2. bölüm · ACININ İLACI(Gündüzleri Doğan Hayaller)

°Kilitli°

Moon Writes Like Always

( Eylül Nil Akay'ın Anlatımıyla )
-Ya gece gece ceza olarak öğrencileri okulda bırakmak hangi orospu çocuğu hocanın fikriydi amına koyim ya?!
Bu Miray'ın kaçıncı sitemiydi bilmiyorum ama arttık bu sitemleri beni rahatsız etmeye başlamıştı:
-Sen Türkçecinin kafasına sınıfın kırılan kapı kolunu fırlatıp üstüne biz seni uzaklaştırmaya çalışırken "Bırakın beni! O pezevenkin amına koycam!" diye bağırmamış olsaydın belki şu an da evde olurduk, Miray.
Bu bir ilk olabilirdi ama Ömer'in dedikleri doğruydu:
-Valla bunu söyleyeceğimi hiç düşünmezdim ama Şeref doğru söylüyo.
Dediğinde bütün bakışlar Kerem'e döndü. Kerem anında sus pus olurken Miray tekrardan konuşmaya başladı:
-Eylül'ü rahatsız etmeseydi o zaman orospu evlâdı!
Onu sakinleştirmek için kulağına eğildim:
-Teşekkür ederim ama lütfen artık sakinleş. Beni geriyorsun.
O derin bir nefes alırken Ela'nın sesi bütün koridorda yankılandı:
-YA! BİR OKULUN BÜTÜN KAPILARI MI KİLİTLİ OLUR?!
Elif'le beraber yanımıza geldiler:
-Ya, tamam Eloş. Sakin ol.
Onlar da yanımıza oturduğunda okulun en üst katının koridorunda yedi kişi daire olmuş oturuyorduk. Ela oylayarak bize baktı:
- Bu gece burada kilitli kaldık!
Herkes bir anda ona baktı:
-NE?!
Sertçe yutkundum:
-Okulun bütün giriş ve çıkış kapılarını kilitlemişler.
Demesiyle ben korkuyla susarken Ali araya girdi:
-Desenize bugün sınıfta sabahlıyoruz.
Amacı ortamı yumuşatmaktı ama Elif sesli bir nefes verdi:
-Maalesef, sınıfların kapıları da kilitli.
Ellerimin titremeye başladığını fark ettim. Tırnağımı avuç içime bastırmaya başladığım sırada ayağa kalktım:
-Ben lavaboya gidiyorum.
Okulun soğuk ve karanlık koridorlarında yürürken nefesim kesiliyor, ellerim ve dizlerim titriyordu. Nedeni zihnimde bir boşluk olmasıyla beraber kapalı alanlarda nefesim kesiliyordu. Tuvaletin kapısını açmaya çalıştım ama açamadım. Nefes almaya çalışarak duvara yaslandım. Yavaşça kayıp dizlerimin üstüne düşerken gözlerimi kapattım:
-Yeşil?..
Ali Deniz'in yanıma yaklaşan adımlarını duyabiliyordum:
-İlaçların nerede?
Zorlukla gözlerimi açtım:
-S-sınıfta...
Tekrar nefes almaya çalıştım ve ciğerlerime biraz hava girince rahat bir nefes alarak ayağa kalktım:
-H-hem gerek yok ki. İyiyim ben zaten.
Bana doğru bir adım attı ve ben de istemeden bir adım geriye gittim. Ailemin söndürdüğü çocukluğum yüzünden kimseyle temas edemiyor, hatta kimseye üç adımdan fazla yaklaşamıyordum. Benim geriye gittiğimi görünce Ali de bir adım geri çekildi:
-Özür dilerim, üç adım kuralını unuttum.
Gülümsemeye çalıştım:
-Sorun değil, seni de rahatsız etmek istemezdim.
Dediğinde sessizce kıkırdadı:
-Ne rahatsızlığından bahsediyorsun? On iki yıldır sana her bir şey olduğunda yanındaydım, alıştım.
Alıştım..
Alışmak...
Bir kelime insanı rahatsız edebilir miydi? Ama beni etmişti:
- Benim yüzümden...
Gözlerimin dolduğunu hissedebiliyordum:
-Alışmak zorunda değildin.
Gülümsedi, sessizce ama içten:
-Dediğin gibi zorunda değildim ama ben alışmayı seçtim. Kendine gel de yanlarına gidelim, merak ederler bizi.
- Ben i-iyiyim zaten.
Sesimin titremesini ben bile beklemiyordum. Sesli bir nefes verdi:
-İyi değilsin, görebiliyorum.
Gözlerimi kapattım ve derin nefesler aldım. Ellerim titremeyi bırakınca gözlerimi açtım:
-Artık yanlarına gidebilir miyiz, Dalin?
Kıkırdadı:
-Tabii ki, Yeşil.
O yürümeye başlarken ben de gülerek peşine takildim. Önceden olduğumuz koridora geri döndüğümüzde kimse yoktu. Kaşlarımı hafifçe çatıp Ali'ye baktım:
-Neredeler, biliyor musun?
Başını iki yana salladı ardından işaret parmağını dudaklarına bastırarak sessiz olmamı söyledi. Birkaç saniye sonra Kerem'in sesi duyuldu:
-Ya, Nuro! Nedir benim senden çektiğim?
Ardından Ela:
-Bu çektiğin hiçbir şey! Sana var ya çektireceğim çileyi daha önce kimse çekmedi, haberin olsun!
Ve sonra da Elif ve Miray'ın kahkahalarının arasında Ömer'in sesi:
-Siz zaten okulun hoparlöründen daha çok ses çıkarıyorsunuz. Bu da Elif'in fikrini boşa çıkarıyor.
Sesleri çok da uzaktan gelmiyordu. Olduğumuz yere geldiklerinde Miray açıklamaya başladı:
-Siz uzun süre gelmeyince biz de okulu bir daha tuzlayalım dedik.
Elif sordu:
-Sahiden neden bu kadar uzun sürdü?
Ali'nin konuşmasına fırsat vermedim:
- Ben tuvalette kilitli kaldım, Ali de gelip beni kurtardı.
Dediğimde Ali de bana destek çıktı:
-Evet, kapı sıkışmıştı.
Hep beraber yere oturduk. Telefonumu çıkarıp saate baktım: 00.38
-Uykum geldi.
Ela arkasındaki duvara yaslanıp gözlerini kapattı. Miray ve Elif de yere uzandı ben de arkama yaslanırken Ömer, Keremin omzuna yaslanmıştı. Gözlerim yavaşça kapanırken içimden şunu geçirdim:

İyi ki varız, iyi ki hep beraberiz...

( Ali Deniz Çakır'ın Anlatımıyla )
Herkes yatmaya hazırlanırken kızlar ve Ömer çoktan uyumuştu. Hava daha da soğurken Kerem, Ela'nın üşüdüğünü görüp ceketini onun üstüne örtmüştü. O da bir süre sonra uyurken ben hâlâ ayaktaydım. Yanımda uyuyan Eylül'ün hafifçe titrediğini gördüğümde üstümdeki montu çıkarıp üstünü örttüm. Bu sırada başı yavaşça omzuma düştü. Rahatsız olup uzanacağını düşündüğüm için başını hafifçe kaldırıp montun kolunu omzuma koydum ve başını yavaşça omzuma bıraktım. Benim gözlerim de yavaş yavaş kapanmaya başlarken son bir kez Eylül'e baktım ve şöyle düşündüm:

Umarım rahatsız olmuyorsundur, Yeşil...