1. bölüm · ZEMİN

1. BÖLÜM

Selin E

22.02.2025 İSTANBUL

GONCA BAYSAL

Adliye koridorunda ağır ve kendimden emin adımlarla ilerliyor yanından geçip gittiğim görevli polislere başımı hafifçe eğerek selam veriyordum.

Arkamdan gelen sesle adımlarımı yavaşlattım ama durmadım.

"Gonca savcım bir dakika bekler misiniz?"

Soluk soluğa kalmış bir şekilde bana bakan Aslı'nın sesinde hafif bir sitem vardı. Her halinden yorulduğu belli olan sevgili sekreterim sonunda kendini toparlayarak doğruldu ve ifadesiz olan yüzüme baktı birkaç saniye.

"Ali başsavcı sizi odasına çağırıyor sayın savcım."

Oflayarak saatime baktım.

"Acil mi ya acaba?"

"Bilmiyorum ama bayağı gergin gözüküyordu."

"Tamam ben bir gidip bakayım o zaman."

Adımlarımı durdurup arkama dönerek istikametimi Ali başsavcının odasına çevirdim. Kapının önüne geldiğimde hafifçe boğazımı temizledim ve kapıyı çaldım. İçeriden 'gel' sesini duyduğumda kapıyı açıp içeri girdim.

"Gel Gonca seninle konuşacaklarım var."

"Ne konuşacaksınız sayın başsavcım?"

"Dün gece 1 sularında bir cinayet işlendi." Sanki konuşmakta zorlanıyormuş gibi masadaki bardakta dolu olan sudan bir yudum aldı. "Yeğenim, yeğenim Bahar üç bıçak darbesiyle öldürüldü."

Duyduklarım beni şoka sokmaya yetti. Çünkü öldürülen şahsın, her fırsatta bahsettiği yeğeni olduğunu hemen anlamıştım.

"Ama nasıl olur? Kim, neden bunu yapsın? Yapmak istese bile nasıl cesaret edebilir?"

"Bilmiyorum kızım ama ZEMİN'den şüpheleniyorum. En son olan sevkiyatı baltaladığımız için bize kinlenmiş olabilirler. Akıllarınca benim gözümü korkutacaklar."

ZEMİN bir örgüttü. O örgütte neler döndüğünü biz bile tam olarak bilmiyorduk ama söylentiler çok korkunçtu. Denilene göre ZEMİN tüm pis işlerin bir düzene bağlı olduğu ve bu düzene uyduğun sürece devlete karşı üst düzey korumaya sahip olduğun bir tür sistemdi. Bu örgüte dair elimizdeki tek bilgi liderinin lakabıydı. 'Kartal'. Denilene göre bu adamın sırtında kocaman bir kartal dövmesi varmış ve bu dövme özgürlük ve bağımsızlığı temsil ediyormuş. Geçtiğimiz günlerde önderliğimizde yapılan operasyonda polis teşkilatımız yüklü miktarda yapılan kaçak silah sevkiyatını çökertti. Bu durum Bahar'ın cinayetine yeterli sebep sağlıyordu.

"Peki benden ne istiyorsunuz?"

Sesi titreyerek konuşan adama acıyarak baktım. Ali başsavcı benim için sadece başsavcı değil aynı zamanda benim ikinci babamdı. Beni sever sayar herşeyimle ilgilenirdi. Onu böyle görmek yüreğimi dağlıyordu adeta.

"Davayla sen ilgileneceksin Gonca. Yeğenimin katilini bulacaksın!"

"Emredersiniz sayın başsavcım."

Odadan hızla çıktım. Neden bilmiyorum ama içimde beni kemiren çok büyük bir sıkıntı vardı.

ERTESİ GÜN

Yatağımda yatar pozisyonda dizi izliyor, diğer yandanda mesajlarımı kontrol ediyordum. Üstten gelen maile şaşkınca baktım. Ali başsavcının bu kadar hızlı olacağını düşünmemiştim. Silkelenip maili açıp incelemeye başladım. Bir fotoğraf vardı.

Kız kumraldı. Ela gözleri parlıyordu resmen. Kameraya bakıp kocaman gülümsüyor ve etrafına ışık saçıyordu. Gerçekten duru bir güzelliği vardı. Fotoğrafı geçip diğer bilgilere göz attım.

Ad: Bahar
Soyad: Yıldız
Doğum tarihi:22.10.2003
Anne adı: Hayriye
Baba adı: Yusuf

Kişisel bilgileri hızla okuyup geçtim ve otopsi raporuna bakmaya başladım

Karnından üç bıçak darbesiyle öldürülmüş. Boğuşma izleri yok, muhtemelen hazırlıksız yakalanmış. Herhangi bir taciz yaklaşımı yok.

Bu bilgilerle hiçbir sonuca varamazdım. Yataktan kalkıp banyoya girdim. Kısa bir duş alıp tekrar çıktım. Elimdeki havluyla siyah saçlarımı kurularken aynı zamanda kıyafet seçiyordum. En sonunda kısa kollu siyah bir crop ve kumaş pantolonda karar kıldım. Yeşil gözlerimi ön plana çıkaran bir makyaş yaptıktan sonra blazer ceketimi giyip kendimi dışarı attım.

Hızla arabama binip kısa sürede adliyeye vardım. Tam kapıda telefonum çaldığı için duraksadım. Bilinmeyen bir numara arıyordu. Telefonu açtığımda uzun bir sessizlik vardı. En sonunda dayanamadım konuştum.

"Alo?" Cevap gelmedi.

"Alo? Kimsin?" Yine cevap gelmed. Tam kapatacakken boğuk ses konuştu.

"Ne yaptığını biliyorum."

Korku tüm bedenimi sardı.

"Neyden bahsediyorsun sen? Neyi biliyorsun?"

"Hiç profesyonel değilsin savcı hanım. Senden daha iyi bir performans beklerdim." İyice sinirlenmiştim.

"Ne diyorsun anlamıyorum senin gibi haddini bilmezlere ayıracak zamanım yok. Saçmalamayı kes."

"Çok yakı-"

Cümlesini tamamlamasına izin vermeden yüzüne kapattım. Ne biliyordu acaba? İçim içimi kemirirken adliyeye giriş yaptım ve doğruca odama girdim. Nefes nefese kalmıştım. Telefondaki kimse demek ki birşeyler biliyordu. Hızlıca telefonuma sarıldım ve Aslı'yı aradım.

"Efendim sayın savcım?"

"Aslı hemen vereceğim telefon numarasını en ince ayrıntısına kadar araştır. En kısa sürede sonuçları masamda bekliyorum."

"Peki savcım."

Telefonu kapatıp numarayı Aslı'ya gönderdim. Sakin olmalıydım. Hemen odamdan çıkıp tuvalete girdim. Musluğu sonuna kadar açarak yüzümü yıkadım. Başımı kaldırıp aynaya baktığımda arkamda Azra'yı gördüm.

Azra yerden bitme, daha yeni avukatlığa başlamış ama sanki yıllardır avukatmış gibi profesyonel bir kadındı. Gözükara, ne istediğini bilen ve tırnaklarıyla kazıyarak alan biriydi. Gözgöze geldiğimizde samimiyetsizce gülümsedi. Gözleri kurnazlıkla parlıyordu.

"Selamlar sayın başsavcım. İyisiniz inşallah?"

Gözlerimi devirmemek için zor dururken zoraki bir şekilde gülümsedim.

"Mükemmelim. Sen hiç merak etme Azracım."

Sırıttı.

"Etmiyorum zaten."

Bu sefer kendimi tutamayıp göz devirdim.

"Tebiyeni takın Azra, karşında cumhuriyet savcısı var."

Ciddileşti birden.

"Özür dilerim sayın savcım bu aralar kafam bir konu hakkında çok karışık. Aslında bu konu hakkında konuşmak istiyordum sizle. Müsaitseniz eğer odanızda konuşmaya devam edelim."

"Ne hakkında?"

"Bahar Yıldız cinayeti."