24. bölüm · 10.Ev
Bölüm 24-Garip geçen günün ardındaki tutku
Sabahın erken saatlerinde kamp, puslu bir sisle kaplanmıştı.Soğuk hava, nefeslerin buğu halinde görünmesine neden oluyordu.Herkes hazırlıklarını sessizce yapıyor, ama içlerindeki huzursuzluk saklanamıyordu.Kağan, etrafındakilere sert bir bakış attı.“Bugün yolculuğumuz uzun ve tehlikeli. Hem Halil Kara’nın izini sürüyoruz, hem de ekibin içinde çözülemeyen bir gizem var.”
Lina, Kağan’ın yanına yaklaştı, “Deniz yüzünden herkesin morali düşük, biliyorum. Ama birbirimize destek olmazsak, burada hiç kimse ayakta kalamaz.”Mira ve Yaman, kampın köşesinde sessizce duruyordu.Mira, “Deniz’in sırlarını çözemediğimiz sürece, hepimizin kafasında soru işaretleri olacak,” dedi.Yaman ise kararlı bir sesle, “Ama onu tamamen dışlamak da yanlış. Bu savaşta herkesin desteğine ihtiyacımız var.”Deniz ise kendi halinde kampın diğer ucunda yürüyordu.Geçmişinin ağırlığı omuzlarında hissediliyor, adımlarında bir kararsızlık vardı.İçinde bulunduğu durumun ne kadar karmaşık olduğunu kimse bilmiyordu.Arda ve Lina, eski dosyaları karıştırıyorlardı.Arda, “Burası Halil Kara’nın daha önce kullandığı bir üs. Deniz’in adı burada geçiyor.”Lina sayfalara dikkatle baktı, “Demek ki geçmişleri çok daha derinlere dayanıyor.”Ekip yavaş yavaş bu gerçeğin farkına varırken, aralarındaki güven bağı zorluklarla karşılaşıyordu.Bazıları Deniz’e mesafeli duruyor, bazıları ise ona destek olmaya çalışıyordu.Kağan, ekibi toplayıp konuştu:“Birlikte hareket etmezsek, bu işin sonunda hepimiz kaybederiz. İçimizdeki şüpheleri bir kenara bırakmalıyız.”Akşam yaklaşırken, kamp karanlığa büründü.Her köşe gölgeyle doluydu ve herkes bir sonraki hamleyi düşünüyordu.Güven, en kıymetli ama en kırılgan şey olmuştu.Deniz, sessizce çadırına çekildi.“Yakında her şey ortaya çıkacak,” diye düşündü.“Gerçekleri saklamamın bir sebebi var.”
Gece çökmüştü. Kampın çevresi sessizdi ama içeride, küçük bir ateş etrafında birkaç kahkaha ve bardak sesi yankılanıyordu.Yaman, Sera’dan aldığı küçük bir şişeyi ortaya koymuştu.“Yalnızca bir geceliğine her şeyi unutalım,” dedi. “Yarın yine savaşırız.”
Rüzgar kaşlarını kaldırarak, “Halil Baba bunu görse ne derdi acaba?” diye sordu ama gülümsüyordu.
Elif, “Belki de arada bir gevşememizi isterdi,” diyerek hafifçe yudum aldı.Alkolün sıcaklığı boğazından geçerken, gözleri uzaktaki gökyüzüne takıldı.Lina, Kağan’ın yanına oturmuştu.İkisi de sessizce içiyordu ama aralarında kelimelere gerek yoktu.Lina başını Kağan’ın omzuna yasladı.“Bu gece… sadece susalım olur mu?”Kağan başını salladı, “Yanındayım, başka ne lazım ki?”Deniz biraz uzakta, onların kahkahalarını dinliyordu.Bir bardak aldı ama içmeden sadece kokladı.Sanki geçmişi burnunun ucundaydı.Bir an başını kaldırıp Mira’yla göz göze geldi. Mira dikkatli bir bakışla onu izliyordu.
“İçmeyecek misin?” diye sordu Mira, ona doğru bir adım atarak.
Deniz hafifçe gülümsedi, “Ben… içtiğimde bazen geçmişim konuşuyor. Bu gece geçmiş sessiz kalsın.”Sera ve Yaman ufak fısıltılarla dertleşiyordu.Yaman kahkahalar arasında aniden sustu.“Bazen bu küçük anlar en büyük lüksümüz oluyor,” dedi.
Sera yavaşça, “Ya sabah uyanmazsak?”Yaman gözlerini ona dikti.“O zaman bu gece elimizi sımsıkı tutarım. Belki uyanamasak bile… birlikte gideriz.”Gece ilerledikçe şişe azaldı.Gülüşmeler yerini düşünceli bakışlara bıraktı.Her biri sessizce bir diğerine bakıyor, gözlerinde yalnızca bu gecelik dinlenmenin buruk huzuru vardı.
Ama hepsi biliyordu:Sabah, yeniden savaş demekti.Ve geçmiş, bu ateşin dumanı gibi hâlâ üzerlerindeydi.
Ateşin titrek ışığı kampın etrafında dans ederken, Lina ve Kağan sessizce çadırlarına çekilmişti.Dışarıda rüzgâr uğulduyor, içeride ise iki kalp, birbirine biraz daha yaklaşıyordu.
Kağan, Lina’nın gözlerine baktı.“Bu gece… her şeyden uzaklaştım sanki. Sadece sen varsın.”
Lina hafifçe gülümsedi, bir yudum daha aldı bardaktan.“Ben de. Bu savaşın, bu hayatın… ortasında sadece senin yanında huzur buluyorum.”
Kağan elini uzattı, Lina’nın yanağına dokundu.Aralarındaki mesafe tamamen kalktığında, sessizlik konuşmaya dönüştü.Sözcükler gereksizdi artık.Ateşin gölgesi çadırın yüzeyine vurmaya devam ederken, içerde iki beden, iki ruh birbirine sarıldı.İçten gelen bir güvenle, bir yakınlıkla…Zaman durdu sanki.
Sabah olduğunda kamp sessizdi.Ama Kağan, Lina’nın saçlarının arasına yüzünü gömüp mırıldandı:“Ne olursa olsun… artık hep seninleyim.”
Lina,karşılık olarak Kağan’ın dudaklarına yapıştı .Kağan,alkolün etkisiyle daha sert davrandı aralarındaki kıvılcım giderek artıyordu arakarındaki tutkudan duramadılar o kadar yorgunlar dı ki birbirlerine daha çok ihtiyaçları vardı .İleriye gittiler Kağan,lina’nın üstünü çıkarmaya başladı .Lina utanmıştı çünkü bu onun ilk ilişkisiydi. Kağan ‘ın daha önce olmuştu ne yapması gerektiğini biliyordu.Halil baba bu konuda kararlıydı hiç birinin sevgilisi olmasına izin vermemişti ama arada gizlice bazılarının kaçamakları olmuştu .Kağan Lina ‘ya “İstersen yapmayalım uygun bi zamanda yaparız “Lina cevap olarak dudağından öptü .İkiside artık 26 yaşında yetişkin sayıldıkları için kararlarını kendileri veriyorlardı.Kağan,yavaşça Lina’nın şortunu çıkardı hızlı bir şekilde iç çamaşırınıda çıkardı. Lina sadece südyen ile Kağan’ın karşısındaydı .Aralarındaki ateş hızlı bir şekilde devam ederken Lina Kağan ın üstünü çıkardı bi anda öpüşüp bi anda da pantalonunu çıkarmaya çalışıyordu Kağan ın .Lina”‘korunmamız gerekir mi sence ?”.Kağan “ Şuan da onu düşünemem ilk seferden problem olmaz. “dedi.Kağan ‘da hızlıca iç çamaşırını çıkarıp sevişmeye başladılar .Lina Kağan ‘a ağzını kapatmasını yoksa çığlık atıcağını söyledi Kağan kıyamadı ama dışardakilerin duymaması için böyle bir durumda seviştikleri anlaşılmasın diye yapmak zorunda kaldı ve yapması daha iyi oldu çünkü ikiside daha çok haz almaya başlıyordu yavaş yavaş hızlanmaya başladılar.Lina boşalmıştı ağzının kapalı olduğu halde çığlığı biraz da olsa duyuluyordu .yoruldular bi sonraki gün yorucu olucağı için durdular Kağan ilk seferinin nasıl olduğunu sordu Lina çok beğendiği ve hep yapmak istediğini söyledi güldüler ve günün yorgunluğuyla sarılarak uyudular.
