BÖLÜM 2 Siyah Anahtar

Vaveyla Yazarı: CEPHEKALEMI 19

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: BÖLÜM 2 Siyah Anahtar

Adamın ellerindeki kelepçeyi bir kez daha kontrol ettim.

"Adın ne?"

Yine cevap vermedi.

Elif birkaç adım önümde durmuş, adamı dikkatle inceliyordu. Sokak lambasının sarı ışığı yüzüne vuruyordu. Yakından bakınca otuzlarının başında olduğunu tahmin ettim. Üzerinde koyu renk bir mont, kot pantolon ve kirli bir çift spor ayakkabı vardı.

Sıradan görünüyordu.

Ama o gece öğrendiğim bir şey varsa, o da sıradan görünen insanların bazen en tehlikeli insanlar olabildiğiydi.

Elimdeki siyah anahtara baktım.

"Bu anahtar nereden?"

Adam başını kaldırdı.

İlk kez konuştu.

"Size ait değil."

Sesi sakindi.

"Onu ben de biliyorum."

Anahtarı cebime koydum.

"Şimdi ayağa kalk."

Elif adamın kolundan tuttu.

Tam o sırada telsizden merkez seslendi.

"34-16, olay yerinize ekip yönlendirildi. Şüphelinin teslim alınması için ekip bekleniyor."

"Anlaşıldı."

Telsizi kapattım.

Elif bana döndü.

"Aracı kontrol edelim mi?"

"Önce adam."

"Ya içeride başka biri varsa?"

Bir an durdum.

Haklıydı.

Şüpheliyi yere yatırıp ellerini kelepçelemiştik ama siyah sedan hâlâ birkaç metre ileride duruyordu. Motoru çalışıyordu. Farları sokağın sonunu aydınlatıyordu.

Bir araç gaspı...

Kopyalanmış olabilecek bir plaka...

Kaçan bir sürücü...

Ve şimdi cebimde ne olduğu belli olmayan bir anahtar.

Bütün bunlar aynı olayın parçalarıydı.

Ama henüz resmi göremiyordum.

"Sen burada kal."

Elif kaşlarını kaldırdı.

"Tek başına mı gideceksin?"

"Araca bakıp döneceğim."

"Ben de geliyorum."

"Elif..."

"Yavuz."

Bana öyle bir baktı ki tartışmanın anlamsız olduğunu anladım.

"Tamam."

Birlikte araca doğru yürüdük.

Sokağın sessizliği garipti.

Az önce bir adamı kovalamış, yere yatırmış, kelepçelemiştik.

Ama çevrede tek bir insan bile görünmüyordu.

Sanki herkes pencerelerini kapatmış ve bizi izlememeyi tercih etmişti.

Aracın yanına geldik.

Ben sürücü tarafına geçtim.

Kapı açıktı.

İçeri baktım.

Boştu.

Kontak hâlâ açıktı.

Elif yolcu tarafındaki kapıyı açtı.

"Bagajı kontrol edelim."

Önce iç kısmı inceledim.

Gösterge paneli üzerinde herhangi bir belge yoktu. Koltukların arasında boş bir su şişesi, birkaç fiş ve telefon şarj kablosu vardı.

Torpido gözünü açtım.

Boş.

Elif bagajı açtı.

"Yavuz."

Sesindeki ton değişmişti.

Hemen yanına gittim.

Bagajın içinde büyük siyah bir çanta duruyordu.

"Dokunma."

Elif elini geri çekti.

Çantaya eğilip baktım.

Fermuarı kapalıydı.

"Fotoğrafını çekelim. Sonra ekip gelince açarız."

Elif telefonuyla görüntü aldı.

Tam doğruluyordum ki aracın arka koltuğunun altında küçük bir şey fark ettim.

Eğilip aldım.

Bir telefondu.

Ekranı çatlamıştı.

Telefon kapalıydı.

"Bu şüphelinin olabilir."

Elif baktı.

"Şarjı var mı?"

Güç düğmesine bastım.

Ekran birkaç saniye sonra açıldı.

Telefon şifre istiyordu.

"Kilitlemiş."

Elif ekrana baktı.

"Belki incelemede açılır."

"Umarım."

Telefonu delil poşetine koydum.

Tam o sırada uzaktan siren sesi duyuldu.

"Bizim ekip geliyor."

Başımı kaldırdım.

Sokağın girişinde iki polis aracı göründü.

İçim biraz olsun rahatladı.

En azından artık olay yeri kontrol altındaydı.

---

Yaklaşık on dakika sonra şüpheli başka bir ekibe teslim edildi.

Ben ise siyah sedanın yanında durup aracın çekiciye alınmasını izliyordum.

Elif yanıma geldi.

"Şüphelinin adı belli."

"Neymiş?"

"Mehmet Arslan."

"Sabıkası var mı?"

"İlk bakışta temiz."

"İlk bakışta."

"Ben de aynısını düşündüm."

Elif elindeki dosyaya baktı.

"Otuz iki yaşında. Ankara'da yaşıyor. Özel bir lojistik şirketinde çalışıyormuş."

"Lojistik."

"Ne oldu?"

Bu kelimeyi duyunca aklıma bagajdaki çanta geldi.

"Hiç."

Elif beni tanıyordu.

"Yavuz."

"Ne?"

"Bir şey düşündüğünde yüzünden belli oluyor."

"Yüzümde hiçbir şey yok."

"Var."

"Ne var?"

"Şüphe."

Gülümsedim.

"Mesleki deformasyon."

Tam o sırada telefonum çaldı.

Arayan amirdi.

"Yavuz, merkeze gel."

"Şimdi mi?"

"Evet. Getirdiğiniz delillerle ilgili bazı bilgiler geldi."

"Anlaşıldı."

Telefonu kapattım.

Elif bana baktı.

"Ne dedi?"

"Merkeze gidiyoruz."

"Çantayı?"

"Delil ekibi götürüyor."

"Tamam."

Devriye aracına bindik.

Bu kez sireni açmadım.

Gece yeniden sessizdi.

Ama benim için artık hiçbir şey sakin değildi.

---

Emniyete vardığımızda saat 03.06 olmuştu.

Koridorlar her zamanki gibi aydınlıktı. Gece vardiyasındaki memurların bazıları bilgisayar başında çalışıyor, bazıları kahve içiyor, bazıları da telefon görüşmeleri yapıyordu.

Ben doğrudan amirin odasına çıktım.

Kapıyı çaldım.

"Gel."

İçeri girdim.

Amir masanın arkasında oturuyordu.

Elinde birkaç fotoğraf vardı.

"Yavuz, otur."

Elif de yanıma oturdu.

Amir önündeki fotoğraflardan birini bize çevirdi.

Siyah sedanın fotoğrafıydı.

"Bu araç iki gün önce Ankara'da başka bir olayda görülmüş."

"Ne olayında?"

"Bir depo hırsızlığı."

Elif hemen sordu.

"Ne çalınmış?"

Amir bir dosya açtı.

"Elektronik ekipman."

"Ne tür?"

"Endüstriyel cihazlar. Bazı kontrol üniteleri, ölçüm cihazları ve pahalı ekipmanlar."

Elif bana baktı.

Ben fotoğrafa tekrar baktım.

"Mehmet Arslan o olayda mı var?"

"Hayır."

"Çantanın içinde ne var?"

"Henüz açılmadı."

"Telefon?"

"İncelemeye gönderildi."

Amir birkaç saniye sustu.

Sonra masanın üzerinden küçük bir delil poşeti uzattı.

İçinde siyah anahtar vardı.

"Bu anahtarı şüphelinin üzerinde buldunuz."

"Evet."

"Üzerinde numara yok. Marka da yok."

Anahtarı dikkatle inceledim.

Sıradan bir anahtara benziyordu.

Ama neden bir insan, polis tarafından kovalanırken yanında böyle bir anahtar taşısın?

"Bir ihtimal var."

Amir'in sesiyle düşüncelerimden çıktım.

"Nedir?"

"Bu anahtar bir araç anahtarı değil."

Elif kaşlarını çattı.

"Neye ait?"

Amir cevap vermeden önce kapıya baktı.

Sonra ayağa kalktı.

"Gel."

Bizi binanın arşiv bölümüne götürdü.

Koridorun sonunda eski bir dolabın önünde durdu.

Dolaptan bir dosya çıkardı.

Dosyanın üzerinde tek bir tarih vardı.

"Altı ay önce."

Dosyayı açtı.

İçinde bir depo fotoğrafı vardı.

Ankara'nın dışında, kullanılmayan eski bir sanayi tesisine ait fotoğraflar.

"Bu yer altı ay önce mühürlendi."

"Neden?"

"Kaçakçılık şüphesi."

Elif fotoğraflara eğildi.

"Sonra?"

"Delil yetersizliğinden soruşturma kapatıldı."

Ben fotoğraflardan birine baktım.

Eski binanın arka tarafında küçük metal bir kapı vardı.

Kapının kilidine yakın yerde çizik şeklinde bir işaret bulunuyordu.

Anahtara baktım.

Sonra fotoğrafa.

"Bu kapı hâlâ duruyor mu?"

Amir başını salladı.

"Binanın bir kısmı yıkılmadı."

Elif bana baktı.

"Yavuz..."

"Ben de aynı şeyi düşünüyorum."

Amir dosyayı kapattı.

"Henüz hiçbir şey düşünmeyin. Önce doğrulayacağız."

"Kim gidecek?"

Amir bize baktı.

"Siz."

Saat 03.21'di.

Yorgundum.

Ama artık uykum tamamen kaçmıştı.

---

Yaklaşık kırk dakika sonra eski sanayi bölgesine ulaştık.

Bu kez yanımızda iki ekip daha vardı.

Hava soğuktu.

Aracın kapısını açtığımda yüzüme keskin bir rüzgâr vurdu.

Karşımızdaki bina karanlığın içinde neredeyse terk edilmiş görünüyordu.

Elif fenerini açtı.

"Burada biri yaşıyor gibi durmuyor."

"Zaten yaşamaması gerekiyor."

Ekipler çevreyi kontrol etmeye başladı.

Ben binanın arka tarafına doğru yürüdüm.

Fotoğraftaki metal kapıyı buldum.

Üzerindeki kilide baktım.

Eskiydi.

Elimi cebime attım.

Siyah anahtarı çıkardım.

Elif yanıma geldi.

"Deneyecek misin?"

"Başka neden taşıyorum?"

Anahtarı kilide soktum.

İlk denemede dönmedi.

Biraz zorladım.

Sonra...

Klik.

Kilidin içinden küçük bir ses geldi.

Elif'in yüzündeki ifade değişti.

"Yavuz..."

"Tamam."

Anahtarı çevirdim.

Kapı açıldı.

İçeriden ağır, rutubetli bir hava geldi.

Feneri içeri tuttum.

Küçük bir oda.

Boş raflar.

Eski karton kutular.

Ve duvarın yanında duran metal bir dolap.

Elif içeri girdi.

"Burada bir şey var."

Yaklaştım.

Dolabın üzerinde yeni sayılabilecek bir kilit vardı.

Anahtar elimdeydi.

Birbirimize baktık.

Sonra kilide soktum.

Klik.

Dolap açıldı.

İçinde üç dosya vardı.

Bir telefon.

Ve üzerinde tek bir kelime yazan beyaz bir zarf:

POLAT.

Bir an donup kaldım.

Elif de gördü.

"Yavuz..."

Zarfı elime aldım.

Kalbimin atışını hissediyordum.

Üzerindeki yazı yalnızca soyadımı taşıyordu.

Benim soyadımı.

Ve o anda anladım.

Bu olayın içine tesadüfen girmemiştik.

Birileri beni bu olayın içine çekiyordu.

Soru şu değildi:

"Bu zarfı buraya kim koydu?"

Asıl soru şuydu:

Beni neden seçmişlerdi?

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

18okunma 3beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18