5. bölüm · Yer altının gölgesi-88 iskambil

4. BÖLÜM | kalbimde bir yeraltı

𝓣𝓾𝓰𝓫𝓪 ⋆˚꩜。

Inst/pint: brtuqbamisimart_777
Portishead - only you

KALBİMDE BİR YERALTI

O gece yeraltı kumarhanesinde ağırlanmak zorunda kaldım. Ne çıkabildim, ne de kalabildim. Birinin beni esir alabileceği bir duruma düşme ihtimali bile beni delirtirken, bunu yapmaya cesaret etmiş olmalarına hayran kalmamak elde değildi. Ama belli ki detaylara pek dikkat etmiyorlardı. Ben bir savcı olabilirdim… Ama kanım bozuktu. Ben Aral ailesinin ilk ve son varisiydim. Ne kadar kaçarsam kaçayım, ben de onlardan biriydim. Ve evet, Yeraltı kumarhanelerinin lanetiydim. Bunu onlara öğretme zamanı gelmişti.

Gece herkes susmuş, benden gelecek cevabı bekliyordu. Yeraltının Silueti lakabıyla anılan Karan Karaca, onu tanıdığımdan habersizdi. Kabul etmeliyim ki masum rolümde fazlasıyla başarılıydım. Teşkilatına baktım. Kalabalığın arasından kurtarılıp sessiz bir odaya götürüldüm.

— Neler oluyor? dedim soğuk bir sesle.

Bu samimiyet de neydi? Neden ellerini üzerimde hissediyordum?

Karan alaycı bir gülümsemeyle yaklaştı.

— Affedersin ama iddialar bulunmadığı sürece bir süre eşlik etmek mecburiyetindeyim.

Gülümsedim. Onun gibi, alaycı.

— Bak sen…

— İlk karşılaşmamızda daha nazik olmanı beklerdim.

Bir an sustum. İlk karşılaşmamız…

Neden bu cümle kulağıma bu kadar tanıdık gelmişti?

— Artık bir dahaki sefere…

— Memnuniyetle.

— Ne istiyorsan söyle, bitsin bu konuşma.

Bakışlarını üzerimden ayırmadı.

— Çok basit… Çaldıklarını geri ver, sayın savcım.

— Seni üzeceğim ama bu işten ben sorumlu değilim.

— Öyle mi? Bak sen…

Buna onu inandırmak kolay olmayacaktı.

— Müsaadenle, saçmalıklarına daha fazla zaman ayıramayacağım. Meşgul bir cinayet savcısını oyalamanın da bir bedeli vardır.

Tam çıkacakken beni duvarla kendi arasına hapsetti.

— Bu kadar kolay gideceğini mi sandın, savcım?

— Daha sonra seninle oyun oynarız. Sözüm olsun.

Bu söz onu alevlendirdi.

— Hiçbir yere gitmiyorsun, Aral. Konuşma bitmedi.

Bunu söylerken resmen kükredi.

— Ben bitti diyorsam bitmiştir.

Kolunu kavrayıp kendime yol açtım. Sandığımdan daha iriydi, gövdesiyle beni kamufle etmişti. Onu arkamda bırakarak kumarhaneden çıktım.

Yani tahminim o yöndeydi.

Gecenin usul sessizliğinde bir kumarhaneyi daha karıştırmıştım. Kapının kulpunu kavramıştım. Arkamda yeşillerini hissettiğim Karan usulca seslendi.

— Neden her şeyi zorlaştırmakta bu kadar ısrarcısın, Aral?

— Pekâlâ, Karaca. Tekrarlıyorum ki bundan hiç hoşlanmam. Senin pis işlerinle hiçbir alakam yok.

Karan'ın adımları hızla bana doğru ilerliyordu. Yeşillerini benden ayırmamakta ısrarcıydı. Aynı şekilde kehribarlarımı onun irislerine yerleştirdim. Attığı adımlarla refleks olarak geriliyordum.

— Paralarımı geri istiyorum, Lanet.

Lakabım ağzından bir edayla süzülüp akmıştı. Bu pek bir hoşuma gidiyordu.

— Karaca.

— Lanetim.

Bu kez sesinde tuhaf bir yumuşaklık vardı. Sanki bu kelimeyi yalnızca bana ait bir şeymiş gibi söylüyordu.

— Sana kendimi kanıtlamak gibi saçmalıklara girmeyeceğim. Eğer amacın beni görmekse, zevkle ayağına dolanırım.

Dudaklarım sol tarafıma doğru kıvrılmıştı. Fazla inatçıydım. Karaca'ysa fazla üstün. Bu çatışma bir ömür sürecekti.

— Pekâlâ, Lanet. Madem keçilik ediyorsun…

Adımlarımı ona doğru ilerlettim. Bana kurmaya çalıştığı üstünlüğü ona uyguluyordum.

— Keçilik mi ediyorum?

— Tam anlamıyla.

Kelimeleri çok net ve soğuktu. Sanki hiç hisse sahip değilmiş gibi davranıyordu.

— Bu konu saçma bir şekilde uzuyor, Lanet. Sen gözümün önünden ayrılmayacaksın. Böylece başına bela alıp beni daha fazla tehlikeye sokmayacaksın. O sırada adamlarım bu işi çözecek. Şanslıysan kendini aklarsın, şanssızsan kurallar gayet açık.

Başımı hafifçe yana eğdim.

— Peki benim bunun sonucundaki karşılığım ne olacak, Siluet?

Karan birkaç saniye sustu.

— Çok basit. Seksen sekiz iskambil kâğıdındaki hükümdar sonsuza dek senin.

O kartların onda olduğunu tahmin etmek zor değildi. Problem şuydu: Onu istediğimi nereden çıkarmıştı?

Elimi uzattım.

— Anlaştık, Karaca.

Ellerimiz buluştu.

Karan'ın bakışları bir anlığına ellerimizde kaldı.

— Anlaşalım, Lanet.

Ve yıllardır ulaşmaya çalıştığım amaca beni götürecek kişiyi sonunda bulmuştum.

Karan Karaca…

Yeni avımdı.

Ama önce bir açıklama borçluydum.

Amacım bütün iskambil kartlarına sahip olmaktı.

Toplam seksen sekiz kart.

Ve en değerlisi… Karan Karaca'daydı.

Aslında o kart çalıntıydı.

Onu benden çalmıştı.

Benim rolümü çalmanın bedelini ödeyecekti.

Onun bendeki payıysa yalnızca bir anahtardı.

Asil bir kolyenin içinde saklanan, küçük bir anahtar..

15.06.2026
Ilgın eflal aral & karan karaca

Selam gölgelerim, nasılsınız? Hepinizin güzel dileklerini aldığımı unutmadan önce size bir şey sormak istiyorum. Bu bölümü nasıl buldunuz?Artık Karan ve Ilgın arasındaki o mesafeyi yavaş yavaş derinleştirmeye başladık. Ben bu gelişmeyi yazarken gerçekten çok keyif aldım. Peki siz bu bölüm hakkında ne düşünüyorsunuz? En sevdiğiniz sahne hangisiydi? Yorumlarınızı heyecanla bekliyorum. Sizi seviyorum. 🪽☀️

𝓣𝓾𝓰𝓫𝓪 𝓑𝓸𝓭𝓾𝓻