18. bölüm · Adını bilmediğim ses
16. BÖLÜM: REZONANS
Elimdeki kağıdı kalbimin üzerine bastırıp içeri girdim ama zihnim çoktan dışarıdaki o melodinin peşine düşmüştü. "Müziği duyabiliyorsan, beni bulabilirsin..."
Bilgisayarın başına geçtiğimde parmaklarım tuşların üzerinde adeta dans ediyordu. O şarkı... Sözlerini arattığımda karşıma çıkan tek sonuç, 1980’lerden kalma, baskısı durdurulmuş bir caz plağıydı. Bu şarkıyı bu şehirde çalabilecek tek bir yer vardı:
Pera’nın arka sokağındaki o eski plakçı.
Kaan beni oraya çağırıyordu. Bu bir tesadüf olamazdı; o dükkan, çocukken babamla gittiğim tek yerdi. Kaan sadece beni değil, geçmişimi de biliyordu.
Üzerimdeki hırkayı fırlatıp siyah kaşe kabanıma uzandım. Gece yarısını çoktan geçmişti ama ruhumdaki bu yangını söndürmeden uyuyamazdım. Anahtarlarımı kaptığım gibi kendimi sokağa attım. Şehir uyuyordu ama Kaan ve ben, bu uykunun içindeki tek uyanık ruhlardık.
Pera’nın loş sokaklarına saptığımda, uzaktan o dükkanın vitrininden sızan zayıf, sarı ışığı gördüm. Ve evet, oradaydı... Kapı kapalıydı ama içeriden o tanıdık melodi sokağa taşıyordu.
Kalbim boğazımda atarken dükkanın camına yaklaştım. İçeride, plakların arasında bir karaltı hareket etti.
— sessiz kalem
Kelimelerin sesimdir...
Begeni ve yorumlarınızı bekliyorum can okurlarım❤
