30. bölüm · 10.Ev
Bölüm 30-GRU -9’un kapısı
Yola çıkış sessiz oldu.Arda direksiyondaydı, Mira haritayı kontrol ediyor, Lina arka koltukta Kağan’ın omzuna yaslanıyordu.Melis, Nova’nın tam karşısında oturuyordu. Aralarında tek kelime yoktu ama ikisi de aynı şeyi biliyordu:Oraya girildiğinde, çıkış aynı kişi olarak olmayacaktı.GRU-9’un bulunduğu ormanlık alana ulaştıklarında akşam üzeriydi.Güneşin son ışıkları, gövdeleri küflenmiş ağaçların arasından süzülüyordu.Bina, toprağa gömülmüş bir anıt gibi, gri ve soğuktu.
Kapısı açıktı.Sanki onları bekliyordu.Rüzgar, sessizce silahını kontrol etti.“İçeride bizden başka biri olabilir.”
Nova başını salladı, “Olacak.”
Kağan öne geçti,“Plan basit. Ayrılmak yok. Melis ve Nova önde. Bu yer onların geçmişi.”İçeri girdiklerinde… sessizlik önce kulaklarını çınlattı.Sonra bir ses yankılandı.Eski bir sistemin açılma sesi.
“Hoş geldiniz.”
Bir anda tavan ışıkları yanmaya başladı.Flu, sarı ışıklar.
Sera fısıldadı, “Bizi bekliyorlar.”Koridorlar karanlık ve metalikti.Yer yer duvarlarda kazınmış harfler, eski isimler, tarihler.Ama bir duvar… Melis’i olduğu yerde durdurdu.
“M. Kara”Kazınmıştı.Altında bir tarih: 18.12.2023
Melis’in gözleri doldu.Bu Halil Kara’nın hâlâ hayatta olduğunun ilk kesin işaretiydi.Derinlere indikçe tuzaklar başladı.
İlk kapıdan geçtiklerinde, zemin çöktü—Arda son anda geri çekildi.Sonraki odada ise gaz salındı—Rüzgar’ın refleksiyle filtre maskeleri takıldı.
Bu yer sadece onları çağırmıyor… test ediyordu.Son koridorun ucunda bir oda daha.Kapısı yarım aralıktı.Kağan yavaşça yaklaştı, elini bastı, içeri baktı…
Ve… duvarda asılı bir şey.
Halil Kara’nın ceketiydi.Tam ortasında kurumuş bir kan lekesi.Ama altında küçük bir not vardı:
“Ceketim kalsın, ben dönerim.”Nova çökerek dizlerinin üstüne düştü.Melis kapıya dokundu.“Bizi buraya çekiyor,” dedi.
Kağan arkasına baktı.“Ve biz de sonuna kadar gideceğiz.”
