3. bölüm · Yürek

3

Nazlı .

Hoş geldiniz iyi okumalarr

Hakan'ın ağzından, günümüz

"Mert nasıl böyle bir olayda adımız geçebilir? Bunun beni ne denli karalayacağını bilmiyor musun?"

Bu sabah menajerimin aramasıyla uykumdan uyanıp tüm meslek hayatımı mahvedebilecek bir olayda adımın geçtiğini öğrenmiştim. Çok büyük bir cezası yoktu ama daha başından bakıldığında bile itibarımın yerle bir olacağının habercisi olabiliyordu.

Şarkılarımın çalıntı olduğu haberi ortaya atılalı daha 24 saat olmamışken Türk medyası bunu konuşuyordu.

"Tamam abi o kadar sıkıntı yapmana gerek yok, şimdi işinin ehli bir avukat buluruz davamızı açarız." Uzatmak istemediğim için ufak bir onaylamayla geçiştirir gibi telefonumu kapatıp yatağımın yanındaki komidine bıraktım ve biraz uyumak için, muhtemelen uyuyamayacaktım, yatağıma uzandım.

Uyku düzenim yoğun olduğum için bozuktu. Gerçi bu düzensizlik ilk onu kaybettiğimde başlamıştı. Ondan gelen bir iyi geceler mesajını artık hiç alamayacağımı anladığımda uyku bana zehir olmuştu. Hala yokluğu kor gibi içimi yakarken o günlerde kafamı Açelya'dan uzaklaştırmak için elimden ne gelirse yapıyordum ve müzik de o sıralarda dört kolla sarıldığım bir kaçış yolu olmuştu. Düşünceler içinde kendimi uykunun kollarına bıraktım.

[]

Açelya'nın ağzından

Mert Bey ile yaptığım telefon görüşmesi sonlandığında sıkıntı içinde geriye yaslandım.

Ünlü bir müzisyen olan Hakan Özsoy'un üzerine atılmış iftiralar silsilesi yüzünden bir avukat arayışı içerisine gireceklerini biliyordum ama bu avukatın ben olmasını da istemiyordum. O adama karşı içimde garip bir his olduğundandı bu yaklaşımım. Daha önce bir oyuncuyu üzerine atılmış bir iftiradan akladığım için onların ihtimalleri arasında olduğumun farkındaydım ama bir umuttu işte yaşamak...

Hakan Özsoy duygusal şarkılarıyla öne çıkan bir sanatçıydı. Gerçekten sözlerinin çalıntı olduğunu düşünmüyordum çünkü röportajlarına denk geldiğim zamanlarda dikkatimi çeken en net şey şarkılarından bahsederken gözlerinde oluşan hüzün oluyordu.

Belki de bu yüzdendi ona karşı garip hissetmemin sebebi, yapım gereği neşeli bir insan olmak gözlerinde hüzünle yaşayan insanları sarıp sarmalama isteğimi körüklüyordu ve hiç tanımadığım birisinin hüznünü dindirmeyi istemek de bana garip geliyordu.

Düşüncelerimi susturmak için kafamı belli belirsiz iki yana salladım ve derin bir nefes alıp neden bu teklifi reddetmediğimi düşünmeye başladım.

Aslında sebebi çok açıktı. Böyle bir teklif geri çevrilemezdi çünkü, eğer Hakan Özsoy'u aklamayı başarabilirsem bunun benim mesleki hayatıma katkısının ne denli büyük olacağı gözardı edemeyeceğim kadar büyük bir gerçekti.

Yalnızca iki saat sonrası için ayarladığımız yüz yüze görüşme randevusu için ofisimi biraz toparlamaya karar verdim ve aklımdan çıkmadan hemen işe koyuldum.

[]

Bu bölüm sadece 430 kelime oldu.. Bu kadar kısa olmasını istemezdim, ki bu muhtemelen kitabın en kısa bölümü olacak, böyle olmasının sebebi toplantı sahnesini 3. Kişiden veya Hakan'ın ağzından yazmak istemem çünkü özellikle Hakan'ın hissettiklerini açık açık anlatmak istiyorum.

Eğer devam etseydim bölüm çok parça pinçik olacaktı ve bir sürü kişinin ağzından yazıldığı için anlamanız zor olacaktı.. Bu yüzden maalesef görüşürüz..