4. bölüm / 5
Yıllar Sonra/Berkan Kutlu0.4
Bölümler 5Şu an: 0.4
- 1 0.1672 kelime
- 2 0.2996 kelime
- 3 0.31.158 kelime
- 4 0.41.161 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 0.51.009 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Aradan 2 hafta geçmişti, işimi olabildiğince iyi yapmaya özen göstermiştim, bu süre zarfında da köşe bucak Berkan’dan kaçmıştım tabii ki.
Ama bugün şansım yaver gitmedi.
Tedavi odasında masanın üzerine spor bandajlarını dizerken kapı hafifçe aralandı ve içeri Berkan girdi.
“Sen hep böyle kaçıyor muydun?” diye sordu, sesi hafif alaycıydı.
Başımı kaldırmadan cevap verdim. “Efendim?”
“Lisede de böyleydin, Göz göze gelmemek için cambaz gibi kaçardın.” dedi, sanki beni hafızamın tozlu raflarından çekip almaya çalışıyordu.
Omuz silktim. “Kusura bakmayın, hafızam pek iyi değildir.”
Gülümsedi. “Demek öyle,” Masaya yaklaştı, parmaklarıyla bir bandajı evirip çevirdi. “Belki hatırlatman gerekir.”
“Gerek yok.” dedim hızlıca, kalbim deli gibi atıyordu. “Biz burada iş için varız, öyle değil mi?”
“Peki, öyleyse sağ bacağımda bir ağrı var, geçmesi için yardımcı olur musun?”
“Tabii, hemen bakalım.” Masaya doğru ilerledim, Berkan oturunca bacağına baktım.
“Daha önce de böyle bir ağrı oldu mu?” diye sordum, profesyonel kalmaya çalışarak.
Berkan başını salladı. “Evet, ama genellikle kendi kendine geçerdi.”
“Hastaneye gitmedin mi? bu senin futbol hayatını bile bitirir, hafife alma ağrılarını” diye mırıldandım ve bir eldiven takıp, bacağını hareket ettirdim.
Berkan hafifçe kaşlarını kaldırdı. “Sen bayağı ciddiye alıyorsun bu işi.”
“Çünkü bu benim işim.” dedim, gözlerimi onunkilere bile kaldırmadan. “Ağrını görmezden gelirsen, bir maçta sahadan sedyeyle inersin. Bunu ister misin?”
O, dudaklarının kenarına belli belirsiz bir gülümseme yerleştirdi. “Sen hep böyle miydin? Bu kadar inatçı.”
Kafamı kaldırıp gözlerimin içine bakmasını engelleyecek şekilde hafifçe gülümsedim. “Beni tanımıyorsun ki, nereden biliyorsun nasıl olduğumu?”
Berkan bir an sustu. “Belki de tahmin ediyorumdur.”
Gözlerimi devirdim, bandajı düzgünce sardıktan sonra eldivenlerimi çıkardım. “Tahminlerinle ilgilenmiyorum, Berkan. Burada tek amacım senin iyileşmen.”
O, sandalyesine biraz daha yaslandı. “Ama bence sen beni hatırlıyorsun.”
Duraksadım, ama yüz ifademi bozmadım. “Hatırlamam için özel bir neden var mı?” dedim, sesimdeki soğukluğu bilerek koruyarak.
“Belki vardır, belki yoktur, bunu zaman gösterecek.”
Onun bakışlarını üzerimden atmak için hızlıca toparlandım. “Randevun bitti, şimdi sahaya dön.”
“Randevuyla gelmiyoruz yalnız buraya, ayrıca eskiden bu kadar gergin değildin” dedi ve oturduğu yerden kalkıp hiçbir şey demeden çıktı
Masama oturup dosyaları karıştırmaya başladım ama aklım hâlâ az önceki sözlerindeydi. “Sensin be gergin, aptal!”
Kalem elimde dönüp duruyordu, yazmam gereken rapora bakıyordum ama harfler birbirine girmiş gibiydi.
&
İş çıkışı eve gittiğim gibi ılık bir duşa girmiş ve üzerimi değiştirip kızlarla buluşmak için evden çıktım.
Altıma kot pantolon giyip üzerime beyaz bir tişört giymiş ve tişörtün üzerine de tweed ceketlerimden birini giymiştim.
Saçlarımı hafifçe kurutup düzleştirdim, makyajımı da abartmadan yaptım. Sadece rimel, hafif bir allık ve dudak nemlendiricisi,
Kapıyı çekip dışarı çıktığımda hava biraz serindi, tam ceketlik bir akşamdı.
Aysimanın evi, evime on dakikalık yürüme mesafesindeydi. Yolda, telefonuma gelen mesajlarla gülümsedim.
Aysim:
Geç kalma bak, menemen yapacağım.
İrem:
Menemen mi? Kahvaltı mı yapıyoruz akşam akşam?
Bilgem:
Menemen her zaman yapılır, tartışmaya kapalı.
Sokağın köşesini döndüğümde Aysimanın mutfak penceresinden yükselen sarı ışığı gördüm. Eve yaklaştıkça, içeriden gelen kahkaha sesleri netleşti.
Kapıyı çalmama kalmadan Aysima kapıyı açtı, elinde tahta kaşık, üstünde mutfak önlüğü vardı. “Hoş geldin geciken insan,” dedi kaşlarını kaldırarak.
“On dakika geç kaldım sadece.” dedim gülerek, ayakkabılarımı çıkarıp içeri adım attım.
Mutfakta menemen kokusu mis gibi yayılmıştı. Bilge masanın başında telefonuna bakıyordu, Nil ise salondan kafasını uzatıp, “Gel gel, otur, az sonra yemek hazır,” dedi.
Bir yandan sohbet, bir yandan hazırlık derken mutfak masasına oturduk.
Tam kaşıklar sofraya değmişti ki Nil bana bakarak sordu. “Eee, Galatasaray’da ilk haftalar nasıl geçti?”
Ben tam cevap verecekken Bilge hemen lafa atladı. “Bence Berkan’la ilgili bir şey anlatacak, hissediyorum.”
“Az soluklanın be, geleli 5 dakika oluyor, ayrıca şeytan görsün onun yüzünü, ismini ağzına almayın şunun!” dedim sinirli bir ifadeyle ağzıma zeytin atarak.
“Berkan’ın adını mı almayacağız ağzımıza?” dedi Bilge, sorduğu soruyla kaşlarımı çattım.
“Evet, Berkan’ın adını almayacağız” dedi Aysima.
“Berkan’ın adını ağzınıza almayın dedi ama Berkan deyip duruyorsunuz!” diye bağırdı Nil, kendisi de iki kere Berkan demiş oldu.
Bilge kahkaha attı. “Kız haklı, biz şu an yasaklı kelimeyi rekor kırar gibi kullanıyoruz.”
“Neyse susun da dinleyin, odama geldi bugün ‘hep böyle kaçıyor muydun?’ diye sordu, ben de ilk başta anlamadım,” duraksadım ve çayımdan bir yudum alarak devam ettim. “Sonra sizi anlamıyorum falan diye geçiştirdim ama ben olduğumu anlamış, gerçi niye ben olduğumu anlamasın ki? Lisedeki fotoğraflarıma bakıyorum, hiç değişmemişim”
“Manyağa bak sen” dedi Aysima ve masanın kenarında duran telefonumu kaptı. “Tamam, yeter. Açık açık söylüyorum, ben stalk’a başlıyorum.”
“Hayır!” dedim fakat o çoktan instagram’ı açmıştı.
Nil de kendi telefonunu çıkarıp güldü. “Ben zaten çoktan başladım, story’lerine baktım bile. En son geçen hafta antrenman fotoğrafını paylaşmış.”
Bilge, çayından bir yudum aldıktan sonra alaycı bir gülümsemeyle, “O fotoğrafa kaç kız kalp atmıştır acaba?” dedi.
Gözlerimi devirdim. “Bilmiyorum ve bilmek istemiyorum.”
Aysima kahkaha attı. “Hadi canım, sen o fotoğrafı görmüşsündür kesin.”
“Hayır!” dedim ama ses tonum o kadar kararsızdı ki, Nil kaşlarını kaldırdı. “Hmm demek ki görmüş.”
“Görmedim!”
“Fazlasıyla reddediyor ve yalan söylediği apaçık belli,” dedi Nil arkasına yaslanırken.
Bilge göz devirdi. “Avukat teşhisi koydu.”
Aysima hemen lafa girdi. “Avukat teşhisi koyduysa kesin doğrudur, geçmiş olsun İrem.”
“Geçmiş olsun falan yok!” dedim, elimle masaya hafifçe vurarak. “Benim hayatımda Berkan diye biri yok.”
“İnşallah bacıların en güzeli,” dedi Bilge, ardından ekledi. “Kızlar takip ettikleri kızlara bakın bakalım, ne çıkacak”
Nil hemen telefonu eline aldı. “Bekle, ben bakarım, Hah! İlk sıradaki kız zaten kuzeni.”
Aysima kaşlarını kaldırdı. “İkinci sıradaki?”
Nil ekrana eğilip güldü. “O da kuzeniymiş.”
“Aptal mısın sen ya? Kuzeni olduğunu nereden anladın?” diye sorduğumda telefonu bana çevirdi, kızların soyadları ‘Kutlu’ idi.
Bilge sabırsızlandı. “Tamam da normal arkadaş, sevgili falan var mı?”
Nil ekrana biraz daha dikkatlice baktı. “Bir tane var ama merak etmeyin, muhtemelen menajerinin kızı falandır.”
Ben kaşlarımı çattım. “Ya Allah aşkına, neyin peşindesiniz? Bu FBI sorgusu ne?”
“Burada İrem haklı, menajerinin kızı olduğunu nereden anladın?” dedi Aysima.
Nil omuz silkti. “Kızın bio’sunda yazıyor, ‘football manager daughter’ diye.”
Bilge çayından bir yudum alıp gülümsedi. “Yine de bu kadar hızlı bulman ürkütücü.”
Nil kendini savundu. “Araştırmacı ruhum var.”
Ben ellerimi kaldırdım. “Tamam, yeter! Konu kapandı. Berkan yok, sevgilisi yok, hiçbir şey yok.”
“Yalnız biyografine de menajer kızı olduğunu yazmazsın ya, rezillik diz boyu” dedi ve güldü Nil.
Bilge hemen atladı. “Bence stratejik hamle, böylece bütün meraklılar direkt çözüyor olayı.”
Aysima başını salladı. “Ya da tam tersi, dikkat çekmek için.”
Ben iç çektim. “Kızlar, farkındaysanız hâlâ bu konuyu konuşuyoruz.” dediğimde hiçbiri beni umursamadan konuşmaya devam etti.
“Ben birkaç kişi gördüm, Berkan’ın takip ettikleri fazla yakışıklı, İrem eğer manita falan olursanız bana buradan bir tane ayarlıyoruz” dedi Aysima ellerini birbirine vurarak.
Bilge kahkaha attı. “Allah’ım ya, kızın gönül işleri başlamadan yan kâr peşindesin.”
Nil de lafa girdi. “Ama mantıklı, hem İrem hem biz kazanırız.”
Gözlerimi devirdim. “Siz gerçekten kafayı sıyırmışsınız.”
Aysima gülerek omzuma dokundu. “Sıyırmadık bebeğim, sadece fırsatları iyi değerlendiriyoruz.”
“Milletin arkadaşları ‘sakın barışma’ der, benimkiler de ‘bize manita ayarlarsın, Barış’ diyor, herkes deliye hasret biz akıllıya” diye söylendim.
Bilge hemen atladı. “Bak işte bu yüzden seni seviyoruz”
Nil göz kırptı. “Ama yine de biz ciddi düşünüyoruz, o yüzden Berkan’la bir fotoğrafınızı bekliyoruz.”
Göz devirdim. “O fotoğraf asla olmayacak, unutun.”
Aysima dudak bükerek, “Aynen, asla demek için biraz erken değil mi?” dedi.
&
1160 kelime, yeter de artar şok şok şok
Wpcöeşcösşclslkdms iyi okumalar
Bölüm etkileşimi
