777 GÜN kitap kapağı

3. bölüm / 6

777 GÜN

3.BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: İnsan Su

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: 3.BÖLÜM

Varım demiştim, vardım . Burada kalmayı istemiyorduk,kolay mı görünüyordu?...

Bizim gibi insanların özgürlüğe ihtiyacı vardı. Peki biz neden burdaydık...

Şarkılarını bitirmelerini bekliyor, aynı zamanda Alev’le Görkem’i arıyorduk. Onları bırakmayı isterdim ama Çağlar onları bulup beraber gitmemizi umuyordu.

“Çağlar bence bu ikisini bırakıp gidelim,hem daha mantıklı,” Bıkkın bir bakış atıp gözlerini devirdi. “Hepimiz beraber dedim ya!” Uyarıcı tonlaması ile susmak zorunda kaldım. Onları kurtarmak içime sinmiyordu. Her türlü haksız çıkarmaya ihtiyaç duyuyorlardı. Yaptığımız planları beğenmezlerdi.
Büyük bir neden değil mi ?

“Ne zaman biter şarkılar?” Sahnedekilere göz gezdirip “2-3 şarkıya biter” diye tahmin yürüttü.

Sesler duvarlarda yankılanıyor gibiydi. Sahneye bakarken oturduğumuz sırada kafamı sola doğru çevirdim. “Çağlar şunlar bizimkiler değil mi?” Kafasını aynı yöne çevirince dikkatli bir şekilde baktı. “Onlar.” Yanyana oturmuş boş gözlerle sahneyi izliyorlardı. Her hangi bir tepki vermiyorlardı.

“Efe bizimkilerle yer değiştirsenize bi,” Çağlar Efeyle yakın arkadaştı. Yanımızda oturuyordu. Efe bir kaç koltuk ileride oturan Alevle Görkem’in yanına gitti. Birkaç şey söyledikten sonra kısa bir süre içinde dördümüz yan yana oruruyorduk.

“Ee bişey bulabildiniz mi?” Çağlar etrafa baktıktan sonra sessizce planı anlatmaya başladı. Görkem tek kaşı havada, Alev kollarını göğsünde rahatça bağlamış bir şekilde dinliyordu.

Ben ise hangisine bunu söyleyeceğiz diye düşünüyordum. Sahnedekileri incelemeye koyulduk. Hepsi ayrı ve güvenlikli araçlarla gelmiş gibi görünüyordu. Birkaç dakika aralıkla sahneye gelmişlerdi.

Gri saçlı kız en son çıkabilirdi. Küçük bir konuşma yapmalıydı. Bizim odaklanmamız gereken ise ilk çıkandı,son saniyelerde herkes dağılacağı için ilk çıkana odaklanmalıydık. Piano çalan ilk çıkacak kişi olmalıydı. Piano onun muydu bilmiyorum ama sahneye gelmeden önceden de vardı. Yapacağı ilk şey parasını alıp gitmek olurdu.

Rahatsız gibi görünüyordu. Rahat olan görünmüyordu aslında. Zorla getirilmiş olduğu belliydi. Çok yakın olmasakta görebiliyordum. Saçları açık renkti. Beyaz bir teni vardı ve bu onu çocuksu gösteriyordu. Fakat benden büyük olmalıydı. 24- 25 gibiydi. Ben ise 22 yaşındaydım.

22 gösteriyordum aynı zamanda

Çağlar planı anlatmıştı.Alev ile Görkem ise hâlâ bir cevapta bulunmamıştı.
“Lan cevap versenize!” Boş bakışlarla bakıyorlardı. Cevap vermiyorlardı.
En sonunda şarkıların bittiği duyurulmuştu.Kafamı hızlıca piano çalan adama çevirdim. Üstüne siyah bir ceket giyip kalkmıştı.

“Ne halt yerseniz yiyin.” deyip hızlı bir şekilde kalktım. Çağlar peşimden geliyordu. Polisler veya güvenlikler burada yoktu. Aksine adamın çıktığı yerin oralarda bekliyorlardı. Çağlar’a yaklaştım

“Güvenlikler orada. O taraftan uzaklaştırmamız gerek.” Etrafta bir uğultu vardı, herkes dağılıyordu.

Etrafına baktı. “Ben bişeyler yaparım her kimse sen onu bulmaya git” diyerek hızla yanımdan ayrılıp kalabalığa doğru yönelip bir çocuğun kulağına birşeyler söyledi. Çocuk bir anda yanındaki kişiye doğru atıldı ve yumruk atmaya başladı.

Çağlar yüksek ihtimalle çocuğa kavga çıkartması gerektiğini söylemişti. Sorgulamadan yapmasıyla yakın bir arkadaşı olduğunu düşündüm.

Etraftaki sesler yükselip kavga seslerine döndüğünde güvenlikler hızla koltukların olduğu yere doğru geldi.

Gözüme kestirdiğim kişi ses yüzünden kavganın olduğu yere doğru dönüp baktı. Önüne dönüp arka tarafa doğru gitmeye başlayınca etrafa baktım. Neredeyse herkes buradaydı.

Hızlı adımlarla takip etmeye başladım. Herkes kavgaya odaklanmıştı. Gelen yoktu.

Omzumda bir elin varlığını hissedince yanımda yerini alan Görkem’e baktım.Gelme kararı almıştı.

“Çağlarla Alev nerde?” diyerek sessiz bir şekilde takip etmeye devam ettim.

Arka tarafa doğru baktı. “Birazdan gelirler, olayın uzaması lazım.” Kafamı sallayarak devam ettim.
Sahnenin arka tarafıda vardı.Yani biz sahnenin arka tarafındaki yerdeydik. İki tane oda vardı. Odalardan birine girmişti.

Güzellikle olmazsa tehtitle olurdu...

İçerideki masadaki çekmeceleri birini açtı.Adım sesleri gelmeye başlayınca arka tarafa doğru baktım. Çağlarla Alev gelmişti.
Dördümüz birlikte kimseye görünmeden içeriye girdik. Görkemle birlikte kapının önünde durup hızlıca kapattık.
Kafasını kaldırdı ve oldukça sakin bir şekilde bize baktı.
Bugün sessizce oynayacaktık

“Ne yapmaya çalıştığınızı sorabilir miyim?” Hiçbir şey olmamış gibi gayet sakin bir şekilde kollarını göğsünde bağlayıp sırtını duvara yasladı. Sakinlik normal geldiği için herhangi değişik bir tepki vermedik. Fakat neden sakindi?
Gözleriyle yavaş yavaş bizi süzmeye başladı. Çağlarla Alev daha yakın olduğu için sırtını duvardan ayırmıyordu. Gözleri renksizdi. Yada gri.
Göz göze geldiğimizde diğerlerine göre birkaç saniye daha uzun baktı. Tatlı olduğunu umduğum bir sırıtmayla renksiz gözlerine bakmaya başladım.
Kaşlarını alayla yukarı kaldırdı. “Sizin hakkınızda birşey bilmesem... Şu sırıtmalara kanardım.” Normal bir durumdu. Kimse bize güvenmiyordu.
Kendimizde dahil...

“Tarak yok mu buralarda?” Saçlarıma doğru baktı. Bence çokta önemli birşey değildi. Ara sıra bende derli toplu olup düzenli olurdum.
“Var?”
“Saçların neden öyle peki?”
“Üşengeçlik”
“Anladım.” deyip mırıldandı.

Çağlar boğazını temizleyip konuşmaya başladı. “Gelelim sadede,” Renksiz adama doğru yürümeye başladı. Anladıysam gözlerinde bir korku oluşmuştu. Hafifçe yutkunduğunu gördüm.

“Bizi buradan götür.” Tek cümle, tek cevaplı. Evet demeliydi.
Şaşkın ve ürkmüş bakışlarla bakıyordu. “Nasıl yani?” derken omuzları gerildi. Bildiğimiz götürmek, kaçmak. Baygın bakışlarımıza maruz kalıyordu. “Evet aslanım bildiğimiz ondan.”

Anlayamadığım bakışlarla yere bakarak düşünmeye başladı
“Fazla uzamasın,” Aleve döndüğümde cebinden bir bıçak çıkarmış, renksiz adama gösteriyordu. Yemekhaneden almış olmalıydı.

Bu sefer emindim, korkuyordu. Kaçmak gayet kolay olurdu kabul ederse. Kavga sesleri eksilme olmadan devam ediyordu. Hiç kimse gelmemişti. Ortamda ölüm sessizliği vardı.

“Yapamam.” Elindeki parayı cebine koyup çıkmayı hedefliyordu. Alev bu sefer bıçağı boynuna bastırdı. Dudaklarından kısık sesli bir inleme döküldü. Gözlerini hızlı bir şekilde üstümüzde gezdirdi. Endişeli,korkmuş gibi duygular geçiyordu renksiz gözlerinden. İyi bir duygu barındırmıyordu.
En sonunda derin bir nefes aldı. “Çıkardım diyelim, sonra ne olacak?” Tedirginlike bize bakıyordu. “Devamı bizde...” diye mırıldandım.

Birkaç saniye aramızda bir bakışma oluştu,renksiz bakıyordu.

Kafasını hafifçe aşağı yukarı salladı “Tamam.” Bu sefer gidiyorduk.
Galiba...

Hızlı adımlarla yanımıza gelip kapıyı işaret etti. Kapının önünden çekilirken güvenlikleri ve polisleri kontrol ediyorduk. 5 Kişi birlikte sahnenin arka kapısından çıktık. Kapşonlularımız ile yüzümüzü olabildiğince gizlemiştik. Kavganın olduğu yer görünmüyor, yankılanan yüksek seslerini duyuyordum.

“Kafanızı eğmek yerin sokak serserisi gibi gezin bari... Korkup kaçarlar.” Renksiz adamın boş konuşmaları can sıkmaya başlamıştı. “Boş boş konuşmayıp çıkmamızı sağlarsan mutlu oluruz.” diye homurdandım.

Derin bir nefes alıp yürümeye devam ettik. Sonunda binanın çıkış kapısına geldik. 4 tane güvenlik kalmıştı. Renksiz adam elinde olan ve ne yazdığını bilmediğim bir kağıdı güvenliğe uzattı. Tam geçerken gözleriyle şüpheli bir şekilde bize baktı.

“Onlar?” Gözün çıksın.
“Çıkartıyorum onları.”
“Nasıl çıkarıyorsunuz?”
“Aile izinleri. Hepsinin var.”
“İzin belgesi nerde?”
“Bırakırsan yarına getiririm... Eğer bırakmazsan...” Belinde duran silahı gösterdi. Belinde silah varsa neden öyle davrandı ki? Böyle çıkartması ise daha çok işimize gelirdi. Ailelere tehdit gelmesi gerekirdi. Ne kadar istemesekte... yapmalıydık

Güvenliklerdede silah vardı fakat sadece kafa sallamakla yetindiler. Bu kadar kolay olacağını düşünmemiştim. Şaşkın bakışlarla ileriye doğru gidince güvenliklerin böyle davranma nedenini anlıyordum. Sayamadığım kadar silahlı adamla doluydu.
“Örgüt üyesi misin?” Bunu sormadan yapamamıştım. Kısık bir gülüşle “Değilim” dedi. Öylesine sormuştum zaten.
İlerideki bir yere doğru ilerlediğinde peşinden geliyorduk.
“Çağlar?”
“Hım?”
“Ben acıktım.” Kafasını bana doğru çevirip bir kaç saniye baktıktan sonra önüne dönüp küfürler etmeye başladı.

Abartıyordu.

Sonunda siyah,parlak bir arabanın önünde durduğunda,anahtarla kapıya doğru adımlayıp kapıyı açtı. Kafasıyla binin işareti yaptı.
“Yalnız biz arkaya 3 kişi oturamayız,” Alevin bu cümlesiyle birlikte renksiz adam boş bakışlarla bakmaya başladı.
Diğer tarafta duran arabayı kafasıyla işaret etti. “Git o zaman onunla.Adresi söyle götürürler.” Bu kadar çabuk kabul etmesini beklemiyordum. Alev de uzatmadan diğer arabaya bindi. Görkem ise yanımızda durmak yerine Alevle aynı arabaya doğru gitti.

Renksiz adama doğru döndüm. Kafasıyla yeninden binin işareti yaptı. Çağlarla birlikte arka kapıyı açarak bindik. “Renksiz adam?” bu ona ilk renksiz adam değişim olmuştu. “Bana mı dedin?” diyerek arabayı çalıştırdı ve binanın olduğu bahçeden çıktık.

Mutluydum. Belki belli etmiyordum ama mutluydum. Kalbim hızla atıyordu. İçimde oluşan heyecan hissi ise farklı bir durumdu.

Sonunda yüksek, demir parmaklıklara sonuna kadar açılmıştı. Araba hareket ederek kapıyı geçtiğinde gözlerim artık daha ilerisini görüyordu.

Yüzümde bu sefer gerçek bir gülümseme vardı.
Bunu unutamazdım.

“Ne diyeceksin?” Önden gelen sesle birlikte kafamı ona çevirdim. “Acıktım.” Kafasını bir iki saniyeliğine çevirip ters bir bakış attı. “Tek derdin bu mu?”
“Evet.”

Sonrasında cevap vermeden yola devam etti. Gözlerim yıllar sonra değişik bir manzara görüyordu. Dakikalar sonra arabayı durdurup indi. Bir marketin önündeydik. Kapıyı açarak arabadan indi ve markete girdi. Yüksek ihtimalle bana birşey almayı düşünüyordu. Kafasına sıkma düşüncem yoktu aslında.

“Çağlar,” kafamı çevirdiğimde kısık bakışlarla önüne doğru baktığını gördüm. “Noldu?” cevap vermemişti yine.

“Burdan sonra mutlu ailelerimiz izin belgeleri için lazım. Unutma” Tek söylediği buydu. Sonrasında kafasını cama yasladı ve boş bir şekilde etrafa baktı.

“Gitmek istemiyorsan bana gel, yada konuşup dışarı çık.”
“Sende çok seversin mükemmel aileni demi? Pardon.”

İkimizde ailelerimizi pek sevmezdik.. Sevdiğimiz noktalar vardı tabi.

“Sadece şaka! Unutma,” diyerek birkaç küfür etti. “Bozulmadım merak etme.” gerçekten bozuluncak bir durum yoktu. Normal şakalarından biriydi.

Renksiz adam kapıyı açarak koltuğa oturdu ve kapıyı kapattı. Elindeki poşeti bana doğru uzattı. İçinde çilekli,muzlu, çikolatalı hatta sade süt bile vardı. Ben sütü ne yapabilirim ki. Bir uyarı veriyordu ve ben bunu şuan anlamamıştım.
Birkaç şey daha vardı. Ben bunlarla doymazdım. Çikolatalı sütü açarak içmeye başladım. Çağların koluna dokunarak poşeti gösterdim. İçindeki sade sütü aldı ve içmeye başladı. “Zevkini sövsem iyi olur.” Genelde insanların zevklerine karışmasamda sade süt içmesi saçma geliyordu.

Elini boşver dercesine salladıktan sonra kafamı cama doğru çevirdim. Yaklaşık iki yıl önce buradan zorla çıkmıştım ve bu seferde gizli sayılacak bir şekilde geliyordum. Ne mutlu bize...

Sonunda kapının önünde durduk renksiz adam birşey demeden indim ve kapıyı kapattım. Çağlara yeniden baktım son değildi, yarın yine buluşurduk. Renksiz adama evin adresini verirken herşeyi düşünmemiştim. Baskın yapabilirdi, fakat yapacağını sanmıyordum.
“İzin belgesi unutma.” ve sonrasında hızla gitti. İzin belgesi için yarın yine muhattap olamamız gerekti. Benlik bir sıkıntı yoktu. Renksiz adamı sevmiştim. Hangi anlamda bilemiyordum. Kardeşlik veya arkadaşlık değildi. Sevgi ve nefret karışımı gibi.

Derin bir nefes alarak demir kapıyı açtım ve bahçeden eve doğru adımladım. İki katlı, beyaz, normal bir evdi. Orta boyutta bir bahçesi vardı. 2 yıl sonra görmek ise duygusuz bırakıyordu.

Artık hiçbir şeye tepki vermiyordum nerdeyse.

Sonunda siyah kapının önüne vardım ve bir kaç dakika durdum. Başlıyorduk.

Kapıya sert olmayan bir şekilde bir kaç kez vurdum. Adım sesleri gelmeye başlamıştı.

Kapının kolu döndü ve yavaş yavaş açıldı. Annem önümdeydi.

Sakin bir gülümseme ile bakıyordum

Elimi uzattım “Yeniden merhaba,Anne,”

Mutlumuydu?

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

88okunma 5beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 144

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıkaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikapsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18