3. Bölüm: Beklenmeyen Buluşma

Vaveyla Yazarı: lacroix Blox

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: 3. Bölüm: Beklenmeyen Buluşma

‎Teyzem stresten salonda volta atmaya başlamıştı. Bense sehpanın üstündeki telefonun çalması için dört gözle bekliyordum. Çünkü babama yaklaşık 1 saattir ulaşamıyorduk ne benim ne de başka birinin telefonunu açıyordu. Belki toplantıdadır diye bir iş arkadaşını aradık ama babamın işte olmadığını çoktan çıktığını söylemişti.
‎Sehpanın üzerindeki telefon titreyerek çalmaya başlayınca hızlıca telefona uzandım. Bilinmeyen numaraydı. Telefonu açıp kulağıma götürdüm. “Alo” karşı taraftan kalın bir ses geldi. Teyzem ağlamaktan şişmiş gözleri bana dönmüştü. “Alo” diye karşılık verdim. “Lina Soydan ile mi görüşüyorum acaba?” dedi karşıdaki ses. İstemsizce başını salladım. “Evet, buyurun benim.” Sesim titriyordu. Nedenini bilmiyordum. “Lina Hanım, babanız bir trafik kazası sonucu hastaneye kaldırıldı. Arayıp haber vermek istedik. İsterseniz-” Telefon titreyen elimden kaydı ve yere düştü. Gözpınarlarım yanmaya başladı. Teyzem yanıma gelip telefonu aldı ve kulağına götürdü. O konuşurken gözlerimden akan yaşlara engel olamadım. Koltuğa yasladım ve ağlamaya başladım. Babam. Kaza. Yapmıştı. Bu üç kelimeyi sindiremiyordum. Nasıl?
‎Yengemin beni dürtmesiyle kendime geldim. Çantasını omzuna takmıştı ve konuşuyordu ama anlamıyordum. Hafif darbeler ile tokat atınca yavaş da olsa kafam yerine oturmaya başlamıştı. Gözümü kapatıp açmamla bambaşka bir yerdeydik. Arabadaydık.
‎Kafam tamamen yerine oturduğunda yolu yarılamıştık. Yengem alt katımızda oturan ve babamın iş arkadaşı olan Serhat Amcaya olanları anlatmış Serhat Amcadan bizi götürmesini teklif etmiş.
‎Hastaneye geldiğimizde hızlıca Hasta kayıta gittik. İki hanımefendi vardı ve kendi aralarında konuşuyorlardı. Biri “Ayşe. Bugün ayın kaçı?” gözlerini elindeki belgelerden ayırmadan sordu. Diğeri cevapladı. “7’si daha yeni başladı ay.” Kıkırdayarak ona takıldı. Bizi fark edince hemen dikkatini bize verdi. “Merhaba hanımefendi. Size nasıl yardımcı olabilirim?” Kimliğimi çıkardım. “Ben Lina Soydan. Babam Kaan Soydan kaza yapmış ve bu hastaneye kaldırılmış durumunu ve nerede olduğunu öğrenmek istiyorum.” Dedim. Kadın kimliğimi aldı ve kontrol ettikten sonra bilgisayarı ile uğraşmaya başladı. “Babanız Kaan Soydan. 3 Katta Ameliyathanede.” Dedi. “Peki merdiven ya da asansör ne tarafta?” dedim. Sesim hala titriyordu. Sırtımda yengemin elini hissediyordum. Yandaki koridoru işaret etti. “Koridorun sonunda merdiven yanında da asansör bulunmakta. Geçmiş olsun” dedi sıcak bir gülümseme ile. Hızlıca koridordan ilerledik. Asansörü beklemek uzun süreceği için merdiveni tercih ettik.
‎
‎Üçüncü kata nefes nefese gelmiştik. Gözlerimi etrafta gezdirdim. Bu kat diğer katlara kıyasla daha kalabalık ve hareketliydi. Ağlama sesleri ve bağırış sesleri çok fazlaydı. Ameliyathanenin önüne gelince üşüdüğümü hissetim. Bu garipti çünkü tüm camlar kaplıydı ve yaz ayındaydık. Okullar daha yeni kapanmıştı. Ki bende kolay kolay üşüyen bir insan değildim.
‎Uzun bir süre boyunca içeri girip çıkan kimse olmadığı için Teyzem, Hasan amcamı aramaya gitmişti. Kapı uzun bir aradan sonra açıldı. İçeriden beyaz önlüklü siyah saçlı benden birkaç yaş büyük bir çocuk çıktı. Elindeki dosyaya bakarak yürüyordu. “Beyefendi bakabilir misiniz?” diye seslendim peşinden. Çocuk durdu ve başını kaldırdı. Yavaş hareketler ile arkasını döndü. “Buyurun hanımefendi?” Sesi. Sanki bir yerden tanıdık geliyordu... Neyse ne. Şu an bunu düşünmenin sırası değil Lina. Çocuğun yanına gittim. “Merhaba ben Kaan Soydan için gelmiştim. Bir kaza sonucu bu hastaneye kaldırılmış.” Dedim. Başını salladı. “Evet hata içeride. Siz neyiydiniz acaba?” Eline kalem aldı ve dosyaya not almak için hazırda bekledi. “Ben Kızıyım. Lina Soydan.” Çocuk birkaç saniyelik duraksama yaşadı ama sonra başını iki yana sallayıp not almaya başladı. Genelde hemşireler yakalık takardı. Garip bir istek ile yakalığına bakındım. Oh. Sanırım onu nerden tanıdığımı buldum.
‎Atlas Rüzgâr.
‎Köprüdeki çocuk... Olabilir miydi? Yoksa isimleri mi benziyordu? Karşıma geçip ‘Sen geçen geçen gün köprüden atlayacak olan kız değil miydin ya’ diyecek hali yok ya. Çocuk mesai saatinde olmasa bile insan kurtarıyor... Ne kadar havalı. Kızım adamın işi bu sussana.
‎“Babanız.” Diye söze başlayınca iç dünyamdan çıkıp tüm dikkatimi ona verdim. “Şanslıymış. Sadece bir tane büyük yarası var. Onun dışında ufarak tefek yaralar. On dakika sonra normla odaya alırlar. O zaman hastayı görebilirsiniz.” Dedi. Gülümsedi ve başıyla selam verip yürümeye devam etti. Acaba ona teşekkür etmeli miydim? Düşünürsem vazgeçerim. Adrenalin patlaması ile, arkasından “Rüzgâr” diye seslendim. Dönüp sorgulayıcı şekilde baktı. “Bana mı seslendiniz?” dedi. Gözlerimi yumdum. Şimdi söylemezsem bir daha asla söyleyemezdim. “Teşekkür ederim. Her şey için.” Dedim ve sonra da arkamı dönerek koridorun sonundaki Teyzemin yanına koştum. Bunu yaptığıma inanamıyorum!
‎

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

8okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.