1. bölüm · Yeni Bir Sayfa

1. BÖLÜM: BİR ÖLÜNÜN DOĞUŞU

Emre Aydoğan

Ankara’nın ayazı insanın yüzüne bir bıçak gibi çarpıyordu. Adalet Sarayı’nın heybetli sütunlarının arkasında, gecenin en zifiri karanlığında iki adam dikiliyordu. Biri, ömrünü devletin gizli dehlizlerinde harcamış, saçları ağarmış ama bakışları hala bir kartal kadar keskin olan Asaf Sencer’di. Diğeri ise Brüksel’den Paris’e kadar uzanan diplomatik kariyeriyle ülkenin en parlak zekalarından biri, Yıldırım Saygun.

Ancak o gece, Yıldırım Saygun ismi resmi kayıtlardan, pasaport masalarından ve yaşayanların hafızasından tamamen silinmek üzereydi.

"Hazır mısın evlat?" dedi Asaf Sencer, sesindeki o felsefi ağırlık sokağın sessizliğini bölerek. "Bu kapıdan çıktığında, arkanda sadece bir mezar taşı kalacak. Ne o çok sevdiğin mesleğin ne de uğruna canını vereceğin kadın... Hiçbiri artık sana ait olmayacak."

Yıldırım Saygun, ceketinin iç cebinden çıkardığı gümüş tabakadan son bir sigara yaktı. Dumanı Ankara’nın soğuk havasına karışırken, aklında tek bir suret vardı: Avukat Elif Güçlü. Onun yeşil gözleri, o mahkeme salonundaki dik duruşu...

"Devlet, bazen yaşatmak için öldürmek zorundadır Asaf Bey," dedi Yıldırım, sigarasından derin bir nefes çekerek. "Eğer o yer altındaki Gölge Meclisi bu ülkenin damarlarına kadar sızdıysa ve adaleti felç ettiyse, bir diplomatın kalemi yetmez artık. Sokağın diliyle konuşacak bir adam lazım."

"O adamın adı hazır," dedi Asaf Sencer, elindeki siyah, mühürlü dosyayı Yıldırım’a uzatırken. "Bundan sonra ne nezaket tanırsın ne de protokol. Yüzün değişecek, ses tellerin değişecek, ruhun sertleşecek. Sen artık karanlığın ta kendisisin. Adın Karan Soydan."

Üç gün sonra, İsviçre’deki gizli bir klinikte, Yıldırım Saygun’un yüzü milimetrik operasyonlarla yeniden şekillendirildi. Bandajlar açıldığında, aynadaki adam keskin çene hatları, gözlerinin altındaki o soğuk kararlılık ve sokağın tüm acımasızlığını taşıyan yabancı bir çehreye sahipti.

Yıldırım Saygun ölmüştü. Karan Soydan ise yer altı dünyasının şah damarını kesmek üzere ilk nefesini almıştı.