7. bölüm · Yer altının gölgesi-88 iskambil

6. BÖLÜM | gece beni hatırlar

𝓣𝓾𝓰𝓫𝓪 ⋆˚꩜。

Inst/pint: brtuqbamisimart_777
royal philharmonic orchestra~the world is not enough

gece beni hatırlar

Karan’la birlikte çardağa doğru ilerledik. Masanın başına geçti; sağında Bora alp vardı, soluysa boştu ve o boşluk sanki beni bekliyordu. Gidip sessizce soluna oturdum. Yanımda tanımadığım korumalar, masanın başında hizmetliler. Ama benim dikkatim bahçede dolaşan siyah tonlarına hakim dobermandaydi muhtemelen karanın kendi şahsi kopegiydi bir kaç defa duymuştum bu kadar büyük beklemiyordum doberman bana baktıkça irislerim büyüyordu o güne gitmemek için etrafım ile ilgilendim Herkes kahvaltı ediyordu ama ortamdaki tek ses, çatalların tabaklara değdiğinde çıkardığı o ince, huzursuz cızırtıydı. Karan’a baktım. O da diğerlerinden farksızdı; mesafeli, suskun. Bu masada kelimeler yasaktı sanki. Önümdeki birkaç şeyi kurcalarken, Karan tabağımın neredeyse boş olduğunu fark etti. Ben ise göz ucuyla korumaların yüzlerini hafızama kazımaya çalışıyordum. Başımı tekrar önüme çevirdiğimde tabağımın bir anda dolduğunu gördüm. Kaşlarım hafifçe çatıldı. Başımı sağa çevirip ona baktım. Zaten çoktan bana bakıyordu. Yeşilleri, kehribarlarıma kilitlenmiş. Biraz öne eğilip kısık bir sesle konuştum:
Ilgın Eflal Aral: “Kendi tabağınla uğraşman yetmedi, benimkine mi göz koydunuz Karan?”
O da bana ayak uydurdu. Hafifçe öne eğildi, sesi neredeyse bir fısıltıydı: Karan Karaca: “Anlaşılan bir şey yemeye niyetiniz yok.”
Ilgın Eflal Aral: “Hiç de bile.”
Karan Karaca: “O halde size yardımcı oldum, hanımefendi.”
Dudaklarım aralandı, cevabım hazırdı:
Ilgın Eflal Aral:“Bil bakalım kimin yardıma ihtiyacı yo—”
Sözüm yarım kaldı. Ses kesilmişti. Masadaki o yapay sessizlik, bir anda çatladı.
Kıvanç Kaya: “Hani ortamda fısıldatılmayacaktı? Daha dün Kayra’yla beni suçladınız. Saymıyorum, günahıma girdiniz abicim.”
Kayra Avcı:“Hay ağzını balla yiyim ya—”
Ama bu söz, beklediği o sevimli karşılığı bulmadı. Bakışlar sertleşti. Kıvanç, Kayra’ya garip bir ifadeyle baktı. Ortam tekrar gerilmeye başlarken Karan devreye girdi.
Karan Karaca:“Tamam. Cıvıtmayın.”
Sesi yüksek değildi ama yetti.
Kıvanç Kaya:“Gerçekten ha. Bir de evimizdeki yeni misafirle tanışmayacak mıyız?”
Karan konuşmadı. yalnızca bakmakla yetinmisti.
Kıvanç omuz silkti, hafifçe arkasına yaşlandı.
Kıvanç Kaya:“Bugün de hepiniz ters tarafından kalkmışsınız. Vallahi bir gün benim de başımı yakacaksınız, yarabbi”
Kayra Avcı:“Adam haklı.”
Ve o kadar. Bu masada konuşmalar kısa sürüyordu. Kelime sayısı azdı ama anlamı ağırdı. Muhabbet, geldiği gibi yok oldu. Yine aynı sesler kaldı geriye: çatallar, tabaklar ve suskunluk. Ben de sustum. Belki ben de gülmüyordum. Ama en azından onlar gibi taş kesilmiş değildim. Karan Karaca’nın bakışları masanın üzerinde geziniyordu Kimse kıpırdamıyordu. Sanki görünmeyen bir çizgi vardı. Ve herkes o çizginin gerisinde durmayı biliyordu. Bir an duraksadım. herkes resmen onun önünde diz çöküyordu.Bu düşünce içimde yankılandı. 𝓱𝓮𝓻𝓴𝓮𝓼 𝓸𝓷𝓾𝓷 𝓸𝓷𝓾𝓷𝓭𝓮 𝓭𝓲𝔃 𝓬𝓸𝓴𝓾𝔂𝓸𝓻𝓭𝓾. Gözlerim, masanın ortasındaki iskambil destesine kaydı. En üstte iki kart vardı. Kupa Kızı. Maça Ası. Kalbim bir anlığına ritmini şaşırdı. Kupa Kızı benim olduğuna göre. Peki ya Maça Ası? Gözlerim yavaşça Karan’a kaydı. Yoksa. Dur. Derin bir nefes aldım Emin olmadan hiçbir şey yapmayacaktım. Bu masa sadece bir kahvaltı masası değildi. Bu bir oyundu. Ve ben kurallarını henüz bilmiyordum.

18.01.2026
ILGIN EFLAL ARAL

Selam gölgelerim. Karan ve Ilgın'ın gölgelerle örülü, karamsar dünyasına hoş geldiniz. Hepiniz bu yolculuğa davetlisiniz.Bugünlerin tadını çıkarın, çünkü özleyeceğiniz günlere ramak kaldı...Umarım bölümü keyifle okumuşsunuzdur. Takipte kalın; çünkü gizem peşimizi bırakmıyor. Bu davada artık birlikteyiz, sevgili okurlarım.Hepinizi çok seviyorum.
🪽☀️

𝓣𝓾𝓰𝓫𝓪 𝓑𝓸𝓭𝓾𝓻