11. bölüm · ALEVDEN RUH

AŞKIN KÖLESİ

İdil Demir

Selamm yeni bölümle geldimm. Bu bölüm hakkındaki tepkilerinizi deli gibi merak ediyorum çünkü benim fav bölümlerimden umarım seversinizz♥️ Önceden bir kısmını attığım o bölümle karşınızdayımmm

instagram: marrybooks_lary
youtube: marrybooks_larry
tiktok: marrybooks_lary

Tabiki kapıdaki kişi Dante’ydi. Tamam geleceğini biliyordum ama yinede emin değildim.
Kapıyı açtığım gibi kahkaha atıp kapıyı yüzüne kapatmaya çalıştım. Tam kapı kapanacakken bir dinozorun ayağı kapanmasını engellemişti. Açmak için kapıya omuz attığında beklemediğim hareketle kapı yüzüme çarpacakken Dante son anda beni belimden kavradığı gibi kendine çekmişti. Gözlerim irileşmiş bir şekilde kapıya baktığımda sıcak nefesini boynumda hissettim. Üzerime doğru eğilmiş boynumu kokluyor gibiydi.

“Sen boynumu mu kokluyorsun?”

“Pis ter kokunu niye çekeyim Kızılcık?”

“Ter kokusu mu? Siktir git lan evimden dağ dinazoru!” Onu ittirmemle hafif geri çekilmişti.

“Neden geldin sen, ben sana gelme eve almam demedim mi?” Sırtını dikleştirince arkasını dönüp korumalara baktı. Sonra da bana döndüğünde kaşlarını çatarak neredeyse her tarafı ortada olan göğüslerime baktı ve baktığı gibi derin bir nefes alıp ayağıyla sertçe kapıyı kapattı.

“Mia Bella, ben her zaman ilk denileni duyarım ikinciyi duymam. Senin öyle bir şey dediğini hatırlamıyorum bile.”

“Lan cevap bile verdin ne hatırlamaması?”

Sahte bir üzüntüyle düşünüyormuş gibi yaptı. “Öyle mi? Hiç hatırlamıyorum, oysaki bana denileni asla unutmam.” Yine üzerime doğru yürümeye başlamıştı. “Bana bak! Kapıyı kapatıp üstüme falan yürüyorsun. Neyin peşindesin sen, evin yok mu senin?”

“Senin olmadığın hiçbir yer benim evim değil.”

Yine içinden mırıldanmasıyla hiçbir şey anlamayıp onu kapıya ittirmeye çalıştım. “Hadi git artık geldin, gördün ve şimdi gidiyorsun.” Aramızda pek bir mesafe olmayan kapıya geldiğimizde bir anda beni kapıya yaslamıştı. Sırtım soğuk kapıya değince istemsizce ürperdim. Ellerimi tek eliyle kavrayıp kafamın üstünde kaldırmıştı. Diğer elide kalçamla belim arasındaydı. Nefes nefese gözlerine bakıyordum.

Boynuma doğru yaklaştığında onu ittirmek istemedim. Onu uzaklaştırmak içimden hiç gelmiyordu. Oysa üzerime eğilip önce dudaklarımı sonrada boynumu…

“Ne düşünüyorsunda gözlerin öyle karardı?” Sırıtıyordu! Kahretsinki sıcak nefesi boynuma deydikçe onu çekip öpmek istiyordum. “Ne düşünücem? İlerideki kocamın beni böyle kapıya dayayı…” Bir anda belimi sıkıp kendini bana bastırmasıyla derin bir nefes almak için susmak zorunda kaldım.

İstemsizce gözlerimi kapattığımda, “Tek ve son kocanda benim. Başkası olamaz, isteyen varsada seve seve gömerim kendilerini. Sen benimsin kızıl ve hiçbir şey bunu değiştiremez.” Aklıma gelen şeyle gözlerimi açıp dudaklarına yaklaştım. “Sen benim formaliteden kocamsın, başka hiçbir şeyim değilsin. Bir adamla evleneceğim, onu seveceğim ve çocuklarımız olucak.” Konuşmamın ortalarına odağını dudaklarımdan çekip belimdeki elini dahada sıkılaştırdı.

“Sen başka bir adamla bir şey yapabileceğini mi sanıyorsun? Dene, dene ve sonra olanları gör. Artık adamın parçalarını ülke ülke arasın. Tabi bulabilirsen.”

Gözlerinde gördüğüm bakış… O bakış şuan bana birçok şey yapmamı istetiyordu. Düşmandık, dahada fazlası olamazdı.

“Manyak mısın sen? Ben seni öldürmeye çalıştım! Daha nasıl benimle evlenmek istiyorsun?”

“Yakacak olan sensen ben külün olmaya hazırım. Uğruna yanmak isteyeceğim kadar güzelsin kızıl.”

Donmuş bir şekilde ona baktığımda ellerini belimden çekip salona doğru yürümeye başlamıştı. Ben hala kapının önünde dururken Ceketini tekli koltuğa fırlatıp kendinide büyük L koltuğa bıraktı. Gözlerim kenardaki testereye çarptığında sırıttım ve ona yürüdüm. Testere mutfak tarafında olduğu için galiba yiyecek bir şeyler getireceğimi sanmıştı.

Bu düşünceme dahada sırıtıp testereye uzandım ve arkama saklayıp salona doğru yürüdüm. Zaten birleşik olan salona girdiğimde sırıtmamı görünce önce bir dondu. Sonraysa elimde bir şey olduğunu anladığında yüzündeki gülümseme yavaşça kayboldu. Uzandığı yerden doğrulduğunda hafifçe geri gitmeye başladı.

Elimdeki testereyi gösterip, “Madem evimde kalıcaksın o zaman bunun bir karşılığı olmalı. Zaten zenginim o yüzden parana ihtiyacım yok, yakışıklısın ama istersem senden on kat daha yakışıklısını bulabilirim.” tamamen yalandı ama bu onu sinirlendirmemde işe yaramıştı.

“Genelde evimde kalmak isteyenler bir şey verirler ama ben senin bir şeyini değil, bir uzvunu istiyorum. Mesela koluna ne dersin, yada bacağın? Belkide o çok konuşan dilin olabilir?” Duyduklarıyla gözleri iyice irileşmişti. Artık tamamen ayaktaydı. Hatta gözlerinde hafif bir tedirginlik bile vardı. Çünkü biliyordu: Bir şey dersem yada isersem bu, sadece sözle kalmazdı. Onu direk alırdım.

İrice açılmış gözleriyle elimdeki testereyi gösterip, “O elindeki testere mi Mia bella? Eğer oysa bırak onu güzelim bak şimdi bir yerimize bir şey olucak. Uzuv nedir ayrıca, ne istersen söyle sereyim önüne ama uzuv nedir kızılım?” Onu korkutmak için delirmiş gibi kahkaha attığımda, yada ben attığımı düşünüyordum, gözleri sanki olabilirmiş gibi dahada irileşti. Yavaşça ona yaklaştığımda oda geri geri gitmeye başlamıştı. Galiba ona bir şey yapıcağımı düşünmediği için yanına silah bile almamıştı. Ama bu evliliğin olmaması için neler yapabileceğimi daha bilmiyordu.

Zaten amacım onu öldürmek değildi. Evet, ilk başta hedefim bu olsada şuan değil. Büyük ihtimalle Dante ileride işime yarayacaktı. Hem bu kadar düşmanın arasında bir tane daha düşmana gerek yoktu. “Zaten bize değilki sana bir şeyler olucak.” Tatlı olduğunu düşündüğüm bir gülümsemeyle ona baktım. Bu bilgi ona hiç yardımcı olmuş gibi görünmüyordu.

İstemsizce yutkunmasıyla hareket eden adem elmasına odaklanmıştım. “Hadi ama kocacım, kaçma benden neden kaçıyorsun. Hani benim için orayı burayı yakardın? Her şeyin bir karşılığı vardır değil mi?”

“Lan manyak kadın! Deli misin sen, elinde testereyle adam öldürmemi kalmış?”

“Hımm peki sen hangisini istersin? Biliyorsun, bir sürü aletim var. Seç beğen, hangisini istiyorsan onu kullanıcam. Tabiki ölüye saygım var. Son istekler önemli benim için”

“Ben onu mu dedim! Ne uzvu manyak kadın? Uzak dur benden.”

“Yoksa korkuyor musun?”

“Altıma sıçıcam, korkmak bunun yanında hiçbir şey.”

Tüm düşmanlarına diz çöktürten adam, karısının elindeki testereden ödü kopuyordu. Çünkü biliyordu karısı da onun gibi deliydi. Ve ne isterse alırdı. Karısının en çokta bu huyunu seviyordu.

Son dedikleriyle ciddi kalamayıp kahkaha atmaya başladım. Gülmekten karnıma ağrı girdiğinde durmam gerektiğini anladım ama yüzündeki ifade ve sesi o kadar komikti ki kendimi durduramıyordum.

Gülmeyi bitirince bir anda doğrulup beklemediği anda elimdeki testereyi tam kulağının hizasındaki duvara tek hamlede fırlattım. Böyle bir şey beklemediği için donup kalmıştı. İrileşen yemyeşil gözleri uzaktan bile belli oluyordu. Bir süre sonra amacımın sadece onu sinirlendirmek olduğunu fark ettiğinde biran bile beklemeden üstüme atlamıştı.

Ben yere oda üstüme düştüğünde sırtımın acımaması için eliyle sırtımı korumuştu. İkimizde nefes nefeseydik. “Elimde kalıcaksın ama ben daha çok altımda kalmanı tercih ederim.” Beklemediği anda omuzlarından tutup onu yere serdim. Tam kasıklarına oturup bacaklarımı iki yanına uzattım.
Bu hareketimle donup kalmıştı. Kulağına eğilip “Ben pek altta olmayı sevmem. Genelde herkesten üstteyimdir.”

Ellerini belime koyup yerimi sağlamlaştırdı.

“Sen iste kölen olurum. Altta olmak ne ki?”

“Gücüm sana yetmiyor, demiyord-“ Sözümü kesmişti ama konuşmasıyla değildi…

Dudaklarıyla…

Dudaklarımı istediği gibi ele geçirmek için dirseklerinden hafif destek almıştı. Tepki vermeden irice açılmış gözlerimle olanı anlamaya çalışıyordum. Benim itmediğimi fark ettiğinde biraz daha öpüşü sertleşmişti. Şimdi dibimde olduğu için çok sevdiğim kokusunu istediğim kadar soluyabiliyordum.

Dayamayıp bende öpücüklerine karşılık vermeye başladım. Karşılık vermemle gülüşünü dudaklarımda hissetmiştim. Birbirimize karışan nefeslerimizle daha fazlasını istedim. Ellerimi sertçe göğsüne koydum ve onu tamamen yere yatırdım. Kalçalarımı hafif oynatmıştım ve bu belimdeki elini sıkıp inlemesine sebep olmuştu. Belimdeki elinin bir tanesi yavaşça saçlarıma çıkmıştı. Biri belimi, biri saçımı okşuyordu.

Eli bluzumdan içeri girmeye başladığında sırıttım ve bir anda çekildim. Bu hareketimle boynumu kavrayıp çekilmeme izin vermemişti. Onu sinirlendireceğini bilerek dudaklarımı dudaklarına değdirdim.

“Sana seni istemediğimi, kendime başka koca bulacağımı söyledim. Benim için düşmandan başka bir şey değilsin.”

“Üstümdeyken, dudaklarımdaykende mi aynı yalanları söylemeye devam edeceksin?”

“Sikmişim gelecekte olmayacak olan kocalarını. Bu dudakları tattıktan sonra ölsemde bırakmam seni.”

“Benimsin, hiç bir yere olmadığın kadar benimsin.”

“Aksini iddia eden olursa kafalarını bir saksıda sana getireceğime emin olabilirsin”

“Belki bu dünyada bir sürü kızıl var ama benim için sadece bir tane gün doğumu var.”

Dediklerini duymamış gib yapmam lazımdı. En azından o gidene kadar. Sonra yerlerde yatıp çığlık atmakla sövmek arasındaki seçimimi yapabilirdim. Büyük ihtimalle yine katliam planları yapardım. Derin bir nefes aldım ve göğsünden destek alıp kalkmaya çalıştığımda şok içinde bana bakıyordu. Beni bırakmadığı için hala üstündeydim. Hala bileğimi sım sıkı tutuyordu “Bırak artık Dante.” Bileğimi dahada sıkı tutmuş ve beni kendine daha çok yaklaştırmıştı.

“Sana bırakmayacağım derken ciddiydim Mia Bella.” Tek hamlede bileklerini tutup kafasının üstünde birleştirdiğimde “Bende seni öldüreceğim derken ciddiydim Dinazor bey.” Tam konuşacakken çenesinin altındaki bıçağı hissetmesiyle bir şey demeden durdu. Bir önceki atraksiyondan ikimizde nefes nefeseydik. Her nefes almasıyla adem elmasındaki bıçağın varlığını hissediyordu.

“Sana bizden olmayacağını söyledim. Sende biliyorsun, nasıl benden bu kadar nefret edip evlenmek istiyorsun? Her şey intikam için bunu biliyorum. Beni salak mı sanıyorsun? Ben senden her zaman on adım öndeyim. Her şeyimi harcayabilirsin ama duygularımı asla.”

“Bir zamanlar hayatındaki en güvendiği insan babası olan bir kadının duygularıyla oynayamazsın.”

“Tekrar bir adama kendimden daha çok güvenip paramparça olamam.”

“Git başka bir kadın bul Dante. Seni gerçekten sevebilecek, düşmanın olmayan bir kadın. Bu kalpte sana yer yok.”

“Prenses masalındaki canavarın asıl canavar olmadığını öğrendi.”

“Prensese sevmeyi öğreten kral, canavardan daha çok korkunçtu.”

Bölüm nasıldııı?
Baya ateşli bir bölümdüüü

Dante?
Caterina?

Aralarındaki çekimi beğendiniz mii?

satırlar arası yorum yapmayı unutmayınn♥️