7. bölüm · ZERAFETIN ALTIN KAFESI

ŞEFKATİN KALKANU

Huseyn Almasov

Mektep odasının ağır meşe kapısı, menteşelerinden gelen tiz bir sesle aralandı. İçeriye, üzerinde kusursuz dikilmiş lacivert bir binicilik kıyafetiyle Leydi Seraphina girdi. Seraphina, aristokrasinin en katı kurallarıyla büyümüş, narinliği her zaman bir "disiplin hatası" olarak görmüş bir kadındı. Odaya girdiği an, içerideki o yumuşak, sevgi dolu hava sanki bir anlığına dondu.
Seraphina, eldivenlerini yavaşça çıkarırken bakışlarını masanın üzerindeki tüy kaleme ve Adelina’nın az önce çizdiği narin çiçek motiflerine dikti.
"—Kont Alaric," dedi Seraphina, babaya doğru mesafeli bir reverans yaparak. "—Maximilian’ı düğün hazırlıklarından alıkoymak istemezdim ama terzi prova için bekliyor. Görüyorum ki burada mektep derslerinden ziyade, çocukça hayallerle vakit öldürülüyor. Adelina Lara, bu yaştaki bir genç kızın elinde tüy kalem değil, bir evin idaresini tutacak anahtarlar olmalı."
Adelina, Seraphina’nın o keskin ve küçümseyen sesiyle omuzlarını hafifçe büktü. Ancak daha o üzülemeden, babası Alaric oturduğu yerden kalktı. Alaric’in yüzünde bir öfke değil, sarsılmaz bir korumacılık vardı. Yavaş adımlarla kızının yanına gitti ve elini Adelina’nın narin omzuna, tıpkı bir kalkan gibi yerleştirdi.
"—Seraphina, evladım," dedi Alaric, sesi alçak ama odadaki tüm otoriteyi üzerine toplayan bir tınıdaydı. "—Biz Valeriuslar, gücümüzü sadece anahtarlardan veya kanunlardan almayız. Biz gücümüzü ruhumuzun inceliğinden alırız. Adelina’nın bu masada yazdığı her satır, Maximilian’ın okuduğu her kitap, bu ailenin gelecekteki onurudur. Onların narinliği benim en büyük hazinemdir."
Maximilian da yerinden kalkıp Seraphina’nın yanına gitti. Nişanlısının elini tuttu ama gözleri babasında ve kız kardeşindeydi.
"—Babam haklı Seraphina," dedi Maximilian, sesinde babasından miras kalan o şefkatli otoriteyle. "—Adelina’yı değiştirmeye çalışmak, bir kuğunun kanatlarını kırmak gibidir. Eğer bu aileye dahil olacaksan, önce bu narinliğe saygı duymayı öğrenmelisin."
Alaric, Seraphina’nın şaşkın bakışları altında eğilip Adelina’nın mürekkep lekeli elini öptü.
"—Korkma narin kızım," diye fısıldadı kulağına. "—Dışarıda fırtınalar kopsa bile, bu mektep odası senin kalen kalacak. Ben nefes aldığım sürece kimse senin tüy kalemini elinden alamaz."
Seraphina, Alaric’in bu sarsılmaz şefkati karşısında ilk defa ne diyeceğini bilemedi. Katı kuralların işlemediği bu sevgi dolu kalede, o da yavaş yavaş yumuşamak zorunda kalacağını o an anlamıştı.