Zar kitap kapağı

4. bölüm / 7

Zar

4. Bölüm: her şey yalan mı?

Vaveyla Yazarı: Arya Naz

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 7Şu an: 4. Bölüm: her şey yalan mı?

"Derin" diye bir ses duyuyordum, yavaşça yan döndüm, birinin beni sarsmasıyla gözlerimi araladım, "saat kaç oldu kalk artık" diyen ses Bora'nındı.

"Siktir git başımdan" diyerek yorganı kafamın üzerine çektim. Bora üstümden yorganı çekerken tenime deyen soğuk hava gözlerimi tamamen açmama neden oldu.

"Bora" dedim, sırt üstü dönerken. "Piç misin?"

Bora gülerken yatakta dikleştim, her yerim ağrıyordu, berbat hayata geçmişimin üçüncü günüydü, ve daha şimdiden sıçıp batırmıştım.
Ayağa kalktım, banyoya girip elimi yüzümü yıkadım, aynadakini görüntüme günden güne alışıyordum, elimi saçlarıma attım, bir duş almam gerektiğini düşünüyordum.
Banyodan çıktığımda Bora camın önünde sigara içiyordu, yanına gittim, dudaklarından çıkan duman havaya karışırken bir süre izledim, parmaklarının arasındaki yanan sigarayı bana uzattı. Alıp bir nefes içime çektim, sigarayı geri aldığında içime çektiğim havayı yavaşça dışarı üfledim.

"Günaydın" dedi, kafamı salladım.

"Bora" Derken cebinden çıkarttığı sigara paketinin ağzını açıp bana uzattı, paketin içinden bir dal alıp dudaklarımın arasında yerleştirdim. Verdiği çakmağı ateşlerken ateşi bir elimle siper ettim. Sigaraya yandığında çakmağı elimden aldı, "Söyle" Derken içime çektiğim dumanı dışarı üflüyordum.

"Bana dürüst ol" dedim. Kafasını salladı, "en son ne zaman uyuşturucu kullandın?"

Gözleri bana döndü, soğuk hava yüzüme doğru vuruyordu. "Niye sordun?"

Yutkundum, elimde yanan sigaraya parmağımla vurup külleri düşmesini sağladım. "Bilmem" dedim, "Merak ettim"

"Dün akşam" dediğinde gözlerimi kapattım, bana verdiği sözü tutmadığını biliyordum ama nedense acıtmıştı.

"Neden?" Derken sesimde titremeye engel olamadım, şu hayatta en son kaybetmek isteyeceğim kişi Boraydı. Annem ve kardeşimi bile karşıma alırdım ama _Borayı asla._

"Bağımlı olduğun bir şeyden vazgeçmek zor Derin."

Yüzüne bakmadım, sadece elimde yanan sigaraya odaklanmıştım.
Bora'nın sesi, derinlerden gelen bir yankı gibi kulaklarımda çınlıyordu. Sigaradan bir nefes daha çektim, duman ciğerlerimi yakarken aklımda bin bir düşünce dolanıyordu. Parmaklarım titriyordu ama Bora’ya bunu belli etmek istemedim. Güçlü görünmeliydim, neden bilmiyordum ama öyle hissediyordum.

“Vazgeçebilirsin, Bora,” dedim usulca. Sesim sakin ama kararlıydı. “Sadece istemen gerekiyor. Yardım edebilirim"

Bora sakince kafasını iki yana salladı, “Üzgünüm Derin. Her şey sandığın kadar kolay olsaydı, zaten bırakmış olurdum.”

Bakışlarını üzerime diktiğinde yüzündeki küçümseyici ifadeyi görmezden gelmeye çalıştım. Bora benim için her şeydi, ama o bunu göremiyordu. Gözleri boş bir uçuruma bakıyormuş gibi karanlık ve kayıtsızdı.

Sadece gözlerine baktım, buz mavisi irislerinde bana karşı duyduğu merhameti bile göremiyordum. Elimdeki sigarayı camın mermerine bırakıp arkamı döndüm, "Derin" dediğinde dönüp bakmadım.

Odadan çıktığımda içimde sadece kırgınlık vardı, kaybetmek istemediğim biri gözlerimin önünde kendini öldürüyordu ve hiç bir şey yapamıyordum.

Elimi saçlarıma attım, duş almam gerektiği için odaya girip valizimin içinden bir kaç parça kıyafet aldım, o sırada Bora yeni yaktığı sigarasıyla beni izliyordu.

Yine hiç birşey demeden kendimi banyoya attım. Kapıyı iki kere kilitledikten sonra duşa kabine girdim.
Suyun sıcaklığı tenime değdiğinde derin bir nefes aldım. Su, hem bedenimi hem de zihnimi temizler gibi akıyordu ama içimdeki ağırlığı taşıyamıyordu. Bora'nın sözleri beynimde yankılanmaya devam ediyordu. "Bağımlı olduğun bir şeyden vazgeçmek zor." Evet, belki doğruydu ama onun için her şeyi yapmaya hazırdım. Neden benim için de aynı çabayı göstermiyordu?

Ellerim titriyordu. Banyoda geçirdiğim süre uzadıkça uzadı. Gözlerimden akan birkaç damla suya mı yoksa gözyaşına mı ait, bilmiyordum. Kendimi toparlamak zorundaydım.

Hızla duşumu tamamlayıp havluyu üzerime sardım. Aynada kendime bakarken dudaklarımı ısırdım. Bu savaşı Bora'yla birlikte kazanacaktım. Ya da birlikte kaybedecektik.

Kapıyı açıp çıktığımda Bora’yı hâlâ odada bulacağımı sanıyordum ama oda boştu. Cam açık, soğuk hava içeri dolmuştu. Sigara dumanı hâlâ odada asılıydı. Evin içinde dolandım, burda değildi. Bora’nın gitmesi içimde bir boşluk oluşturmuştu, ama şaşırmamıştım. Kaçması tipikti. Yüzleşmekten korkuyordu.

Telefonuma uzanıp ona mesaj attım:
"Nerdesin?"

Bir süre cevap bekledim, ama telefon sessizdi. Umut etmek zorundaydım. Yoksa bu karanlık beni de içine çekerdi.

Valizimi düzenlemeye başladım, ama aklım sürekli Bora'ya kayıyordu. Belki onu aramalıydım. Belki peşinden gitmeliydim. Ama istemediği sürece değişmeyeceğini de biliyordum.

Telefonun ekranı titredi, Bora’dan bir mesaj gelmişti:
"Bir saate gelirim, nerde olduğumu boşver"

Mesajı okuduğumda içimde bir kırılma daha oldu. Duvardaki saate göz ucuyla baktım. Gün yeni başlıyordu, ama benim için çoktan bitmiş gibiydi. Bora’nın peşinden gitmekle burada kalmak arasında sıkışıp kalmıştım.

Onu kurtarmak için savaşmaya hazırdım. Ama savaşmaya değip değmeyeceğini bilmek istiyordum.

Üstüme bir kaç parça kıyafet geçirip saçlarımı kuruladım, evin içinde ruh gibi dolanıyordum, aradan yaklaşık bir saat gibi bir zaman geçtiğinde kapıda gülüşmeler duydum, anahtar deliğinden gelen sesle kapıya yaklaştım.
Kapı açıldığında Bora ve yanında bir adam vardı, ellerinde tuttukları içki kutuları gözlerimi devirme istediğimi arttırıyordu.

Biraz geri çekilerek içeri girmelerine müsaade ettim, Bora önden yanındaki adam arkadan girerken göz göze geldik. Yeşil gözlü, uzun boylu, koyu kumral saçlara sahipti. Keskin çene hattı ve dağınık saçları onu çekici yapıyordu.
Uzun bir süre gözlerini benden ayırmadı, bende ona bakıyordum. Kaşlarım yanağındaki çiziği görünce çatıldı.

"Zar" dedi, "değil mi?" Sesinde en ufak bir pürüz yoktu, ve aşırı tanıdıktı. Hafızamı zorladım, yarış sonrası bana yardım eden adamdı; Utku.

"Utku?" Dedim hafif tereddütle, o değilse çok büyük rezil olurdum.

"Unutmamışsın" dedi hafif gülerek.

Utku'nun hafif gülüşü, içeri giren soğuk havanın ağırlığını bir nebze olsun hafifletmişti. Bora aramızdaki bakışmayı fark etmiş olmalı ki, içkisinden bir yudum alıp alaycı bir şekilde konuştu:
"Tanışıyor musunuz?"

Utku, Bora'ya dönüp omzunu silkti. "Sayılır. Ufak bir kazadan sonra tanıştık."

Bora'nın kaşları kalktı. "Kaza mı? Derin?"

Gözlerimi devirdim, "önemli bir şey değil. Başım dönüyordu yardım etti bu kadar"

Bora sadece kafasını salladı, dış kapıyı kapatıp Bora'nın odasına doğru yürümeye başladım. Oturma odasında istedikleri boku yiyebilirlerdi.

Adımlarım Bora'nın sesi yüzünden durdu, "Derin" Dediğinde arkamı döndüm.

"Ne var?"

Bora’nın “Akşam yarış var,” sözleriyle başımı kaldırdım. Gözlerim onunla buluştu.

"Tamam," dedim sakin bir şekilde. "Saat kaçta?"

Elindeki içki kutusundan bir yudum alıp sırıtıyordu. "Saat dokuzda. Hazır ol."

Kafamı salladım, odaya dönüp dolabımdan uygun kıyafetleri çıkardım. Derinlerde bir yerde bu yarışa katılmamam gerektiğini biliyordum. Ama bir yandan da heyecan damarlarımda akıyordu. Bu, sadece Bora’yla değil, geçmişimle de bir hesaplaşmaydı. Korkularımla yüzleşmek zorundaydım.

...

Saat dokuzu vurduğunda Bora, Utku ve ben birlikte kapıdan çıktık. Gece karanlığına adım attığımızda, hava soğuktu, rüzgar tenime vuruyordu. Ellerimi birbirine sürttüm, ağzımdan çıkan sıcak hava buhara dönüşüyordu.

İlerde bekleyen iki motordan biri benimdi, yanına yaklaştım. Geçen gün bununla yarışmıştım ve beni yarı yola bırakmamıştı.
Kaskımı başıma geçirirken içimde bir şeylerin kırıldığını hissediyordum. Bora ve Utku'nun bana bakan gözleri, kararımı sorgulamama neden oluyordu. Fakat başka seçeneğim yoktu. Annem, "Artık benim kızım değilsin" diyerek beni kapı dışarı etmişti. O gün, hayatımda ilk kez yalnız olduğumu hissetmiştim. Şimdi burada olmamın tek nedeni de bu yalnızlık ve geçim derdiydi.

Yarış alanına geldiğimizde etrafta yoğun bir kalabalık ve ağır bir içki kokusu vardı, kaskı başımda çıkartıp kontağı kapattım. Kolumun altındaki kaskla kalabalığın arasına daldık, Bora arkamdayken Utku kaybolmuştu.

"Onu nerden tanıyorsun?" Diye sordum,

Bora yüzüme baktı, "Kimi?"

"Utkuyu" dediğimde yüzünde ince bir sırıtış belirdi, "Eski yarışçı" dedi, etraftaki müzikten dolayı biraz sesimi yükselttim. "Eski?"

Kafasını salladı, "evet, eski. Şuan boksörlük ile ilgileniyor" dedi.

Bora'nın cümlesine yanıt vermeden kalabalığın arasına ulaştık, etrafta benimle yarışacak motorculara gezindi gözlerim.

Bora yanımda belirerek bir sigara daha yaktı. "Hazır mısın?" diye sordu alaycı bir gülümsemeyle.

"Her zamankinden daha çok," dedim kararlılıkla.

Etrafa bakındım, ilerde elinde sigarası ile motora yaslanmış adama kaydı gözlerim.
Utku, motoruna yaslanmış, sessizce bizi izliyordu. Onun sakinliği beni daha da rahatsız ediyordu. Sanki her şeyi önceden biliyormuş gibi bir hali vardı.

Bora öne çıkıp kalabalığa doğru bağırdı, "Bu geceki yarış: eski fabrika yolundan başlayıp şehre uzanacak! Geri dönerek tam bir tur yarışacaksınız! Çizgiyi ilk geçen kazanır!"

Kalabalıktan yükselen alkışlar ve bağırışlar arasında geride bıraktığım motoru bitiş çizgisine getirdim, solumda iki, sağımda üç motorcu olmak üzere altı kişiydik.
Motorun gürültüsü içimdeki tüm korkuları bastırıyor gibiydi.

Bora yanıma yaklaşarak kulağıma doğru eğildi. "Derin" dedi, alaycılıktan uzak bir sesle. "Güzergah zor, yarışı asfalttan önce kafanda bitirmelisin" Bu, onun için bir endişe belirtisiydi. Onun sözlerine başımı salladım.

Gözlerim öndeki yola kitlendi, bir kadın start işareti için elindeki bayrağı kaldırdı. Adrenalin damarlarıma pompalandı. Diğerlerinin yanımda motorlarını hızlandırdıklarını hissedebiliyordum. Bayrak düştü, gazı sonuna kadar çevirdim.

Yarış başlıyordu.

...

Motorun hızı rüzgarı yüzüme çarparken kulağımda bir uğultuya dönüştü. Eski fabrika yoluna girdiğimizde ışıklar azalmıştı. Yolda birçok engel vardı; çukurlar, virajlar ve daralmış yollar. Sarp'ın çetesi önde giderken başka bir çete üyesi hemen yanımdaydı. Ne kadar dikkatli sürsem de bir anlık hata her şeyi mahvedebilirdi. Kalbim yerinden fırlayacakmış gibi atıyordu.

Fabrikaların arasından hızla geçerken Sarp'ın çetesinden olan çocuğun motorunun ön lastiğinin bir taşa çarptığını gördüm. Motoru toparlamayı başardı ama hızını kaybetti. Bu fırsatı değerlendirmek için gazı biraz daha çevirdim ve yanından geçtim. Diğeri hala peşimdeydi, göz ucuyla onun her hamlesini kontrol ediyordum.

Şehir yoluna yaklaştığımızda, arkamdakinin beni geçmek için hızlandığını fark ettim. Yan yana geldiğimizde bakışlarımız kesişti. Dudaklarında hafif bir tebessüm vardı. Sanki bu yarıştan keyif alıyordu. Benim için bu bir keyif değil, hayatta kalma savaşıydı.

Tam önümüzdeki bir virajda aniden önümdeki yola kırdı, beni dışarı itmeye çalışıyordu. Motorun kontrolünü zor da olsa sağladım ve bir kez daha hızlandım. İçimde Bora'nın öncesi bana söylediği bir söz yankılanıyordu: "yarışı asfalttan önce kafanda bitirmelisin"

Son düzlükteyken, şehrin ışıkları gözlerimi alıyordu. Arkamdaki adam bir anda hızlanıp arkamdan yaklaştı. Artık fark sadece milisaniyelerdi. Herkesin nefeslerini tuttuğunu hissedebiliyordum.

Son çizgiye yaklaştığımızda motorumu son hızla sürdüm. Diğerlerini geride bırakarak çizgiyi ilk geçen bendim. Kalabalık tezahüratlarla patladı. Motoru durdurduğumda nefes nefeseydim. Yüzümü açıp havayı ciğerlerime çektim.

Etraftaki insanlar etrafıma sarılırken sırıttım, birinin elinden içkisini alıp bir yudum aldım;
Lagavulin, sevmezdim.

Umursamadan kalabalığın arasında sıyrılmaya çalışıyordum, aralarından çıktığımda Bora yanıma gelip saçlarımı öptü.

"Bazen sana o gece motor kullanmayı öğrettiğim için gurur duyuyorum"

Gülümsedim, Utku etrafta görünmüyordu
ama sorgulamadım. Bora elimdeki içkiden bir yudum aldı.
Elimdeki bardağı yudumlayarak giderken motorun anahtarını Bora'ya yolladım, anahtarını havada kaptı.

"Motoru çek bir yere" dedim kafasını sallayıp kalabalığın arasına karıştı.

Elimdeki içkiyi bitirip bardağı bir kenara bıraktım. Kalabalığın arasında yürürken, adımlarım yavaşladı. Kazanmış olmanın getirdiği adrenalin yavaş yavaş yerini bir huzura bırakıyordu. Etrafımdaki insanlar sevinç çığlıkları atsa da aklım başka yerdeydi. O gece, motor sürmeyi öğrendiğim gece, hayatımın dönüm noktasıydı. Bora’nın bana motoru uzattığı, korkumu yenmemi sağladığı o an hâlâ gözlerimin önündeydi.

Bir sigara yaktım. Dumanı içime çekerken bir el omzuma dokundu. Utku’nun kaybolan varlığı nihayet kendini göstermişti. Gözlerindeki keskin ifadeden bir şeylerin ters gittiğini anlamıştım.

"Konuşmamız lazım," dedi alçak bir sesle.

Kaşlarımı çattım ama bir şey söylemeden onu takip ettim. Kalabalığın içinden geçip biraz daha sessiz bir köşeye vardığımızda durdu. Gözlerini üzerime dikti ve derin bir nefes aldı.

"Konuşmamız gereken iki konu var" dedi.

"Ne gibi?"

"Polis devriye geziyor. Sinyalleri almışlar. Bize yaklaşmadan motorları ve insanları buradan uzaklaştırmamız lazım." Dedi, kaşlarımı çattım.

"İkinci?"

"Herkes dağıldıktan sonra Bora'nın evinin karşısındaki parka gel. O zaman konuşalım"

Kafamı salladım, kalabalığın arasında Bora’yı aramak için etrafa bakındım. Utku, yüz ifademden ne düşündüğümü anlamış gibi, "Onu bulurum. Sen diğerlerine haber ver," dedi ve ortadan kayboldu.

Derin bir nefes alıp lider gibi davranmam gerektiğini hatırladım. Kalabalığın içine dönerek yüksek bir sesle bağırdım:
"Herkes beni dinlesin! Hemen motorları toplayıp buradan çıkıyoruz! Geceyi burada bitiriyoruz!"

Önce birkaç şaşkın bakışla karşılaştım, ardından hareketlenmeler başladı. Herkes ne yapacağını biliyordu. Bora’nın motoru çektiği yere doğru yürümeye başladım, Utku’nun dediği gibi polislerin izini görmeden buradan uzaklaşmalıydık. Ama içimde, bu gece böyle kolay bitmeyecekmiş gibi bir his vardı.

Motorların toplandığını gördüm, insanlar hızla hareket ediyor, kimse vakit kaybetmek istemiyordu. Kalabalığın arasına karışarak motoruma doğru yürüdüm. İçimdeki huzurla karışan bir huzursuzluk vardı. Utku'nun söylediklerini kafamda döndürürken, bir yandan da polisin yaklaşmakta olduğuna dair hislerim güçleniyordu.

Motorumun yanına vardım, anahtarımı çıkartmak için ceplerimi yokladım, anahtarlar Boradaydı. Ofladım, başımı çevirdiğimde, Bora’nın bana doğru geldiğini gördüm. Gözlerindeki kararlılığı tanıyordum. Bu, onun bana doğru bir şeyler anlatmak için hazır olduğu anlamına geliyordu.
Anahtarı bana doğru fırlattı, havada yakalayıp kontağı çalıştırdım.

"Her şey yolunda mı?" diye sordum, ama gözlerimdeki endişeyi gizleyememiştim.

Bora, "Henüz değil. Ama bizim için her şeyin yolunda gitmesini istiyorum," dedi, sesi biraz sertleşmişti. "Hadi, buradan bir an önce çıkmalıyız. Her şey daha kötüye gitmeden."

Onun söyledikleriyle kalbim hızla çarpmaya başladı. Bunu daha önce de duymuştum. Ve her seferinde işler yolunda gitmemişti.

Bora kendi motoruna bindiğinde gözlerim Utkuyu aradı, insanların arasında onu seçemediğim için önüme döndüm. Motoru sürmeye başladığımda kafam hiç iyi değildi, sürekli dalıp duruyordum, kafam allak bullaktı. En merak ettiğim konu Utku benimle ne konuşacaktı?

Bora yanımdan geçerken beni uyarmak için ara gaz verdi, kafamı kaldırdığımda gördüğüm kırmızı mavi ışıklarla bir küfür savurdum.
Abartı egzozum vardı, plakam yoktu, ehliyetim ve ruhsatım yanımda değildi.
"Bora!" Dedim, Bora hafifçe bana döndüğünde bağırdım.

"Kaçalım! Yoksa motoru alırlar!"

Bora kafasını sallayarak gaza kökenlendi, bende onu takip ettim. Üç dört polisin arasından hızla geçerken arkamıza bir polis arabası takmayı ihmal etmemiştik.

Hızla ilerlerken motorumun titreşimleri adrenalinimi artırıyordu. Bora'nın kırmızı stop lambası önümde yanıp sönüyordu; onu takip etmekten başka bir seçeneğim yoktu. Hızlandıkça polis arabasının siren sesi de iyice yakınlaştı. Arkamı hızlıca kontrol ettim; hâlâ peşimizdeydiler. Karanlık sokaklar, dolambaçlı yollar… Bora, bir labirenti ezbere bilirmiş gibi öncülük ediyordu.

Bir yokuşa geldiğimizde Bora sert bir dönüşle yan sokaklardan birine saptı. Hemen ardından ben de onun yönüne kırdım gidonu. Sokak dar ve karanlıktı, motorun far ışığıyla önümdeki yola odaklanmaya çalışıyordum. Arkadaki polis arabasının siren sesi burada yankılanarak daha da korkutucu hâle gelmişti.

"Bora! Çok dikkat çekiyoruz!" diye bağırdım ama sesim motorun uğultusunda kayboldu. Bora'nın kafasını çevirip bana baktığını gördüm, ardından sağ elini kaldırıp "beni takip et" işareti yaptı.

Bir kavşağa geldiğimizde Bora motorunu ani bir frenle durdurdu. Onun neden durduğunu anlamadan ben de yanına geldim. "Ne yapıyorsun, devam etmeliyiz!" dedim, endişeli bir şekilde.

"Dinle," dedi Bora, sesi sakin ama kararlıydı. "İkiye ayrılacağız, sen eve git, ikimizden birinin motoru bağlanacaksa benimki olsun" dedi.

Derin bir nefes alıp gidonu sağa doğru çevirdim, Bora tam tersi yöne giderken polisler onun peşine takılmıştı.
Dar yolların arasından Bora'nın evinin altındaki garaja ulaştım. Motoru garaja bırakıp anahtarını cebime attım. Saat daha erken sayılırdı, Utku'nun gelip gelmediğini bilmediğim için parkın içine geçip bir banka oturdum.
Soğuk hava yüzüme doğru çarparken cebimden sigara kutusunu çıkarttım, içinden aldığım dal sonuncuydu. Kutuyu çöpe yollayıp sigarayı yaktım, son üç günde normalde üç ayda anca bitireceğim kadar sigara içmiştim.
Geçmiş hayatımın kötü yönü buydu; sürekli zararlı birşeyler ile karşı karşıyaydın.

Parmaklarımın arasındaki dalın biri tarafından çekilmesiyle kafamı kaldırdım, Utku sigaramı içiyordu.

Ayağa kalktım, aramızdaki boy farkı Bora'nınki kadar falandı ama Bora'dan biraz uzundu. Yüzündeki yara izi yakından daha fazla belli oluyordu.

"Eee" dedim elindeki dala bakarken, "Ne konuşacağız?"

Utku sigaradan son bir nefes çekip yere attı, ayağıyla ezerken başı yerdeydi.

"Derin" dedi, "anlamı ne?"

Omuz silktim, "Bilmiyorum"

"Kendi türünde çok gelişmiş, en ileri durumda olan." Diye konuştu. Daha çok kendi kendine konuşur gibi bir hali vardı.

"Yani?" dedim, "bunu mu konuşacaktın?"

"Hayır" diye yanıtladı, "sadece neye nasıl başlasam bilmiyorum"

"Benim sana bir sorum var" dedim.

Kafasını sor dermiş gibi salladı, "Kimsin sen?" Dedim. "Yarış sonrası bana yardım ettin sonra puf. Hayatıma girmişsin. Bunun için özel bir çaba mı gösterdin, yoksa her şey tesadüf müydü?"

Gülümsedi, "Bora anlatmadı mı?"

"Hayır"

"2020 yılında yarışlara başlayıp Zar çetesini kurdun. Önce liderdin ama 19 yaşında bir çocuğa liderlik ağır geldi ve en iyi yarışçı olarak çetede devam ettin Derin Kaplan. Senin çeteyi kurduğun zaman İz çetesi dağılmış gibi bir söylenti vardı hatırlıyor musun?"

Kafamı salladım, hatırlıyordum. Herkesin dilinde İz çetesinin lideri bırakmış, çete dağılmış gibi söylentiler vardı ama o zamanlar yeni olduğum için bilmiyordum. Ki hâlâ bilmiyorum.

"İz çetesinin lideri bendim, bir zamanlar bende on yedi, yaşlarındayken kolay para için başladım bu lanet yarışlara. O zamanlar sadece getir götür, falan yapıyordum ama zamanla öğrendim. Araba ve motor kullanmayı, dövüşmeyi."

Gözlerim onun sözlerinin çıktığı dudaklarındaydı. Pişmanmış gibi anlatıyordu ki bence öyleydi.

"Neden bıraktın?" diye sordum, madem bırakmıştı, neden hala buralardaydı?

"biraz zaman aldı ama gözüm açıldı" diye yanıtladı. Benimde gözüm açılmıştı ama para için tekrar kapatmak zorunda kalmıştım. "yarışlarda kolay para geliyor, hem de zevkli. Adrenalin seviyesi yüksek, etrafta her türden kadın var biriyle sevişmek istersem gel demen yeterli. Ücretsiz içkiler, uyuşturucular havada uçuşuyor. Gençtim bir de o zamanlar her şey kolay olunca gözüm boyanmıştı." Dedi. İçine çektiği derin nefese karşılık bende derin bir nefes aldım, konu nereye nasıl bağlanacaktı bilmiyorum ama aşırı merak ediyordum.

"Borayla burada tanıştık. İkimizde aynı kaderi yaşıyorduk, ailemiz yoktu ve paraya ihtiyacımız vardı. Bir süre sonra yarışlarda değil de dövüşte daha iyi olduğumu fark ettim. Çete lideri Bora oldu ye yarışlara katılarak yönetimi o ele aldı. O sırada ben de kafes dövüşlerine katılıyordum. Her şey mükemmel gidiyordu fakat bir sabah uyandığımda bunu neden kendime yaptığımı sordum, içki, sigara ve uyuşturucu kullanıyordum ve hayatımı çöpe atıyordum. O sabah her şeyi bıraktım, çeteyi dağıttım. Birkaç gün sonra Bora gelip neden yaptığımı sordu ve büyük bir kavga ettik. Bora bu işleri bırakmayacaktı ve başka bir çeteye katılmayı da düşünmüyordu. İki sene önce bana bahsettiği kız kardeşini piyasaya sürdü; yani seni"

"Ne?" dediğimde sesim titriyordu. Şimdiye kadar geçmişte hiçbir şey öğrenmek istememiştim, ama her şeyin böyle bir bağlantısı olduğunu bilmek, bu hissettiklerimi açıklayamıyordum. Utku'nun gözleri hâlâ yerdeydi.

"Seni buraya getirenin o olduğunu bilmiyor muydun?" diye sordu Utku, sesindeki ton suçlayıcı değil, daha çok acı doluydu.

"Bora şu hayatta güvendiğim tek kişiydi" dedim, "bunu bana neden yapsın ki?"

Utku, yere attığı sigaranın izmaritini ayağıyla bir kez daha ezdi, sanki bir öfkeyi bastırmaya çalışıyordu. "Bora, paranın ve gücün büyüsüne kapıldı. Sadece kendini değil, seni de feda etti. Sana söylemedi mi? Borcunu ödemek için seni piyasaya sürmek zorunda kaldığını?"

Kelimeler boğazımda düğümlendi. Bora bana hiçbir şeyden bahsetmemişti. "Hayır," dedim fısıldar gibi. "O sadece, benim iyi bir yarışçı olduğumu söyledi. Hayatımı bu şekilde kazanabileceğimi."

Utku alaycı bir şekilde güldü, ama gülüşünde neşeden eser yoktu. "Bora bir manipülatör. Seni kurtarabileceğini söylediği çukura daha da itti. Sana 'kardeşim' dedi ama seni bir mal gibi kullandı."

Beynimde hiç bir parça yerinde değildi, 17 yaşındayken bana neden motor kullanmayı öğrettiğini sormuştum Boraya, ilerde anlarsın demişti. Kalbim hızlı hızlı çarparken parçaları yerlerine oturtmaya çalışıyordum. Bıraktığım günden beri bana dönmem için yalvarıyordu, demek ki borçlarını ödemek içindi.

Gözümden düşen tek bir damlayı o görmeden elimin tersiyle sildim, "sana neden inanayım?" Dedim, dedikleri belki doğruydu ama Bora benim ailemdi. Bana böyle birşey yapmış olmazdı.

"Boraya sor" dedi, "itiraz edeceğini düşünmüyorum"

"Niye yapıyorsun bunu?
" Dedim titrek sesimle

Utku bir an sustu, ardından derin bir nefes aldı. Gözlerini nihayet bana çevirdiğinde içinde biriken tüm duyguları görüyordum. “Çünkü hakikati bilmeye hakkın var,” dedi. “Sen beni yeni tanıyorsun belki ama ben seni sekiz senedir tanıyorum Derin. Bora yıllarca seni bana anlattı, bazen seni uzaktan izledim, bazen yanındaydım. Ben Bora'nın gözlerindeki ışıltılıyı gördüm, sana bunu yaptığını öğrendiğimde benim içim acıdı, geç değil Derin, seni kurtarmak istiyorum"

Kafamı iki yana salladım, "geç Utku. Artık her şey için geç, çünkü ben çetenin başına geri döndüm. Çeteyi dağıtmak düşündüğün kadar kolay olmayacak"

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

6okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 139

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile sırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18