27. bölüm · Aiden Cross- Kan Yemini (2)
Bölüm 27 – “Soğuk Cevap”
Viktor, karanlık odasında tek bir ışık altında oturuyor.
Ekranda Aiden’ın canlı yayındaki çığlığı durmuş, o anın sesi donmuş.
Sergei arkasında ayakta duruyor; parmağı titriyor, ama Viktor yüzünde tek bir çizgi bile oynamıyor.
Ekranı durdurdu. Uzun uzun baktı. Gülümsedi — ama gülüşü ateş değil, bıçak gibiydi: parlak, soğuk, keskin.
Sonra kalktı. Yavaşça. Ayakkabıları zemine sürtünmeden ilerledi. Duvarlardaki eski madalyalara, kurumuş kan lekelerine bakmadı bile; geçmişin intikamı artık bir plandı, his değil.
Sergei’ye döndü, sesi balmumu gibi:
> “Bu çocuk… ateşi çağırdı. Güzel. Ama ateşi kontrol eden kazanır, kör eden değil.”
Sergei usulce:
> “Ne yapalım efendim? Hemen adam gönderelim mi?”
Viktor başını salladı — değil. Acele yoktu çünkü acele zafere engeldi.
> “Hayır. Acele eden, kazanamaz.
Biz sahnede bitireceğiz. İnsanların önünde.
Onun çığlığı iyi; insanların çığlığı daha iyi.”
Sergei anlamaya çalışırken Viktor elini masaya vurmadı. Sadece telefonu aldı, ekranı açtı. Kameraya dönüp yavaşça konuştu — kamera onun için bir silah gibiydi, sesiyle keskin bir ipi germek istedi.
Kayıt başladı.
Viktor; takım elbise ceketini omzuna atmış, eldivenleriyle değil ama hâlâ ring şovunun içerisinde biri gibi sakin:
> “Aiden Cross.
Sen bana meydan okudun. Güzel.
Ben seni sokaklarda avlamayacağım.
Seni arenaya çıkaracağım.
Televizyon, ışıklar, herkes.
Orada çıkarım ya sen kral olursun… ya da herkes izlerken düşersin.
Korkuları saklayıp ekran karşısında ağlayanları seviyorum.
Geliyorsan gel — ama kuralları ben koyarım.
Tarih verilecek, yer verilecek. Gösteri bizim.”
Videoyu bitirdi, paylaş düğmesine basmadan önce son bir satır daha fısıldadı:
> “Ve bil; ben ringde değil, sahnede yenileni izlemeyi tercih ediyorum.”
Kayıt yayıldı. Soğuk, derin, kış gibi yayıldı şehirde: Viktor sesini değil, ritmini gönderiyordu.
---
Tepki
Ty ilk videoyu izlediğinde elindeki kahve fincanını yere bırakmak üzereydi ama bırakmadı. Kafasını salladı — öfke değil, karar.
Aiden ekrandaki sessizliğe bakarken yüzündeki ifadesi sabit kaldı; kaburgasındaki ağrı, çenesindeki kan… hepsi öğle yemeği masası sohbeti gibiydi artık. Bir gülümseme belirdi — ama bu zafer gülüşü değildi. Bu, yoldaşına verilen sözün tekrar hatırlanmasıydı.
Reggie telefonu kıstı, canlı yayına bağlandı, sesi caddeleri deler gibi:
> “Volkov sahneyi seçiyormuş ha? Peki… sahneye gel, ama unutma — Brooklyn seyircisi kendi krallığını tanır. Senin paranın ağırlığı bizde tartılır!”
---
Viktor’ın soğuk, planlı meydan okuması şehrin her tarafına ulaştı.
Bir yandan yeraltı ligleri heyecanlandı; diğer yandan meşru federasyonlar kulaklarını kapattı. Ama asıl etkiyi yapan, insanların merakıydı — kim izlemek istemezdi böyle bir kıyameti?
Ve herkes unutuyordu bir şeyi: bu iş artık sadece iki adamın kavgası değildi.
Sahnede ödül, yerde cenaze vardı.
Aiden bir an sessizce Ty’ye baktı. Ty, gözlerinin içine baktı ve tek kelimeyle cevap verdi:
> “Hazır mısın?”
Aiden sadece bir kere başını salladı.
Ve bu kez, ne Aiden ne de Viktor geriye adım atacak kadar masumdu.
---
