6. bölüm · Zaafım

Bölüm-4

Hqcerr Batt

Moon Coffee'de akşamın en yoğun saatleri başlamıştı.
Masaların neredeyse tamamı doluydu.
Kahve makinelerinin sesi, müşterilerin sohbetleri ve fonda çalan hafif müzik birbirine karışıyordu.
Ben ise elimde sipariş defteriyle masalar arasında dolaşıyordum.
"Bir filtre kahve ve bir mocha..."
Siparişi not edip gülümsedim.
"Beş dakika içinde hazır olacak."
Kasaya döndüğümde Alperen kahveleri hazırlıyordu.
Tek kelime konuşmuyordu.
Sanki ben orada yokmuşum gibi davranıyordu.
Derin bir nefes aldım.
"Şu siparişi ben götüreyim."
Başını bile kaldırmadan cevap verdi.
"Olur."
O kadar...
Eskiden tek bir bakışıyla bile içimi ısıtan çocuk, şimdi bana yabancı birinden farksız davranıyordu.
Tepsiyi elime alıp masalara götürüp yeni sipariş için alperenin yanina gittim tam o sırada kulağım çınladı

"Alperenn"
Mina'nın sesi duyuldu.
gülümseyerek yanımıza geldi.
"Vardiya bitince sahile gidelim mi?"
Ben istemsizce bakışlarımı yere çevirdim.
Bu soru neden öyle canımı acıtmıştı ki
Alperen birkaç saniye sessiz kaldı.
Sonra kısa bir cevap verdi.
"Bilmiyorum."
Mina hafifçe gülümsedi.
"Düşünürsün."
O uzaklaşırken ben de siparişleri hazırlamaya devam ettim.
İçimde garip bir boşluk vardı.
Belki de...
Artık onun hayatında başka biri vardı.
Vardiyanın bitmesine yarım saat kalmıştı.
Kafenin kapısı tekrar açıldı.
İçeri iki lise öğrencisi girdi.
Masalardan birine oturdular.
Siparişlerini almak için yanlarına gittim.
Siparişleri not ederken içlerinden biri gülümseyerek,
"Bu kafenin en güzel çalışanı sizsiniz galiba."
dedi.
Ne diyeceğimi bilemedim.
Sadece kibarca gülümsedim.
"Teşekkür ederim."
Tam arkamı dönerken Alperen'in sesini duydum.
"Eylül."
İlk kez...
Bugün ilk kez adımı söylemişti.
Ona döndüm.
Elindeki kahve fincanını uzattı.
"Bu masa bekliyor."
Yüzü ifadesizdi.
Ama sesindeki sertliği hissedebiliyordum.
Müşterinin bana söylediklerini duymuştu.o yüzden böyle yaptıgı belliydi
•••
Vardiya bittiğinde herkes hazırlanmaya başladı.
Ben çantamı omzuma taktım.
Tam kapıya yönelirken Murat Bey seslendi.
"Eylül."
"Efendim."
"Yarın biraz erken gelir misin? Yeni kahve makinesini göstereceğim."
"Tabii."
Kafeden çıktım.
Akşam serinliği yüzüme çarptı.
Arkamdan kapının açıldığını duydum.
Alperen de çıkmıştı.
Aynı kaldırımda...
Aynı yolda yürüyorduk.
Ama aramızda yine metrelerce sessizlik vardı.
Bir an konuşacak sandım.
Hiçbir şey söylemedi.
Ben de söyleyemedim.
Çünkü bazen en ağır cümleler...
Sessizliğin içinde saklı kalırdı.