4. bölüm / 6
Ying&YangBölüm 4- Araba Kazası
Bölümler 6Şu an: Bölüm 4- Araba Kazası
(Tamamen kurgudan oluşmaktadır, kişilerin gerçekte ki kişilikleriyle alakası yoktur. Gerçekte düşmanlık, kin, ihanet gibi duygular beslenmemektedir. Keyifli okumalar...)
-Umut ne diyorsun sen? Efe sen iyi misin?
-İyiyim. Ama daha iyi olabilirdim.
-Bir dakika...Bıçak...Ben...
Arda nefes alamıyor gibiydi. Bir anda yere düşünce hepimiz başında toplandık. Arda'nın gözleri seğirerek yavaşça kapanmıştı.
-Görkem, su getir, çabuk şu getir.
-Al Umut, ne yapacaksın suyu?
Umut Görkem'e bakıp suyu Arda'nın yüzüne döktü.
-Salak mısın? Uyumadı, bayıldı, Miraç ambulansı arayın birşey yapın!
-Efe, hatırlasana o seni bıçakladı, sense ona yardım ediyorsun.
-Miraç ara hadi!
Miraç telefonunu çıkarıp ambulansı aramıştı.
-Umut, git buradan yoksa hiç iyi olmayacak.
-Öyle mi Efe abi? Farklı Arda'dan bahsettiğimi sende biliyorsu-
-Git buradan.
-Sen ne kadar arsız bir çocuksun, gitmiyorum dedim.
-Al köpeğini git dedim bende.
-Hopp, ağır ol Efe Şan, konuşmadık diye, yüz verince astarını isteme.
-Görkem misin nesin al sahibini gidin.
-Ambulans geliyor Efe.
-Miraç Arda'yı kaldıralım götürelim hadi birşey olmadan.
-Bu iş burada bitmedi Efe Şan, ben Umut'sam bitmedi.
Gittiklerini görüyordum. Arda, herşeyi biliyordu. Ama bilmiyormuş gibi neden bayılmıştı? Su yüzünden ıslak olan yüzü ve saçları, yüzüne "Ben yapmadım" der gibi bir ifade veriyordu. Miraç duygusuz bir şekilde ambulansa bakıyordu.
İçeriden sedye çıkardıklarında Arda'yı sedyeye yavaşça koyduk. Ambulansa binmemize izin verildiğinde bir sağlık görevlisi ile içeri girdik. Sağlık görevlisi bize birkaç soru sormuştu. Miraç bana bakıyordu. Arda beni bıçaklamıştı, çocukluk arkadaşım, şuanda 3 ay aynı evde kalacaktık. Yüzüne baktığımda mimiklerim değişiyordu. Onun yüzünü incelerken önüme sağlık görevlisi geçmişti. Uyanınca onla herşeyi konuşacaktım. Ama bazı ihtimalleri gözümden çıkarıyordum. Arda biliyorsa neden bayılmıştı? Ya bilmiyorsa? Onla konuşurken beni dinleyişi ilk defa duyuyor gibiydi. Ya onun günahını alıyorsam? O farklı Arda'ysa? Ama kanıtlarda öyle demiyordu. Umut, Özlem ve daha fazlası... Umut'un söyledikleri... Kafam çok karışıktı. İki ihtimal vardı. Hangisi doğru seçemiyordum. Ambulans durduğunda kapı açılmıştı. Sedyeyi çıkardılar. Miraç oturduğum yerden beni kaldırdığında bana döndü.
-Birşey olmayacak Efe,
-Biliyorum Miraç, kendimi çok kaptırdım, Arda o değil.
-Efe gel inelim öyle konuşalım tamam mı?
Miraç... Her zaman yanımda olan tek kişi... Bana her baktığında ki o gülümseyişi... Hem abi, hem arkadaş, Miraç herşeydi benim için. İndiriminde Umut koşarak hastaneye giriyordu.
-Arda nerede?
-Sanane?
-Miraç bak sırası değil, Arda nerede?
-İçeride, odaya aldılar, şimdi git yaptığın şeyin farkına var.
Umut Miraç'ı omuzlarından itip sinirli sinirli bağırmaya başladı.
-Ben ne yaptım lan? Ben ne yaptım? Efe'yi duyunca delirdi.
B-bende bilmiyorum neden bayıldı ama benim yüzümden değil.
Umut hastaneye girdiğinde arkasından bizde girdik. Umut Arda'nın ailesine haber vermiş olmalıydı. Feryat figan bağırarak giren kadın annesi olmalıydı. Onun ardından babası ve kardeşi girdi. Arda'nın kardeşi yoktu. Yanlış yolda mıydık?
-Miraç, Arda o değil, değil.
-Efe kanıtlar öyle demiyor.
-Bazı kanıtlarda tam olarak öyle diyor.
-Ne gibi kanıtlar mesela?
-Arda'nın kardeşi yoktu, ona Umut ve Özlem ile ne zamandır tanıştığını sorsam, çocukluk arkadaşım demezse Arda o değildir! Evet o değildir. Dimi Miraç! Öyle değil mi?!
-Efe sen iyi misin?
-Değilim, değilim sanırım.
-Sen sor, yine de sor, belki az yıl söyler, belki de yalan söyler...
-Hayır, hayır, Arda bana yalan söylemez ki!
-Efe, sen hiç iyi değilsin bahsettiğimiz Arda seni bıçakladı. Gel biraz hava alalım, hadi kardeşim.
-Olur, olur hava alalım.
-Hadi çıkalım kardeşim.
Kendimi hiç iyi hissetmiyordum. Dokunsalar ağlayacaktım sanki. Arda o olabilirdi. Ama olmayabilirdi de.
-Vay be... Kaç yıldır kin tuttuğum Arda'yı bulmuş olabilirdim. Miraç, çok garip değil mi?
-Öyle Efe, bende Arda'nın ağzını yoklayacağım zaten.
-Öyle birşey yapmayacaksın Miraç. Benim meseleme karışmanı istemiyorum. Onca derdin arasında birde benle uğraşma.
-Yapma Efe, senin derdin benim derdim, senin meselen benim meselem.
-Ih-ıh değil, benim meselem yalnızca benim meselem.
-Efe nereye gidiyorsun?
-Yalnız kalmaya ihtiyacım var Miraç.
Hastanenin içine girdim. Umut ve Arda'nın ailesi bekliyordu. Yüzümü çevirmeden lavabolara yöneldim. Birisine girip kapıyı kilitledim. Başımı kapıya yaslayıp karşımda ki duvara baktım.
Bembeyaz duvarda simsiyah bir iz vardı. O iz o kadar karanlıktı ki kendine çekiyordu adeta... Beyaz duvar ise itiyordu siyahı kendinden kirlenmemek için. Beyaz itiyor, daha da yakınlaşıyor, siyah çekiyor ama daha da uzaklaşıyordu. Bu bana birşeyi anımsatıyordu, ama çözemiyordum. Gözlerimi kapatıp derin bir nefes aldım. Kimseyi, hiçbirşeyi düşünmek istemiyordum. Şuan sadece ben ve karşımda ki duvar vardık.
•••
-Arda?
-Miraç? Ne işin var burada?
-İyi olup olmadığını merak ettim.
-Sen mi?
-Evet ben, beğenemedin mi?
-Ha, yok şaşırdım sadece, Efe'de burada mı?
-Burada, sana birşey sorabilir miyim?
-Tabiki.
-Umut ve Özlem ile kaç yıldır tanışıyorsun?
-Hatırlamıyorum. Sanırsam 2 yıl falan. Özlem'i tanıyor musun?
-Hiç bir kaza geçirdin mi?
-G-geçirm-medim. Neden soruyorsun?
-Geçirdin. Araba çarptı.
-B-ben hatırlamıyorum. Annem söylüyor, ger-rçek mi?
-Hatırlıyorsun.
-Hatırlamıyorum Miraç.
-2 yıl önce... Ne demek hatırlamıyorsun?
-Yemin ederim ki hatırlamıyorum. annem söyleyince bunun bir şaka olduğunu düşünüyordum. Sen nereden öğrendin?
-Öğrenmedim, çözdüm.
-Neyi?
-Bıçaklanma kazasını.
-Bölüm Sonu
Bölüm etkileşimi
