1. bölüm · Yıldız tozu

1. Bölüm:Parıltı

Kayla Ikiok

Kızın adı: Nova Erkeğin adı: Uzay

Nova, okul spor salonundan çıkarken hâlâ avuç içlerindeki yanmayı hissediyordu. Voleybol antrenmanı her zamanki gibi zorluydu ama zorluk ona iyi geliyordu; düşüncelerini susturmanın tek yoluydu belki de. Saçlarını atkuyruğuna toplarken gözleri istemsizce basketbol sahasının açık kapısına kaydı.
Uzay oradaydı.
Her zamanki gibi, antrenman bitmiş olsa bile potaya atış yapmaya devam ediyordu. O kadar odaklanmıştı ki, Nova’nın onu izlediğini fark etmedi. Topun ritmik sesi spor salonunun boşluğunda yankılanıyordu.
Nova gözlerini hızla kaçırdı. Kendini ele verme, Nova.Ama elinden gelen bu kadardı. Çünkü Uzay, uzak durması gereken tek kişiydi… ve aynı zamanda en çok yakın olmak istediği.
Çatıya çıktığında gece tüm soğukluğu ve güzelliğiyle onu karşıladı. Gökyüzü neredeyse mor mavi bir deniz gibi parlıyordu. Yıldızlar, sanki Nova’nın içindeki karışıklığa alay edercesine daha parlaktı bu gece.
Ve tabii ki… Uzay yine oradaydı.
Vücudu hâlâ antrenmanın sıcaklığını taşıyor gibiydi. Terlemiş saçları alnına düşmüş, elinde ise sıcak çayla kaplanmış küçük bir termos kapağı vardı. Nova’yı görünce başını hafifçe kaldırdı.
“Voleybol seni yine öldürmüş,” dedi göz ucuyla ona bakarak.
Nova dudak büktü. “Sen de basketin esiri olmuşsun.”
Uzay gülümsedi. “Ben gönüllüyüm.”
Nova yanına gelip korkuluğa yaslandı. “Ben de gönüllüyüm, tamam mı? Sadece… yorgunum.”
Uzay ona bir kap sıcak çay uzattı. “Nova, sen yorgun olduğunda bile parlıyorsun.”
Nova kalbinin hızlandığını yüzüne yansıtmak istemedi ama Uzay’ın gözleri her zamanki gibi fazlasıyla dikkatliydi. Sanki Nova’nın savunmalarının arasında boşluk arayıp buluyordu.
“Bugün kötü bir gün müydü?” diye sordu Uzay.
“Antrenmanda koç biraz üstüme geldi… Ama geçer.”
Uzay başını yana eğdi. “Bana niye söylemedin?”
Nova dudaklarını ısırdı. “Sana niye söyleyeyim? Böyle şeyler seni ilgilendirmez.”
“İlgilendiriyor,” dedi çocuk, bu kez daha ciddi bir tonda. “Sen ilgilendiriyorsun.”
Nova başını yana çevirip gökyüzüne baktı. Uzay’ın sesindeki açıklık, ona her zamankinden daha yakın geliyordu. Bu yakınlık hem güzel hem tehlikeliydi.
“Biz… takımda değiliz,” dedi zorlukla.“Sen voleybolcusun, ben basketçi. Farklı alanlardayız. Farklı…”
“Nova,” diye kesti Uzay yumuşak ama kararlı bir sesle. “Ben seni antrenman programına göre takip etmiyorum.”
Nova şaşkınlıkla kaşlarını kaldırdı. “Ne?”
“Ne zaman üzüldüğünü, ne zaman yorulduğunu, ne zaman benden kaçtığını… anlıyorum. Çünkü seni izliyorum, tamam mı? Maçlarını bile gidip gizlice izledim.”
Nova’nın nefesi kesildi. “Şaka yapıyorsun…”
“Yapmıyorum.”Gülümsedi. “Bir smaç attığında herkes seni alkışlıyor ama sen genelde ilk benim tepkime bakıyorsun.”
Nova utançla yana döndü. “Bakmıyorum.”
“Bakıyorsun.”Uzay gözlerini onun gözlerinden kaçırmadan fısıldadı:“Ben de hoşuma gidiyor.”
Tam o anda gökyüzünden bir yıldız kaydı. Ardından bir tane daha. Sanki ikisinin üzerindeki tüm gerilim, gökten düşen ışık parçalarına karışmıştı.
Uzay, yan gözle ona baktı. “Dilek tut.”
Nova gözlerini kapadı, kalbi göğsünde çarpıyordu.
Onunla aynı takımda olabilmeyi dileyemezdi… ama belki aynı hayalin parçası olmayı dileyebilirdi.
Gözlerini açtığında sadece şunu söyleyebildi:“Yıldız tozu üstümüze dökülüyor.”
Uzay yavaşça gülümsedi. “Belki de bu gece, bir şeyler başlar.”
Nova ise sadece içinden fısıldadı:Keşke söyleyebilsem… seni ne kadar istediğimi.