2. bölüm / 5
777 GÜN2.BÖLÜM
Bölümler 5Şu an: 2.BÖLÜM
- 1 1.BÖLÜM725 kelime
- 2 2.BÖLÜM1.419 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 3.BÖLÜM1.577 kelime
- 4 4.BÖLÜM1.482 kelime
- 5 5.BÖLÜM2.966 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Akşam saatlerindeydik. Hava sisli ve bulutlu bir hal almıştı. Sandığımdan daha erken uyanmış ve uykumu almıştım. 35-40 dakika sonra yemekhanenin koridorunda olmamız gerekiyordu.
Uyandıktan sonra bizimkileri bulmaya gelmiştim. Ortalıkta görünmeyen 3 insanı aramaya başladım. Alev yüksek ihtimalle erkeklerin takıldığı yerlerde adam kesmekle meşguldü. Erkekler ise genelde dışarıda takılıyordu. Adımlarımı dışarıya yönelttim. Yemekhane koridoruna bakma gibi bir niyetim ise yoktu. Dışarıya çıktığımda soğuk havayla titredim. Çok soğuk olmasada üstünde hırka olmayan biri üşürdü.
Sayamadığım kadar güvenlik yüksek demirli kapının önünde nöbet tutuyordu,biri gitse diğeri gelirdi.
Zaten bu yüzden kaçamadık burdan!
Çok güvenli bir yer olduğu söylenemezdi. Durumu daha ağır olan, her gün birini döven,yaralayan intihara kadar gidenlerde vardı. Psikolojim onların yanında gayette iyi kalıyordu.
Etrafa baktım ve bahçenin ortasındaki bankların birinde oturan Alev’i gördüm. Kızıl saçlarını özenle taramış siyah bir takım giymişti.
“ Yavşak” bana bakıp çapkın bir şekilde gülümsedi. “ Efendim yavrum.” Hal ve hareketlerine ve bu tarz cevaplara alışık olduğumuz için değişik bir tepki vermedim.
“ Kendine göre birini buldun mu?”
“ Kendime göre biri…nasıl biri canım?”
Etrafa bakıp diğerlerini arıyordum. “Yani istediğin gibi birini buldun mu yada,istediğin biri nasıl biri”
Bi kaç saniye düşündü. “Akyaz, kaslı, fazlası beni bozar. Sonra… uzun,kibar ve yatakta iyi olması yeterli.” Çapkınca göz kırptı. Gülmekle kaldım. Öpüşme bile fazla uzarsa sıkılırdım, gereksiz olarak düşünürdüm.
“Naber gençlik”
Kafamı kaldırıp sesin sahibine baktım. Görkem, yanında Çağlarla bize doğru geliyordu. Havalı yürüyüş modunda ağırdan alarak yavaş, saçlarını geriye doğru atarak çapkın bir gülüşle süslendirmişti.
“Kay kenara!” diye uyardı. Görkem Alev’in, Çağlar ise benim yanıma oturmuştu ve sıkışmış olduk.
“Ben bişey düşünüyorum,” bakışlarımıız Çağlara yöneldi. “Ne geçiyor aklından?” Bilmiş bir edayla sırıttı
“İki yıllık eziyete son!”. Üçümüzdende yine mi gibi cümleler çıktı. Kaç kere denemiştik olmamıştı bu sefer olması saçma geliyordu.
“Dahiyane planını paylaşmanı bekliyorum,” Samimi bir gülümseme belirdi yüzünde. “Valla en sevdiğim sensin her şeye rağmen dinliyorsun beni.” Birbirimiz arasında ayrımcılık yapmıyoruz diyemezdim. Hepimizin en sevdiği vardı.
Alev boş bakışlarla Çağlara bakıyordu; “Bilmiş bilmiş bakmak yerine kafandan ne bok geçiyorsa söyleyip anlatsana!” Kızgın ses tonunu her zaman kullanmazdı, aksine sabırlıydı. Çağlar işleri rayından çıkarmakta iyiydi.
“Uzatmadan anlatıyorum; bildiğiniz gibi bu akşam yeni bir halt var ortada, etrafı hazırladıklarına göre kendilerinden daha önemli kişiler gelecek. Belki de tanımadığımız kişiler her neyse işte. Polis veya güvenlik dışardan çok içeriyi gözetler, anlayacağınız üzere bize de kaçma fırsatı düşer.” Derin derin nefesler alıp verdi.
Bir yandan mantıklı bir şeydi ama parmaklıklar…
“Çağlar,” Umutlu bakışlarını bana doğru yöneltti. Gerçekten yapabiliriz diye düşünmüştü. Kısık sesle ofladım. “Parmaklıklar Çağlar.” Kaçma girişimleri sonucu etraftaki duvarlar, parmaklıklar daha yüksek boyuta ulaşmış, güvenlik sayısı ise bir hayli artmış durumdaydı.
Bakışlarındaki umut yavaş yavaş söndü. Duvarlar gerçekten fazla büyük, parmaklıklar ise arasında çok az bir genişlikte yeniden düzenlenmişti.
Mavi gözlerinde düşünceli bir bakış vardı sırayla duvarlara ve parmaklıklara bakıyordu. Çıkmanın bir yolu vardır diye düşünüyordu.
“ Boşuna düşünmeyin kaldık yine burda.” Görkem umutsuzdu her zaman böyleydi, fazla düşünmeden kolay yoldan işin bitmesini isterdi. Zenginlikle geçen hayatı boyunca hiçbir işi kendi yapmamıştı neredeyse. Ailesi nedenini bilmediğim bir şekilde,psikolog tutmak yerine buraya getirmişlerdi.
“Bankları üst üste koysak?” Alev mantıklı olduğunu düşündüğü çözümü sunmuştu. Onaylayan bakışlar bekliyordu. “Alev” diye mırıldandım. Noldu dercesine bir bakış attı.
Acıtmayacak şekilde kafasına bir kaç kez vurdum. “Sence olur mu? Bence olmaz, üç beş tane şeyle ne sikim olur?”
Görkem de aynı şeyleri düşünüyor gibi baktı. Daha saçma şekilde bakamıyorduk,gecenin sonu belliydi.
“Bu kapının kilit yeri yok mu?”
Kilit yeri görünmüyordu, varsa bile bu tarafta değildi. Bir anahtar ile açıldığını sanmıyorum, kart veya başka birşey ile açılıyordu. Her korumada olmalıydı.
Peki biz nasıl alacaktık
“Var gibi mi sence?” Birkaç saniye kapıya baktı, “Yok gibi ” diyerek iç çekti. Burdan çıkmayı hepimiz istiyorduk ve sanırım hepimizin ümidi bu gece olan şeydi, peki ne olucaktı?. Koridoru görmediğimiz için herhangi bir tahminde bulunamıyorduk.
“Ben erkek aramaya devam,siz düşünün gençlik!” Alev etrafına dikkatli dikkatli bakarak gitmeye başladı. Bu dikkati ise uygun olanı bulmaktı. Ne uygunsa
“Ee ne halt düşünelim? Bişey yok ortada, zorlamaya da gerek yok. Benden bu kadar!.” Görkem zorluk çekemeyen bi herif olmuştu ve bu gitgide her işi daha çok bozuyordu. Hızlı adımlarla binaya girdi ve gözden kayboldu. İfadesiz bakışlar ile bakıyorduk.
“Çağlar”
“Hmm
“Deneyelim!”
Dudakları yavaş yavaş kıvrıldı. “O ikisi yoksa biz varız!”
🌙
19.00
Saat gelmişti.
Yemekhanenin bulunduğu koridorda toplanmıştık,herkes buradaydı.Olması gereken,gerekmeyen, güvenlik, çalışanlar ve bizler. Hepimiz burdaydık.
Geniş ve uzun koridor bir konferans salonu gibi olmuştu;herkese yetecek kadar kırmızı koltuklar konulmuştu. Etrafta herhangi bir süslemeden çok temizlik yapılmıştı. Ve koridorun en sonunda büyük, geniş, kırmızı perdeli bir sahne vardı.Evet bir sahne vardı.
“Ne haltlar dönüyor burda?” Kafamı kaldırarak Çağlar’a baktım.Yavaş adımlarla gelip yanımdaki boş koltuğa oturdu.Sarı saçlarıyla oynayıp etrafa bakıyordu.Kimse ne olduğunu çözemiyordu. “Bilmiyorum, tahminlerime göre birileri gelecek.”
Gözlerini devirmekle yetindi. Etrafa kısa bir göz gezdirip Alevle Görkem’i aradım. Beraber takılırlardı, aralarında olan şey aşk yada bunun gibi birşey mi bilmiyordum. Kardeş ilişkisi gibi değildi, aşk gibi duruyordu. Anlayamıyordum.
“Çağlar ölsem ağlardın demi?” bi anda aklıma gelen soruyla hızla kaşlarını çatarak bakmaya başladı.Bal sarısı gözleri sinirli ve boş bakıyordu. “Durup dururken nerden çıktı gerizekalı!” sert bir şekilde konuşuyordu. “Öylesine bir soru abartma.Cevap ver ağlar mıydın?”
Sert ve sinirli bakışlarında bir azalma yoktu. “Ağlardım” dudaklarım yukarı kıvrıldı. “Merak etme bende senin için ağlarım”
Omzuna vurup kafamı koltuğun yumuşak yüzeyine yasladım.
“Evet herkes geldiyse başlıyoruz!” Kafamı kaldırıp sahneye baktım. Gökçe yanında müdür, binanın sahibi ve bilmediğim resmi kişiler. Kaşlarımı çatarak dinelemeye başladım.
“Bildiğiniz üzere sizleri yakından takip ediyor,önemsiyoruz ve size şöyle bir iyilik yapmak istedik; Türkiye’de çıkış yapmaya hazırlanan bir grubun konserini size getirdik”
Çatılan kaşlarımı düzelttim ve alayla yukarı kaldırdım.Bazıları kahkahalar atıyordu veya tehlikeli bir şekilde gülümsüyordu. Burada psikolojisi bozuk olanlar kalırdı.
Bazen sakinlik ise en tehlikeli olandı.Normal olma ihtimalimiz yoktu,buraya boş yere getirilmemiştık.
“Siz bizi mutlu ettiniz yani!” Önlerden gelen gülüş sesi yavaş yavaş kahkahalara dönüştü ve bütün koridoru etkisi altına aldı.
Çağlar ise benim gibi sakin bir şekilde sırıtıyordu. Biz böyle mutlu olmazdık ki...
Uzun uğraşlar sonucu susturduklarında bir kaç dakika boş boş konuştular, tabi dinleyen yoktu. Farkında değil misiniz
Sahnede duran resmi adamlar alkışlamaya başlayınca yükselen tek ses onların alkışlarıydı. Salon sessizdi
Hemen ardından ellerinde adını bilmediğim müzik aletleri tutan 5 kişi girdi. Siyahlarla gelmişlerdi. Koyu renkti gelenler, aydınlık vermekten kaçınır gibi.
Resmi bir şekilde gülümsediler sadece. Kendini tanıtma gibi bir eylemde bulunan olmadı. Tedirgin bakışlarla etrafa bakmaktan kaçınıyolardı. Gelmeleri bile aptallıktı.
Yükselen melodi sesiyle birlikte şarkının ilk müziği duyuldu.
Aralarında tek kız olan, yüksek ihtimalle boyattığı gri saçlı kız mikrofon tutuyordu. Şarkıyı o söyleyecekti.
Derin bir nefes alarak söylemeye başladı
Sesine ensturmanlar eşlik ediyordu. Birbirini tamamlayan parçalar gibi
Şarkının huzurlu bir melodisi vardı ve bu benim uykumu getiriyordu. Gözlerim kapanmaya başladı ve açmakta güçlük çekiyordum. Bir süre sonra kafam Çağlar’ın omzundaydı
Sesler yavaş yavaş azaldı ve uykunun içine doğru çekildim.
🌙
Kulaklarıma hâlâ müzik sesi geliyordu. Uykunun kollarından sıyrılmaya başladım. Gözlerimi kırpıştırarak açtım.Tahmin ettiğim gibi şarkı söylemeye devam ediyor, ensturmanlar ile uyum sağlıyordu.
Kafamı istemeyerek kaldırdım.
“Günaydın.” Yan tarafındaki Çağlara baktım. “Ne kadar oldu uyuyalı?” Dudaklarını bilmiyorum anlamında büzdü. “Bir saat olmuştur herhalde.” Bu durumda Saat 20.00 veya birkaç dakika geçiyordu. Koyu kumral saçlarım karışmıştı, normalde de taramazdım zaten.
“Diğer ikisini gördün mü?” Hayır anlamında kafasını salladı. Ortalarda bir yerde oturuyorduk, onların ise nerde olduğu bile belli değildi. Ayrı hareket etmeleri ise sinir bozucuydu.
Genelde ikisi takılır, bizden bağımsız gezerlerdi. Sürekli olmasada kavga ederlerdi sıklıkla. Uzun süreli küslükleri de vardı. En küçük olayda birbirinden vazgeçerlerdi.
Belki psikolojileri böyle söylüyordu, belki de böyle olmalıydı.
Çağlar ile ben hep beraber olurduk.Belki katil olacak kıvama gelmiş olabilirdik, ama herşeye rağmen birbirimize zararda bulunmazdık.Kardeşlik duygusu baskın kalıyordu belki de. Zor durumda kalsak birbirimize gelirdik.Ölecek olsak bile son saniyelerde birbirmizi düşünürdük. Böyle bir bağ vardı aramızda.
“Vera?” Kafamı göğsüne yasladım. O ise kolunu omzuma sardı,sahneye boş bir şekilde bakıyorduk.
“Hmm?”
“Aklımda birşeyler var ama ne dersin emin olamadım. Yine bir kaçma girişimi,ne dersin yanımda mısın?”
Farkında değil misin Çağlar? Ölelim desen tamam deyip geleceğimden...
Kafamı göğsünden kaldırıp baktım. Gözleri sence der gibi bakıyordu. Ne desem yapacakmış gibi.
Hafif bir tebessümle bakmaya başladım. Oda aynı şekilde gülümsedi ama aynı bakamadı.
“Yapalım Çağlar.Anlat neyse yaparız.” Kafama bir öpücük koydu. Bunun gibi ve daha fazlası bizi rahatsız etmezdi. Aşkla değil, kardeş olarak bakıyorduk.
Derin bir nefes aldı ve anlatmaya başladı
“Birkaç şarkı sonra gidecekler ve yüksek ihtimalle para almak için ayrı bir yere gidecekler. Kimseye yakalanmadan bu 5 kişinin birine ulaşmamız gerek. Ya tehditle yada güzellikle bizi buradan götürecek birisi. Kimseye yakalatmadan yapabililer illaki birisi. Sonrası ise ailelerimize soylicez,fark edilmeden bizi buradan alacaklar. Sonuçta buradakiler buna karışamaz. Çünkü henüz hiçbirimiz bir suçta bulunmadık. Alev ile Görkemi bilemem ama... Sen var mısın?”
Anlattıklarını düşündüm. Hafif bir şaşkınlık vardı. Peki ya ne olacaktı? Yapabilir miydik?
Kafamı silkeleyip cevap verdim “Varım.”
Bölüm etkileşimi
