1. bölüm · ZAMANIN BEDELİ

1.BÖLÜM=Sessizliğin ilk bedeli

Meryem Altaş

Şehrin göbeğindeki Zaman Bankası’nın devasa dijital saati, meydandaki binlerce insanın üzerine soğuk, kırmızı bir ışık yansıtıyordu. Burası dünyanın kalbiydi ama hiçbir kalp bu kadar ruhsuz atmazdı.
Mete, güvenlik kulübesinde oturmuş, monitörlerden dışarıdaki kalabalığı izliyordu. Herkesin kolunda aynı parlak LED ekran vardı: 00:00:00:12:45... On iki saat, kırk beş dakika. Önündeki adamın hayatı bir öğleden sonra uykusu kadar kalmıştı. Adam, veznedara yalvarıyordu:
— "Sadece bir gün! Kızımın doğum günü için sadece yirmi dört saatlik bir kredi!"
Veznedar, robotik bir sesle cevap verdi:
— "Teminatınız yetersiz. Mevcut saniyeleriniz işlem ücretini karşılamıyor."
Mete gözlerini kaçırdı. Bu manzarayı her gün yüzlerce kez görüyordu. Bu dünyada zenginlik, altın veya kağıt parçası değildi; zenginlik, yarını göreceğinden emin olmaktı. Mete’nin kendi kolunda ise 45 yıl yazıyordu. Bankanın güvenlik görevlisi olmanın tek avantajı buydu: Emeklilik yaşına kadar yetecek "sabit maaşlı" bir ömür.
O akşam mesai bitimine yakın, bankanın alt katındaki eski depo bölümünden garip bir ses geldi. Metalik bir tıkırtı... Bu imkansızdı. Bankadaki tüm saatler dijitaldi ve dijital sistemler asla ses çıkarmazdı.
Mete, fenerini yakıp tozlu merdivenlerden aşağı indi. En dipte, on yıllardır açılmamış paslı bir kasanın arkasında, zemin döşemesi hafifçe kalkmıştı. Aralığa elini uzattı ve parmakları soğuk, pürüzlü bir metale değdi.
Dışarı çıkardığı şey, avucuna tam oturan, gümüş zincirli, eski bir köstekli saatti. Üzerindeki yelkovan ve akrep, sanki bir kalbin son çırpınışları gibi titriyordu. Mete kapağı açtığı anda dünya bir anlığına sarsıldı. Kulaklarında derin bir uğultu yankılandı.
Ve sonra... her şey sustu.
Dışarıdaki kalabalığın gürültüsü, havalandırmanın vınlaması, saniyelerin o amansız akışı... Hepsi durdu. Mete panikle kolundaki ekrana baktı. Sayılar donmuştu. Hemen arkasındaki su borusundan damlayan bir su damlası, havada asılı kalmıştı.
Mete korkuyla saatin kapağını kapattı. Dünya aniden eski hızına döndü. Ama Mete’nin içinde bir şeyler koptu. Zihninde bir kapı kapandı. Az önce ne düşündüğünü, bu sabah ne yediğini hatırlamaya çalıştı ama nafile. İlk bedel ödenmişti.
Mete, elinde tuttuğu bu gümüş canavarın dünyayı kurtarabileceğini o an anladı. Ama bir şeyi daha anladı: Bu saat dünyayı kurtarırken, Mete’yi yavaş yavaş silecekti.