Gelen Kutu

Vaveyla Yazarı: Amine Alisya ÖZTÜRK

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: Gelen Kutu

Bölüme beğeni ve yorum atarak destek olabilirsiniz 🎀🎀

O geceyi hatırlamak beni acı bir şekilde vurdu.
Ne ben istedim ne de o,

Yarın sabah uğraşmayım diye çantamı toplayıp yatağıma geçtip uzandım.
Nedensizce aklıma Umay geldi. Onunla geçirdiğim günler bana gülmeyi, hayatın ne kadar güzle olduğunu, bir kız kardeşim gibi davranıyordu.
...
Yarım saat sonra,
Teyzem salondan seslendiğini duydum ve odadan çıkıp salona geçtim.
Yanına oturmamı istedi. Onu kırmayıp yanıma oturdum, sesi biraz boğuk geliyordu. Önümüzde duran sehpaya baktım dikkatimi çeken kutuyu gösterip " Bu kutu ne " dedim. Konuşmadı gözlerimin içine baktın ve kutuyu eline alıp bana doğru uzattı.
Boğuk sesiyle konuşabildiği kadar " Zilan bu sana gelmiş "
Şaşırarak " Bana mı "
" Evet sana " diyerek koltuğa oturdu.
Şaşırarak " Nasıl "
" Sen okuldayken gelmiş "
Teyzeme bakıp sonra " Peki kimden "
Üzgün bir yüz ifadesiyle " Esen Ablan göndermiş, içinde birkaç birşey var "
Merakım iki katına çıktı kutuyu hızlıca açmaya başladım.
Daha kutunun ağzını bile açmadan " Esen ve Cenk gittiler " dedi.
Açmayı bırakıp " Nereye gittiler " diyerek Teyzemin gözlerine odaklandım.
" Berlin 'e yani Almanya " Umay 'ın doğurduğu yer.
Nedenini sormaya gerek duyamadım çünkü biliyorum.
Esen Abla Umay 'ın ölümünden sonra kendini suçlu buldu. Yılın belirli zamanlarında Almanya 'a gidiyorlardı ama Cenk Abinin ısrarı üzerine Almanya 'ya taşınmaya karar vermişlerdi.
Kutuyu bırakıp " Peki ne zaman gitmişler "
" Cuma günü gitmişler "
Sustum, bir süre boyunca aramızda sessizlik hakim oldu.
Kutunun kapağını elimde şok içinde kaldım. Kutunun içini görür görmez bir an kendime gelemedim, gözyaşlarıma hakim olamadım.
Çünkü Umay 'ın en sevdiği kolyesi, tokaları, fotoğraflarımız, günlüğü vb. özel eşyaları bulunmaktaydı. Kutunun içini kibarca karıştırdım dibinde küçük bir notu gördüm elime alıp okumaya başladım.

Not Esen Abla 'dan dı.
** Ben seni affediyorum ve sana kızımdan kalan birkaç eşyasını sana gönderdim **
Hıçkırıklara içinde ağlamaya devam ediyordum. Kutuyu alıp odama doğru koştum. Teyzem arkamdan " Zilan " diye seslendi. Arkama dönerek " Sakın gelme " diyerek bağırdım.
Odama girdiğimde ağzımı tutup ağlamaya devam ettim. Beynimde o gecenin çığlık sesleri, gözümün önüne kanlar. Kutunun altında olan fotoğraflardan birisini elime aldım. Bu fotoğrafı o gün çekmiştik , ağlamalarım hıçkırıklara devam ederken o günün hatırlamaya başladım, işte o gece.

2 yıl önceydi

O gece yaşanan bir kazaydı. Kimse böyle olmasını istemezdi, ne ben ne de Umay isterdi.
Umay 'ı öyle gördükten sonra, o dakkika için benim için herşey bitmişti. Kim bu hayata en sevdiğini o hâlde görmek isterki.
Dediğim gibi o gece tam bir felaket gecesiydi, o gece çok mutlu olmanız gerekirken ben o geceyi ağlamakla, çığlıklar ve büyük bir pişmanlıkla bitirdim.
...

15 yaş günümden yaklaşık 1 ay sonraydı.
Masa başında Umay ile bereber gideceğimiz lise için çalışmakla meşgülken ters bıraktığım şeklinde duran telefonum çaldığını fark ettim, ilk başta açmak istemedim tekrar aramaya başlayınca daha fazla dayanamayarak açtım,
Diğer elimdeki defteri masaya bırakarak " Efendim Umay "
Soluk soluğa heyecanlı bir şekilde " Zilan neredesin kanka, seni bekliyorum bu gece unutulmaz bir gece olacak, ve çok eğleneceğiz "
Merakı bir sesle " Tamam da ne eğlencesi Umay "
Sorumu bile cevaplamadı, " Ben annemden ve babamdan izin aldım, sen ne yap et Aylin Ablayı ikna et gel "
" Umay sen gündüz gündüz içtin mi ne yaptın "
" Ne içmesi, Zilan saçmalama "
" Ne eğlencesi peki "
" Gelince görürsün "
" Tamam da nereye geleyim "
" Bizim mekana gel, seni bekliyorum " bizim mekan diyor sanki mafya babası mübarek.
" Tamam Umay geliyorum " offlayarak telefonu kapattım, durduk yere başıma iş çıkartıyor. Masamı toplayarak odamdan çıktım.
Odasında makyaj malzemelerini düzeltmekle meşgül olan Teyzemin yanına gittim. Acaba bana izin verimi diye düşünüp durduktan sonra.
Yüzümde kocaman bir vatan gülüşü bırakarak " Kolay gelsin, sana da bu aralar bir güzellik gelmiş Eray Abi çok şanslı adam vallah "
" Söyle, Zilan ne istiyorsun benden " Ellerine krem sürerek için krem kutunun kapağını açtı.
" Ne istiyeceğim sadece yanına geldim, yardıma ihtiyacın var mı "
" Hadi uzatma daha işim var benim "
Afalayarak " Ne istiyeceğimi, hem nerden çıkardın "
" Durduk yere gelip yalakalık yaparsan tabii çıkarırım " beni iyice süzüp sonra " Söyle seni bekliyorum "
" Off tamam söylüyorum " pes edereke " Umay beni çağırdı her zaman ki kafede beni bekliyormuş "
Kaşlarını çatıp bana öylece bakınca izin vermeyeceğini düşündüm.
" Tamam git ama çok oyalanma "
" Ama hem çok kalmam " diyemeden az önce söylediğini fark edip duyduğuma inanmadım biraz şaşırdım Teyzem kolay kolay izin vermezdi mutlu ve şaşkınlıkla " İzin verdin mi "
" Evet Zilan gidebilirsin " diyince mutluluktan havaya uçtum " Ama " sustu sonra " Saat 6 dan önce evde ol Zilan "
Sevinerek " Tamam Teyzecim " ve yanağından öpütüam.
" Hadi, git çok yorulma haa "
Hemen odama hazırlanmaya gittim. En sevdiğim mavi kot ceketimi alıp telefonumu da koyduğum şarj cihazından çıkarıp cebime koyup odamdan çıktım.
Evden çıkıp hemen kafeye doğru ilerledim, gittiğimde kafenin bahçesinde en sevdiği köşede tek başına oturmuş olan Umay 'ı gördüm oldukça düşünceli gözüküyordu sanki canı bir şeye sıkılmış gibi. Daha fazla dayanamadım ve yanına gittim.
" Umay " diyerek karşısına oturdum, beni görünce kendine geldi.
Gülen yüzüyle " Seni erken beklemiyordum, iki saat anca hazırlarsın sen "
" Geldim daha ne istiyorsun, hem sen hemen gel diyince bende aceleyle geldim "
" Aylin Abla sana nasıl izin verdi "
" Bende anlamadım, hemen de izin verdi hem boşver geldim ya sen ona bak " dedim gülümseyerek,
Umay aniden " Zilan "
" Efendim " diyerek karşılık verdim.
" Her zamankinden "
" Benim düşündüğümü sende mi düşünüyorsun " tek kaşımı kaldırarak,
" 4 dilim pasta 3 bardak limonatayımı düşünüyorsun "
" Şeker komasına mı girmek istiyorsun galiba "
" Bir şey olmaz "
" Senin bu sürprizin ne ondan bahset sen "
" Sürpriz canım "
" Tamam " dedim ve etrafa bakınmaya başladım. İnsanlar mutlu bir yandan kahkaha sesleri, diğer yandan küçük iki çocuğun koşturması...
Umay sipariş vermek için garsona seslendi. Garson diğer masalarla ilgilendikten sonra yanımıza geldi.
Umay " Abi sana az önce söyledim sen biliyorsun zaten " Umay garsona kaş göz hareketi yaparak.
Başını hafifçe sallayarak " Tamam hemen getiriyorum " hızlıca yürüyüp gitti.
Umay 'a bakarak " Neyi önceden söyledin "
" Söyledim bir şeyler merak ettme " masadaki süs çiçeğini elline alıp itici itici baktı, çünkü sevmiyor bu tür şeyleri eline aldığı gibi hemen arkasında bulunan boş masaya bıraktı.
" Umay masa yetmedi mi, çiçeği diğer masaya bırakıyorsun "
" O değilde bu masaya oturanlar bolca romantizim yaşarlar "
Gülerek " Sayende Umay "
Garsonun ellinde mumlu bir pasta ile bizim masaya doğru geliyordu şaşırdım.
" Umay, garson galiba masaları karıştırdı " sesimi kısarak,
" Hayır, doğru masaya geliyor "
Garson pastayı bıraktıktan sonra içecekleri getirdi,
" Afiyet olsun küçük hanımlar " diyince ikimizin yüzü aynı anda düştü. Garson diğer masalarla ilgilenmem için gitti.
Umay garsona bakarak " Sağ olun " diyebildi daha sonra " Küçük hanımlar dedi dimi " bana bakarak.
Başımı sallayarak " Evet, küçük hanım dedi "
" Hanımlar dedi yani sana da demiş o zaman, tabii sen kendini kızdan sayıyorsan orası ayrı konu "
" Çok komiksin sen buna mı takıldın yani "
" Evet buna takıldım "
" Bu ne sürpriz bu mu " daha fazla dayanamayarak.
" Yok ya bu daha başlangıç ve küçük bir kutlama "
" Neyin kutlaması Umay "
" Hiç içimden geldi "
Yanan mumarı düzelterek " Üflesene Zilan "
" Tamam o zaman ben üfleyim " Umay 'a bakıp tam üfleyecektim ki,
Bağırarak " Zilan dur "
" Ne bağırıyorsun, toynağına iğne batmış gibi "
" Lütfen bir dilek tut " bir yanda elindeki telefonu ile beni çekiyor diğer yandan küçük bir çocuk gibi yalvarıcasına bakıyordu.
Gözüne bakıp sonra " Seni mi kırcam " dedim ve gözümü kapatıp dileğimi içimden geçirdim.
*** Umay ile beraber çok istediğimiz okula, onunla olduğum güzel günler ve güzel bir gelecek diledim *** gözümü açtım ve mumları üfledim,
Umay hemen mumları kaldırıp pastayı kesmeye başladı. " Hadi yiyelim "
...

Yeme işimizi bitirdikten sonra, telefonlarda takılmaya, sohbet ve günün hatırası için fotoraf çekmeye başladık o ara zamanın nasıl geçtiğini fark etmedik. Umay masada ki telefonunu cebine koyarak " Gideli mi artık daha seni götürmem gereken bir yer var "
Telaşlanarak " Ama geç olmadı mı Umay "
Takmayan bakışların ardından " Bir şey olmaz merak etme sen "
Fazla oyalanmadan hesabı ödedikten sonra kafeden çıktıp yürümeye başladık.

Saat 17:49
Umay hızlı adımlarla ilerlediği için bir türlü yetişemiyordum, koşar adımlarla atmaya başladım.
Ona seslenerek " Umay geç olmadı mı sence "
Arkasına dönüp nefes nefese kaldığım için kızaran yüzümle dalga geçti.
" Seni manavdan domates diye satacağım "
" Dalga geçmeyi bırak, geç oldu beni nereye görüyorsun "
" Hayır, tam istediğim vakit ve senden bir ricada bulunucam "
Ona yetişip " Seni diliyorum Umay "
Sağ ellini uzatarak " Telefonunu kapat ve bana ver "
Şaşırarak tepkimi gösterdim " Neden ki Teyzem arar birazdan "
" Bende bu yüzden istiyorum ya kimse rahatsız etmesin diye "
" Emin misin "
" Birşey olmaz, sen bana güven "
Telefonumu cebimden çıkardım, kapattım ve Umay 'a verdim.
" Peki gideceğimiz yer uzak mı "
" Biraz hızlanırsak hemen gideriz "
Ve hızlanmaya başladık. Umay düşünceli, sanki kafasına taktığı bir şeyler vardı, sormak istemedim.
Durmadan telefona bakıyordu sanki gideceğimiz yeri bilmiyordu, konumdan takip ediyorduk.
İki saate yakın yol yaptık. Çok yoruldum için bacaklarım ağrımaya başladı.
Umay bana dökerek, " İşte geldik, gözlerini kapat ve yavaş yavaş yürü ben seni yönlendircem " heycanlı ama bir o kadar buruk bir şekilde.
İstediğini yaptım Umay iki elliyle gözlerimi kapatı.
Gözlerim kapalı bir şekilde Umay 'ın tarifi ile yürüyordum biraz daha ilerledikten sonra " Açabilirsin gözlerini Zilan "
Dediğini yaptım, gözlerimi açar açmaz bulunduğumuz ortam yüzünden oldukça rahatsız oldum ama bunu Umay için aynısını düşünemiyorumdum oldukça ilgisini çekmiş olmalı ki, ağzı açık bir şekilde dalmıştı.
Çünkü yer kimsesiz, tenha, eski, yıkık dökük ve oyuncakların paslandığı bir lunaparktı. Anlamadığım şey bir kaç dönme dolabı renkli lambalar ile süslenmişti.
Sonbaharın gecesi ile üşümeye başladım.
" Umay lütfen gidelim, burası hiç tekin bir yere benzemiyor hem gece gece ne işimiz var burda " çekiştirmeye başladım.
Sinirlenerek " Sende ama korkak bir şey çıktım bende seni ne sanıyordum, o kadar geldik hem söz çok oyalanmayacağız "
" İyi de koca İstanbul 'da başka lunapark mı yok buraya geldik "
" Zilan lütfen "
" Gece gece ne işimiz var bu eski lunaparkta "
" Eğlenmek için "
" Senin eğlence anlayışını bu mu karanlık, ürkütüçü ve iğrenç bir yerde mi eğleneceğiz "
" Zilan bir sus, taramalı tüfek gibisin ne bu soru sorma aşkın anlamadım gitti "
" Konuyu değiştirme "
" Gitmek istiyorsan söyle ona göre ben " ve sustu.
" Ne sen Umay "
" Tamam " sustum pes ettim çünkü Umay kafasına bir şeyi taktımı onu asla yolundan döndüremezdim.
" Tamam ama Teyzem kızarsa hesabını sen ödeyeceksin " Umay 'ı çekiştimeyi bırakarak,
Telefonu çıkarıp " Öderim merak etme "
" Bu ödeme kafede hesap ödemeye benzemez " dedim ama beni dinlemedi bile.
Yıkılmış olan dönme dolabın yerdeki bir kaç kabinine doğru gitti.
Belki vazgeçer diye son kez bağırarak " Kanka boş ver buradan bize eğlence çıkmaz " dedim ama
Renkli lambalı kabinde açık " Yapma ya, sen ne diyorsun al sana eğlence "
Duyar duymaz Umay 'ın kabinin içinden saçından tutup çıkarmak istedim tekrar bağırarak " Umay sen kendinde misin, görmüyor musun şunların haline dokunsan hepsi düşecekler iğrenere " eski , paslı ve kirli "
Kabinin içini dikkatli bir şekilde bakıyordu.
" Hadi gidelim zaten kimsecikler yok, bir şey olur kimsenin ruhu bile duymaz " öyle dedim ama yakınlarada bir kaç ev vardı ama içime sinmeyen bir ortamadayız.
Telefonunu çıkarıp bana uzatarak " Videoya çek beni, annem ve babama gösterirsin "
Bağırarak " Çekmiyeceğim seni "
" Gelirsem seni döverim "
" Umay sen canına mı susadın " ve bana ters bakışlarını bana yönelterek.
" Nasıl bincen ki sen bunlara hepsi Allah 'a emanet ayakta duruyorlar "
" Binmeyeceğiz, sadece binmiş gibi yapacağız bu kadar basit "
" Zekana hayran kaldım Umay, çok zekisin galiba "
" Evet çok zekiyim "
Şimdi Teyzem ortalığı ayağa kaldırmıştı daha önemlisi burda ne işimiz var bu saate ve neden Umay hiç bir şekilde sorularıma doğru dürüst cevap vermiyor.
" Şimdi Teyzem beni merak ediyordur " Umay 'ın yanına yaklaşarak. Daldığı yerden gözlerini kaldırdı ve yüzüme bakarak, " Yola çıkmadan önce ben Teyzene mesaj attım "
" Neymiş bu mesaj " meraklanarak
Umay sinsi bir gülüş atarak, ve attığı mesajı anlatı " # Selam Aylin Abla, Aycan şu an bizim evde haberin olsun, biraz karnı ağrıdı için kendisi biraz dinleniyor # diye mesaj attım "
" Ne Umay, oha yani "
" Aylin Abla da telaşlandı bizim eve gelmek istedi ben yazdım # Şu an iyi yarın beraber geliriz bu akşam bizde kalsın # yazdım "
Umay anlattıkça şoklara giriyordum,
" Yarın gelin dedi ve neden telefonu kapalı " diye sordu bende # Telefonun şarji bitmiş bu yüzden kapalı # yazdım "
" Oha Umay "
" Ama çok meraklandı Allah affetsin "
" Seninkiler burda böyle bir halt yediğini biliyorlar mı "
Şaşırarak " Benimkiler kim "
" Annen ve baban canım "
Umay 'ın yüzü düştü bi anda gözlerimin içine bakarak " Boş ver " diyerek tekrar kabinin içine girdi.
" Ne boşveri ne saçmalıyorsun "
" Bir ara öğrenirsin "
Meraklı bir şekilde " Neyi "
" Boş ver dedim ya " atarlanarak,
" Neden hiç bir şey anlatmıyorsun "
" Gelmiyor musun " konuyu değiştirerek
Bindiği kabin ters durmuştu dokunsan yıkılacaktı ama Umay umursamıyordu bile, zıplayıp duruyordu bana bakarak " Biliyor musun Zilan "
Bağırarak " Neyi Umay "
Sustu telefonuna bakıp sonra " Seni sevdiğimi biliyorsun değil mi "
Gülümseyerek " Nerden çıktı şimdi bu "
" Kendine iyi bak, ve beni unutma " telefonunun cebine koydu ve bağırarak hemen uzaklaşmamı istedi.
Nedenini bile soramadan.
Korkunç bir çığlık atarak " Zilan uzaklaş " diye bağırdı.
Ondan uzaklaşarak " Tamam Umay sen bi sakin ol "
Uzakaşınca, kabine tekme atmaya başladı.
" Umay ne yapıyorsun, çık ordan üzerine düşecek " diye bağırdım ama beni dinlemiyordu.
Durmadan tekme atıyordu, bağırıp çağırıyordu sinir krizi geçiriyordu, " Neden neden ben, koca bir yalanın içinde yaşıyor muşum " çığlıkları susup yere çömelip ağlamaya başladı.
Umay 'ı ilk defa böyle gördüm ne yapacağımı bilmiyordum ama yanına da yaklaşmamı izin vermiyordu, gizliden yanına gittim beni görür görmez " Uzaklaş " diye bağırdı.
Kriz geçirdiği için ne yapcağımı bilemiyordum. Sakinleştirmek istiyorum ama izin vermiyor.
Kabinde kırılma sesleri geliyordu düşecekti,
" Umay çık onunun içinden " bağırmaya çalıştım beni duyar diye ama,
" Zilan beni affet, beni unutma bizim hiç bir suçumuz yok, bizim tek suçumuz bu dünyaya gelmek " son kez bana baktı. Gözünden akan yaşları temizleyip
" Beni unutma Zilan " başını yukarı kaldırıp bulutlardan dolayı az gözüken yıldızları izledi. " Gerçek adım Yıldızmış "
Saçmalıyor diyerek umursamadım " Umay çık onun içinden düşecek " diyemeden kabin çöktü ne olduğunu anlamadım bile, sokak lambaların ışığı söndü bi anda, sadece renkli lambaların ışığı yanıyordu.
" Umay " diye çığlık attım, benim duymuyordu. Durduğum yerden sanki kaynar sular dökmüşler sanki.
Ne yapcağımı bilmiyordum, gözümü kapatıp tekrar açıp etrafta baktım kabin Umay ' ın üzerine düşmüştü hemen yanına koştum elini tutum " Umay lütfen ses et, bir şey söyle Allah aşkına uyan " diye bağırıyordum. Kabini kaldırmaya çalıştım ama olmadı çok ağırdı.
" Umay " hemen çığlık atmaya başladım. Belki sesimi duyup yardım ederler diye,
" Lütfen yardım edin, arkadaşım uyanmıyor lütfen yardım edin " çığıklarım etrafa yayıldı.
Umay 'ın elini bırakıp telefonuna ulaşmaya çalıştım, ama pantolonun cebine koymuştu ulaşamıyordum kabin tüm vücuduna düşmüştü elimden bir şey gelmiyordu ağlamaya başladım " Lütfen uyan, benim için "
Gözlerimi kapatıp bunun bir kabus olması için Allah 'a dua ediyordum " Allah 'ım lütfen bu bir kabus olsun " diye
Gözlerimi açtığımda Umay 'ın başından gelen kanları gördüm, üzerimde duran ceketimi çıkarıp Umay 'ın kafasının altına koydum sakin olmaya çalışıyordum yapacağım küçük bir yanlıştan her şey daha kötü olacaktı.
Yoldan geçen bir grup sesimi duyarak gelmişler.
Uzaktan üç kaç adam ve yanlarında iki kadın vardı. Onları görür görmez
" Burdayım, arkadaşım uyanmıyor " diye onlara bağırarak seslendim.
Hemen olduğumuz yere geldiler,
( 1. adam) koşarak " Geldik, sakin ol " kendi sakinliğini korumaya çalışarak.
(1. kadın ) " Ne oldu " Umay 'ım başından gelen kanları görünce birden çığlık atmaya başladı.
Gözlerimde akan yaşlarla " Arkadaşımın üzerine kabin düştü Abla onu kurtarır mısınız "
(2. kadın) Diğer kadını sakinleştirdikten sonra " Ne işiniz vardı burda "
" Bilmiyorum , yemin ederim ki bilmiyorum lütfen onu kurtarın "
(2. adam) " Çiğdem, Berfin siz kızı uzaklaştırın biz kabini kaldıracağız " ne yapacağını bilemez halde.
( 1.kadın ) " Tamam Emin "
( 2. kadın ) Gözyaşlarımı silerek " Sakin ol, merak etme kurtarcaklar arkadaşını "
( 1. adam ) " Emin sen şu köşeden , Resul sen diğer köşeden bende bu taraftan kaldırcağım " sakin bir şekilde üçten geriye sayarak kaldırmaya çalıştılar başta biraz zorladılar ama sonunda kaldırdılar.
Adamlardan biri ambulansı aradı " Ağır yaralanmış , çok kan kaybetmiş " dediği anda anda kendimden geçtim yani bayılmıştım.

Saat 02:23 civarları
Uyandığımda kendimi ambulansın içinde uzanmış halde buldum. Başı ucumda Teyzem ve Eray Abi vardı.
Teyzem " Zilan " kan dolu gözlerime baktı ve ağlamaya başladı.
Çığlık atmaktan yorulan sesimle " Ne oldu bana "
Teyzem ağlayarak ambulanstan çıktı.
Eray Abi " Sen burda dinlen birazdan hastaneye gideceğiz, sen dinlen biz geleceğiz " dedi ve koşar adımlarla Teyzemin arkasından gittti.
Ne olduğunu hala anlamamıştım, sanki hafızamı sıfırlamışlardı,
Birkaç dakkika sonra.
" Umay kızım " diye bir çığlık sesi duydum, irkildim aniden bu ses tanıdıkdı bu Umay ' ın annesi Esen Abla 'nın sesiydi.
Hemen sesin olduğu yere doğru gitmek için ambulanstan çıktım.
Yürürdükçe hatırlamaya başladım. Etrafta bir sürü polis ve bir ambulans daha vardı. Sağıma baktığımda bana yardım eden grubun polislere ifade verdiklerini gördüm.
Yürüdükçe hatırlamaya başlıyorum.
Biraz daha yürüyünce diğer ambulansını gibi gördüm ve arkasına doğru gittim.
Kapı açıktı içerde ceset torbasının başında duran Esen Abla 'yı ve Umay ' ın babası Cenk Abi' yi gördüm.
Siyah torbadaki Umay 'dı ne yapacağım bilmiyorum ama şu an dünya benim için durdu. Öylece durup onları izledim.

Esen Abla ( Ağlayarak ) " Cenk, kızım yaşamıyor, bir şey yap sana yalvarırım "
Cenk Abi bağırarak " Esen elimden bir şey gelmiyor "
Gözüme gelen karaltı ile kendimi yerde buldum.
" Belki de bir kabustur " diye gözümü kapatıp uyudum.
Hayır kabus değildi, tekrar uyandığımda Umay 'ın cenazesi için töreninin için uyanmıştım.

O, geceyi hatırlayınca dolan gözlerimi silerek, hayata kaldığım yerden devam etmiştim.

Selam, yorum ve beğeni atarak destek olur musunuz 🎀🎀
4. Bölüme geçebilirsiniz 🎀🎀🎀

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

231okunma 85beğeni 11yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.