4. bölüm · Yeni Bir Sayfa
4. BÖLÜM: ADALETİN GÖZYAŞLARI
Ertesi sabah, İstanbul güne Ambarlı Limanı’ndaki devasa patlamanın haberleriyle uyandı. Medya, yer altı dünyasındaki büyük hesaplaşmayı konuşuyordu.
Ankara Adalet Sarayı’nın mermer merdivenlerinde ise bambaşka bir savaş vardı. Avukat Elif Güçlü, siyahlar içinde, elindeki dava dosyalarını sıkıca göğsüne bastırmış bir halde adliyeden çıkıyordu. Gözlerinde aylardır dinmeyen o yasın ve öfkenin izleri vardı. Hayatının aşkı Yıldırım Saygun’un şüpheli ölümünün basit bir kaza olmadığını biliyordu.
"Bu işin peşini bırakmayacağım," diye mırıldandı Elif kendi kendine. "Yıldırım... Seni benden alan o karanlık handsleri bulacağım."
Adliyenin tam karşısındaki caddede, siyah camlı bir lüks aracın içinde oturan Karan Soydan, gözlerini Elif’ten ayıramıyordu. Kalbi göğsünü yırtacak gibi çarpıyordu. Eski hayatından kalan tek sızısı, canından çok sevdiği kadının o gözyaşlarıydı. Oraya gidip, "Elif, ben yaşıyorum" demek istiyordu.
Telefonu çaldı. Arayan Asaf Sencer’di.
"Gözlerini hedeften ayırma Karan," dedi Asaf’ın o buz gibi sesi. "Elif Güçlü güçlü bir kadındır ama onun adaleti bu meclisi yıkmaya yetmez. Senin görevin yer altında. Eğer ona yaklaşırsan, hem onu öldürürsün hem de devleti."
Karan, derin bir nefes alıp telefonu kapattı. Dikiz aynasından yeni, yabancı yüzüne baktı. Elif’e uzaktan son bir kez baktı ve gaza bastı. Elif’i korumanın tek yolu, onun için tamamen bir "ölü" olarak kalmaktı.
