2. bölüm · Altın Diş

🦷2. Bölüm🦷

Öykü Ö.

Kızlara olan biten her şeyi anlatmıştım ve
Onlarda şuan ağızları açık bana bakıyorlardı. Ve ayağım bu entrikaya bu kadar uyum sağladığı için ölüyordu.
"Sen kaçtın ve buraya mı geldin yani?"

Bu kız niye anlatmamışım gibi davranıyordu?

"Evet sena anlattım ya?"
"kızım bizi niye tehlikeye atıyorsun?ne bileyim bursa' ya yola çık falan."

İnsan tam olarak kurdu,yurdu bu günlerde ayırt edebiliyordu. Sena'ya kınayıcı bir bakış attım.
"Kötü müsün sena? arkadaşın kaçırıldığı yerden kaçmış senin takıldığın nokta burası mı?"
Nisa ise derin düşüncelere dalmıştı. "Ayrıca farkında mısın bilemiyorum ama evde bir polis var korur heralde bizi dimi Nisa?" aslında amacım onun dikkatini çekmekti. Ben ha bu iki kızla çocukluğumdan beri arkadaştım ama bu ikisi ben ne zaman bir belaya bulansam eror veriyordu ve şu zamana kadar hiç ayrılmamıştık tabii ben Sinan beni bulmasın diye ortalıktan kaybolurken Nisa dan 2 ay ayrı kalmıştık çünkü onun Bursa'dan balıkesir'e gelmesi biraz zor olmuştu bunların bütün sebebi ise bendim zaten. Ve ve ve bu arada size birazcık kendimi anlatayım. Benim adım masal,boyum 1.73,gözlerimin rengi yeşil ve saçlarımın rengini bilmiyorum sanırım açık kumral olacaktı. Yani dışarıdan kendime şööyle bir alıcı gözle bakacak olur isemde kendimce Bi giderim vardı. Güzel,çevreme yararlı özelliğimi söyleyecek olursamda sinirli biriydim hemde baya yani bence o kadarda değildim ama etrafımdakiler sinirli olduğum kararına çoktan varmış ve bunu var güçleriyle destekliyorlardı.
"Nisa? Ne düşünüyorsun?" Nisa daldığı düşünceden çıkmış ve kahverengi gözlerini gözlerime dikmişti.
"Bu ozan, ozan karadağ bana bir yerden tanıdık geliyor." Nedense bana da bir yerden tanıdık geliyordu isim olarak.
"Gelir tabii polis değil misin sen? e adamda mafya belli aranmıştır zamanında falan." Yani bu da olası bir durumdu.
"Hayır ya ben sanki günlük hayatımda duydum bu ismi ama nerden..."

🦷

Sabah olmuştu saat şuan 07.40'tı benim mesaim ise 09.00'da başlıyordu. işimin patronuydum yani kliniğim bana aitti ve bu yüzden işe istemediğim zaman gitmediğim oluyordu çünkü yanımda bir sürü iyi diş hekimleri çalışıyordu. ben ise genelde cemiyetteki önemli isimlerin dişlerini yapıyordum tabii bu her zaman öyle olmuyordu çünkü ben aslında onlarınkini değil önemli operasyonu olan ama bütçesi yetmeyen insanların dişini yapmaya daha meraklıydım tabii onlarında dişlerini yapıyordum fakat genelde cemiyettekiler kliniğime gelmeden önce benden randevu alıyorlardı. Nisa çoktan karakola gitmiş sena ise duşa girmişti ben ise şuanda giyiniyordum. Ocak ayındaydık ve bu yüzünden üzerime kalın bir kazak altıma ise kot pantolon giymistim.

Bugün ocağın 10'uydu yani doğum günüme 8 gün kalmıştı bu benim için bir şey ifade ediyor muydu? Evet çünkü e ben doğdum ya?

tuvaletin kapısını tıkladım.
"sena ben çıkıyorum."
"tamam!" Sena nın derinden gelen sesini duyduktan sonra ise lili ve malinin başını okşayıp çantamı almış ve dışarı çıkmıştım. Aslında çanta takmayı pek sevmezdim ama nereme koyacağım onca şeyi? arabama bindiğimde yorulduğum için soluklanmıştım.
Her yerim her zamanki gibi ağrıyordu. Pahalı bir arabam vardı e sonuçta çalışıyorum kazanıyorum yani. Ve araba sürmeye karşı daha önce de dediğim gibi büyük bir hevesim vardı.
Kliniğe uğramadan önce bir işim vardı arabamın yıkanması gerekiyordu evet bu benim icin çok önemliydi affedersiniz evimi bok götürse umrumda olmazdı ama arbamın temizliğine önem veriyordum. Yazın arabayı kendim yıkamam bir hobim olsa da kışın pek zevkli olmuyordu. normalde evden kliniğe yolum en fazla 30 dakika sürüyordu ama otoyıkamacıya olan mesafe biraz fazlaydı. tenha yola girdiğimde ise Bi anda önüme bir araba çıkmıştı ve ben ani fren yapmak zorunda kalmıştım.
"Oha! Oha! Gel abicim gir içime!" Sinirle el frenini çektikten sonra aşağı indim.
Normalde levyemi de alırdım ama karşıdan daha bir atak gelmemişti. karşımda ise siyah bir Bmw vardı.

Başlatmasın Bmw'sine o benim peugeot'mun içinden geçiyordu ya!

Arabadan inen kişi yüzünden sertçe yutkunmuştum.

Ozan karadağ.

"Napıyosun ya sen? Amacın ne beni öldürmek mi?" Tepkisizce karşımda dikilen adama bakıyordum.
"Eğer amacım bu olsaydı şuan ölü olurdun dişçi kız."

tamam.

"Ne istiyosun?"
"Seni."

Ne? Ne anlatıyon abicim sen?

"Beni napıcaksın pardon?"
"Neden kaçtığını konuşuruz belki?" Dudaklarının kenarı kıvrılmıştı.
"Çok sinir bozucu olduğunu söylemiş miydim?" Böyle de açık sözlüyüm. "Söylemene gerek yok ben anlıyorum zaten." Nerden anlıyosun acaba?doğru insan kendini biliyo da olabilir sonuçta "kendini bilen insanın hali de başka oluyormuş."
bu adama ayar oluyordum tanıyalı sadece bir gün olmuştu ama onu görmem bile fokur fokur kaynamama sebep oluyordu.
Hayır yani karizmasın tamam ama bu kadar gerizekalıda olma dimi? Bi kere insan gibi değildi konuşurken suratı hep nemruttu insan bir gülümser,sadece gülümser gibi oluyordu o kadar. insan onunla konuşurken bir insanla değil gerçekten mağra duvarı ile konuşuyor gibi hissediyordu.
"Benimle geliyorsun." suratsızca söylediği şeye karşılık onun aksine sırıtarak karşılık vermiştim.
"Hadi ya öyle mi?"
"Duyduğuma göre seni kemal'e önerenin kim olduğunu hala öğrenememişsin."

haydaa ben bunu nasıl unuttum!

evet hala merak ediyordum ama bu bilgi onun arabasına bineceğim kadar önemli değildi ona doğru bir kaç adım attım. şuan aramızda 4 adımlık bir mesafe vardı adımlarımı durdurduğumda yüzümü ona çevirdim.
"Düşündümde bunu o kadarda merak etmiyorum."
Sırıtarak söylediğim şey yüzünden onunda yüzünde muzip bir gülümseme oluştu. Aramızdaki 4 adımlık mesafeyi bir adıma indirdiğinde gerilmiştim yaklaşması pek hoşuma gitmemişti.

"Merak ettiğin bir şeyler buluruz o zaman?"

Neden ölmüyorsun? Diye sorsam tuhaf mı olurdu?

"Bulabileceğini sanmıyorum diyelim." gözlerimi gözlerine diktiğimde gülümsemesi büyümüştü. bu adam somurtmaktan başka bir şey biliyor muydu ya? Ve son olarak aramızdaki bir adımlık mesafeyi de kapatmıştı hala aramızda biraz mesafe vardı ama bu bir kaç santimden fazlası değildi.
"Tanışıyoruzdur belki eskiden?"
Ne? Ne dedi bu şimdi?
"Tanışıyormuyuruzdur belki eskiden?" şaşkınlıkla söylediğim şeyden yani söyleyemediğim şeyden dolayı kahkaha atmıştı ilk defa gerçekten güldüğünü görüyordum. Hoş bunun bozuk Türkçeme oluşu ne kadar hoştu büyük tartışma meselesi olurdu ve Belkide gerçekten ilk değildi.

🦷

Ben bu adamla gerçekten daha önce karşılaşmış olabilir miydim? Bence hayır bu antilopla daha önce karşılaşmış olsaydım unutacağımı sanmıyordum çünkü o kadar sinir bozucu ki insanda tranva yarattığını düşünüyorum.

Şuan ise beni bir sahil kenarındaki banka getirmişti ve orada oturuyorduk sahil kenarıydı ama arkaya dönüp yolun karşısına baktığınızda ise kafeler,clubler ve barlar görüyordunuz zaten buraya daha önce gelmiştim ama neden beni buraya getirdiğini anlayamıyordum.
"Sırf seninle geleyim diye uydurduysan seni buna pişman ederim."
Yüzüne baktığımda o da denize bakan gözlerini benim gözlerime çevirmişti. Aklına bir şey gelmiş olmalıydı ki yüzünde bir tebessüm oluştu. Bu tebessüm samimiydi şu zamana kadar herkesi yargılamış,incelemiş,sorgulamış olan bu gözlerle şükür ki bunu görebiliyordum. Anlatmaya hazırlanmıştı.

Allah aşkına ben niye hiç bir şey hatırlamıyorum?

3 yıl önce 3 temmuz Balıkesir...

Ozan karadağ

Şuan Bi clubte otururken tek düşündüğüm şey kendimden nefret ettiğimdi.
Ha Bi de aklımda olan bir şey daha ilayda. 3 yıldan beri sevgili olduğum kız.
Bir ay önce benden ayrılmıştı ve ben kendimi hala toparlayamamıştım.
Onu hala seviyor muydum? Tabii ki hayır ona olan tek duygum nefretti ama nefret zaten en dağıtıcı duyguydu bu yüzden dağılmış durumdayım zaten.
Bu pek benlik değildi ama bunca yılı onunla geçirmişken onun beni başka bir erkek için terk ettiğini sindiremiyordum.
Bunu bana gerçekten yapmıştı.

Bi daha aşık olabileceğimi hiç sanmıyordum.

clube bizim çocukların zoruyla gelmiştim aslında hiç modum yoktu. zaten çocukların beni buraya getirmelerinin sebebi de tam olarak buydu. Çok içmemiştim yani sarhoş olduğum söylenemezdi. Kerem tanıştığı Bi kızla takılırken serkan ona ahtapot gibi yapışan kızdan kurtulmaya çalışıyordu ben ise şuan karşımda oturmuş bana bir şeyler anlatan kıza boş boş bakıyordum.
Bu nerden çıktı Allah aşkına?
"Konuşmak istediğimi söylediğimi hatılamıyorum."
kıza biraz ayı gibi konuşmuş olmalıydım ki bozulup yanımdan kalkıp arkadaşlarının yanına gitmişti. Sanki ben gel dedim ne tersleniyorsun kızım?
Bense çocuklara son bir kez baktıktan sonra burada daha fazla kalmam gerekmediğini düşünerek clubten çıktım. Dışarı çıktığımda gözlerimi kapatmıştım ve yüzüme çarpan havanın tadını çıkartıyordum. Ulan bir kız icin ne durumlara düştüm be! Şu yakışıklılık bunu hakediyor muydu? Asla.
Çok bunalmıştım.
Birden yüzüme çarpan şey gözlerimi açmama sebep olmuştu. burnuma gelen koku ise anasını satayım çok iyiydi! Ne konusuydu oğlum bu?
Gözlerimi açtığımda ise gördüğüm tek şey lacivertimsi koyu renkli,üzerinde açık mavi desenleri olan bir kumaş parçasıydı yani sanırım bir fulardı.
Fuları yüzümden çektikten sonra sahibini bulmak için etrafıma bakınmaya başlamıştım. yüzüme düşen kahverengi saçı düzelttikten sonra etrafımda yavaşça döndüm amacım Fuların sahibini görmekti ama görünürde kimse yoktu. Daha sonra gözlerim etrafında Bir şey arar gibi dolaşan kızı gördüğünde Fuları sahibinin o olabileceğini düşünmüş ve ona doğru yürümeye başlamıştım. Ben daha onun yanına varamamışken o bir dükkanın kenarına oturup ağlamaya başlamıştı. Ne diye ağlıyordu? Yanına vardığımda o beni görmemiş ve başını dizlerine gömmüş bir şekilde oturuyordu. Üzerinde mavi bir midi etek ve beyaz bir bluz vardı uzun kumral saçları ise salıktı.

Eğer fular bu kızınsa sanırım mavi seviyor.

Tam önünde durmuş bostan korkuluğu gibi dikiliyordum ama o bunun farkında değildi.

"Hepinizi tez zamanda engelliyeceğim mavi fularlarda boğulun emi Allah'ın cezaları!"
Fısıldayarak konuşmuyordu ama galiba o fısıldayarak konuştuğunu sanıyordu. söylediği şey ise beni güldürmüştü ve sanırım sarhoştu. Gülme sesimi duymuş olacakki başını kaldırıp bana bakmaya başladı. Gözlerinin yeşilinin ise maşallahı vardı.

Ozan lavuk musun oğlum? Hele bi dur az önce asla aşık olamayacağım diyordun kendine gel!

Kaşları çatıldığında ise çok komik görünüyordu.
"Sen kimsin be? ve başımda ne gülüyorsun?"
Bazı kelimeleri uzatarak konuşması sarhoş olduğu tezini kuvvetlendirmişti. Elimdeki fuları havaya kaldırdım ve
"Bunu mu arıyordun?"dedim. Elimdeki Fuları gördükten sonra çocuk gibi sevinmişti ve Elimdeki fuları çekip aldı. "Aaa fularım! Nerden buldun sen bunu?"
O kadar hevesliydi ki güldüm.
"Çağırdım beni kırmadı sağ olsun."
Beni Bi baştan aşağı süzdü.
"Sen ethem dede misin?"
Ethem dede kim? işte buna baya büyük kahkaha atmıştım.
"Aşk olsun dedeye benzer bir halim mi var? Ve o kim?"
Ayağı kalktı ve sahile gitmek ister gibi yürümeye çalıştı düşer gibi olduğunda ise kolunu tutmuştum yürümeye devam ederken konuşmaya başladı.
"işte ethem dedee ethem dedee gömleği keten dede fularım nerede diyosun üç kere,fuların çıkıp geliyor."
Bu artık batıl inancıda aşmış bir durum. "hurafe o hurafe."
kaşlarını çattı.
"Ne yani şizofren mi diyorsun lan sen bana?!"

Bir doktora görünse bence fena olmazdı zaten aşk acısı çekiyorum bir de sarhoşun tekiyle mi uğraşacağım diyeceğim ama halimden gayet memnundum.

Ayrıca doğru beni ethem dede sanıyordu dimi?
"Sen yalnız mısın? Eve nasıl gideceksin?"
karşıya geçtiğimizde sahile inmiştik ve kendini kuma bırakıp yere uzandı. "Yalnızım ben çünkü artık onlar benim arkadaşlarım değil pis mahluklar." Hem üzgün hem sinirli bir şekilde söylediklerinden sonra bende yanına uzanmıştım.
"Ee senin evini nasıl buluyoruz?"
Bu halde onu bırakamazdım çünkü yola çıktığı an ezilecek durumdaydı.
"Ne buluyon kardeş sen benim evimi?"
Güldüm.
"Yok ne bulacağım be senin evini."
"Adam ol alırım aklını."
"Al bakalım nasıl alıyorsun?"
Aniden kalktığında onu izledim.
Nereye gidiyordu?
"Gidiyorum ben hadi bay bay."
"Nereye gidiyorsun?"
"Gidiyorum işte ha bu arada eyvallah amcaoğlu."
Amcaoğlu mu? ilk defa içtiği iki metre uzaktan belli oluyordu.
Yöneldiği yer neresiydi öyle? Denize mi gidiyor o?
"Deli misin kızım sen? nereye gidiyorsun?" "Ani Bi kararla en doğru yerin deniz olduğuna karar verdim ethem dede." Dede oldup çıktık iyi mi?
"Daha çocuğum olmadan dede yaptın beni fularlı kız çok sağol." Durdu ve bana döndü.
"Onu da evlenince düşünürsün artık yapacak bir şey yok ben napayım?" Güldüm.
"Gel evlenelim." Gülerek söylediğim şey karşısında o da güldü.
"Tipim değilsin be ethem dede." Gerçekten denize girmeye yöneldiğinde oturduğum yerden kaltım ve koşarak onu tuttum.
"Hop hop senin arkadaşların nerde bana onu söyle sen." Kendini geriye çekti ve kaşlarını çattı.
"Benim arkadaşım değil onlar ayrıca sende git başımdan ethem dede." Anlaşıldı bu böyle olmayacak.
"Tamam o zaman bana hangi mekandan çıktığını söyle olur mu?"
"Tamam şu karşıdakinden çıktım hadi git." Parmağıyla gösterdiği yere baktım ve sahilde oturan kızların yanına yaklaştım. "Pardon rahatsız ettim ama ben beş dakika sonra geleceğim şuradaki kıza Bi bakar mısınız? denize falan girmesin ve mümkünse buradan ayrılmasın gerçekten 5 dakika sürecek gidip geleceğim." İlk defa bu kadar fazla konuşmuştum normalde böyle biri değildim daha sert bir mizacım vardı ama sanırim bu günlük onu kenara bırakmıştım kızlar ise gülümsemiş ve beni onaylamışlardı.
"Tamam beyefendi biz göz kulak oluruz." başımla tekrardan teşekkür ettikten sonra karşıdaki mekana girdim benim çıktığım mekanın hemen yanıydı burası. İçeriye girdiğimde ise içeride yüksek sesle müzik çalıyordu. Direkt kulise çıkmıştım zaten şuanda orada şarkı söyleyen biri yoktu ve verdiğim işaret sonrası müzik kesilmişti çünkü mekandakiler beni tanıyorlardı.
"Bi saniye bir şey soracağım sessiz olun, mavi etekli beyaz bluzlu kumral kızın arkadaşları burada mı?"
Bu söylediğim şeyle 4 kişilik Bi grup el kaldırmışlardı. Grup ise iki kız iki erkekten oluşuyordu erkeklerden biri muhtemelen benimle yaşıt diğeri ise benden küçüktü kızların ise benden küçük olduğu belliydi. ciddi bir şey olduğunu sandıkları için yüz ifadeleri ciddiydi. Yaşıtım olan adam benimle aynı boyda sayılırdı. Yanıma geldiklerinde konuşmaya başlayanda oydu zaten. Kulisten inmiştim ve şuan kapının kenarında duruyordum müzik ise devam etmeye başlamıştı.
"Nerde lan masal? Tuvaletteydi o en son!"

Adı masal mıymış? Tam ona göre bir isimdi
"Arkadaşı mısın?"
Eğer konuşmaya böyle devam ederse iyi şeyler olmayacaktı çünkü alttan alacak sabrım kalmamıştı
"Ne arkadaşı birader? abisiyim. Ne olduğunu söyleyecek misin artık?!"
biraz daha bana diklenirse abisi demeden yumruğu oturtturacağım.
"Dışarıda,ve çok sarhoş sizden bahsediyordu öylece bırakıp gidemedim, birader."
"Eyvallah kusura bakma diklendim kim olduğunu bilmeyince." anladığım kadarıyla ben gelene kadar onun hala burada olduğunu sanıyorlardı. Aceleyle konuştuktan sonra dışarı çıktı bende peşinden çıkmıştım. Yoldan karşıya geçtiğimizde ise masal oturmuş kumla oynuyordu. daha sonra ise ortalığı ayağı kaldırmıştı fakat uyuya kalınca abisi onu alıp götürmüştü engelliyeceğim diye bahsettiği kişi abisi ve arkadaşları mıydı yani? kız hayatıma girmiş ve bir kaç saat durup girdiği hızla çıkmıştı ama ben onun etkisinden hala çıkamamıştım..

İnşallah okumaya devam etme onayı almışımdır, çok amin.
Birde Bi beğeni atsanız ne güzel olur be.