9. bölüm · 90+3'te Sen
9. Bölüm – Uzatma Dakikalarında
Stadyum bu kez karanlık değildi.
Tribünler doluydu.
Bağırışlar, tezahüratlar, dev ekranların ışıkları.
Lina, kulübe kenarında, profesyonel durmaya çalışan bir kadın olarak yerini almıştı.
Ama içinde bambaşka bir şey vardı.
Dün gece “Seni seviyorum” demişti.
Bugün ise Aras sahadaydı.
Maç zordu. Rakip agresifti. Dakika 78.
Skor 1-1.
Aras topu orta sahada aldı. İki oyuncuyu geçti. Tribünler ayağa kalktı.
Lina istemsizce nefesini tuttu.
Aras ceza sahasına doğru hızlandı.
Tam şut çekeceği anda!
Sert bir müdahale.
Bir çarpışma sesi. Aras yere düştü.
Ama bu sıradan bir düşüş değildi.
Ayağını tutuyordu, kalkmıyordu.
Stadyum bir anda sessizleşti.
Lina’nın kalbi duracak gibi oldu.
Profesyonel refleks devreye girdi.
Çantasını kaptı ve sahaya koştu.
O an Lina sevgili değildi.
Takım psikoloğuydu aynı zamanda bir doktordu.
Aras’ın yanına çöktü.
“Aras, beni duyuyor musun?”
Aras dişlerini sıkmıştı.
“Bacağım” dedi kısık bir sesle.
Lina hızla muayene etti. Diz bölgesine dokunduğunda Aras istemsizce kasıldı.
İçinden bir korku yükseldi.
Aynı yerdi. Geçmişteki sakatlığı.
“Bana bak,” dedi Lina sert ama titrek bir sesle.
“Panik yapmayacaksın. Nefes al.”
Aras gözlerini açtı. Onun gözlerine baktı.
O bakışta korku vardı.
Sadece acı değil.
Korku.
Sedye çağrıldı.
Tribünlerden uğultu yükseldi.
Aras taşınırken Lina yanında yürüdü. Ama elini tutmadı.
Tutamazdı.
Şimdi güçlü olmak zorundaydı.
Soyunma odası.
Kapı kapandığında dünya dışarıda kaldı.
Lina dizini dikkatle kontrol ediyordu. Şişlik hızla artıyordu.
Aras başını duvara yaslamıştı.
“Yine mi?” dedi fısıltıyla.
“Yine aynı kabus mu?”
Lina’nın içi parçalandı.
Ama yüzü kararlıydı.
“Henüz bir şey bilmiyoruz.”
“Biliyorum,” dedi Aras gözlerini kapatarak.
“Bu hissi tanıyorum.”
Lina elini onun dizine koydu.
Bu kez doktor olarak değil.
Sevdiği adamın yanında duran biri olarak.
“Bana güven,” dedi.
Aras gözlerini açtı. “Ya biterse?”
Lina’nın en büyük sınavı buydu.
Onu kaybetme ihtimali değil.
Onun hayallerinin yıkılma ihtimali.
Derin bir nefes aldı.
“O zaman yeniden başlarız,” dedi.
“Futbol bitse bile sen bitmezsin. Sen bir maçtan ibaret değilsin, Aras.”
Aras’ın gözleri doldu.
“Ya sen? Ben yürüyemezsem? Eskisi gibi olamazsam?”
Lina artık saklamadı.
Elini tuttu.
Sıkıca.
“Dün sana ne dedim?”
Aras yavaşça fısıldadı.
“Gitmem”
“Evet. Gitmem. Sahada da, dışında da.”
Kapı çalındı. Radyolojiye götürmeleri gerekiyordu.
Sedye yeniden hazırlandı.
Aras götürülürken Lina bir an durdu.
Bu kez sadece doktor değildi.
Bu kez kalbi oradaydı. Korkusunu bastırmadı.
Ama kaçmadı da.
Çünkü aşk bazen tezahüratların sustuğu anlarda sınanırdı.
....
Hastane koridoru fazlasıyla beyazdı.
Fazlasıyla sessiz.
Lina camın arkasından MR odasına bakıyordu.
Aras içerideydi.
Kapı kapandığında Lina ilk kez titredi.
Orada sevgili olamazdı.
Orada doktor olmak zorundaydı.
Ama kalbi buna pek razı değildi.
Dakikalar geçmek bilmedi.
Sonunda radyoloji uzmanı çıktı. Elinde görüntüler vardı.
“Diz bağlarında zorlanma var,” dedi ciddi bir ifadeyle.
“Ön çapraz bağ kopmamış. Ama ciddi bir kısmi yırtık var.”
Lina’nın içindeki düğüm bir an gevşedi.
Kopmamıştı.
Ama.
“Ne kadar süre?” diye sordu profesyonel bir tonla.
“En az altı hafta. Belki sekiz. Rehabilitasyon çok önemli.”
Altı hafta.
Sezonun en kritik maçları.
Lina başını salladı.
“Teşekkür ederim.”
Doktor uzaklaştığında Lina duvara yaslandı.
Gözlerini kapattı.
Şükür mü etmeliydi?
Yoksa bunun Aras için yeterince yıkıcı olacağını bildiği için üzülmeli miydi?
Odaya girdiğinde Aras oturuyordu. Gözleri tavanda sabit.
“Söyle,” dedi direkt.
“Bitti mi?”
Lina sandalyeyi çekip karşısına oturdu.
Bir an sustu.
Sonra gözlerinin içine baktı.
“Bağın kopmamış.”
Aras’ın omuzları hafifçe gevşedi.
“Ama?” dedi hemen.
“Kısmi yırtık var. En az altı hafta.”
Sessizlik.
Aras başını eğdi.
“En önemli maçlar”
“Seni riske atamazlar,” dedi Lina net bir şekilde.
“Ben de izin vermem.”
Aras acı bir şekilde gülümsedi.
“Sen izin vermezsen kim verecek zaten.”
Bu cümlede hafif bir kırgınlık vardı.
Lina bunu hissetti.
“Beni suçluyor musun?”
Aras hemen başını kaldırdı.
“Hayır. Sadece korkuyorum. Yedek oyuncu yerimi alacak. İnsanlar unutacak. Tekrar başlamak zor olacak.”
Lina sandalyeden kalktı.
Onun önünde diz çöktü.
“Bana bak.”
Aras bakmadı.
Lina çenesini hafifçe kaldırdı.
“Sen bir sakatlıkla silinecek biri değilsin. Sen çalışarak buraya geldin. Yine çalışırsın.”
Aras’ın sesi kısıktı.
“Ya geri dönememekten korkuyorsam?”
Lina artık tamamen kalbiyle konuşuyordu.
“Ben daha çok şundan korkuyorum,” dedi.
“Senin kendine inanmayı bırakmandan.”
Aras’ın gözleri doldu.
“Güçlü görünmekten yoruldum bazen.”
Lina yumuşadı.
“O zaman güçlü olmak zorunda değilsin. Ben varım.”
Bu cümle havada asılı kaldı.
Aras eliyle Lina’nın elini tuttu.
“Ya kulüp seni suçlarsa?” diye fısıldadı.
“Ya ‘doktor kontrol edemedi’ derlerse?”
Lina hafifçe gülümsedi.
“Ben işimi biliyorum senin yanında durmayı da.”
Tam o anda kapı çalındı.
Kulüp menajeri içeri girdi.
Yüzü gergindi.
“Basın açıklaması yapılacak. Aras’ın durumu konuşuluyor. Taraftarlar tepkili.”
Gözleri Lina’ya kaydı.
“Sakatlık sürecini sen yöneteceksin, değil mi psikolog hanım?”
Bu soru değildi.
Bir uyarıydı.
Lina ayağa kalktı.
Omuzlarını dikleştirdi.
“Evet. Aras sahaya sağlıklı dönene kadar hiçbir risk alınmayacak.”
Menajer kısa bir bakış attı.
“Umarım öyle olur.”
Kapı kapandı.
Aras Lina’ya baktı.
“Başlıyor,” dedi.
Lina derin bir nefes aldı.
“Evet,” dedi.
“Şimdi asıl maç başlıyor.”
Bu maç sahada değildi.
Psikolojideydi.
Sabırdaydı. Aralarındaki aşktaydı.
Lina onun alnına hafifçe dokundu.
“Bu bir son değil, Aras.”
Aras gözlerini kapattı.
“Ama en zor başlangıç olabilir.”
Lina eğildi.
Fısıldadı.
“O zaman birlikte başlarız.”
