6. bölüm · ZAMANIN BEDELİ

6.BÖLÜM=Son 4 saat

Meryem Altaş

Mete yere çarptığında dünya bir anlığına karardı. Betonun soğukluğu ve kaburgalarındaki keskin acı, hayatta olduğunun tek kanıtıydı. Yukarıda, babasının odasından dışarı sızan mavi lazer ışıkları karanlık sokağı tarıyordu. O "insansı" ses çıkaran muhafızın hala orada olup olmadığını bilmiyordu ama takviye ekiplerin gelmesi an meselesiydi.
Aksayarak ayağa kalktı. Sol kolu uyuşmuştu ama sağ eliyle cebindeki gümüş saati sımsıkı tutuyordu. Bir şeyi fark etti: Saat artık sessiz değildi. Kapağı kapalı olmasına rağmen, içinden derinden gelen bir vızıltı yayılıyordu. Sanki bir şeye, bir sinyale cevap veriyordu.
"Hafıza... her şey hafıza..." diye sayıkladı Mete.
Zihnini yokladı. Masanın altına sakladığı siyah kutuyu hatırlıyordu. Ama o kutunun üzerindeki notun son satırı... Notta ne yazıyordu? Bir boşluk daha. Saatin bedeli, babasının o son uyarısını zihninden silip süpürmüştü. Artık elinde sadece kutunun nerede olduğu bilgisi ve zihnindeki devasa karadelikler vardı.
Sokağın başından ağır motor sesleri gelmeye başladı. "Zaman Avcıları"nın hover-motosikletleri sokağı aydınlattı. Mete, karanlık bir dehlize benzeyen atık kanalına doğru kendini attı.
Yeraltı Laboratuvarı
Saatlerce kanalizasyonun pis kokulu sularında ilerledikten sonra, Pas Bölgesi'nin bile daha altında kalan, haritalarda görünmeyen bir sığınağa ulaştı. Burası, eski bir metro sinyal istasyonuydu. Duvarlarda sökülmüş kablolar ve eski model ekranlar asılıydı.
Mete saati masanın üzerine koydu. Saat, masadaki metal yüzeye değer değmez odadaki eski ekranlardan biri cızırtıyla açıldı. Ekranda babasının yüzü belirdi. Ama bu bir video kaydı değildi; saatin içindeki verilerin yansımasıydı.
"Mete... Eğer bu kaydı görüyorsan, X-719 birimlerinden biriyle temas kurmuşsun demektir," diyordu babası. Görüntü gidip geliyordu. "Onlar sadece robot değil Mete. Onlar, zamanı sıfırlanan ve anıları sisteme yüklenen insanlar. Onlar... bizim gibiydiler."
Mete’nin kanı dondu. Az önce boğazını sıkan o metal yığınının içinde bir zamanlar yaşayan, hisseden bir insan mı vardı?
"Saatin yaydığı frekans, onların içindeki bastırılmış insanı uyandırır. Ama bu geçicidir. Sistemi asıl durduracak olan şey, evdeki masanın altına sakladığın o kara kutudur. O kutu bir anahtar değil, bir virüstür. Onu Zaman Kulesi'nin ana merkezine, yani 'Bellek Havuzu'na sokmalısın."
Görüntü tamamen bozuldu ve ekran karardı.
Mete sarsılarak arkasına yaslandı. Artık sadece babasını kurtarmaya çalışmıyordu. Tüm şehri, hafızası çalınmış binlerce insanı ve o muhafızların içine hapsedilmiş ruhları kurtarması gerekiyordu.
Ancak bir sorun vardı. Cebindeki saate baktı. Kendi kolundaki zaman göstergesi artık kırmızıya dönmüştü. Sadece 4 saati kalmıştı. Yaşlı kadına verdiği yıllar, kaçarken harcadığı dakikalar ve saatin bedel olarak emdiği ömür...
Mete'nin ya zamanı dolacaktı ya da hafızası tamamen silinecekti