3. bölüm · Altın Diş
🦷3. Bölüm🦷
Ozanın anlattıkları karşısında far görmüş tavşan gibi kalmıştım. Evet o gece ile ilgili aklımda bir kaç kare vardı fakat o adamın yüzü hiç bir karede yoktu sanki görünüyor ama sadece yüzü buğlu gibiydi.
Ayrıca evet o günün sabahında abimi ve o arkadaşlarımı engellemiştim.
Çünkü abimin ne kadar haberi olmasa da diğer arkadaşlarım içeceğimi alkolsüz diye önüme koymuşlardı ve ben o yüzden içmiştim. Onlar yüzünden kötü yola düşmüştüm ve kendime verdiğim sözü çiğnemem asabımı bozmuştu.
Abimin tek günahı ise böyle bir arkadaş çevresi olmasıydı evet çünkü onlar abimin arkadaşlarıydı.
Ne yapayım? çevresinin kötü olması tabii ki de dağ ayısı abimin suçuydu.
Esra yengeninde alacağı olsundu yani. "Ama o adam bi mağra duvarı değildi ki? ayrıca normalde ethem dedeye inanmıyorum sadece arada söylediğim oluyo o kadar."
Son söylediklerimi ona inandırmak ister gibi söylemiştim ve bunun karşısında sağolsun gözler önüne muhteşem kahkahasını sermişti.
"Bana arada laf olarak soktuğun mağara duvarı lafını duymazdan gelerek söylüyorum, inanıyorsun o gece onu söylerkenki halini düşünüyorumda ona inanmadığın ihtimali sıfır."
Yani belki biraz? Ya da belki baya da olabilir.
"Yanlış biliyormuşum zaten öyle değilmiş o ethem dede ethem dede gömleği keten dede fularım nerede fularımı bulursan 3 göbek atarım dede demem gerekiyormuş."
Güldüğünde somurtuyordum.
"Tüh!"
Yalandan üzüntüsu bana çok destek oluyordu.
her neyse konumuz bu değildi biz gerçekten önceden tanışıyorduk. Evet o adamı daha sonra merak etmiştim fakat o adam hiç ozan gibi değildi ki şakamatik biriydi ozan ise nemrudun önde gideniydi.
Bunu hakaret etmek için söylemiyordum gerçekten ikisi aynı kişi olamazdı.
"O zaman da karakterim böyleydi masal sadece neden bilmiyorum ama o gece bana zırhımı çıkarttırdın diyelim. Her neyse ilk gördüğümde seni tanımamıştım ama daha sonra seni hatırladım.bunu öylesine anlatıyorum biliyorum seni kaçırarak kötü bir başlangıç yapmış olabilirim ama arkadaş olabiliriz bence?"
Arkadaş mı? Bu mağra duvarıyla mı? Zırhını çıkarmasının sebebini anlamıştım. bana söylemese de anlamıştım çünkü korkuyordu tanımadığı birine samimi tavrını gösterip ona zayıf kısmını sunmak istemiyordu ve o gün ben ona içten gelmiştim-ki zaten hep öyleyim- ve o da bana öyle gelmişti çünkü o gece sarhoştum hem sabahında muhtemelen hatılamıyacaktım hem de o da benim zayıf tarafımı görmüş olacaktı.
insanlar aklı başındayken uyanık olurlar karşısındakinin bir zayıflığını kollar ve bunu ona karşı kullanırlar ve bu yüzden kendine duvar örmüştü ama bilmediği bir şey vardı herkes öyle değildi.
Ki böyle ömür mü geçer Allah aşkına? kimseye güvenmeyerek?
Ayrıca ben psikolog mu olsaydım acaba?
Birine güvenirim ve o benim bi zayıflığımı kullanırsa onu hiç ummadığı bir yerden vururum? sonuçta herkes yaşattığını yaşar diye bir söz var bu hayatta.
Eğer ben bunu beceremezsemde ki hiç olmadı o zaman o zaten Allah'ından bulurdu.
"Pekala arkadaşın olurum ama sinirlenince hakaret etmeme karışamazsan."
Elimi uzattığımda ise o da karşılığını vermişti.
"İyi anlaşıcağımızı umuyorum dişçi kız." Daha sonra ise beni aldığı yere yani arabamın yanına bırakmıştı.
İşe gitmem gerektiği için söylene söylene arabamı yıkatamadan kliniğe gitmiştim.
"Hey millet! Ben geldim kusura bakmayın patronunuz bu aralar çok yoğun alayının dişini çekemiyo. Biliyorum yokluğum koydu ama varlığım olay olmaya devam edebilir."
Yalandan bir havayla saçımı savurdum.
Arılarımla konuşmaya başladığımda bu çocukları ne kadar sevdiğimi fark etmiştim.
Hiç bir zaman onlarla aramda patron-çalışan ilişkisi olmamıştı aksine onlarla kanka olmayı seçmiştim.
Ha Bi de aramızda kraliçe arı -arı ilişkisi vardı yani en azından benim gözümde öyleydi.
Karşıdan gelen Eren'e gülümsedim o ise yine ukalalığın diz boyu der gibi bakıyordu.
Ama hepsi biliyordu ki bunları şakasına söylüyordum. aslında tam tersine özgüvensiz biri bile sayılırdım genelde bunu şakaya vursamda yakınım gördüğüm herkese açıkca söylüyordum.
"Ooo ana kraliçe kovana teşrif etmiş, matmazel gözümüz yollarda kaldı." Sanırım sadece ben öyle görmüyormuşum.
"Bir arkadaşımla karşılaştıkta biraz hasbihal ettik kusura bakma Eren pardon uşak." Son kısmı bilerek onunla dalga geçme amacıyla söylemiştim eren zaten benim iş dışında da arkadaşımdı ve aynı zamanda kliniğin en gözde diş hekimlerindendi ben ana kraliçeydim o ise uşak güldüm yani hem içimden hem dışımdan.
"Odama gidiyorum ben birazdan fazilet hanım ve kızları gelecek hazırlanmam lazım daha nasıl diş çekilir videosu izleyeceğim."
Kadının adı fazilet olduğu için öyle demiştim yani kızlarının geleceği falan yoktu yani geleceği vardı da öyleli değil kısaca dizi göndermesiydi.
Fazilet hanım gerçekten önemli bir hastamdı ve bu yüzden gerçekten hazırlanmalıydım. Eren ise söylediğim şeyden sonra büyük kahkaha atmıştı.
E zaten çok komik biriyim tabii atacaktı.
"Yıllık tiyatro masraflarımı yok ettiğin için teşekkürler masal."
İşte öyle de iyi biriyim
"Ne demek uşak efendi, ne demek."
"Maymun olarak."
Etrafımda bakındım ilk bulduğum şey ise hiçbir şeydi. Hepsi kafa kıracak türden eşyalar olduğu için bir de eren in hastane masrafını ödeyemezdim bu sebepten ayakkabımı çıkarttım ve kafasına fırlattım son dakika sıyrılmasıda benimle alakalı değildi.
"Simdi gitte ayakkabımı getir."
"Hay hay." Gerzek olması yine de centilmen olması gerçegini değiştirmiyordu.
Bir dakika zaten onun yüzünden fırlatmıştım? tam hırboydu.
Odama çekildiğimde sisteme girdim saat şuan 10.30 du ve benim hastalarım 16.40 ta bitiyordu ne vardı yani şu hastalar arasında bu kadar saat farkı olmasa?Fazilet hanım ise saat tam 11.00'da gelecekti dakik biri olduğu için saat 11.00'de kapımın çalacağına emindim.
daha sonra ise öğle yemeğinden sonra 13.20'de periveş hanım gelecekti.
O kadından nefret ediyordum çünkü annemin anlattığına göre zamanında annemler evlenmeden önce babama göz koymuştu ve yüzsüz kadın evlendiklerinden sonra bile sık sık bize ziyarete geliyordu.
Üstelik ben diş hekimi olduğumdan beri sadece bana geliyordu benim ise kadının yüzüne bir türkürmediğim kalıyordu.
Acaba beni sık sık ziyaret ettiği gibi abimide(polis) veya ablamıda(mafya) ziyaret etse nolurdu? düşündüğüm şeyle sırıtmaya başlamıştım. Ailemizin meslek uyumuna sonra konuşulacak bir konuydu.
"Kadın sümüklü böcek gibi! yapıştı mi yapışıyo şimdi anma bizim eve falan gider başıma kalır sonra."
Malzemelirimi dizerken kendime bir çay söylemiştim ve abur cubur.
Tamam disçiydim ama bu abur cubur hastalığıma engel değildi. Evet hastalık derecesinde abur cubur yediğim doğruydu her ne kadar bunu desteklemesemde yapacak bir şey yoktu yani?şimdi annein bana yaptığı gibi her gün ayna karşısına geçip kendimi azarlayacak halim yoktu. Saat 11.00 olmuştu ve daha 00 olduğundan bu yana bir saniye bile geçmeden kapım tık tıklatılmıştı.
"Buyrun fazilet hanım." Böyle de kibarım.
Kapı açıldığında karşımda lacivert renk kalem etek ve onunla uyumlu ceket giymiş kadına bakıyordum şapkası ve çantası onu tam bir İstanbul hanımefendisi yapıyordu fakat biz balıkesir'deydik.
"Merhaba masal hanım nasılsınız?"
masamın önündeki iki koltuktan birine geçtiginde gülümseyerek cevap verdim. "Merhaba fazilet hanım iyiyim siz nasılsınız diyeceğim ama anladığım kadarıyla pek iyi değilsiniz." Başını sallayan kadın konuşmaya başladı.
"Dişim üç gündür beni uyutmuyor." "Anladım ben sizi aşağıya göndereyim filmini çeksinler sonra siz buraya geri gelin."
Saat 12.00'ydi fazilet hanımı ise göndereli beş dakika olmuştu. Dolgusunu yaptıktan sonra buradaki işi bitmişti.
Kapı açıldığında gelen kişi Eren'di.
"Masal hadi gel yemek yemeye gidelim." Öğle arasına girmiştik ve ben hiç aç değildim. Tam konuşmak için ağızımı açmıştimki eren konuşarak beni susturmuştu.
"Eğer gelirsen sana dondurma alırım."
Yes be! İşte hayat böyle olmalıydı.
"Bana bunlarla gelin oğlum! Nereye gidiyoruz?" Dedim heyecanla çantamı alırken,bu halim ise eren in gülmesine sebep olmuştu.
"Bu teklifi senin dışında kime yapıyorum biliyor musun?" Aynada saçlarımı düzeltirken merakla sordum.
"Kime?" Eren ise alaylı tavrını takınarak yüzüme baktı.
"Üç yaşındaki yeğenime." Üç mü? Alay mı ediyo bu benimle.
"Ne demeye çalışıyorsun Eren büyükler dondurma sevemez mi?"
"Hayır büyüklerde dondurma sevebilir ben büyük değilsin demeye çalışıyorum."
Ne var yani çocuk bir ruhum varsa?
"En azından sizin gibi moruk değilim." Dedim ve onu iterek odadan dışarı çıktım.
Arabaya doğru yürürken hala keyifli gülüşlerini duyuyordum.
"Nereye?"
"Arabaya."
"Buraya gel masal benimkiyle gidelim bu sefer."
Hedefimi kendi arabamdan eren'in arbasına kaydırdıktan sonra arabaya bindim.
"Mekanda oturmayalım hamburger alıp sahile gideriz ne dersin?"
Bu çocuk öğle yemeği işini gerçekten iyi biliyordu.
"Olur olur hamburger alırken jelibonda alırız hem."
Sırıttığında az önce söyledikleri tekrardan aklıma geldi.
Bu çocuk niye her fırsatta bakışlarıyla bana bebek gibisin diyo ya!?
evet bebek gibiydim ama öyleli değil!
"Eren! Asabımı bozma ve yoluna bak lütfen."
Emniyet kemerini bağladıktan sonra ellerini teslim olur gibi iki yana açtı. "Tamam sinirlenme o çocuktan sonra senden korkuyorum."
"Hangi çocuk?"
Sırıttı ve arabayı çalıştırdı.
"Üniversitede dövdüğün çocuk."
Hangisinden bahsediyordu?
Heee o çocuk doğru hak ettmişti ama mal herif. Oh iyi yapmıştım ellerim dert görmesin.
"Hak etmişti ama." Ciddiyetle söylediğm şeyden sonra eren gülerek başını salladı. bende güldüğümde "Sende kendine çeki düzen ver bence." Dedim.
Alaylı söylediğim şeyden dolayı gülüşü büyümüştü
"Korkuyorum masal."
"Kork eren." Gerçekten eren'le arkadaş olduğum için çok şanslıydım.
Onunla üniversite 1. Sınıftayken tanışmıştım ve o zamandan beri arkadaştık. açık kumral saçları ve ela gözleri olan yakışıklı bir çocuktu. Hatta Bi keresinde gözleriyle ayarttığı bir kız beni sevgilisi sanmış ve kenarda kıstırmıştı. Gerçi ben onu dövmüştümde orası ayrı bir muamaydı.
"Ulan Düşündümde ben senin yüzünden kaç kızla uğraştım Eren?!" Kahkaha attı ve gözünü yoldan bir kaç saniye ayırıp bana baktı.
"Valla ben saymadım. napayım be masal? hiç biri kopamadı benden, kaldıramadı sevgilim olma ihtimalini."
"Egoistsin eren kızı yüz üstü bırakmıştın 1 hafta kızla bakıştın! ya sohbet ediyoruz diyorum ki bu eEen nereye bakıyor? kızı dikizliyosun, sonra da ben ümit vermedim. oldu paşam."
Gülerek söylediğimin bazı yerleri aslında komik değildi bana biri böyle bir şey yapsa muhtemelen sonu olurdu.
"Sen hariç herkes bunları yapıyordu zaten tabii sen o sırada erkeklerden nefret etmekle meşgul olduğun için. Hatırlasana senden hoşlanan bir çocuk vardı o da beni senin sevgilin sanıp dövmüştü. Güzel gözüm 2 gün senin yüzünden kapalı kalmıştı!"
Doğru yaşandı böyle şeyler.
"O seni dövdükten sonra bende çocuğu dövmüştüm hatırlıyo musun?daha sonra hoşlanmayı bırak öldürecekti beni."
Nah öldürürdü de neyse.
Eren güldüğünde başını salladı. Araba durduğunda ise eren siparişi almaya gitmişti.
Yarım saat sonra...
Saat 13.00' iı eren ile yemeğimizi yemiş ve kliniğe geri dönmüştük 20 dakika sonra ise periveş hanımzade teyze gelecekti.
"umarım işi çıkar,Bi de onunla mı uğraşıcam ya?"
Bu yirmi dakikayıda eren in bana aldığı jelibonları yiyerek geçirmiştim.
Kesene bereket Erencim.
Çünkü her şeyi Eren'e kitlemiştim.
o ise karşılığında bana verdiğin parayı geri alıyorsun demişti. Yapacak bir şey yoktu.
Kapı çaldığında ise göz devirdim.
"Gir."
Kapı açıldığında karşımda kızıl saçlı sırıtan kadın vardı.
"Masal! oy şu güzelliğe bak tü tü maşallah."
Sağol var ol.
Söylediklerine karşı sadece gülümsemekle yetinmiştim o ise direkt koltuklardan birine oturmuştu.
"Ee masal nasıl gidiyor?"
sanane acaba?
"İyi gidiyo periveş teyze." İsteksizce söylediğim cümle onda ters tepki yapmıştı.
"Hmm baban nasıl? aradımda açmadı onlara da gidicem bursa ya haftasonu."
Eksik kalsan olmaz zaten.
iconsun babam.
"Periveş teyze niye sen her hafta sonu bizdesin?" Böyle de açık sözlüyümdür. "Duymamış olayım masal lafı mı olur? geleceğim tabii."
Tamam kapa çeneni masal.
"Yok ben iyi anlamda dememiştim, Neyse hadi söyle neyin var?"
Eve gideceğim saate ışınlanabiliyor muyuz?
"Ay masal ben çikolata yiye yiye şu arka dişimi çürüttüm hem ağrıyor hem sallanıyor."
"Tabii babamla annemi her gördüğünde depresyona girdin abandın çikolataya dimi?"
Kusura bakmayın arkadaşlar ya da bakın kadın küçüklüğümden beri gözümün önünde babama yürüyor! adi kadın! "Neyse ee napıyoruz?"
"Geç periveş teyze geç."
🦷
Periveş teyze gitmişti ve şuan bir diğer hastam olan bir kadın vardı.
Niye bugün bütün hastalarim kadın?
"Dişinize kanal tedavisi yapıcaz Zeynep hanım."
"Tamam yapın ama uyuşturmayın dişimi sakın."
Bu ne demek şimdi? anestezi yapmadan kanal tedavisi yapan nerede görülmüş?
"Anlamadım?"
"Anestazi diyorum yapmayacaksın!" "Tamam hanımefendi!" Hasta ne derse o değil mi? Hayır! Hanımefendiye bak! Bi de bağırıyor.
...
"Bak anestazisiz de oluyormuş demekki gerçi uyuşuk gibi hissediyorum ama demekki o anestaziden olmuyormuş." Ukala tavrı fokurdamaya başlamama sebep olmuştu.
"Ukalalığınızı bölüyorum ama ben size anestazi yaptım zaten, demekki neymiş iğneden korkmuyormuşsunuz ne bu ilgi isteği? eğer anestazi yapmamış olsaydım kliniği inletmiştiniz."
Kadının resmen gözleri değişmişti ve ben olay çıkaracağını o saniye anlamıştım, yapacak bir şey yok alttan alamazdım.
"Ne?! Sizi şikayet edicem nasıl böyle bir şey yaparsınız?seni sokaktan çevirip mi dişçi yaptılar manyak kadın!"
Aha şimdi başlıyoruz manyak mı dedi bana o?
"Asıl siz aptal olmak için aylık maaş mı alıyorsunuz? bu olmayan aklınızın başka bir açıklaması olamaz. Ayrıca emin olun dişçi olmak için harcadığım çabayı siz biraz aklınızı kullanmak için harcasaydınız dahi olmuştunuz.Ve dişçiliğime laf edicek son insan bile olamazsınız şimdi defolup git burdan." elimle kapıyı gösterdiğimde orada eren ve diğerleri vardı onlar da ne ara gelmişti Allah aşkına? Bu kadar kaptırmış olamazdım heralde?
Yinede kendimi tebrik ediyordum sonucta hala sizli konuştum? Çok takdir edilesi bir durumdu.
Kadın ise kovulmayı kaldıramamış olacak ki hızla ilerledi.
"Ben kendim gidiyorum ve ayrıca sizi şikayet edicem!"
korktuğumumu sanıyordu bu?
"Bunu az önce söylemiştiniz zaten gidin ne halt yiyorsanız yiyin."
Kadın çıktıktan sonra adeta ringe çıkmış boğa gibiydim. Sinirlenip elimi duvara geçireceğim sırada elimi tutan Eren olmuştu. Eğer elimi tutmasaydı ise kırılması veya çatlaması kaçınılmaz bir durumdu çünkü çok hızlı bir şekilde elimi hareket ettirmiştim.
"Masal sakin ol!"
"Görmüyo musun ya bir de beni eleştriyor!"
Eren etrafına bakındığında çocuklara odadan çıkmalarını işaret verdi ve çocuklar odadan çıktı.
"Masal o bir hasta gerekirse kibarca kovacaksın onunla kavgaya girmek ne demek? şikayet alacaksın şimdi." Umrumda değildi onun beni aşağılamasına izin veremezdim. "Umrumda değil eren napayım durduramıyorum kendimi."
"Şikayetin ikiye çıkarsa neler olacağını biliyorsun masal şu öfke kontrolün için bi çözüm bulmamız gerekiyor."
Ben kendimi kontrol edebiliyorumda karşımdaki edemeyince olmuyordu işte.
Ve Evet şikayetim ikiye çıkarsa başarı belgelerimden biri alınırdı ve ben Bi alt seviyeye düşerdim yani artık patron olamazdım. Ya da yanıma birini daha getirirlerdi.
"Eren bunu sonra konuşalım sen beş dakika sonra sıradaki hasta mı çağırır mısın? adını bilmiyorum bilgisayardan bakarsın."
Eren beni anlayışla karşılayıp odamdan çıktığında hasta yatağına uzandım ve konuşmaya başladım.
"Şikayet edicekmiş! Var ya senin orada dişlerini tek tek söküp boynuma kolye yapardım da! Hanımefendiliğim el vermedi manyak karı!"
Arkamdan gelen ses kadına sövmeyi bırakmamı sağlamıştı.
Tabii ya hasta! Eyvahlar olsun adım psikopata çıkacaktı.
Arkamı döndüğümde gördüğüm insan şaşırmamı sağlamıştı üstelik şaşıran sadece ben değildim yüzünde yalandan bir korku vardı.
Gelen kişi ise ozan karadağ'ydı.
Ve söylemeden edemiyeceğim gerçekten bu adam çok yakışıklıydı ama işte biraz susak kafalıydı neyse kötülemeyeceğim çünkü artık arkadaşımdı.
"Ben gelmemişim gibi devam et sen."
Niye geldin o zaman dimi?
"Sen niye geldin ozan? Hastam gelecekti benim."
Sıraya kaynak mı yaptı bu herif?
"Benim zaten hastan." Dalgayla söylediği imalı cümlesini asabımı bozmuştu.
"Ozan Vallahi elimde kalırsın sinirliyim zaten."
sırıtıyordu ve sırtını duvara vermiş bir şekilde yaslanıyordu.
"Anladım zaten onu, ayrıca korkunç piskopat düşüncelerini duymadım merak etme."
Tabii ya duymamış halin buysa.
"Üzerinde uygulamamı istemezsin heralde dimi?"
Sırıtarak bakışlarını tavana çevirdi ve düşünüyormuş gibi yaptı.
Düşün sen düşün.
"Açıkcası görmek isterdim hem Senin elindense razıyım."
Ne demek senin elindense razıyım? ya Allah girişiyorum ben o zaman?
"Tamam bana uyar." Deyip elime davyeyi aldığım ve üzerine yürüdüğüm esnada kollarımdan tutup beni duvara yaslamış ve davyeyi tutan elimle diğer elimi arkamdan ellerinin içine hapsetmişti.
Manyak mıydı bu adam? Daha bu sabah arkadaş olmuştuk?
"Oo hareketlerin hızlı ne zaman öğrendin bunları?" Babamda iyi dövüşür ve istediği an insanları etkisiz hale getirirdi hatta küçükken bana da bir kaç bir şey öğretmişti.
E bunları kullanmanın tam zamanı değilde neydi?
Sırıttı
"Uzun yıllar önce."
"Hmm." Neyse artık kurtulma zamanıydı.
Biraz kötü taktiklere bulaşmıştım ama kaşınmıştı.
Taktik neydi diye soracak olursanız.
Bir yerine tekme atmak diyebilirim. Neresi olduğunuda söylemesem daha iyi olurdu.
Doğal olarak arkadasım biraz hasar almıştı.
Verdiği tepki ise Bi süre gözü kapalı durmaktı.
Ama ben onun gibi rahat durmamış benim olduğum tarafa onu çevirmiştim artık o duvara yaslanıyordu. Ve davye boğazının yanındaydı.
Aniden gülmeye başladığında bende gülüyordum.
"E Alp Güneş'in kızından başka türlüsü de beklenemezdi değil mi? Ama bunun hesabını daha sonra soracağım."
Aynı anda hem ciddi hem alaylı konuşmayı nasıl başarıyordu?
gerçekten adamda siyah mercedes karizması vardı resmen.
Öğrenmişsin sonunda. Hesaba gelirsek sorarsın, sorarsın ama bana hesap sormak isteyenler listesi Bir hayli kalabalık sıraya geçmelisin."
"Bekleriz sıkıntı yok."
Onu hapsettiğim duvardan kurtardım ve geriye çekildim.
"Eee ozan karadağ bey şikayetiniz nedir?" Ozan ise elini çenesine koyup dudaklarını büzmüştü.
"Dişim ağrıyor dişçi kız ama boşver sen benim gitmem lazım."
Öyle kolay bırakır mıyım? Sırf konuşmak için randevu almak nedir ya?!
"Yok yok sen kal gitme ben senin bir dişine bakayım."
Gözündeki neydi onun öyle aletleri bakarken? Korku? Büyük bir kahkaha attım.
Biraz zorba olabilirim belki.
"Ne o korkuyor musun yoksa?" ben hala 32 diş sırıtırken o ise sinsice gülümsüyordu. bi anda tekrar bana yaklaşmaya başlayınca sertçe yutkundum. Ne yapıyor bu? Hani biz arkadaş olacaktık ya!insan düşmanına böyle korkutucu gelmezdi!
Aramızda 3 adım kala durdu.
"Korkmak ve ben, daha önce bir araya geldiğimiz olmadı."
Ne demezsin ya hiç korkmuşa benzemiyorsun zaten ben götümden uydurdum.
"Dikkat et o zaman çünkü her şeyin bir ilki vardır." Daha sonra ise cümlemi söyle devam ettirdim.
"Biri gelir ,yaşatır sonra sana o korkuyu." Daha sonra arkamı dönerek masama gitmeye yöneldim o ise uzanıp elimdeki davyeyi aldı ve aldığım yere gitti davyeyi santimetresine kadar ölçüp koyması ise büyük şaşırmama sebep olmuştu.
Adam simetri hastası çıktı iyi mi?
Ozan...
Klinikten çıkmış eve gidiyordum. Şikayet eden kadınla uğraşmak bqya bir zamanımı almıştı.
Ama en sonunda ısrarlarıma dayanamamış ve şikayetini geri çekmişti. hala yıllar evvel aylarca aradığım kızı baskın yaptığım bir depoda bulduğuma inanmıyordum. Üstelik o benim sık sık anlaşma yaptığım adamın,ortağımın kızı çıkmıştı.
Onun o kız olduğunu çocuklara anlatmamıştım ama şimdi anlatmaya gidiyordum.
Sağdaki yola girdiğmde artık ev görünür vaziyetteydi. Arabayı otoparka park ettim ve eve doğru ilerledim. kapıyı açan ise kerem'di.
"Ay buyur komşu tamda gün için yaptığım kurabiyeleri fırından çıkarmıştım. Altını getirdin değil mi?"
Kafasındaki başörtü müydü onun? Bu çocuk niye hep böyle zevzekti?
"Kerem bu halin ne?"
Başörtüsünü düzelttikten sonra tekrar konuşmaya başladı.
"Serkan kurabiye yap diye tutturdu altın sarısı saçımı yemek mi isterdin ozan?"
Ya görende evliyiz de karım bana trip atıyor sanardı.
"Bir şey demedim karıcığım iznin varsa eve gireceğim."
Önümde dikildiğini ise şuan fark ediyordu ve kenara geçip içeriye girmemi sağladı. "Buyur kocam buyur."
İkimizde gülerek içeri girdiğimizde serkan uzanmış telefonuna bakıyordu.
"Ne gülüyonuz oğlum? bir şey duydumda korkuyorum sormaya."
telefonunu kapattığında uzanmaya devam ediyordu.
"Sor korkma serkanım."
Kerem hala güne gelmiş misafirlerini ağırlıyormuş gibi davranıyordu.
"kocam falan desem anlar mısınız nedime sultan?"
Nedime ha? Yakışırdı kardeşime.
"Sevdim bunu." Dedim ve tepside duran kurabiyeleri bir tane ağızıma atarak oturdum. Kerem ise sıcaktan alnına yapışmış sarı saçlarını kenara attı ve başörtüyü çıkardı.
"Doğru duymuşsun bir diğer kocam, neyse nasıl olmuş?" Yaslandığımda konuşmaya başladım
"Yapıyorsun bu sporu."
Gerçektende kerem çok iyi yemek yapardı tabii hamur işlerini de atlamamak lazımdı.
"Aslında size bir şey anlatacağım ben." İkiside Ciddiyetle bana döndüğünde konuşmaya başladım.
"Hani 3 yıl önce bir kız vardı ya." o kızı hatırlamış olacaklarki daha dikkatli dinlemeye başladılar.
"Hani şu eve geldiğinde Kenan doğulu'nun 'kandırdım" şarkısını açıp hatunumu buldum ben dediğin kız mı?buldun mu lan yoksa?" evet o kızdı.
Serkan da hatırlamış olacak ki konuşmaya başladı.
"Hee o kız, oğlum 10 yaşından sonra ilk defa seni şarkı söylerken görmüştük."
Yani evet.
"Buldum ben o kızı."
"Oğlum o yıl kaç ay uğraştında bulamadım şimdi nerede buldun?" O yıl onun yüzünden sırf bulmak için ethem dedeyi bile denemiştim.. kız resmen manyak etmişti beni. Tam aramayı bile unuttuğun anda ise çıkıp gelmişti.
"Depoda, o kız masal."
Kerem Bi anda öksürmeye başlayınca serkan şok halinden sıyrılıp kerem ölmesin diye sırtına vurmaya başladı. çünkü boğazına kurabiye kaçmıştı.
"O masal bu masal mıymış?"
Serkan'ın söylediği seyden sonra başımı evet anlamında salladım. Gözüme takılan şey ise asabımı bozmuştu yamuk duran tepsiyi düzelttiğmde ise içime resmen su serpilmişti.
kerem ise artık boğulma tehlikesi geçirmiyordu.
"Brom dediğim kız yengem çıktı iyi mi?"
Ne yengesi lan.
"Oğlum yenge yok arkadaşız artık biz masal 'la hatta..."cümlemin devamını getirememiştim. Çünkü yapmak istemediğim bir şeyi yapacaktım.
"Hatta ne?"
Başımı önemsiz anlamında salladım ve "Anlatırım sonra" dedim.
Şimdiden yapacaklarım için özür dilerim mavi fularlı kız. Kusura bakma.
İnşallah begenmişsinizdirr
Ve acaba yorum atarak fikirlerinizide belirtseniz olur mu ki?
