22. bölüm · Zaafım
Bölüm-20
Sabah alarım ile uyandım lavobaya gidip rutin işerimi halletim sonra odama gidip giyecegim kıyafetleri seçtim dolaba boş boş baktıktan sonra mavi bol pantolon ile sade siyah tişört giymeye karar verdim boydan aynada kendime baktım sonra açık saçımı düzleştirip hafif makyaj yaptım son kez aynadan kendime baktıktan sonra mutfa gittim kendime sandivip yapıp evden çıktım kulakıgımı takıp okula dogru gittim
---
Sınıfa girdigimde hemen hemen herkez vardı sırama geçtim etrafıma bakımdım ama emir ile minanın sürekli bakması dikkatimi çekmişti sürekli bakıyorlardı ama şu sıralar gerektiginden fazla bakıyorlardı hakkımdaki dedikodulat halla dönüyordu halla konuşuyorlardı ama artık önemsemiyordum
Bunları düşünürken hoca geldi
Hoca derse girdiğinde herkes yavaş yavaş yerine geçti. Ben de önüme döndüm ama aklım hâlâ Emir ve Mina'daydı.
İkisinin de son zamanlarda bana sürekli bakması normal değildi. Özellikle Emir'in bakışlarını artık fark etmemek mümkün değildi. Önceden olsa belki umursamazdım ama yaşananlardan sonra en ufak şeyi bile düşünmeden edemiyordum.
Bir yandan da Mina'nın tırnakları aklıma geliyordu.
O gün bodrumda gördüğüm eller...
Sonra kafede gördüğüm tırnaklar...
Birebir aynı mıydı, yoksa ben mi öyle düşünüyordum, bilmiyordum. İnsan bir şeyden şüphelenmeye başlayınca gördüğü her şeyi ona bağlamaya başlıyordu. Ama yine de içimdeki o his gitmiyordu.
Ders boyunca doğru düzgün hiçbir şeyi dinlemedim.
Zil çaldığında herkes dışarı çıktı. Ben sırada oturmaya devam ettim. Biraz yalnız kalmak istiyordum.
Sınıf neredeyse tamamen boşalmıştı.
Tam telefonumu çıkaracakken Emir yanıma geldi.
"Eylül, seninle konuşmam lazım" dedi.
Başımı kaldırıp ona baktım.
"Şimdi istemiyorum" dedim.
"Birkaç dakika sadece" dedi.
"Emir, gerçekten istemiyorum" dedim.
Karşımdaki sandalyeye oturdu.
"Beni neden sürekli görmezden geliyorsun" dedi.
"Çünkü konuşmak istemiyorum" dedim.
"Ben sana ne yaptım" dedi.
İçimden derin bir nefes aldım.
"Hiçbir şey yapmadın. Sadece şu an konuşacak durumda değilim" dedim.
Emir bir süre sustu.
Tam o sırada sınıfın kapısından biri kafasını uzattı.
"Emir, hoca seni arıyordu" dedi.
Emir başını salladı.
"Tamam, geliyorum" dedi.
Çocuk gittikten sonra Emir ayağa kalktı. Telefonunu sıranın üstüne bıraktı
"Bir dakika bekle, hemen gelicem" dedi.
Başımı salladım.
Telefonumla uğraşmaya başladım.
Birkaç saniye sonra Emir'in telefonu titredi.
Refleks olarak gözüm telefona kaydı.
Ekran açıldı.
Bir an ne gördüğümü anlamadım.
Sonra gözlerim büyüdü.
Kilit ekranında benim fotoğrafım vardı.
Kendi fotoğrafım.
Bir süre ekrana bakakaldım.
"BU NE LAN " diye bagırdım
Emir tam o sırada geri geldi.
Telefonunu eline almak üzereyken benim yüzümü gördü.
"Eylül..." dedi.
Telefonu ona doğru kaldırdım.
"BU NE " dedim. bağırarak
Emir bir şey söylemedi.
"Bu benim fotoğrafım" dedim.
"Evet" dedi.
"Niye senin telefonunda benim fotoğrafım var" dedim.
Emir gözlerini kaçırdı.
"Çünkü..." dedi.
"ÇÜNKÜ NE" dedim.
Emir birkaç saniye sustu.
"Ben senden hoşlanıyorum" dedi.
Bir an gerçekten ne diyeceğimi bilemedim.
Bütün gün zaten sinirliydim. Mina'nın bakışları, kafede yaşananlar, Alperen'le aramızdaki saçma sapan şeyler... Bir de şimdi Emir çıkmış karşıma bunu söylüyordu.
"Emir, ben senden hoşlanmıyorum" dedim.
"Biliyorum ama..." dedi.
"Ama ne" dedim.
"Ben yine de söylemek istedim" dedi.
Başımı iki yana salladım.
"Ben sana istemediğimi söylüyorum. Daha ne demem gerekiyor" dedim.
Emir bana doğru bir adım attı.
"Ben sadece..." dedi.
Bagırarak
"Yaklaşma o fotografıda sil-" dedim ama lafım yarıda kaldı
Öpmüştü konuşmam bitmeden beni kendine çekip öpmüştü neye ugradımı şaşırmıştım
Hemen sert bir şekilde emiri itip tokat arım
Bagrıyordu ilk kez birisine bu kadar bagırmıştım sonra karnına sert bir tekme attım yere düştü
Vurdugum tekme acısından yerde kıvranıyordu bir kaç kezde yerde tekme atıp sınıftan çıktım ama halla şokumu atlatamamıştım
O an sadece uzaklaşmak istiyordum.
Koridorda yürürken hâlâ sinirden ellerim titriyordu.
"Ne saçama bir gün ya bütün mal, embesiller beni buluyor" diye kendi kendime söylendim.
Tam konferans salonunun önünden geçerken sesler duydum.
Birileri tartışıyordu.
Seslerden birini hemen tanıdım.
Mina.
Adımlarımı yavaşlattım.
Konferans salonunun önüne baktığımda Mina'nın başka bir kızla tartıştığını gördüm.
"Çantamı bırak" dedi Mina.
"Önce bana ne yaptığını söyle" dedi kız.
Mina çantasına uzandı ama kız çantayı çekti.
"Ver şunu" dedi Mina.
Kız bir anda çantayı yere attı.
Çanta yere düşünce içindekiler etrafa saçıldı.
Ben de istemsizce oraya doğru yürüdüm.
Sonra yerdeki anahtarı gördüm.
Olduğum yerde kaldım.
O anahtarı tanıyordum.
Benim evimin anahtarıydı.
Bir an gözlerim anahtarda kaldı.
Sonra Mina'ya baktım.
"Mina..." dedim.
Mina bana döndü.
"Ne var" dedi.
Yerdeki anahtarı gösterdim.
"Bu nie sende" dedim.
Mina'nın yüzündeki ifade bir anda değişti.
"Benim o" dedi.
"Bu benim anahtarım" dedim.
"Hayır, değil" dedi.
"Evimde kullandığım anahtarı tanırım herhalde" dedim. bagırarak
Mina bir şey söylemedi.
Yerdeki anahtarı almak için eğildi ama ben ondan önce davranıp anahtarı aldım.
"Sen bunu nereden buldun" dedim.
"Bulmadım, benimdi" dedi.
"Yalan söyleme" dedim.
"Ben niye senin anahtarını alayım" dedi.
"Gerizekalı aynısını bende sana diyom ya nie sende" dedim.
Mina elini uzattı.
"Ver şunu" dedi.
"Hayır" dedim.
Mina bana doğru geldi.
"Ver dedim" dedi.
"Sen önce bunu nereden aldığını söyle" dedim.
"Saçmalıyorsun" dedi.
"Ben mi saçmalıyorum" dedim.
Bir anda ikimiz de birbirimize bağırmaya başladık.
Ne söylediğimizi bile doğru düzgün düşünmüyordum. Sadece elimde tuttuğum anahtara bakıp duruyordum
Sonra anahtarı elimden alınca sert bir tokat attım yere düşünce anahtarı aldım
Arkamı dönüp giderken oda kalktı vuracaken konundan tutum
Sonra kendimizi birbirimize saç baş girerken bulduk
Minanın saçı başı dagılmıştı ve dudagının kenarı patlamıştı
Bende pek bir şey yoktu sadece kaşımın kenarı patlamıştı
Sonunda zil çaldı.
Mina arkasını dönüp hızlıca sınıfa doğru gitti.
Ben de birkaç saniye olduğum yerde kaldım.
Sonra anahtarı sıkıca cebime koyup sınıfa döndüm.
Kapıdan girdiğim anda herkesin gözlerinin Mina'nın üzerinde olduğunu gördüm.
Mina yerine oturmuştu.
Ben içeri girince bu sefer herkes bana baktı.
Ne olduğunu anlamışlardı.
Ben hiçbir şey söylemeden sırama geçtim.
Alperen bana baktı.
Bir şey demedi.
Ama yüzündeki ifadeden bir şeyleri anladığını hissedebiliyordum.
Benimle kavga ettiğini gördüğü için ne olduğunu az çok tahmin ediyordu.
Ders başladı ama aklım hâlâ anahtardaydı.
Mina'nın bunu nereden aldığını öğrenmem gerekiyordu. Aslında belliydi onun oldugu ama sadece tırnak ve anahtardan yeterli kanıt sayılmazdı benim daha fazla kanıta ihtiyacım vardı
---
Öğle arası olduğunda sınıfta kaldım.
Herkes dışarı çıkmıştı.
Başımı sırama koyup biraz dinlenmeye çalışıyordum.
Bir süre sonra yanıma biri oturdu.
Başımı kaldırdığımda Alperen'i gördüm.
Elinde bir poşet vardı.
"Noldu" dedim.
"Sana bir şey getirdim" dedi.
Poşeti bana uzattı.
İçinden bir boğaça çıkardı. ve kaşım için pamuk yara bandı vb. Şeyler vardı
"Bu ne" dedim.
"Yemek" dedi.
"Ben yemek istemiyorum" dedim.
Alperen bana bakıp kaşlarını çattı.
"Sen zaten hiç hemiyon ki " dedi.
"Yiyorum" dedim.
"Ne zaman" dedi.
"Yiyorum işte" dedim.
"Sabah bir sandviç yaptın, onun dışında ne yedin eylül " dedi.
"Sen nereden biliyorsun" dedim.
"Tanıyom ya hani seni" dedi.
Bir an sustum.
Boğacaya baktım.
Sonra Alperen'e baktım.
"Sağ ol" dedim.
"Ye" dedi.
Boğacadan bir parça aldım.
Alperen'in yüzündeki ifade biraz yumuşadı.
"Bak, ölmedin" dedi.
İstemeden güldüm.
"Çok komiksin" dedim.
"Öyleyim" dedi.
Ben yemek yerken alperende kaşıma pasuman yapıyordu
"Noldu" Dedi
"Ne noldu" Dedim
"Salağa yatma eylül neyden bahsetimi biliyon he illa anlamak istemiyom diyorsan ben söyleyim niye kavga ettin minayla " Dedi
"Hmm güzel soru senin bi kelimen vardı neydi he boş ver" Dedim pansuman yapmayı bıraktı ve dik dik bana baktı
"Sen benmisin eylül "
"Yok senin eline su dökemem" Dedim
"Eylül uzatma lafı noldu " Dedi ve panduman yapmaya devam etti
"Bir şey yok konferans salonunun önünden geçerken mina'nın birisiyle kavga etigini gördüm sonra minanın çantası düştü içindende benim evin anahtarı düştü hani sen çantama bakmısında bulamamıdın ya mina almış sonra benim diye tuturdu sonrası böyle " Dedim tek nefeste
"Bi dakika nasıl yani seni kaçıranlar mina'mı diyorsun" Dedi
"Emin degilim elimde kanıt yok ama ondan şüphe ediyorum" Dedin
"Neyse bittiyse kalkalım" Dedim
"Bitti" Dedi
"Sağol" Dedim hafif gülmseyerek ama yüzüme bakmayarak gitti
Sonra zil çaldı. herkes geldi ve ders işledik
---
Okuldan çıkmıştım eve geçim üstümü degiştirim caffeye geçtim
Alperen ortalıkta yoktu.
Mina ise etrafta dolanıyordu
Onu görünce içimdeki sinir tekrar başladı.
İşimize başladık.
Bir süre sonra Alperen geldi.
Elinde yine bir poşet vardı.
"Eylül" dedi.
Bana doğru geldi.
"Hee" dedim.
"Al" dedi.ve bir poşet uzattı
Elime alıp içine baktımda bogaça vardı
"Sen gerçekten kafayı taktın" dedim.
"Sen de gerçekten yemek yememeye taktın" dedi.
"Tamam, sağ ol ama yeter her seferinde alıcakmısın " dedim.
"Yemesen evet hergün alıcam" Dedi ve beni dinlemeden kasaya geçti arkasından bakarken
Mina'nın bize baktığını fark ettim.
Bir an göz göze geldik.
Sonra bakışlarını Alperen'e çevirdi.
İçimde yine saçma bir kıskançlık oluştu.
Ben niye kıskanıyordum ki.
Hem Alperen'le zaten aramız düzgün değildi.
Ama Mina onun yanında durdukça sinirleniyordum.
Bunu kendime bile itiraf etmek istemiyordum
---
Çıkışın sonlarına dogru kapı sesi geldi
Kapıya baktıgımda emirdi görmezden gelip işime döndüm
Ama emir yanıma geliyordu konumda bir el hissetim
Emirin oldugunu bildigim için hemen kolumu hızlıca geri çektim
"Bir daha dokunma bana dokunma hatta konuşma şimdide nasıl geldiysen öyle git" Dedim biraz yüksek sesle
Etraftaki bagzı kişiler bize bakıyordu alperen de dahil ama alperenin bakışlatı hiç normal degildi
"Eylül bak beni bi dinle" Dedi
"Sana git demedim ya gitsene " Dedim
"Tamam gidicem ama beni bi dinle bak özür dilerim öyle yapmak istemedim-" Dedi
Ama lafını kestim sabah bana yaptıgının aynısını yaptım ama ben tokat atım tabii
Şaşkın gözlerle bana baktı
"Sana git dedim konuş demedim " Dedim
Kafasını salladı ve gitti bu sefer herkez bana bakıyordu
Ama alperen bütün duyguları aynı anda yaşıyordu resmen
Emirle beni yan yana gördügü için kıskanmış
Tokat atıgım için hem şaşırmış hemde mutluydu
Ama en çokta kıskanıp neden tokat atıgımı merak etmiştir
---
Kafenin işi bittikten sonra eve doğru yürümeye başladım.
Biraz ilerlemiştim ki arkamdan hızlı ayak sesleri geldi.
"Eylül" dedi Alperen.
Döndüm.
Koşarak yanıma gelmişti.
"Ne oldu" dedim.
"Asıl sana noldu nie tokat atın emire" dedi.
"Bir şey olmadı hem noldu üzüldün mü emire" dedim hafif sırıtarak
"Ne üzülücem durduk yere tokat atmasın hem nie emir gelir gelmez git dedin " dedi.
"Önemli bir şey değil" dedim.
"Eylül beni çıldırtma bugün iki kez kavga ettin lafı uzatmada söyle" dedi.
"Bunu söyleyemem" dedim. Ve yürümeye devam ettim çünkü söylersem olayların dahada kötü olucagını biliyordum
Ben giderken alperen kolumu tutup kendine çekti
"İkiletme eylül söyle yoksa emire hiç iyi şeyler olmaz"dedi
" Söylesemde iyi şeyler olmaz alperen sende ikiletme boş ver diyorsam boşver "dedim
" Boş veremem sende bikiyon bu gidişatın sonu kötü bitecek bak söyledin söyledin söylemedin emire gidiyom"dedi
Alperenin gözlerinin içine baktım siyah gözleri o kadar güzeldiki söylesemi diye düşünürken alperen benden uzaklaşıp gidiyordu
Emirin yanına gidiyordu yani
"Ya tamam" Dedim bagırarak
Ve söyledigim anda durdu ve yanıma geldi
"Söyle" Dedi
Derin bir nefes aldım
"Ama bak sende söz ver bir şey yapma " Dedim
"Tamam söyle " Dedi
"Benden hoşlanıyormuş" Dedim
Güldü ama sinir gülüşüydü
"Eylül çıldırtma beni o lavugun seni sevdigini ikimizde biliyorduk zaten başka bir şey var söyle işte-" Dedi
"Öptü oldumu alperen muradına erdinmi" Diyerek sözünü kestim
Dona kaldı gözündeki öfkeyi kim görse tanırdı
---
Benim evime gitmiştik alperen öyle delirmiştiki
Etraf öyle dagılmıştıki başkasına göre bu kadar abartılacak bir olay degildi ama alperen için o kadar büyük olaydı ki
"LAN DAHA BEN ÖPMEDİM Bİ BAŞKASI ÖPÜYOR" Dedi bagırarak
"Ya tamam söyledime pişman ettirme otur oturdugun yere" Dedim
Koltuga oturdu bende mutfa su getirdim
"Al" Dedim
Suyu içti
Bir süre sonra ikimizde sustuk
"Ben gideyim iyi geceler" Dedi ve direk kapıya yöneldi
Bende hemen kalktım önünü kestim
"Sana git diyenmi oldu" Dedim
"Eylül çekil " Dedi
"Çekilmiyom alpha bey bugün burdasın bu halde seni yalnız bırakamam he uyumak istiyorsan misafir odası yukarda " Dedim
Ve arkamı dönüp kapıyı kilitledim
"Offf kurtulamıcam demi senden" Dedi ve arkadını dönüp yukarı dogru çıktı
Arkasından bende gittim odalarımız zaten karşı karşıyaydı
Tam odasına girerken
"Sanada iyi geceler" Dedim odama girmiştim ama kapı açıktı
"İyi geceler EKİM" Dedi
Derin bir nefes aldım
"Düzgün de şunu" Dedim
Sırıtarak "yo ben duydum adın eylül degil ekim miş" Dedi
"Ne alaka düzgünce iyi geceler desene" Dedim
"İyi geceler ekim"dedi tekrardan
İyice sinirlenmiştim derin bir nefes alırken bir anda
" İyi geceler Kelebeyim"dedi ve aniden yanagımdan öpüp odasına girdi
Bugün yeterince çok şok olmuşdum buna ayrı bi şok olmuştum hemen odama girip kapıyı kapattım
Kalpim çok hızlı atıyordu masanın üstündeki suyu alıp bir yudum aldım
Sonra masaya oturup boş boş tavanı izledim biraz şokumu atlatıkdan sonra ödevlari yapmaya başmadım
Ödevleri yaparken alperenin odası açıldı su içmeye iniyor diye bakmadım
Ödevimi bitirmiştim masamdaki su bittini fark ettim aşaga mutfa inerken fark ettim ki
Alperen su içmeye degil eve geldigimizde dagıtıgı yerleri toparlamıştı
Bu günlük bu kadar şok fazla diyip hemen su içip odama geçtim
Aklıma sürekli alperenin beni öpmesi geliyordu yatagımın üzerinde uzanırken süreki o an aklıma geliyordu her seferinde
Şok oluyordum bi o kadarda mutlu oluyordum bunları düşünürken uyuya dalmışdım...
