2. bölüm / 5
ZambakZambak ve Gölge
Bölümler 5Şu an: Zambak ve Gölge
- 1 Giriş532 kelime
- 2 Zambak ve Gölge5.694 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 Sessiz Anlar7.655 kelime
- 4 Huzurun Ardındaki Gölge10.600 kelime
- 5 Geçmişin Çığlıkları8.107 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bu hikayede geçen hiçbir olayın gerçeklikle alakası yoktur. Tamamen hayal ürünüdür.
🪷
Saat altıyı gösteriyordu. Güneşin son ışıkları gökyüzünü turuncu ve grimsi tonlarla boyamıştı. Sokaklar hâla canlıydı fakat benim için herşey sessizleşmiş gibiydi. Gölgeler uzamış, ışık ve karanlık arasında ince bir çizgi oluşmuştu.
Arabaya yaklaştım. Hedefim açıktı. Karşımda duran beyaz arabaya cihazlar yerleştirilmişti her şey hazırdı. Cebimden sigaramı çıkardım, kibriti çaktım ve alev dudaklarıma değdi. Derin bir nefes aldım ve birazdan yaşanacak olan felaketin heyecanını içimde hissetmeye başladım.
Herşey normaldi ama bir anda arkamda bir gölge hissettim. Sakince başımı çevirdim, gözlerim karanlık sokakta parlayan silüeti taradı. " Of şurada keyifle sigaramı bile içemedim. " diye mırıldandım. Sigarayı sinirle yere atıp söndürmek için sert darbeler ile ezdim. Hızlı adımlarla arabama doğru yürüdüm, kapıyı açtım içine oturdum. Motoru çalıştırdım. Her şey planladığım gibiydi ta ki o gölge gelene kadar. O gölge herşeyi bozmuştu. Tadımı kaçırmıştı. Fakat her zaman ki gibi soğukkanlı birşey olmamamış gibi davranmalıydım. Örgüt binasına vardığımda arabayı gelişi güzel park ettim. Arabadan indim ve ileri girdim. Hiç kimseyle muhattap olmadan asansörle odamın bulunduğu kata çıktım ve hızlı adımlarla odama girdim. İçimdeki sinir hâla dinmememişti. Yaşanacak olan felaketi izleyememiştim. Ve bunun tek sorumlusu ise o gölgeydi." Anlamıyorum... " diye fısıldadım kendi kendime. " Bu Deniz denen herifin benimle derdi ne? Ülkedeki pislikleri hak ettikleri şekilde ortadan kaldırıyorum ama yaranamıyorum." Üstümdekileri çıkardım ve dolabımdan gözüme kestirdiğim siyah elbisemi giydim.Akşam Nevin ile bulaşacaktım. Hazırlanırken boynumdaki zambak dövmesine ilişti gözlerim. Dudaklarımdan yayılan gülümsemeye engel olmadım. Küçük bir an bile olsa geçmişin gölgesinden uzaklaşmıştım. Makyaj masama oturdum. Saçlarımı ve makyajımı elbiseme uygun hale getirdim. Gözlerimdeki sertlik ve dudaklarımda beliren hafif gülümsemeyle bir denge kurmaya çalışıyordum. İki saatlik hazırlığın ardından artık tamamen hazırdım. Telefonumu elime aldım ve Nevin'i aradım. " Geliyorum şimdi. Hazırlandım. " Nevin'in sesi telefondan duyuldu. "Sesin kötü geliyor Efsun'um. Birşey olduysa gelince anlat lütfen. " " Gelince konuşuruz. " diyip aramayı sonlandırdım. Örgütten çıktım, arabama binip Nevin ile bulaşacağımız restoranta sürmeye başladım. Şehrin ışıkları ve günbatımının turuncu-grimsi tonları arasında ilerken çevreyi tarıyordum. Restoranta geldiğimde arabayı park ettim ve girişe doğru yürümeye başladım. Nevin'i görünce adımlarım istemsizce hızlandı. Kısa bir sürede Nevin'in yanına geldiğimde Nevin ayaklandı ve kollarını belime doladı. Bende karşılık verdim bir süre sonra da geri çekildim. Rahatsız olmamamıştım ama küçük Efsun bu durumdan şikayetçiydi. Nevin tebessüm ederek konuşmaya başladı;" Çok özledim seni. Aynı yerde çalışıyoruz fakat 2 haftadır görüşemiyoruz. Şaka gibi" dediğinde tebessüm ettim " Aynen öyle, bende seni özledim esmer şekerim benim. " dediğimde koluma hafifçe vurdu ardından ekledi " Hadi ayakta kaldık oturalım. " dediğinde onayladığımı belli etmek adına başımı salladım. Masaya oturduktan kısa bir süre sonra bir garson geldi ve bize menüyü uzattı. Nevin menüye gerek olmadığını 2 tane tavuklu salata istediğimizi söyledi. Ben ise sessizce Nevin'i dinliyordum. Garson siparişimizi aldı ve yanımızdan uzaklaştı. Nevin arkasına yaslandı ve " Anlat bakalım kızıl. Ne oldu? " dediğinde derin bir nefes aldım ve sesimi sadece Nevin'in duyabileceği bir şekilde kısıp " Deniz denen herif yüzünden keyif sigaramı içemedim. Derdi ne anlamadım" dedim. Nevin başını eğdi;" Bilemeyiz güzelim. Yaptığın iş hoşlarına gitmiyordur belki de. Sen canını sıkma. " Nevin'in bu dediğine sinirlenmiştim ben hoşlarına gitmeyecek bir şey mi yapıyordum ki? Ülkedeki pislikleri öldürüyordum. Bana yaşatılanları başkaları yaşamasın diye. " Hoşlarına gitmeyecek mi cidden. İşlerini kolaylaştırıyorum daha ne istiyorlar?" dediğimde Nevin tekrardan tebessüm etti ve " Haklısın. Dert etme lütfen. Sen işini yapıyorsun. " dediğinde başımı salladım. Salatalarımız masaya geldiğinde temellerimizi sessizce yemeye başladık. Sessizlik huzursuz hissettirirdi bana. Karşımda oturan kişi her ne kadar yakın arkadaşım olsa da huzursuzdum. Bu duyguma engel olamıyordum. Temellerimizi yedikten sonra Nevin lavaboya gitmek için ayaklandı. Ben ise yerimde oturmaya devam ettim. Çantam telefonumu çıkardım ve sosyal medyada gezinmeye başladım. Bugün izleyemediğim felaketin fotoğraflarını görmek içimdeki siniri hafifleştmişti ama tamamen geçirmemişti.Fotoğrafları incelerken iç sesim konuştu;
" Ne kadar haklı olursan ol hep bir gölge var peşinde. Bu şehir senin sahnen olabilir fakat yan oyuncuları unutma" Telefondaki görüntüleri incelerken izlendiğimi hissettim. İlk başta küçümsedim bu duyguyu ama sonra gitgide arttı. Başımı telefondan ayırdım ve etrafa baktım. Kimse bakmıyordu herkes meşguldü. " Ne oluyor böyle. " diye mırıldandım. " Kimse izlemiyor işte rahat olsana. Herkes meşgul. " diye konuştum kendi kendime. Ama sesim inandırıcı gelmedi içimdeki izlenme hissiyatını geçmedi. İç sesim tekrar fısıldadı;
" Gözlerin sürekli tarıyor her köşeyi. Her hareketi kaydediyorsun. Her adımı not ediyorsun. Ama bu sefer bir gölge yok, bir iz yok... Sadece sensin ve boşluk. Neden bu kadar rahatsız hissediyorsun? "
Haklıydı iç sesim. Rahatsız hissediyordum ama ortada gölge yoktu ya da bir iz. Nedendi o zaman bu his. Başımı telefondan tekrar kaldırdım etrafı tekrar inceledim. Yoktu hiç bir gölge veya iz yoktu. Kafam da mı uyduruyorum yoksa gerçekten de izleniyor muydum. İçimdeki rahatsızlık hissi daha da arttığı için ayağa kalktım. Burdan gitmem gerekiyordu vücudum tepki göstermeye başlamıştı. Titriyordu bedenim. Telefonumu çantama koyduğumda Nevin geldi ona tebessüm edip " Gitmem lazım Nevin. İyi değilim. " dedim cüzdanımdan para çıkarmaya yeltendim ama beni Nevin'in sesi durdurdu. " Bu sefer ben ödeyeceğim. Sen git iyi değilsin. " dediğinde tebessüm ettim ve hızlı adımlarla restoranttan çıktım. Kendimi dışarıya attığımda soğuk hava yüzüme çarptı. Bedenime iyi geldi ama içimdeki o huzursuzluğun iyi gelmemişti. Hâla izleniyor gibi hissediyordum ama izlenmediğimi biliyordum. Neden böyle hissettiğime anlam veremiyordum ama bildiğim tek şey bu ortamdan, bu caddeden, bu sokaktan uzaklaşmam gerektiği idi. Hızlı adımlarla arabama doğru yürümeye başladım. Arabanın yanına geldim ve içine bindim. Emniyet kemerimi takıp gaza yüklendim. Burdan acilen gitmem gerekiyordu. 20 dakikalıl yolculuğun ardından örgüte gelmiştim. İçimdeki izlenme hissi kaybolmuştu. Örgütten içeri girdim ve merdivenlere yöneldim. Asansör ile çıkmayacaktım. Merdivenlerle çıkmak istemişti canım nedense. Sanki yükseğe çıktıkça içinde bulunduğum boğulma hissinden kurtulacaktım. Çıktım merdivenlerden sadece çıktım. Değişmedi hiçbirşey. Ben o boğulma hissiyatı ile kaldım, kurtulamadım. Odamdan içeri girdim. Elimdeki çantayı yatağın bir köşesine gelişi güzel fırlattım. Üstündeki elbiseden kurtulmak istiyordum. Boğuluyordum ben herşey yüktü ve beni dipe batırıyordu. Üstümdeki elbiseyi hızlıca çıkardım. Üstüne en ince pijamalarımı geçirdim. Soğuktu hava ama umrumda bile değildi. En hafif yükler yüzeye çıkarırdı belki beni. Boğulmazdım. Masamın üstündeki makyaj temizleme ürünlerimi alıp banyoya geçtim. Makyajımı hızlıca çıkardım. Gözüm boynumdaki zambak dövmesine ilişti tekrardan. Tebessüm edemedim bu sefer. 3 saat önce geçmişin gölgesinden uzaklaştıran dövmem bu sefer geçmişin tam ortasına bırakmıştı beni. Kurtuluşum ve sonumda aynıydı benim. Zambak çiçekleriydi kurtuluşum, sonunda zambak çiçekleriydi. 3 saat önce beni kurtuluşa bırakan zambak dövmem şimdi sonuma bırakmıştı. Gözlerimi boynumdan ayırdım ve kendime baktım. Gözlerim kızarmıştı. Akmamıştı gözyaşlarım, içimde durmuştu. Dışarı çıkarmak içinde uğraşmadım. İçinde kalmalıydı herşey kimse bilmemeliydi hiçbirşeyi. Banyodan çıktım ve kendimi yatağın kollarına bıraktım. Düzgün uyuyamayacaktım biliyordum ama bir umut uyurdum.Bedenimi yavaş yavaş istila etti karanlık. İlk önce bedenim uyuştu sonra gözlerim. En sonunda karanlık ile başbaşa kaldım.
🪷
Deniz Altan
Yürüyüş yapmayı severdim. Özellikle akşamüstü saatlerinde. Gün bitmeye yaklaşırken şehir garip bir hâl alıyor, insanlar acele bir şekilde bir yere yetişmeye çalışıyor, dükkanların ışıkları birer birer kapanıyor, arabaların sesleri insanların seslerine karışıyordu. Saat altıya yaklaşıyordu. Gökyüzü turuncu ve grimsi tonlara bürünüyordu bende kaldırımda yavaş adımlarla yürüyordum. Aslında bu yürüyüşlerin çoğu zaman belirgin bir amacı yoktur ama benim için öyle değildi. Yürürken etrafı izlerdim. İnsanların telaşlarını, panik lerini... Bazen bir bakış bile bir insan hakkında çok şey anlatırdı. Mesleğimde buna dayanıyordu. İnsanları bakışlarından, duruşlarından anlayabiliyordum.
Son 2 yıldır mesleğimi doğru düzgün yapamıyormuşum gibi hissediyordum. Bir kadın vardı ve onu bulamıyordum. Kim olduğunu, nerden geldiğini bilmiyordum, bazen gerçek olup olmadığını bile sorguluyordum. Ama arkasında bıraktığı izler gerçekti. Patlayan arabalar, ortadan kaybolan suçlular, karanlık sokaklarda bulunan cesetler...Dosyalara bakıldığında bunların hepsini yapan kişinin bir seri katil olduğu düşünülüyor fakat bu kadın bir seri katil değil. Çünkü öldürdüğü herkes kirli insanlar. Uyuşturucu satıcıları, insan kaçakçıları, tacizciler ve karanlık işlerin içinde olan adamlar. Bir bakıma ortadan kaldırdığı insanlar sayesinde ülkenin huzuru artıyordu fakat bu yöntem doğru değildi. Birinin suçlu olması onun öldürme şansını kimseye vermezdi, verilmemeliydi. Özellikle bu işler yapılırken masum insanların canı da tehlikeye giriyorsa.
Bu işler kafamın içinde dolaşırken bende yavaşça yürümeye devam ediyordum. Gözlerim sokakta geziniyordu. İnsanları inceliyordum. O sırada sokağın biraz ilerisinde duran bir kadın dikkatimi çekti. Duvara yaslanmıştı ve elinde bir sigara vardı. İlk sıradan bir görüntüydü. Fakat kadının bakışları sıradan değildi. Bir yere sabitlenmişti. Sanki birşey bekliyormuş gibi dikkatle izliyordu. Refleksle kadının baktığı yine baktım. Bir adam arabasına doğru yürüyordu. O adamı görür görmez duraksadım. Tanıyordum. Uzun zamandır ekipçe peşinde olduğumuz bir suçluydu. Dosyası uzun bir süre masamda durmuştu. Hakkında bir sürü ihbar geliyordu ve biz elimizden kaçırıyorduk. Şimdi ise hiçbirşey olmamış gibi sokakta arabasına doğru yürüyordu.
Kısa bir süre sonra aklımda herşey oturdu. Kadına tekrar baktım. Hâla aynı yere bakıyordu. Sokaktaki insanlar adamın yanından geçiyordu, kimse ona dikkat etmiyordu. Ama bu kadın dikkat ediyordu. Hemde tuhaf bir şekilde. O bakışta garip bir sakinlik vardı.Hatta neredeyse keyif diyebileceğim bir bakışı vardı. İçimdeki şüphe büyümeye başladı. Bu kadın o kadın olabilir miydi. 2 yıldır aradığımız kadın olabilir miydi. Kadını daha dikkatli incelemeye başladım. Tam o sırada boynundaki dövme dikkatimi çekti. İnce çizgilerle yapılmış bir zambak dövmesi. Gözüm o dövmede birkaç saniye kaldı.Sonra kadın başını çevirdi ve göz göze geldik. Bu an çok kısa sürdü ama yüzündeki ifadenin değiştiğini açıkça gördüm. Elindeki sigarayı aniden yere attı ve sertçe üstüne bastı. Dudakları hafifçe hareket etti ardından hızlı adımlarla uzaklaştı.Birkaç saniye sonra ise tamamen gözden kayboldu.
Olduğum yerde birkaç dakika hareketsizce kaldım. İçimde garip bir kesinlik oluşuyor.Eğer yanılmıyorsam az önce gördüğüm kadın, 2 yıldır aradığımız o kadın olabilirdi. Daha fazla oyalanmadan arabamı park ettiğim yere geldim. Tam motoru çalıştıracaktım ki telefonum çalmaya başladı. Koray arıyordu. Aramayı açtım ve arabanın içini Koray'ın sesi doldurdu. " Akşam yemeğini dışarsa yiyelim. Makarna yemekten bıktım. " İstemeden hafifçe güldüm. " Tamam, benimde anlatacaklarım var zaten. Konum at. " dedim. Koray birkaç saniye sustu ve cevap verdi " Ben merak ettim ama" dediğinde gülümsedim ve " Konum at " diye tekrarladım. Koray " Tamam atıyorum. " dediğinde aramayı sonlandırdım. 2 dakika içerisinde Koray konumu atmıştı. Haritalara girdim ve restoranta doğru arabayı sürmeye başladım. Şehir akşam trafiğine hazırlanıyordu. Sokaklar kalabalıklaşmıştı ama benim zihnimde aynı görüntü dönüyordu. Sigara dumanı, sakın bakışlar ve boynundaki zambak dövmesi.
Yaklaşık 20 dakika sonra restoranta vardım. Kapıdan içeri girdiğimde Koray çoktan gelmişti. Beni görünce elini kaldırdı. Yanına gidip karşındaki sandalyeye oturdum. " Hoşgeldin" dedikten sonra masadaki kaseleri gösterdi ve " Çorba sipariş ettim. Midemize sıvı girsin." dediğinde başımı salladım. Derin bir nefes aldım ve konuşmaya başladım. " Aradığımız kadını buldum galiba. " Koray'ın gözleri büyüdü " Oha sen ciddi misin? " Sandalyede öne doğru eğildi " Lan biz 2 yıldır bu kadını arıyoruz" dedi ve parmağı ile beni işaret ederek konuşmasına devam etti " Sen yürüyüş yaparken kadını buluyorsun. Doğru mu anladım. " Omuz silktim ve " Kesin değil. Ama o olmasından şüpheleniyorum." dediğimde Koray kaşlarını kaldırdı ve " Neden öyle düşünüyorsun? " diye sordu. " Bakışları farklıydı Koray. " dediğimde başını salladı ve " Anladım" dedi. Tam o sırada restorantın kapısı açıldı. Refleksle bakışlarım o tarafa kaydı ve gördüğüm kişi ile duraksadım. Bu kadın o gördüğüm kadındı. İlk başta emin olamadım bakışlarım boynuna kaydığında gördüğüm zambak dövmesi düşüncelerimi kanıtladı. Bu kadın o kadındı. Bakışlarımı ordan çektim ve Koray'a döndüm. " Bahsi geçen kadın şuanda burada" dedim. Bunu söylediğim anda Koray su içtiği için şu boğazında kaldı ve öksürük krizine girdi. Öksürüğü durduğunda konuşmaya başladı " Yuh. Emin misin o olduğundan " dediğinde başımı salladım ve ekledim " Boynundaki zambak dövmesini fark etmemek aptallık olurdu. Koray başını çevirip kadına bakmaya başladığında onu durdurdum. " Belli etme." dedim. Koray bakışlarını kadından çekti ve çorbasını içmeye başladı. Bende ona ayak uydurarak çorbamı içmeye başladım. Çorbayı içerken gözlerim arada kadına kayıyordu. Bakışlarımı ne kadar çekmek istesem de çekemiyordum. Aklım o kadındaydı. İç sesim beni uyardı " Yeter artık Deniz. Bakmayı kes. Hissedecek. " dedi. İç sesime hak verdiğim için istemesem de bakışlarımı kadından çektim.
Birkaç dakika sonra tekrar kadına baktığımda birşeyler mırıldanıyordu. Sonra başını kaldırıp etrafa baktı. Arkadaşı geldiğinde kısa bir konuşma geçti aralarında ardından kadın hızlıca restoranttan çıktı.
İçinde güçlü bir his vardı. Eğer düşündüğüm doğruysa az önce bu şehrin en tehlikeli insanlarından biri ile aynı mekandaydım.
Eve vardığımıza akşam iyice çökmeye başlamıştı. Sokak lambalarının sarı ışıkları pencereden içeri süzülüyordu. Koray kapıyı açıp içeri girdi, bende arkasından eve girdim. Ayakkabılarımızı çıkarıp doğrudan salona ilerledik. İçerisi sakindi. Gün boyu yaşanan koşuşturmanın ardından bu sessizlik bana iyi gelirdi ama bu akşam zihnimde dönen düşünceler yüzünden huzursuz hissettiriyordu. Koray masaya gidip bilgisayarını açtı. Bende karşısına oturup laptopumu açtım. Ekranlar bir anda mavi ışıklar ile doldu. Klavye sesleri de odanın içini dolduruyordu. İkimizde konuşmadan araştırmaya koyulduk. Dosyalar açılıyor, veri tabanları taranıyor ve eski raporlar inceleniyordu. Bir süre sonra Koray'ın klavye sesi durdu. Ardından sandalyede geri yaslandı ve ekrana bakarken yüzünde şaşkın bir ifade oluştu.
" Oha kadın resmen deccalmiş."
İstemeden hafifçe güldüm.
" Orası öyle "
Sonra tekrar ekrana baktım. Ardından tekrar Koray'a döndüm.
" Efsun'un tüm suç kayıtlarını bulabilir miyiz?"
Koray başını salladı ve tekrardan bilgisayara yöneldi. Parmakları hızlı hızlı hareket ediyor, ekrandaki sayfalar hızlı hızlı değişiyordu.
Ben ise farkında olmadan düşüncelere daldım.
Efsun.
Artık bir ismi vardı.
Sokakta sigarasını yakıp patlamayı bekleyen kadın... Restoranta girerken yüzünde hiçbirşey belli etmeyen ifade. Bakışlarında garipBun bir sakinlik vardı. Ve böyle insanlar tehlikelidir. Çünkü ne düşündüklerini anlamak zordur. İki yıldır aradığımız kadın oydu. Hiçbir şekilde hata yapmamamıştı.
Ve bu da onun ne kadar dikkatli biri olduğunu gösteriyordu. Ama aklıma takılan başka birşey vardı.
Bir insan neden böyle bir hayat seçerdi?
Evet öldürdüğü herkes suçluydu. Dosyalarda da yazıyordu ama bir insan öldürmek başka bir şey. Bunu görev gibi yapmak daha başka bir şeydi.
İnsanların hayatını almak. Bunu yapmak için nasıl bir geçmiş olmalı? Ben bu düşüncelerin ortasındayken Koray'ın sesi beni kendime getirdi.
"Deniz" dediğinde başımı kaldırıp ona baktım.
"Bu kadın bugün bir araba patlatmış. " Kaşlarım hafifçe çatıldı. Demek öyle. Başımı yana eğip düşünerek mırıldandım. " Demekki sigarasını yakmayan sebebi patlamayı izlemekmiş."Sandalyeden kalkıp Koray'ın yanına gittim. " Elini çek" dediğimde Koray elini çekti ve ayağı kalktı. Sandalyeye oturdum ve bilgisayara yaklaştım. " Sen 2 tane kahva hazırla biraz da ben inceleyeyim." dediğimde tebessüm etti ve " Tamamdır şahin göz" diyip yanımdan ayrılıp mutfağa geçti. Ben ise ekrana odaklandım. Efsun'un dosyasını açtım. Sayfalar dolusu bilgi vardı. Oparasyon tarihleri,bağlantı analizleri, raporlar... Ama dikkatimi çeken başka birşey oldu.
Fotoğrafı.
Fotoğrafı büyüttüm. Yüzü ekranda daha belirgin hale geldi.Sakin ama sert bir ifade. Sonra gözlerim boynuna kaydı.
Zambak dövmesi.
Fotoğrafı biraz daha büyüttüm ve dövmeye baktım. Bir süre sessizce inceledim. Sonra farkında olmadan kendi kendime konuşmaya başladım.
" Bir insan dövme yaptırıyorsa bu onun için önemlidir. " Ekrana biraz daha yaklaşttım. " Ama insan neden bir çiçeği boynuna dövme yaptırır ki? "
Zambak.
Garip bir seçim. Boyun gibi görünen bir yerde olması da ayrı garip.
Demekki saklamak istemiyor.
Aksine göstermek istiyor.
Bunun bir anlamı olmalı.
Birkaç saniye daha düşündükten sonra dosyadaki bilgileri indirdim ve ekibe gönderdim. Mesaj kutusuna kısa bir not yazdım.
Siz: Bundan sonraki yapacağı facia için araştırmalara başlayın.
Ardından bilgisayarı kapatıp sehpaya bıraktım. Koltuğa yaslandım ve mırıldandım.
" Seni bulacağım zambak."
Mutfaktan gelen adım seslerini duyunca Koray'ın geldiğini anladım. Elindeki kahveyi bana uzattı teşekkür edip aldım. Koray yanıma oturdu bir süre sessizce oturup kahve lerimizi yudumladık. Sessizlik bazen hatta çoğu zaman rahatsız ederdi ama şimdi öyle değildi. Çünkü ikimizde aynı şeyi düşünüyorduk.
Bir süre sonra Koray sessizliği bozdu.
" Sence onu diğer yaşatacağı faciada yakalayabilir miyiz? " Kahveden bir yudum daha aldım. Biraz düşündükten sonra cevap verdim." Efsun'u hafife almamak gerek Koray. Fakat ona kaçacak bir delik bırakmazsak elimizde kalır. " Koray başını salladı ve ayağa kalktı. " Ben odama gidiyorum Deniz. İyi geceler"
Koray odadan çıktıktan sonra salon tekrardan sessizliğe büründü. Tam o sırada telefonum titredi. Ekrana baktım. Ekipten birinin gönderdiği mesajı okudum.
Pars: Efsun'un yarın akşam 8 de görevi varmış.
Mesajı okuduktan sonra kısa bir mesaj yazdım.
Siz : Tamam. Yarın ekipler ile etrafı çeviririz. Kaçamaz.
Telefonu kapatıp masaya bıraktım.
Yarın akşam.
Demek sonunda karşılacağız zambak.
Aklıma takılan birşey daha vardı.
Efsun neden bunu yapıyor?
Kötü insanları öldürüyor ama yine de birini öldürmek...
Bu sorunun cevabını dosyalarda bulamazdım.
Bu sorunun cevabı tek bir kişi de vardı.
Efsun.
Ve yarın onu yakayabilirsek sorgusuna ben girecektim.Çünkü bu sorunun cevabını öğrenmem gerekiyordu. Koltuktan kalkıp odama gittim. Yatağıma uzandım. Gözlerimi kapattım. Zihnimde beliren tek şey Efsun'un boynundaki zambak dövmesiysi. Bir kaç dakika sonra düşünceler yavaş yavaş dağıldı ve ben derin bir uykuya daldım.
🪷
Efsun Karal
Sabah gözlerimi açtığımda odanın içi soluk bir ışıkla doluydu. Perdelerin arasından süzülen güneş, duvarın üstünde ince bir çizgi oluşturuyordu. Birkaç saniye tavana baktım. Bu gecede güzel bir uyku çekememiştim. Sahi ne kadar olmuştu güzel bir uyku çekeli? Bunları düşünerek yataktan kalktım. Akşam saat 8 de bir görevim vardı. Bu akşamki patlamayı izlemek istiyordum. Dün izleyemediğim patlama içimde kalmıştı.
Odanın içi sessizdi. Ve bu sessizlik her zamanki gibi huzursuz hissettirdi. Çünkü sessizlik insanın içindeki düşünceleri daha yüksek sesle duyururdu. Kaçmak istediğin düşünceler seni daha hızlı bulurdu ve zihnini ele geçirirdi.
Banyoya doğru ilerledim. Yüzüme soğuk su çarptığımda yavaş yavaş kendime geldiğimi hissettim. Soğuktum ben. Soğuk olmazsa yaşayamazdım. Küçük Efsun sıcaktı ama büyük Efsun soğuktu. Kalbi de kendisi gibi soğuktu. Donmuştu o ne kadar sıcak suyun altına kalsa da eriyememişti. O buzun içinde boğuluyordu çıkamıyordu.
Aynadan kendime baktım. Yabancıydım kendime. İnsan kendine yabancı hisseder miydi. Ben hissediyordum. Aynada gördüğüm kişi bir buz kütlesiydi. Ama Efsun bu değildi.
Saçlarımı geriye doğru savurduğumda zambak dövmem ilişti gözüme.
Boynuma ince çizgilerle işlenmiş, sade ama anlamı çok büyük olan bir dövme.Parmağımı yavaşca boynundaki dövmenin üstünde gezdirdim. Dudaklarımda ufak bir tebessüm oluştu.
Çoğu insan dövmelerin sadece bir şekilden ibaret olduğunu düşünürdü ama benim için öyle değildi. Gözlerimi aynadan ayırmadan birkaç saniye boyunca geçmişi düşündüm.O günleri hatırlamak hâla içimde tuhaf bir ağırlık bırakıyor ama aynı zamanda bana neden ayakta olduğumu da hatırlatıyordu.
O insanların elinden kurtulduğum gün.
Yağmur yağıyordu. Sokaklar boştu. Üstümde sadece yırtık bir tişort altımda işte yırtık bir şort vardı. İçimde ise kocaman bir boşluk. Özgürdüm ve ilk defa özgürken ne yapacağımı bilmiyordum.
İşte o gün bir çiçekçi dükkanının önünde durmuştum. Camın arkasında renk renk çiçekler vardı. Ama içlerinden biri dikkatimi çekmişti.
Zambak.
Kapıyı açtığımda içeride orta yaşlarda bir kadın vardı. Bana uzun uzun bakmıştı. Yorgun halimi, gözlerimdeki korkuyu ve çaresizliği anlamış gibiydi. Hiç birşey sormadan bana bir zambak uzatmıştı.
" Bazen insanlar yeniden başlamak için bir işarete ihtiyaç duyar. " demişti.
O gün bana evini açmıştı. Bana bakmıştı. Hiçbirşey sormamamıştı. Sadece yanımda durmuştu.
Zambak bu yüzden benim için sadece bir çiçek değildi kurtuluştu.
Aynada kendime bakarken dövmemim üzerinden son kez parmağımla geçtim ve derin bir nefes aldım.
Akşam görevim vardı. Bu düşünce aklıma gelir gelmez yüzümdeki tebessüm kayboldu aynaya biraz daha yaklaştım.
" Bugün... " dedim kendi kendime. " Bugün kendine ne söyleyeceksin Efsun. " Her görevden önce aynı şeyi yapardım. Ne söyleyeceğimi, nasıl davranacağımı düşünürdüm. İnsanlar genelde böyle şeyleri planlamadığımı sanırdı oysaki yanılıyorlardı.
Herşey bir planın parçasıdır.
Bir süre daha sessizce aynaya baktım. Sonra aklıma birşey geldi.
Deniz.
Adını düşündüğüm anda kaşlarım çatıldı. Bir süredir peşimdeydi.
Bunu hissedebiliyordum. Bazı insanlar saklanmayı iyi becerirdi ama yine de varlıklarını belli ederlerdi. Deniz de onlardan biriydi.
Başımı biraz yana eğdim.
" Neden benim peşimde? " diye mırıldandım. Kendi kendime cevap verdim. " Kötü olduğum için mi? "
Bu sorunun cevabını düşündüğümde içimde kısa bir sessizlik oluştu sonra dudaklarımda hafif bir tebessüm belirdi.
İnsanlar dünyayı basit görmeyi sever.
İyi ve kötü
Siyah ve beyaz
Ama gerçek hayat o kadar basit değildi.
Aynadaki yansımama bakarak alçak bir sesle konuştum. " Bazen bir insanı yaptığı şeyler kötüma olabilir... " dedim yavaşça.
Sonra gözlerimi kıstım.
"... ama bu onu kötü biri yapmaz. "
Birkaç saniye sessizce durdum. Sonra kendime fısıldadım.
" Gerçek kötüler genelde kimse tarafından fark edilmez. "
Banyodan çıktım. Odam sessizdi. Pencereden gelen sabah aydınlığı odanın içinde süzülüyordu. Masamın üzerinde bugünkü görevim için dosyalar bulunuyordu.Masanın yanına gidip dosyaları incelemeye başladım. Görevle ilgili birkaç bilgi vardı. Tarih, yer, zaman...
Her zamanki gibi
Dosyayı kapattım ve sandalyeye yaslandım. Saat daha erkendi. Akşama uzun bir zaman vardı.
Ama ben zamanı bekleyerek geçiren biri değildim.
Günün geri kalanını hazırlık yaparak geçirdim. Ve saatler yavaş yavaş ilerledi.
Öğlenden sonra güneş biraz daha yükseldi. Sonra yavaşça batmaya başladı. O turuncu ışık odanın içini doldurduğunde pencerenin önüne geçtim.Gökyüzü akşam renklerine bürünmeye başlamıştı. Cebimden telefonu çıkarıp saate baktım.
19.12
Derin bir nefes aldım. Sekize az kalmıştı. Bugün ne olacağını bilmiyordum ama birşeyden emindim. Deniz gerçekten benim peşimdeyse yakında karşılaşacaktık. Ve bazı sorularım cevapları o zaman ortaya çıkacaktı.
Dolabın kapağını açtığımda birkaç saniye bakarak düşündüm.Görevlerde şık giyinmezdim. Rahat olmayı tercih ederdim. Bu yüzden elim eşofmanlara gitti. Üzerime ise hareketini zorlaştırmayacak bedenime tam oturan siyah bir bluz aldım. Kıyafetleri giyerken zihnimde az sonraki görev dönüp duruyordu.Sekize çok az kalmıştı ve üstümde nedenini açıklayamadığım bir ağırlık vardı. Sanki birşey olacakmış gibi.
Aynanın karşına geçtiğimde saçımı sıkı bir at kuyruğu yaptım. Bakışlarım yine zambak dönmeme kaydı.
İnsan karanlıktan çıkmayı başardığında, karanlığın içinde yaşamayı öğrenmesi kaçınılmaz olur.
Gözlerimi aynadan ayırmadan kendi kendime mırıldandım " Hadi Efsun işzamanı. " Odamın anahtarlarını aldım ve örgüt binasından çıktım. Gece henüz çökmemişti ama sokakların üstünde akşam karanlığı vardı. Arabama geldiğimde motoru çalıştırdım ve gideceğim yere sürmeye başladım.
Arabayı park ettiğimde içimdeki huzursuzluk büyüdü. İzleniyormuş gibi hissettim dikiz aynasından arkaya baktığımda sokak bomboştu kimse yoktu. Başımı iki yana salladım ve " Paranoyaklık yapıyorsun Efsun. " dedim kendime. Arabadan indim hava serindi. Ellerimi ceplerime sokup yürümeye başladım. Binaya geldiğimde sessizce içeri girdim. Burası bir depoydu. Çantamı açtım ve içindeki patlatıcıları yerleştirmeye başladım. Yerleştirme işlemi bittikten sonra zarar görmeden izleyebileceğim bir yere geçtim ve patlatıcıları aktif hale getirdim. Birkaç dakika bekledikten sonra hedef içeri girdi. Sigaramı çıkarıp bu anın keyfini çıkarmaya başladım. Kısa bir süre sonra patlama yaşandı. Metal parçalar, ölen adamın parçaları etrafa savruldu. Sigaramı yere atıp söndürdüm ardından ölen adamın kafasının yanına geldiğimde hafifçe eğilip " Cehennemde iyi yanmalar" dedim. Ve ardından ordan ayrıldım. Arabama doğru yürümek için arkamı döndüm. Bir adım attım. Sonra ikinci, üçüncü. Ama dördüncü adımı atamadım.
Çünkü o anda fark ettim. Etrafım çevrilmişti.Sokak lambalarının loş ışığı altında gölgeler hareket ediyordu. Silah tutan insanlar. Bir kaç farklı noktadan bana doğru tutulmuş namlular. Kaşlarım çatıldı. Demek öyle. Tam o sırada karanlığın içinden bir erkek sesi duyuldu. Sakindi sesi ve kendinden emin. " Sonunda tanıştık zambak." Kalbim bir anda hızlandı ama yüzümdeki ifade değişmedi. Sesin geldiği yöne bakmaya çalıştım. Tam o anda ince bir patlama sesi duydum.
Kolumda hafif bir acı hissettim. Başımı aşağı indirdiğimde küçük bir dart iğnesinin tenime saplandığını gördüm. Uyku ilacı... Lanet olsun. Görüşüm yavaş yavaş bulanıklaşmaya başladı. Yere doğru düşerken gözlerim karanlığın içindeki o silüeti seçti. Uzun boylu bir adam... Bana doğru yaklaşan biri. Dudaklarım zorlukla kıpıldadı. Son gücümle fısıldadım.
" Tanıştık şahin." Ve gözlerim kapandı.
🪷
Deniz Altan
Sabah gözlerimi açtığımda şehir hâla uykudaydı.Sabah erkenden uyanmıştım bugün Efsun'u yakalayacaktık. Planı son kez kontrol ettikten sonra ekiplere bildirdim. Dikkat çekmeyen şeyler giyindikten sonra evden çıktım.
Hedef bölgeye ilerlerken tüm sokakları dikkatle taradım. Efsun'u izlerken olası her hareketini hesaplamalıydım. Araçlar çevreyi doldurdu, ekipler yerini aldı ve saat sekize yaklaşırken ben, onu rahatça izleyebileceğim bir yüksekliğe geçtim. Gözlerim sabit, nefesini kontrol ederek bekledim.
Ve o an geldi. Efsun'u gördüm. Adımları kontrollüydü ve kendinden emindi. Patlatıcıları yerleştirişi bile profesyoneldi.Kendi kendime mırıldandım. " Bu kadar profesyonel yapmanı beğendim zambak. " Her hareketini izliyordum;bir yanlış hamle bile planı bozabilirdi.
Patlatıcıları yerleştirdikten sonra bir köşeye geçti. Patlatıcıları aktif halde getirip beklemeye başladı. Hedefi içeri girdiğinde sigarasını yaktı ve keyifle izlemeye başladı. Anlam veremiyordum. Hızlıca düşüncelerimden sıyrıldım patlamaya çok az bir süre kalmıştı.
Sigaranın dumanı havaya karışırken Efsun sakin bir şekilde izliyordu, gözleri patlayacak olan hedefe kitlenmişti. İçimde istemsizce bir gerilim yükseldi. Herkes hazırdı. Patlatıcının patlamasını beklerken nefesimi tutmaya başladım. Ve patlama gerçekleşti.
Gözlerim açıldı, parçalar her tarafa savrulmuştu ve parçalara ayrılmış bir insan vücudu vardı. Efsun'un yüzündeki ifade değişmemişti, tam tersine bir sırıtma vardı. Parçanın birine odaklanıp mırıldandığında gerildim. Ve bir kez daha bu kadının ne kadar soğukkanlı olduğunu fark ettim. Ekiplere haber verdim. Efsun'u yakalayacaktık.
Efsun dışarı çıktığında gördükleri karşısında duraksadı. Adımları hâla kendinden emindi. Soğukkanlılığı aynı şekilde duruyordu. Ağzım istemsizce açıldı ve konuştum. " Sonunda tanıştık zambak. " Ekiplerden birine işaret verdim ve planladığımız gibi uyku ilacı ateşlendi.İlacın tenine değmesi ile etkisi yavaş yavaş gözlenmeye başladı. Efsun yere yığıldı.Gözleri kapanmadan önce " Tanıştık şahin" sözü içimde garip bir titreme yarattı. İç sesim konuştu; " Seni tanıyormuş Deniz. Sende onu"
On dakika boyunca Efsun'un bilincinin tamamen kapanmasını bekledik. Bilinci tamamen kapandığında arabaya bindirdik ve sorgusunu almak adına depoya götürdüler. Koray ile bende, benim aracıma binip önümüzdeki aracı takip etmeye başladık.
Koray yanımda " Oha Deniz. Bu Efsun neymiş böyle lan. Adamın parçasına gülümseyip bir şeyler dedi. " Derin bir nefes alıp Koray'a cevap verdim. " Ne dediğini çok merak ediyorum. "dedim ve geldiğimiz için arabayı park ettim. Bekleme odasına gidip Efsun'un uyanmasını beklemeye başladık.Gözlerim hâla onun yüzünü, zambak dövmesini canlandırıyor. Her hareketini tekrar oynatıyordu.
O patlama anı hâla zihnimde canlıydı. Efsun'un elleri, sigarası, patlatıcıları yerleştirişi hepsi aklımdaydı. Patlama yaşanırken ki sakinliği, adamın parçalarından birine birşeyler demesi. Tüm bunlar bir araya gelince onun ne kadar farklı ve tehlikeli biri olduğunu kanıtlıyordu. Bu düşünceler içimdeki merakımı da tetikledi. Neden böyle bir yol seçmişti Efsun. Her ne kadar yöntemi doğru olmasa da, bu kadını daha iyi anlamam gerekiyordu.
🪷
Efsun Karal
Gözlerimi açtığımda başımda bir ağrı vardı. Etraf karanlık, nemli ve soğuktu. İlk başta neden burda olduğumu anlamdıramadım. Gözlerimi kırpıştırdım. Ve yavaşça bulunduğum ortama odaklandım.
Burası bir depoydu...
Küçükken zorla tutulduğum o yerden hiç bir farkı yoktu. Kalbim sıkıştı, sertçe yutkunmam rağmen boğazımdaki yumru gitmedi. Neden buradaydım? Bu sorunun cevabını bulamıyordum. Zihnim bir anda küçük Efsun'a kaydı; o korku, o çaresizlik, o kaçamama hissi. Kendime güçlü olmam gerektiğini hatırlattım. Küçük Efsun olamazdım.
Kapı açıldığında sessizlik parçalandı. İçeri giren kişi Denizdi.Göz göze geldiğimizde küçük Efsun'un korkusu bir nebze olsa da azaldı. Küçük Efsun, Deniz'den korkmamamıştı. Ama burda bulunmaktan rahatsızdı. Derin bir nefes aldım. Kalp atışlarımın hızlandığını hissettim. Bir yandan soğukanlılığımı korumaya çalışıyordum.Deniz karşımdaki sandalyeye oturdu. Ve hiç beklemeden konuşmaya başladı.
" Merhaba Efsun. Beni tanıdığını düşünüyorum. " dediğinde sesi sakindi. Küçük Efsun'a güven vermişti. Kelimeler boğazıma düğümlendi konuşamıyordum. Karşımdaki adamın beni küçük görmesini istemiyordum ama bu ortamda güçlü görünmeye çalışmak tahmin ettiğimden daha zordu.
" Neden Efsun? " diye sorunca duraksadım. Neden yaptığımı söylemek kolay değildi. Sahi ben bile biliyor muydum tam nedenini. Bildiğim tek şey içimdeki intikam ateşiydi ama geriye kalan neydi. Bende bilmiyordum.Hiç birşey demedim gözlerinin içine baktım. Çünkü bazen insan konuşmasa bile gözleri konuşurdu ve Deniz ne demek istediğimi anladı hafif bir tebessüm edip devam etti. " Öldürdüğün kişiler ölümü hak ediyor Efsun. Fakat senin yöntemlerin ile değil. " Kaşlarımı çattım zor da olsa bu sefer karşılık verdim. " Onlara az bile yapıyorum. " dediğimde bu sefer o kaşlarını çattı "Konu bu değil Efsun. Sen onları öldürürken diğer insanların canını da tehlikeye atıyorsun. " dedi.
" Ama şuana kadar hiç kimseye birşey olmadı " dediğimde sesim hafif alaycı çıkmıştı. Deniz sakin bir sesle " Şuana kadar olmaması olmayacağı anlamına gelmez. " dediğinde yutkundum. Kahretsin ki haklıydı. Her ne kadar en ince ayrıntısına göre planlama yapsam da zarar görmeme ihtimalleri yüzde yüz değildi. Bakışlarımı etrafta gezdirdiğimde bedenim titremeye başladı. Bu ortam bana iyi gelmiyordu. Nefes alış verişlerim de hızlanmıştı. Deniz buranın bana iyi gelmediğini anlamış gibiydi " Efsun. İyi değilsin. Burası sana iyi gelmedi galiba. Biraz daha bekle seni kendi evime götüreyim. Orada daha rahat konuşuruz. " dediğinde bakışlarımı ona çevirdim ve minnetle baktım. Anlamıştı beni sadece gözlerimden ve hareketlerimden...
🪷
Deniz Altan
Efsun 'un iyi olmadığını anlamıştım. 2 saat önce gördüğüm kadın ile bu kadın aynı değildi. Şuan karşımda oturan kadın çaresizdi. Ama 2 saat önce gördüğüm kadın kendinden emindi. Nasıl olabiliyordu bu. 2 saatte ne değişmiş olabilirdi diye düşünürken aklıma depoda olduğumuz geldi. Efsun'a iyi gelmememişti burası. Kötü anılar hatırlatmış olmalıydı ki karşımda titriyordu. Fark etmemem için elinden geleni yapsa da işe yaramamıştı. Görmüştüm. Onu buradan çıkarmam gerektiğini anladığım için fikrimi ona da söyledim. Bakışlarındaki minnet doğru yolda olduğumu bana kanıtlamıştı.
Odadan çıktım. Ekiplere evime götüreceğimi haber verdikten sonra tekrardan depoya girdim. Efsun'un bileğindeki kelepçeyi çözüp serbest bıraktım. Bir kolunda hafifçe tutup arabama doğru götürdüm. Dışarı çıktığımızda derin bir nefes aldı. Rahatlamış gibiydi ama bedeninin titremesi hâla durmamamıştı. Arabaya bindikten sonra hızlıca evime doğru sürmeye başladım. İçimden bir his eve gittiğimizde Efsun'un rahatlayacağını söylüyordu. Eve geldiğimizde arabadan indik. Eve girdiğimizde Efsun az da olsa sakinleşmişti. Oturma odasına geçtiğimizde karşılıklı koltuklara oturduk. Ben sordum, Efsun cevapladı. Çoğu şeyi anlattı. Doğru tahmin etmiştim. Efsun'un bir sebebi vardı. Bu sebebi tam bilmesemde acı bir olay olduğunu tahmin etmek zor değildi.
Konuşmamızın sonlarına doğru ona örgütte çalışmayı bırakmasını, bizimle birlikte daha doğru bir şekilde çalışmasını istediğimi söylediğimde duraksadı. Ne diyeceğini bilemiyordu. Anlıyordum aniden karar vermek sonrasında pişman olmak istemiyordu.
Artık bizimle yaşacağını biliyordum ama bunu Efsun'a daha söylememiştim. Bu gece burda kalması için onu misafir odasına götürdüm. İyi geceler diledikten sonra kendi odama geçtim. Yatağa uzandığımda rahattım. Efsun'u bulmuştum. Bunun verdiği rahatlıkla gözlerimi kapadım.
🪷
Efsun Karal
Çoğu şeyi anlatmıştım Deniz'e. Pişman mıydım. Kesinlikle hayır. Anlamıştı beni. İlk defa biri beni anlamıştı. Ne kadar bilmesi gerektiğini düşündüğüm basit şeyleri anlatsam bile o altındaki derinliği hissetmişti ama en derine inmeyip kanatmadı yaralarımı. Biliyordu çünkü kanatırsa durmazdı kan. Teklifini kabul ettiğimi söylemesem bile anlamıştı çünkü gözlerimdeki düşünceleri anlayabiliyordu. Deniz'i adam akıllı tanımıyordum. Hiç görmememiştim ama sanki yıllardır tanıyormuş gibi hissediyordum ve bende onu anlayabiliyordum. Aramızda uzun sessizlikler de olmuştu ve ben ilk defa rahatsız hissetmedim. Huzursuz olmadım.
Bugün yaşadıklarımı düşündüm, düşündüm, düşündüm. Hepsi çok garipti. Bugün Deniz'in evine geleceğimi tahmin bile edemezdim. Ama hayat buydu işte tahmin etmediğin anlar yaşatırdı sana. Asla yapmam dediğim şeyi yaptırırdı. Kesin yapacağım dediğin şeyi yaptırmazdı. Acımasızdı hayat. Hak etmediğin halde acıtırdı seni. Hak edenleri acıtmazdı ama...
Deniz ile konuşurken güçlü durmaktan yorulduğumu fark ettim. İçimi acıttı korumamı kaybediyorum gibi düşündüm. Haklıydım da inatla, zorla ayakta duymuştum bunca zaman. Şimdi o da giderse nasıl duracaktım ayakta.
Örgütten ayrılacaktım. Yarın sabah söylecektim Deniz'e. Hemen sabah olsun istedim. Söyleyip kurtulmak istedim. Ama olmadı ben gözlerimi kapatmadıkça sabah olmayacaktı. Ben karanlığıa teslim olmadığım müddetçe sabah olmayacak, gün aymayacaktı. Düşünceler yavaş yavaş içime gömüldü ben ise karanlığa teslim oldum.
🪷
İlk defa düzgün bir uyku çekmiştim. Ne gariptir ki bu uykumu da daha düzgün tanımadığım bir adamın evinde çekmiştim. Hayat buydu işte hiç beklemediğimiz şeyler yaşatırdı bize. Gözlerimi yavaş yavaş araladım. Perdenin arasından süzülen ışık odanın içine tatlı bir atmosfer katıyordu. Yataktan kalktım. Yatağımı topladıktan sonra banyoda yüzüme soğuk su çarptım. Bu sabah boğulmuyordum. Bu sabah denizin derinliklerinden çıkıp nefes almıştım. Aynadan kendime bakıp tebessüm ettim ardından odadan çıktım. Mutfağa girdiğimde Deniz'in çoktan uyanmış kahvaltı hazırladığını görmeyi beklemiyordum. İçim huzurla dolmaya başladığında hemen gömdüm bu duyguyu içime. Huzur ile Efsun yanyana gelemezdi. Olamazdı. Olmamalıydı. Deniz'in yanına geldiğimde anlık bir cesaretle "Günaydın." dedim. Bakışlarını bana döndüğünde tebessüm ettim ve " Günaydın. Efsun. Gel kahvaltı edelim. " diyip elimdeki tabakları masaya bıraktı ardından sandalyeye oturdu. Bende onu takip edip karşısındaki sandalyeye geçtim. Kahvaltımızı ederken bir anda bana kartını uzattığında kalakaldım. Neden böyle birşey yapmıştı? Yüzüm sorgular bir hâl alınca Deniz konuşmaya başladı. " Birşeye ihtiyacım olursa kartı kullanıp alırsın. " dediğinde duraksadım. Daha tanışalı 24 saat olmuyordu ve bu adam bana güvenip kartını uzatıyordu. Kartı ona geri uzatıp " Beni örgüt binasına bıraksan yeterli. Eşyalarımı alıp istifa dilekçemi veririm. " dediğimde tebessüm etti ve " Kabul ettin yani. " dediğinde güldüm ve " Evet." dedim. Kahvaltımıza devam ederken aramızda bir sessizlik oluştu ve bu sessizlik beni yine korkutmadı. İyi geliyordu ama alışkın değildim.
Aramızdaki sessizliği Deniz bozdu. " Ben bu evde arkadaşım Koray ile yaşıyorum Efsun. Biraz boşboğaz biridir umarım anlaşırsınız. " dediğinde kapının açılma sesini duyduğumuzda Deniz güldü ve " Geldi." dedi. Koray mutfaktan içeri girip beni gördüğünde gözlerini büyüttü ve bağırmaya başladı. " DENİZ, EFSUN EVİMİZDE. LAN BU KIZIL DECCAL BİZİ DE PATLATIR. LAN NEDEN EVİMİZDE." dediğinde gülmeye başladım. Deniz ise Koray'ı sakinleştirmek adına " Evet Koray sakin ol. " diyordu ama hiçbir işe yaramıyordu. Koray parmağı ile beni işaret etti ve " Bizi de patlatmaz değil mi? " diye sorunca Koray'a baktım ve " Patlatsam da zevk alamam. " dedim. Koray rahatlamış gibi derin bir nefes aldı. Ardından kahvaltı masasına oturdu ve kahvaltısını etmeye başladı.
Kahvaltımızı ettikten sonra etrafı toparlamaya başladım. Deniz her ne kadar kendisinin yapabileceğini söylese de itiraz etmiştim. Kendimi rahatsız hissediyordum. Etrafı toparladıktan sonra Koray ve Deniz'in yanına geçtim. Oturma odasına oturuyorlardı. Deniz beni görünce Koray'a döndü ve " Sana söylememiz gereken birşey var." dediğinde Koray " Ay ne oldu 1 aylık ömrüm mü kaldı. Şimdi anladım. Benden erken kurtulmak için bu kadınla anlaşma yaptın. Allah seni ne yapmasın Deniz. İnsan arkadaşına bunu yapar mı." diye konuşmaya başladı. Deniz,Koray susunca artık onlarla çalışacağımı açıkladığında Koray'ın gözleri tekrar büyüdü ve " Valla mı. Beraber patlatma falan yapar mıyız çok merak ettim ben. " diyince gülümsedim ve " Tamam yaparız. " dedim. Ardından odama gitmek için müsade istedim.
Odama geçtiğimde içimde anlam veremediğim duygular vardı. Karışık hissediyordum. Yeni bir hayat yaşayacağımı biliyordum. Alıştığım düzeni bırakmak istemesem de Deniz'in dedikleri kafamın içinde dönüyordu ve ona hak veriyordum. Diğer insanlar için alıştığım hayatımdan vazgeçecektim.
Kötü hissedeceğimi düşünüyordum aksine iyi hissediyordum. Sadece içimde bir korku vardı. Tüm herşeyin bu kadar iyi olması beni korktuyordu. Fırtına öncesi sessizlik gibi hissediyordum. Bu düşünceleri bir kenara bıraktım ve anın tadını yaşamaya başladım.
Yeni insanlar tanımıştım. Koray ve Deniz. İkisi de iyi insanlardı. Deniz, kendinden emin, ciddi, insanları anlayabilen bir potansiyele sahipti ve kendine en uygun mesleği seçmişti. Fakat Koray'ın nasıl Deniz ile çalışıp yakın arkadaş olduğunu çözememiştim. Tam bir şaklabandı. Komikti. Ve insana güven veriyordu. Zıt kutuplar birbirini çeker derlerdi de inanamazdım. Demekki haklılardı gerçekten de zıt kutuplar birbirini çekerdi.
🪷
İlk bölümü nasıl buldunuz. 2.bölüm için çok bekletmek istemiyorum ama yazılı haftamdaydım. Bu yüzden 2.bölüm aksayabilirr.
Deniz ve Efsun'u sevdiniz miii. Umarım sevmişsinizdir. Diğer bölümde görüşmek üzereee. Sizi çoook seviyorum. Bana birşey sormakk isterseniz özelden yazabilirsiniz ya da yorumlardan sorabilirsiniz cevaplarıım.
🤍💫
" Merhaba Efsun. Beni tanıdığını düşünüyorum. " dediğinde sesi sakindi. Küçük Efsun'a güven veriyordu. Ama cevap veremedim. Kelimeler boğazımda düğümlendi. Cevap Gözlerimi açtığımda başımda ağırlık vardı.Etraf karanlık, nemli O gün bana Koray başını salladı ve yeniden klavyeye yöneldi. Parmakları hızlı hızlı hareket ediyordu. Ekrandaki Yaklaşık 20 dakika sonra restoranta vardım. Kapıdan içeri girdiğimde Koray çoktan gelmişti. Masada oturuyordu beni görünce elini kaldırdı. Yanına gidip karşısındaki sandalyeye oturdum. " Hoşgeldin" dedi ardından masadaki kareleri gösterdi " Çorba sipariş ettim. Midemize sıvı girsin. " Başımı Bu düşünceler kafamın içinde dolaşıyordu bende yürümeye devam ediyordum. Gözlerim sokakta geziniyordu. İnsanları inceliyordum. O sırada sokağın biraz ilerisinde duran bir kadın dikkatimi çekti. Duvara yaslanmıştı elinde bir sigara vardı. Duman yavaşca havaya karışıyordu. İlk başta sıradan bir görüntü gibiydi. Sokakta sigara içen bir insan. Ama kadının bakışları sıradan değildi. Bir yere sabitlenmişti.Sanki birşey bekliyormuş gibi dikkatle bakıyordu. Kaşlarım çatıldı ve bende refleksle kadının baktığı yöne doğru baktım. Bir adam arabasına doğru yürüyordu. O adamı görür görmez duraksadım. Çünkü o adamı tanıyordum. Son haftalarda ekipçe peşinde olduğumuz biriydi. Dosyası masamın üstünde günlerce durmuştu. Hakkında
Bölüm etkileşimi
