5. bölüm / 6
Adını koymadık 💛🐝1. Bölüm
Bölümler 6Şu an: 1. Bölüm
- 1 1. Bölüm1.211 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 2. Bölüm1.040 kelime
- 3 3. Bölüm (mesajlaşma)413 kelime
- 4 4. Bölüm1.008 kelime
- 5 Bölüm 5922 kelime
- 6 Senin yanında daha iyi🌼890 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
1. BÖLÜM — YENİ ÇOCUK
Sabah.
Okulun bahçesi her zamanki gibi kalabalıktı. Öğrenciler bir yerlere yetişmeye çalışıyor, bazıları daha ilk dersten ödevlerini tamamlamaya uğraşıyordu.
Marin ise bütün bu telaşın ortasında elinde meyve suyuyla gayet rahat yürüyordu.
Yanında Nisa vardı.
Nisa:
— Balım, dün sana attığım elbiseyi gördün mü?
Marin:
— Gördüm aşkım. Güzel ama ben onu giyersem annem beni evden kovar.
Nisa:
— Neden?
Marin:
— Çünkü elbise değil, aile bütçesine saldırı.
Nisa kahkaha attı.
Tam o sırada arkadan bir ses geldi.
Onur:
— Günaydın baş belaları.
Marin arkasına döndü.
Marin:
— Günaydın zorba.
Onur:
— Bana zorba diyen kız, dün kantindeki çocuğun kalemini kaçırıp yarım saat peşinden koşturmadı mı?
Marin:
— O farklı.
Onur:
— Neymiş farkı?
Marin:
— Canım istedi.
Onur birkaç saniye ona baktı.
Sonra gülmeye başladı.
Nisa:
— İkiniz de hastasınız.
Marin:
— Aşkım sen karışma.
Nisa:
— Tamam balım.
Onur, Marin'in elindeki meyve suyunu aldı.
Marin:
— Aga?!
Onur:
— Ne?
Marin:
— O benim.
Onur:
— Artık benim.
Marin:
— ONUR!
Marin onun peşinden koşmaya başlayınca Onur kahkahalarla uzaklaştı.
Biraz ileride Kutay onları izliyordu.
Kutay:
— Sabah sabah başladılar.
Nisa:
— Bunlar hiç normal değil.
Kutay:
— Sen normalsin sanki.
Nisa dönüp ona baktı.
Kutay:
— Çok güzelsin bu arada.
Nisa'nın yüzü bir anda değişti.
Nisa:
— Aşkım...
Kutay:
— Efendim?
Nisa:
— Bugün alışverişe çıkalım mı?
Kutay hiç düşünmeden cüzdanını çıkardı.
Kutay:
— Kart sende.
Nisa'nın gözleri parladı.
Nisa:
— SENİ ÇOK SEVİYORUM.
Kutay:
— Ben de seni.
Marin uzaktan bağırdı:
Marin:
— NİSA! ONU SOYMA!
Nisa:
— KARIŞMA BALIM!
Kutay:
— Ben gönüllüyüm!
Marin:
— AGA SENİ DE ANLAMIYORUM!
---
Ders başlamasına birkaç dakika kala okulun önüne yabancı bir araba yanaştı.
İçinden bir çocuk indi.
Evren.
Çantasını omzuna attı ve okul binasına baktı.
Yeni okul.
Yeni insanlar.
Yeni bir hayat.
En azından öyle düşünüyordu.
Ta ki Marin'i görene kadar.
Marin bahçenin diğer tarafında Nisa'yla konuşuyordu.
Evren'in bakışları direkt ona takıldı.
Bir süre öylece kaldı.
Sonra kaşlarını kaldırdı.
Evren:
— O kim?
Yanındaki öğrenci:
— Kim?
Evren:
— Şu kız.
Öğrenci Marin'e baktı.
Öğrenci:
— Marin.
Evren:
— Marin...
İsmi aklında kaldı.
Tam o sırada Kutay yanlarından geçti.
Evren:
— Aga.
Kutay durdu.
Kutay:
— Bana mı dedin?
Evren:
— Evet. Şu kız... Marin. Nasıl biri?
Kutay'ın yüzündeki ifade anında değişti.
Kutay:
— Sen o kıza bulaşma.
Evren:
— Niye?
Kutay:
— Bulaşma işte.
Evren:
— Çok mu bela?
Kutay:
— Sen daha okula yeni geldin. İlk gününden hayatını zorlaştırma.
Evren:
— Ben kararımı verdim.
Kutay:
— Neye?
Evren:
— Marin'le konuşacağım.
Kutay:
— ...
Evren:
— Ne?
Kutay:
— Hiç. Geçmiş olsun.
---
Teneffüs.
Evren sonunda Marin'i buldu.
Marin bir bankta oturmuş, telefonuyla uğraşıyordu.
Evren:
— Marin?
Marin başını kaldırdı.
Marin:
— Efendim?
Evren:
— Ben Evren. Yeni geldim.
Marin:
— Hee.
Evren:
— Hee?
Marin:
— Ne diyeyim aga, hoş geldin mi diyeyim?
Evren:
— Diyebilirsin.
Marin:
— Hoş geldin.
Evren:
— Teşekkür ederim.
Marin ona birkaç saniye baktı.
Sonra Evren'in elindeki telefonu gördü.
Marin:
— Güzel telefon.
Evren:
— Evet.
Marin:
— Ver bakayım.
Evren:
— Niye?
Marin:
— Bakacağım.
Evren:
— Hayır.
Marin:
— Ver.
Evren:
— Vermiyorum.
Marin:
— Evren.
Evren:
— Marin.
Marin:
— Ver şu telefonu.
Evren:
— Hayır.
Marin bir anda telefonu elinden çekip aldı.
Evren:
— LAN?!
Marin ayağa kalkıp koşmaya başladı.
Evren:
— MARİN!
Marin:
— YAKALA AGA!
Evren arkasından koştu.
Biraz ileride Onur ve Kutay olanları gördü.
Kutay:
— Bak.
Onur:
— Ne?
Kutay:
— Evren'i peşinden koşturuyor.
Onur, Marin'e baktı.
Marin'in elinde Evren'in telefonu, Evren de arkasından koşuyordu.
Onur:
— Boş ver.
Kutay:
— Nasıl boş ver?
Onur:
— Bana benzemiş.
Kutay:
— Neymiş?
Onur:
— Yeni gelene zorbalık yapıyor.
Kutay güldü.
Kutay:
— Sen bundan gurur duyuyorsun.
Onur:
— Hem de çok.
---
Marin koşarken arkasına baktı.
Marin:
— Yakalayamazsın!
Evren:
— VER ŞU TELEFONU!
Marin:
— Alabiliyorsan al!
Bir anda ayağı takıldı.
Marin:
— AAAAA!
Yere düştü.
Telefon birkaç metre uzağa fırladı.
Evren hemen yanına koştu.
Evren:
— İyi misin?
Marin:
— İyiyim.
Evren:
— Dizine bak!
Marin'in dizleri kanıyordu.
Evren elini uzattı.
Evren:
— Kalk.
Marin:
— Dokunma.
Evren:
— Marin—
Marin:
— Dedim ya, dokunma!
Evren şaşkınlıkla geri çekildi.
Tam o sırada Onur koşarak geldi.
Onur:
— Marin!
Marin başını kaldırdı.
Onur hemen önünde diz çöktü.
Onur:
— İyi misin?
Marin:
— İyiyim.
Onur dizlerine baktı.
Onur:
— Bu mu iyi halin?
Marin:
— Biraz çizildi sadece.
Onur:
— Biraz mı?
Marin:
— Onur...
Onur:
— Tamam. Kalk.
Marin elini uzattı.
Onur onu dikkatlice kaldırdı.
Marin bir anda Onur'a yaslandı.
Onur:
— Yürüyebiliyor musun?
Marin:
— Evet.
Onur:
— Yürü o zaman.
Marin:
— Ama sen taşı.
Onur:
— Marin.
Marin:
— Ne var?
Onur:
— Cidden mi?
Marin:
— Cidden.
Onur gözlerini devirdi.
Sonra Marin'i kucağına aldı.
Marin:
— AHAHAHA!
Onur:
— Sus.
Marin:
— Aga seni seviyorum!
Onur:
— Sus dedim.
Marin:
— Çok güçlüsün.
Onur:
— Marin.
Marin:
— Tamam tamam.
Evren birkaç metre ötede onları izliyordu.
Kutay da yanına geldi.
Kutay:
— Geçmiş olsun.
Evren:
— Bunlar ne?
Kutay:
— Ne?
Evren:
— Bunlar böyle mi?
Kutay Marin ve Onur'a baktı.
Marin, Onur'un omzuna başını koymuş gülüyordu.
Onur da ona bir şeyler söyleyip başını hafifçe sallıyordu.
Kutay:
— Evet.
Evren:
— Anladım.
Kutay:
— Neyi?
Evren:
— Hiç.
Kutay:
— Hah.
---
Pansiyonda.
Onur, Marin'i yatağın kenarına oturttu.
Onur:
— Hemşireyi çağırıyorum.
Marin:
— Gerek yok.
Onur:
— Var.
Marin:
— Onur.
Onur:
— Marin.
Marin:
— Ben iyiyim.
Onur:
— Senin "iyiyim" dediğin her seferde başımıza bir şey geliyor.
Marin:
— Abartma.
Onur:
— Geçen hafta merdivenden düştün.
Marin:
— O benim suçum değildi.
Onur:
— Önündeki merdiveni görmedin.
Marin:
— Merdiven suçlu.
Onur:
— Tabii.
Marin gülmeye başladı.
Onur da istemeden gülümsedi.
Marin:
— Bak, güldün.
Onur:
— Sus.
Marin:
— Güldün!
Onur:
— Marin.
Marin:
— Onur.
Onur:
— Sinir etme beni.
Marin:
— Ne yapacaksın?
Onur:
— Bilmiyorum.
Marin:
— Korktum.
Onur:
— Kork.
Marin:
— Çok korktum.
İkisi de gülmeye başladı.
Kapının önünden geçen bir öğrenci içeri baktı.
Onur'un Marin'in yanında oturduğunu, Marin'in de onun omzuna yaslandığını görünce birkaç saniye durdu.
Sonra hiçbir şey demeden yoluna devam etti.
İçeride ise Marin, Onur'un omzuna yaslanmış hâlde gülmeye devam ediyordu.
İkisi de birbirine ne kadar yakın olduklarının farkında değildi.
Ya da farkındaydılar.
Sadece adını koymuyorlardı.
---
Akşam.
Marin ve Nisa okuldan çıkıyordu.
Nisa:
— Dizlerin nasıl?
Marin:
— İyi balım.
Nisa:
— Onur ilgilendi mi?
Marin:
— Tabii.
Nisa:
— Tahmin ettim.
Marin:
— Beni pansiyona kadar taşıdı.
Nisa:
— Ciddi misin?
Marin:
— Evet.
Nisa:
— Seni şımartıyor.
Marin:
— Ben zaten şımarığım.
Nisa:
— Doğru.
Marin:
— Aşkım?
Nisa:
— Efendim?
Marin:
— Bugün alışverişe gidiyor muyuz?
Nisa:
— KUTAY'A SOR.
Marin:
— Niye Kutay'a soruyorum?
Nisa:
— Çünkü kart onda.
Marin:
— ...
Nisa:
— ...
Marin:
— Sen tam bir şeytansın.
Nisa:
— Biliyorum balım.
İkisi kahkaha atarak uzaklaştı.
Biraz ileride Onur onları izliyordu.
Kutay yanına geldi.
Kutay:
— Ne yapıyorsun?
Onur:
— Hiç.
Kutay:
— Marin'e bakıyorsun.
Onur:
— Bakmıyorum.
Kutay:
— Bakıyorsun.
Onur:
— Kutay.
Kutay:
— Tamam tamam.
Onur gözlerini Marin'den ayırdı.
Ama birkaç saniye sonra tekrar baktı.
Kutay hiçbir şey söylemedi.
Sadece hafifçe gülümsedi.
Ve okulun ilk günü böyle bitti.
Ama Marin'in hayatına giren yeni çocuk Evren'in aklında tek bir şey vardı:
Marin.
Bölüm etkileşimi
