap verdin? aklında nasıl tuttun? Neyse arkadaşın güzelse neden olmasın?"

Bir eren vakası daha.

Tekrardan yürümeye başladığımızda gözüm ozan'daydı ama kerem ile konuşuyordum.

"Çok güzel,ama öyle takılıp bırakabileceğin bir kız değil."

Yüzüne baktım.

"Yapmaya kalkarsan bir daha yapamazsın çünkü seni yaşatmam, benim en kıymetlilerimden."

Kaşlarını havalandı.

"Oov etkilendim,tanışmak isterim kendisiyle." Duraksadı.

"Diyelim evlendik biz onunla sen kız tarafı mı olursun erkek mi?"

İkiye bölünebilirdim.

"O zaman bakarız ona da."

Ozan yürümeyi bıraktığında bize baktı ve sıkıntılı bir nefes verdi.

Önüne geri dönmesini beklerken bize doğru yaklaşmaya başlamıştı.

Serkan isa durup bizim oraya gelememizi beklemeye başlamıstı.

Ne geliyorsun? Dercesine bir bakış attığımda tek hamlesiyle beni kucağına aldı.

"Bu iş çok uzamıştı."

Ben geliyordum yavaş yavaş bu niye aldı?!

"Geliyordum ben keremle? sen niye geldin?!" Hızla ilerlemeye başladığında beni takmadı. Bostan korkuluğu muydum ben?!

Bölümü beğendiniz mii?

Tavsiyelerinizi ve yorumlarınızı belirtirseniz sevinirim.

En sevdiğiniz karakter hangisi bu aradaa?

Ayrıca okuyun lütfen emek veriyorum çoook.