12. bölüm · Yıldızların Altında
Yıldızların Altında
Yalın: Deva Bize Sevişir⭐️
Melisa Karapınar Anlatımıyla
Ertesi gün
Bazen yaptığımız şeylerin ağırlığı ne olursa olsun ezilmeyebiliriz ama konu sevdiğin, güvendiğin gerekirse canını verebileceğin insanların yaptığı ufacık şey senin taşıdığın o ağırlıkların karşısında tuzla buz oluruz. Dün ben de tam olarak bu duyguyu yaşamıştım. Yine ve yine bugünde okulun koridorlarında yürüyerek içimden dün annem attığı yumrukları kimsenin sormaması için dua ederek sınıfa doğru neredeyse koşarak girdim. Sınıftakiler bana anlamsız bakışlar atarken saatin ders saatiyle arasında 6 dakika olması en azından işimi kolaylaştırmıştı. Sınıftan bir ses sinirle
“Kızım yanağındaki morarmayı fark edilmemesi için koşuyorsan sana çok kötü bir haberim var, anlaşılıyor. Hemde öyle böyle değil. Dereceyi kaybetmenin cezasını almışsın ama ödülünü de aldığın kesin. Bilal’le daha okulun 3. günü sevgili olmanızı mı şaşırsam yoksa çocuğun sırf senin için derecesini yakmasına mı bilemedim?”
Sesin geldiği yöne baktığımda bunun Ceren’den başka birisinin olmadığını gördüm. Hızlıca oturduğu sıraya doğru yürüyüp Ceren’e doğru eğilip
“Senin herhalde derecelik sebebiyle g*tün kalkmış. Ama sana bir şey söyleyim mi?”
Ceren’in konuşmasına izin vermeden söze devam ettim
“Sen derslerini değilde böyle dışardaki insanlara bakarsan bu seneki dereceyi unut! Ve seni koruyup kollayan hiçkimseye güvenme bence tu kari.”
Ceren söylediğim kelimelere şaşkınlıkla bakarken sınıftan birisi
“Melisa”
Sesin geldiği yöne baktığımda bakır saçlı, çilli bir çocuk bana
“Şey yanlış anlamazsan “tu kari” ne demek?”
Onun bu sorusu beklediğim soru olduğu için büyük bir sırıtışla
“Eşek demek yani Ceren’in diğer adı.”
Sınıftaki herkes gülerken sadece iki kişi duymuyordu; Emir Karaca ve Ceren Serhat.Ceren sinirli bir yüz ifadesiyle oturduğu sıradan kalkıp elini kaldığı sırada refleksi bir şekilde gözlerimi kapatmıştım.
“Ceren yeter bu kadar!”
diyen Emir’den başkası değildi. Refleks olarak kapattığım gözlerimi açıp Ceren’e baktığımda şaşkınca Emir’e bakıyordu. Emir ise Ceren’in bana tokat atmak için kaldığı elini tutuyordu. Emire sinirli kahvelerle Ceren’e bakıyordu. Ceren ise mavi gözlerinde hüzünlü bir şekilde Emir’e bakıyordu. Bu ikilinin arasında ne vardı? Bu durum karşısında Emir’in tepkilerine mi şaşırsaydım yoksa az önce Ceren’in bana söylediği sözlerine mi bilemiyordum.
“Daha dakika bir gol bir çocuklar ama yani, ben anlamıyorum burası en zeki sınıfı mı yaptık yoksa derece öğrencileriyle her gün başka bir olay sınıfı yaptık ben bilmiyorum yani. Diğer sınıftakiler 3 gündür resmen çiçek olmuş öğretmenleri ne yapıyorsa onları tekrar edip soru çözerken maşallah siz her gün bizim okulumuzda resmen güreş alanı yapıyorsunuz. Eğer bu okulda yaşanan bir kavgaya dahi şahitlik edersem 10. Sınıfları bir daha organize etmemiz gerekicek.”
Emirle Ceren’e bakan gözler üzerine ikili birbirlerine bakmayı kesip sesin geldiği yöne bakarak
“Kusura bakmayın hocam Melisa’ya vurmaya kalkıştığı için kolunu tutmuştum.”
Ardından müdür yardımcısının içeriye girip Ceren’in karşısında durarak
“Kızım arkadaşının bu söylediği doğru mu?”
Ceren bir bana bir de müdür yardımcısına baktı
“Hayır hocam asıl bana Melisa vurmaya çalıştı.”
Müdür yardımcısının gözleri bana dönmüştü. Bu sayede müdür yardımcısını tanımama yardımcı olmuştu. Müdür yardımcısının ismini bilmiyordum çünkü okulumuza bu sene gelmiş ve bizim sınıfla kendini tanıtmamıştı. Sanırım bugünde müsait olduğu için bu fırsatı değerlendirmek istemişti. Ama kavgamıza şahit olunca bu müsait zamanında da bizimle tanışma şeklinin çirkinliği sebebiyle kızsa mı üzülse mi bilememiş bir hal vardı yüzünde. Ardından sınıftakiler Ceren’in yalan söylediğini bağırmaya başladı ve ardından müdür yardımcısı bana
“Sana vurmaya mı kalkıştı?”
Ceren’e baktığımda yüzünde garip bir ifade vardı. Sanki hem sinirli hem de ağlamak istermiş gibi bir hali vardı. Müdür yardımcısı ela gözlü,ellili yaşlarına yakın biri gibi duruyordu.
“Evet hocam, ama Emir sayesinde kurtuldum.”
Emire baktığımda ifadesiz bir biçimde olayları seyrediyordu. Müdür yardımcısı benim hakkımda iyi şeyler düşünmesi için Emir’e gülümsemeye çalıştım. Bu yüzden bile şuan kendimi öldürmek isteyebilirdim. Dün söylediklerine karşı artık Emire sırıtma fikri, düşmanınla aynı yerde mahsur kalkmakla eş değerdi. Ama derecemi geri alabilmek için bu şart gibiydi. Eğer Ceren okulun müdürüne ve müdür yardımcısına rezil edip sürekli bir olaya dahil edersem belki onun da derecesi yanar ve eğer onun derecesini yakıp tekrardan yavaşça dereceye girebilirsem o zaman da emirle aynı noktada olacaktık. Orasını olunca düşünürüz artık diyerek Emir’e
“Emir beni koruduğun için sana çok teşekkür ederim çok büyük bir iyilik yaptın.”
Emir şaşkınca bakan kahvelerinden ayrılıp Ceren’e de aynı yüz ifadesiyle
“Ceren sana biraz yüklendim kusura bakma.”
Elimi omzuna koyduğumda Ceren bana şok olmuş bir şekilde bakarken bense ona gülümseyerek“Ama rica etsem bir dahakine dengeni bu kadar oynatma sonuçta devran bir gün döner dolanır sana bu durumu birkaç sene sonra tekrar yaşatır.
”Ceren şaşkınca bakarken müdür yardımcımız bana gülümseyerek“Çok güzel konuştu canım.”
Ardından Ceren’e dönerek
“Senle iki çift laf yapalım maviş, hadi doğru odama.”
Ceren müdür yardımcısına açıklama yapmaya çalıştığında
“Bu açıklamaları odamda yaparsın hadi.”
Ceren sınıftan uzaklaştığında felsefe öğretmenimiz fönlediği bakır saçlarıyla, yeşil gözleriyle ve onu açan kahverengi kazak ile pantolonla sınıfa girdi ve herkesi yerine oturduktan sonra hızlıca derse geçti
————————————————
Öğlen teneffüsü
Melisa Karapınar Anlatımıyla
Sabahki olayı hala tam atlatamamıştım. Annemin attığı tokat, Ceren’in bana tokat atacakken Emir’in beni koruması mı bilememiştim. Zaten müdür yardımcısı Ceren’i odasına aldıktan sonra Ceren kimseye ne bir şey anlattı ne de birisiyle göz göze geldi. Aynı şekilde sınıfta Ceren konusunda sessizdi. Yüzümdeki morarık sebebiyle de ben de sınıftan çıkamamıştım. Ahu ile konuşmam gereken şeyler vardı fakat şimdi olmazdı çünkü yüzümü gören herkes bana “yüzüne ne oldu?” diye bülbül gibi şaktıkları için de dışarıdakilerin sorma ihtimaline karşı çıkmıyordum. Öğlen teneffüsünün bitimine 15 dakika kaldığı için çantamdan sabah kendime aldığım bisküviyi çıkardım. Allahtan kendime doymak için birşey almıştım. Bisküvi yemeyi bitirdiğim sırada Emir yanıma yaklaştı. Masamın üstüne çubuk kraker koyup
“Dünki davranışım için senden çok özür diliyorum. Dün kendi yaptıklarımı düşündüm ve sana haksızlık ettiğimi fark ettim.”
Ardından çantasından çikolatalı süt çıkarıp
“Biliyorum şimdi bana para karşılığında beni affetmeyeceğini söyleyeceksin haklısın.”
Ardından yanımdaki boş sandalyeye oturdu. Sınıfa göz attığında anizim dışımızda başka kimsenin olup olmadığına baktı. Yok olduğunu görünce cebinden bir krem çıkarıp bana uzattı.
“Al bu morarıklarına iyi gelir. Yatmadan önce üzerine biraz sür.”
Şuan ben ne yaşıyordum. Bu çocuk daha dün resmen beni aşağılamamış mıydı?
OKUYAN HERKESE ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM UMARIM BEĞENMİŞSİNİZDİR JE TAIME🫠🫠🫠🌷🌷🌷🌷⭐️⭐️
