1. bölüm · ALEVDEN RUH
TEHDİTLER VE TEKLİFLER
Selammm♥️ Ben geldimm. O kadar heyecanlıyım ki size anlatamamm. Aslında biraz daha geç paylaşacaktım ama çok sabırsız biriyim ve biran önce sizinde okuyup benimle sohbet etmenizi istiyorum. O yüzden biraz erken yayınladım. Aklımda bir sürü kurgu vardı. Hatta bazı kurguları yazıp sildim. En son bir kurgum vardı ve cidden özgün bir kurguydu. Yani yazsam baya tutacağına emin olduğum bir kurguydu. Aslında o hala yazılı silmedim ama pek içime sinmemişti. Bildiğiniz bir kitap olacak kadar yazmıştım. Belki düzenleyip yayınlarım yada baştan yazarım ama o kurgu hep içimde ve ters köşelerle dolu bir kitap. Bir gün söz onuda yayınlayacağım.
Bu kurgu nasıl aklıma geldi bilmiyorum. Biranda gelişti her şey. Bu ilk bölüm biraz değişik yada anlamsız gelebilir ama siz asıl bir den sonraki bölümleri görün!🔥
Çok konuştumm😻
Umarım beğenirsiniz🥹🫶
instagram/ Tiktok/ Youtube:
marrybooks_lary
Alevden Ruh sizlerle!
Keyifle karşımda yanan binayı izliyordum
Massimo, şuan küller içindeydi.
İnsan sanat eseriyle gurur duymalıydı değil mi? Duyuyordum. Güzel iş çıkarmıştım. Ellerim dert görmesin.
Sırıtarak etrafa odaklandım. Koşuşan korumalar, çığlıklarla kaçmaya çalışan insanlar…
Orada durup daha fazla dikkat çekmemek için arkamı dönüp uzaklaşmaya başladım.
Kenarda siyahlar içinde bir adamın beni izlediğini fark ettim. Ne zamandan beri oradaydı? Ve nasıl fark etmemiştim? Sakin adımlarla ona yaklaştım. Yemyeşil gözleriyle hiçbir tepki vermeden bana bakıyordu. Kim olduğunu anlamak için gözlerimi kısıp ona doğru yürüdüm.
Tam karşısında durduğumda, bakışlarını benden çekmeden kıvrılmış dudağıyla beni inceliyordu. Mini siyah göğüs dekolteli, vücut hatlarımı belli eden bir elbise giymiştim. Uzun süren bakışmamızı sonunda o bölmüştü.
“Çok zevkliydi galiba?” sorduğu soruyla kaşlarım çatılmıştı. Sırıtarak “Tam olarak ney?” dediğimde yaslandığı duvardan doğrulup “Bir binayı yakmak?” Yaptığımı inkar etmeyecektim, zaten hem imzamı bırakmıştım hemde benim yaptığım belli olsun diye patlatmıştım.
“Eğlenceli olmasa neden yapayım? Vermem gereken bir tehdit mesajı vardı. Verdim.” derin bir nefes aldıktan sonra gözlerini kısıp “Başka bir nedeni var gibi, neden anlatmıyorsun?” durup onu inceledim. Yaklaşık 197 boylarında esmer yeşil gözlü bir adamdı. İtalyandı büyük ihtimalle ama rus aksanıyla karışık konuşuyordu. Bayada yapılı biriydi. Adamın yanında küçük kalıyordum. Daha fazla kas çalışmayı aklıma not edip adama odaklandım. Daha önce onu hiç görmemiştim. Ama sanki sosyal medyada birkaç kere görmüştüm.
Aslında böyle şeyleri bir yabancıya asla anlatmazdım ama bir daha görmeyeceğim bir yabancıya içimi döksem bir şey olmazdı. Ayrıca nedense onunla konuşmak istemiştim. Garip bir çekimi vardı.
Bende onun gibi duvara yaslanıp, “Babam ve onun çocukluk arkadaşı… Küçüklükten tanışıyorlar. Lisedeyken anlaşma yapmışlar. O kadar yakınlarki akraba olmak istemişler. Babamla, ben 25 yaşına gelince onun oğluyla evlenmeme karar vermişler. Oğluda şuan 27 yaşında. Çok saçma değil mi, daha önce hiç görmediğin bir adamla evlenecek olmam? Ne dersem diyeyim dinlemediler. Eğer iki taraftan biri evlenmeyi kabul ederse anlaşma iptal edilemez. Onu tanımıyorum ama haftaya düğünümüz olacaksa demekki evlenmek istiyor. Bende adamın oğlu kendi barındayken barı yakmaya karar verdim. Belki çocukca gelicek ama beni dinlemeyenleri sevmem, babamda bunu biliyordu. Eğer kabul etmezsem aralarındaki anlaşma bozulacaktı, yeraltında yapılan anlaşmalar bozulamaz. Eğer bozulursa bozan kişi yada kişiler öldürülürdü. Onlarda bunu istemedikleri için beni tehdit ettiler ve bende cevabımı verdim.” dedim duygusuzca, hiçbir tepki vermeden beni dinlemişti.
“Ve yaktın.” kafamı sallayarak onu onayladım
“Patlattım. Zaten yeraltında bilindik biriydi ve düşmanımdı. Ne olursa olsun, yeraltında anlaşma yapmadığın herkes düşmanın olur. Bizimde hiçbir anlaşmamız yoktu zaten. Buda bahanem oldu. Açıkcası daha önce onu hiç görmemiştim sadece adını duymuştum. Bu kadar övülen ve bilinen birinin çok kolay öldürülmesi de kafamı karıştırmıyor değil. ”
Tam konuşmaya başlayacaktı ki bir koruma koşarak yanımıza geldi.
“Abi Massimo’ yu patlatanı bulamadık.” Yabancı ona cevap vermeden sırıtarak bana döndü.
Abi?
Tepki vermemeye çalışarak karşımdaki adama bakıyordum. Beklemiyordum. Planda sadece barı patlatıp gitmek vardı. Her şey dört dörtlük olmalıydı. Planı kusursuz yapmıştım ama bu adama durum raporu vermesinin tek bir nedeni olabilirdi.
Dante Marco Giovanni.
Karşımdaki muhtemelen 197 boylarında, esmer ve yeşil gözlü olan adama bakıyordum. Benim tepki vermeyeceğimi anlayınca yanındaki adama dönmeden bana bakarak,
“Buldum ben onu Aiden, gidin siz.” Olduğumuz durumdan çok memnun bir ses tonu vardı. Aiden dediği adam şaşkın bir şekilde ona dönerek, “Abi ne demek buldun, nerede? Söylede alıp depoda biraz misafir edelim.” Dante ona cevap vermeyince “Abi?” deyip bize yaklaştı. O an gözleri bana takılmıştı. Kaşlarını çatıp anlamak istercesine beni süzdü. Sonra sırıtıp bana bakmaya devam etti. Beni süzdüğünü anlamış gibi Dante “Aiden biraz daha durup onu süzersen gözlerini götünde bulacaksın!” Aiden mesajı almış olmalı ki bizi yalnız bıraktı.
Arkada hala barı yanıyordu ama hiçbir tepki vermiyordu. Garipti. Burası onun için çok önemli bir yerdi, bunu biliyordum.
Ama en sevdiği yer böyle bir durumdayken bu kadar sakin kalması garipti. Giden adamın arkasından göz ucuyla bakıp bana döndü. Tekrar doğrulup üstüme gelmeye başladı. Refleksle bir adım geri gittim. Ne yaptığımı fark edince kendime sövdüm. Ondan korkuyormuş gibi haraket etmiştim! Yaptığım harekete bakıp sırıtarak üzerime eğildi.
“Caterina Valentina.” Adımı söyleyişi değişikti. Güzel bir italyan aksanı vardı.
“Sonunda tanışabildik.”
“Barımı patlatmandaki nedeni öğrendim. Bir dahakine bunu içinde ben varken yapmanı öneririm. Böylelikle planın işe yarar.” Bildiğin benimle dalga geçiyordu. Kafasını patlatırdım bu adamın.
“Sen ne hakla gizlice durup beni izlersin? Madem o sun adam gibi çıksana karşıma neyin korkaklığı bu?” Kendimi haklı bulmama şaşırmamış gibi “Birde beni suçluyorsun, barımı patlatan sensin. Ayrıca senden korktuğumu düşündüren ne? Barımı patlatacağını biliyordum ve bunu izlemek istedim.“
Beni nerden tanıyordu? İş gizliliği gereği yeraltı mafyası olduğumuzun bilinmemesi için internette adımız dışında hiçbir bilgi yoktu. Tabi sosyal medya dışında
bu “Açık konuşmak gerekirse izlemek eğlenceliydi. Patlatırken falan baya ateşliydin. Ama,” yüzlerimiz arasında çok az mesafe bırakıp “Sence oradan bakılınca o kadar kolay öldürülebilecek birine mi benziyorum Diavolessa Rossa? Daha zeki bir plan yapmanı beklerdim Luccichio rosso. Senin hakkında zeki demişlerdi oysaki.”
Tam cevap vericekken “Karımdan daha zeki bir plan beklerdim.”
Karım? Ne demek karım? Bir birimizi bu ilk görüşümüzdü ve boktan bir anlaşma yüzünden tanımadığı bir kadınla mı evlenecekti?
Düşmandık biz, kaç kere korumalarla birbirimizin arkasından iş çevirttik. Her seferinde oda evliliği kabul etmesin diye tüm planlarını öğrenip ondan önce davranarak planlarını bozuyordum. Daha geçen gün aradığı adamı bulup istediği bilgileri alıp adamı öldürmüştüm ve o bilgileri almadan sadece onu öldürdüğümü zannediyordu.
Onu ittirip parmağımı göğsüne doğrulttum. “Ben senin karın falan değilim. Düzgün konuş benimle! Senin gibi bir adamın eşim olmasını istememde zaten.” Sırıtıp kulağıma doğru eğildi. Elim ikimizin arasında kalmıştı.
“Ama maalesef öylesin ve öyle olacaksın. Tabi istemezsen sen bilirsin ama beni öldürmeye çalıştığını Laura duyarsa neler olur bilemiyorum.”
İşte aradığım tehtitti, bunu söyleyeceğini biliyordum. Bir kural vardı, anlaşma yapıldıysa ona uyulmak zorundaydı yoksa anlaşmayı reddeden kişi öldürülürdü. Ne kadar güçlü olursanız olun bu böyleydi. Herkes kurallara uymak zorundaydı.
Bu işi gizli yapıpı onu öldürseydim her şey bitecekti ama aptal kafam bir şeyi kaçırdığı için şuan karşımda alık alık sırıtan herif hala yaşıyordu. Eğer bu öğrenilirse öldürülecektim ve bunu kimse engelleyemeyecekti. Bir kurtuluş daha vardı, eğer benimle birlikte oda anlaşmayı reddederse anlaşma geçersiz oluyordu. Ama onun reddedecek gibi bir hali yoktu. Yani en azından onu öldürme girişimimden sonra.
“Aslına bakarsan evliliği reddedecektim ama Massimo’mu yaktığın için vazgeçtim. Şimdi tercih senin Luccichio rosso, bir hafta süren var. Tercihini yapınca bana iletirsin.”
“Massimo’ mu yok etmenin bir bedeli olmalı Diavolessa Rossa.”
Geri çekilip ellerini ceplerine koyarak Massimo’ ya doğru gitmeye başladı. Giderken bide ıslık çalıyordu dinazor adam!
Bense arkasında durmuş kafasına sıkıp sıkmamak arasında gidip geliyordum. Madem kabul etti. Bu evliliği ona zehir etmeden durmayacaktım.
Ben Caterina Valentina. Bu oyunun kurallarını baştan yazacaktım.
Umarım beğenmişsinizdirr♥️🫶
Bölümler arası yorum yapmayı unutmayın!
Chat ‘e gelin ve bolca sohbet edelim.
Yazım hatalarım olabilir, daha bunlar ilk yazmalarım.
karakterler nasıldı?
instagram/ Tiktok/ Youtube:
marrybooks_lary
♥️
Haftaya pazar yeni bölümle görüşmek üzere!
