2. bölüm · Yürek

2

Nazlı .

Bölümün başı biraz cringe gelebilir ama burada daha 18 yaşına bile girmemiş olan çocukluk hallerini okuyor gibiyiz🥹

O yüzden konuşmalarına çok takmayın yıl zaten 2018 falan normaldi o zamanlar böyle konuşmalar

İyi okumalar

"Peki ben hiç güzel olmasaydım yine de beni sever miydin?" Öğle arası Hakan ile beraber okulun dışında bir yerlerde dolaşıyorduk ve ben her zamanki gibi sevgilimi saçma sorularla darlıyordum.

Hakan burnundan nefes vererek güldü ve sorumu cevapladı "Evet bebeğim severdim." Alaycıl çıkan sesiyle kaşlarımı çatıp Hakan'a baktım. Bakışlarımı fark eden Hakan bana baktığında zaten yumuşak olan ifadesi daha da yumuşamış ve yanağıma bir öpücük kondurmuştu. Öpücüğüyle bende yumuşadığımda hiçbir şey olmamış gibi mutlu bir ifadeyle yürümeye devam etmiştim.

"Hakan çimlere oturalım mı ben yürümek istemiyorum daha fazla." Dediğimde daha Hakan'ın cevabını beklemeden yeşillik bir alana doğru yürümeye başlamıştım bile. Hakan ses etmeden uslu uslu peşimden geldiğinde kocaman gülümseyip çimin üzerine oturdum.

Hakan da yanıma oturduğunda bir süre sessizce oturduk.

Bu sessizlikten sıkılmış olacak ki Hakan "Eğer bir gün büyük bir şarkıcı olursam sana evlilik teklifini sahnede yapacağım."

Daha evlilik konusunu açmak için çok küçük olsak da böyle konuları konuşmak ikimizin de hoşuna gidiyordu.

"Hakan benim anksiyetem var sakın." Dedim yalandan bir sinirle. Evet çok stres olurdum ama kesinlikle unutamayacağım bir an yaşardım. O yüzden isterdim sahnede bir teklif almayı.

"Nasıl yani şarkılarımı yazdığım kadını beni dinleyenler görmesin mi?" Dediğinde jetonum biraz köşeli de olsa düştü.

Şımarıkça gülümseyip yüzüne baktım "Tüm şarkılarını bana yazacaksın yani?" Dediğimde cevabın hayır olmasını çok normal karşılardım çünkü Hakan'ın hedefi büyük bir kitleye hitap eden müzikler yapmaktı ve ne kadar bencilce sadece beni düşünerek şarkı söyleyip söz yazmasını istesem de böyle bir şeyin olmayacağının farkındaydım.

Hakan ben bunu düşünürken iki eliyle yüzümü avuçlayıp yanaklarıma sulu öpücükler bıraktıktan sonra "Evet." Diye mırıldandı. "Hepsi senin hakkında olacak."

Kaşlarımı hafifçe kaldırıp Hakan'ın yüzüne baktım. "Böyle yaparsan şımarıp tepene çıkacağımı biliyorsun değil mi?"

Hakan ile tanışmadan önce her şeyin azıyla yetinebilen bir tiptim, gerçi hala öyleydim ama konu Hakan olunca her şey değişiyordu. Sadece bana baksın, en çok beni sevsin istiyordum, azıyla yetinemiyordum.

"Çık güzelim başımın üzerinde yerin var."

Aramızdaki duygusal bakışmayı kesen şey benim telefonumdan yükselen bildirim sesi olmuştu. Telefonumu cebimden çıkarıp mesajı okurken yüzümdeki gülümsemeyi artırmış ve ellerimi birbirine çarpmıştım çünkü son iki dersimiz iptal olmuştu ve eve erken gidebilecektim. Bu hayatta en sevdiği şey uyku olan birisine bundan daha iyi bir haber veremezdiniz.

"Hakan benim son iki dersim iptal olmuş eve gideceğim birazdan." Dedim mutlu mesut. Hakan gülümsememe gülümseyip beni kollarının arasına çekti ve sıkıca sarıldı. "Benim de provam başlayacak az sonra zaten. Sen eve gidip güzelce dinlen."

"Dinleneceğimden emin olabilirsin." Dedim kollarının arasından geri çekilirken. Hakan yanağımı son bir kez daha öptükten sonra "Görüşürüz güzelim." Diye mırıldandı.

Bende aynı şekilde karşılık verdiğimde vedalaşmış olsak da birbirimize biraz daha sırnaşıp anca bırakabildik. Vedalaşma törenimiz İngiltere prenseslerinin vaftiz töreninden uzun sürdüğü için muhtemelen provasına geç kalacaktı. Yolun karşısına geçip son bir kez daha ona el salladıktan sonra arkamı dönüp yürümeye başladım.

Otobüsün gelmesine daha çok olduğu için normalde otobüse bineceğim duraktan bir durak sonraki durağa doğru yürümeye başladım. Normalde karşıdan karşıya geçmeyi sevmezdim çünkü her ne kadar yaya yolundan geçsem de can güvenliğimi riske atıyormuş gibi hissederdim. Bugün de bu hislerimin katlanarak arttığı bir gündü çünkü bir caddede karşıdan karşıya geçecektim.

İnsanların fobileri olabilirdi, böcekler, kapalı alanlar, asansör... Benimki de buydu işte. Her seferinde karşıdan karşıya geçerken araba çarpacakmış gibi hissederdim ve buna engel olamıyordum.

Bu korkuyla adımımı yola atıp yürümeye başladım, rengini tam göremesem de gri olduğunu tahmin ettiğim bir arabanın baskısını bütün bedenimde hissedene kadar.

Karın bölgemden başladığını tahmin ettiğim, tahmin ettiğim çünkü bedenimin her zerresi sızlıyordu, bir acı tüm bedenimde baş gösterdi. Bilincimin giderek kapandığını hissederken aldığım son koku kanımın kokusu, gözümün önündeki tek siluet ise Hakan'ınki olmuştu.

Bölüm Sonu

Açelya'nın ne yaşadığını da okuduğumuza göre tamamdırr. Artık normal zamana dönebiliriz.