3. bölüm · Yıldızların Altında
Yıldızların Altında
Melisa Karapınar Anlatımıyla Yalın : Son Aşkım ⭐️
Emir’in ona baktığımdan dolayı yüzündeki o ifadeye karşılık bende ona garip bir bakış atmaya çalışarak
“Niye bana bakıyorsun dağ ayısı.”
Bi tık sert mi olmuştu. Hem ayrıca dağ ayısı ne Melisa çocuğun tipine baktığımda gördüklerimin dağ ayısıyla hiçbir benzerliği yoktu. Kalın siyah kaşları, kahverengi gözleri,kahverengi saçlarıyla sadece benzediği şey Çağatay Ulusoy olabilirdi. Emir bu söylediğim şey sayesinde dudaklarından tiz bir gülümseme gelmişti ve bana çok komik bir şey söylemişim gibi kahkaha atmaya devam ederek
“Sen az önce seni önceki sene bir puanla yenen çocuğa dağ ayısı mı dedi?”
Özellikle üstünlükle söylemesi benim sinirlerimi iyice bozuyordu.
“Bu söylediklerini bu sene yalnızca bir puan değil aramızda 20 puan olacak canım.”
“Sen onu anca anca rüyanda görürsün.”
Ona karşılık olarak büyük bir gülümsemeyle
“Sen kendine fazla mı güveniyorsun yoksa bana mı öyle geliyor.”
Emir de bana küstahça gülümseyerek
“Sen kendini ne sanıyorsun Melisa evrenin en başarılısı falan mı? Öyle sanıyorsan sana çok kötü bir haberim var, sen benim karşımda bir hiçsin. “
İtiraf etmek gerekirse içimdeki bir yer o kadar çok üzülmüştü ve kırılmıştı ki o an şunu anladım “Her kim olursa olsun seni ezmesine, geçmesine izin verme. Sen evinde otur sadece derslerine çalış ve o an o kişi senin başarıların karşısında sessiz kalmak zorunda kalsın.”O an ne diyeceğimi bilemedim ve sadece ona normal bir ses tonuyla
“Bunu lütfen başkasına söyleme çünkü sen sadece kendi hayatını bilebilirsin bir başkasının hayatını değil.”
Ardından sandalyeden kalkıp lavaboya gitmek üzere sınıfta onu yanlız bıraktım. Lavaboya inerken önceki sene tanıştığım Ahuyla karşılaştım. Ahuda hiçbir şeyin değişmediğini fark etmiştim. Hala aynı ela gözleri, aynı kumral saçlar aynı beyaz ten bir insan hiç mi değişmez. Ahu beni gördüğü anda yüzündeki gamzeleri belli edercesine gülümseyerek bana doğru koşarak geldi ve bana sıkıca sarıldı. Sarılma faslını kısa tutarak birbirimizden ayrıldığımızda
“Naber canım?”
diyerek söze Ahu başlamayı tercih etmişti. Onu bekletmeden
“İyiyim senden naber?”
“Bende iyiyim. Nereye gidiyorsun?”
“Lavaboya . Sen?”
“Bende kantine gidiyorum. Sana kantinden bir tane çikolata alayım mi?”Beni zaafımdan vurmuştu. Ne diyebilirdim ki bi tık sevdiklerime karşı çok fazla bağlıydım.
“İstersen”
Ahu sinirlenmiş gibi bana bakarak
“Ulan sen hala bu huyunu bırakmadın mı ya?”Ona gülümseyerek
“Maalesef”Ahu da gülümseyerek
“Albeni değil mi?”
Ona parmak şıklatmalı bir evet yaparak ona teşekkür ettim ve lavaboya o ise kantine yol almıştık. Lavabonun önüne geldiğimde içerde kimsenin olmadığını fark ettim. Lavaboda ellerimi yıkamak için suyu açtığım sırada bir anda koridordan bir bağırış sesi gelmişti. Bu bağış sesi bana çok tanıdık geliyordu. Dışarıya çıktığımda Emir ile 11. Sınıflardan bir çocukla kavga ediyordu.
