BÖLÜM 1 Gece Yarısı Kovalamacası

Vaveyla Yazarı: CEPHEKALEMI 19

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: BÖLÜM 1 Gece Yarısı Kovalamacası

Saat 02.17'ydi.

Ankara geceleri sessiz değildir.

Bunu Ankara'da uzun süre yaşayan herkes bilir. Gündüzün kalabalığı çekilir, caddeler boşalır, ışıklar azalır ama şehir hiçbir zaman tamamen susmaz. Uzakta bir motor sesi, kavşakta bekleyen birkaç araç, gecenin bir saatinde açık kalan bir benzinlik...

Ve bazen, bütün o seslerin arasından insanın içgüdülerine dokunan başka bir ses yükselir.

Bir motorun gereğinden fazla bağırması gibi.

O gece duyduğum ilk şey de buydu.

Direksiyonun başında oturuyor, önümüzde uzanan yolu izliyordum. Devriye aracının gösterge panelindeki saat 02.17'yi gösteriyordu. Elif yan koltukta oturmuş, telsizden gelen konuşmaları dinliyordu.

İki saattir kayda değer bir olay çıkmamıştı.

Ben de açıkçası bundan şikâyetçi değildim.

Bazı geceler hiçbir şey olmaması, bir polis için dünyanın en güzel haberidir.

Elif başını koltuğa yasladı.

"Bugün sakin geçecek galiba."

Gözlerimi yoldan ayırmadan cevap verdim.

"Bu cümleyi kurmaman gerektiğini kaç yıldır söylüyorum?"

Gülümsedi.

"Batıl inançlara inanmadığını sanıyordum, Komiser."

"Batıl inanç değil. Tecrübe."

"Arasında ne fark var?"

"Tecrübe, başına gelen kötü şeylerden sonra oluşur."

Elif kahkahayı bastı.

"Ne güzel moral veriyorsun."

Ben de istemeden gülümsedim.

Elif Demir'le yaklaşık üç aydır birlikte çalışıyorduk. İlk başlarda birbirimize alışmamız kolay olmamıştı. O daha kontrollüydü. Ben biraz daha hızlı karar veren taraftaydım. Elif olayın bütün ayrıntılarını görmek isterdi, ben ise bazen ayrıntıları olayın içinde yakalamayı tercih ederdim.

Ama üç ay içerisinde bir şeyi öğrenmiştik.

Birbirimizin ne zaman ne yapacağını anlamaya başlamıştık.

Bu, bir polis ekibinin sahip olabileceği en önemli şeylerden biridir.

Güven.

Telsiz cızırtıyla canlandı.

"Merkezden tüm ekiplere..."

Elif hemen doğruldu.

Ben de radyonun sesini biraz açtım.

"Ankara Çevre Yolu üzerinde, Batıkent istikameti... Şüpheli araç ihbarı. Siyah renkli sedan. Plaka bilgisi henüz alınamadı. Araç yüksek hızla seyrediyor."

Elif bana baktı.

"Batıkent tarafı."

Başımı salladım.

"Konum?"

Telsizden cevap geldi.

"Şüpheli araç son olarak Gimat bağlantısı civarında görüldü. Trafik yoğunluğu düşük. Araç hızını artırıyor."

Vites koluna uzandım.

"Tamam."

Elif emniyet kemerini kontrol etti.

"Yavuz..."

"Efendim?"

"Bu araç neden şüpheli?"

"Onu birazdan öğreniriz."

Devriye aracının motorunu hızlandırdım.

Mavi-kırmızı ışıklar yanınca gece bir anda değişti.

Önümüzdeki araçlar sağa yanaşmaya başladı. Farlarımız asfaltın üzerinde ilerliyor, sirenin sesi boş yolda yankılanıyordu.

Ankara'nın geceleri farklıdır.

Şehrin ışıkları uzaktan bakıldığında sakin görünür. Ama direksiyon başında, özellikle böyle bir saatte, her kavşak ve her viraj başka bir ihtimal taşır.

Elif telsizden merkeze bilgi verdi.

"Merkez, ekip 34-16. Şüpheli araca intikal ediyoruz."

Ben gözlerimi yoldan ayırmadım.

"Mesafe?"

"Yaklaşık üç kilometre."

"Anlaşıldı."

Birkaç dakika sonra ileride hareket eden siyah bir araç gördüm.

"Sanırım onu bulduk."

Elif öne doğru eğildi.

"Siyah sedan mı?"

"Evet."

Araç normalden hızlı gidiyordu.

Ama asıl dikkatimi çeken hız değildi.

Şerit değiştirme biçimiydi.

Bir anda sağ şeride geçiyor, birkaç saniye sonra tekrar sola dönüyordu. Arkasındaki araçlara gereksiz yere yaklaşıyor, sonra hızını artırıyordu.

Elif telsize uzandı.

"Merkez, şüpheli araç görsel olarak tespit edildi. Siyah sedan."

"Plaka?"

"Henüz okunamadı."

Aracın arkasına yaklaştık.

Ben mesafeyi biraz azalttım.

Plaka bulanıktı.

Tam okuyacağım sırada siyah sedan aniden sola kırdı.

"Ne yapıyor bu?"

Elif'in sesi yükseldi.

Ben frene dokundum.

Önümüzdeki araç son anda toparlandı.

Sonra hızlandı.

"Kaçıyor."

Elif bana baktı.

"Kaçıyor."

Sirenin sesini tekrar açtım.

"Merkez, şüpheli araç dur ihtarına uymuyor. Takip başlatıyoruz."

Siyah sedan önümüzde hızla uzaklaşmaya başladı.

Ben de peşine takıldım.

O anda gece sakinliğini tamamen kaybetti.

Motorun sesi, lastiklerin asfalt üzerindeki uğultusu ve sirenin keskin sesi birbirine karışıyordu.

Elif telsiz üzerinden konumumuzu bildiriyordu.

Benim bütün dikkatim önümdeki araçtaydı.

"Sola geçiyor!"

Elif bağırdı.

Siyah araç iki şerit birden değiştirerek önümüzdeki boşluktan geçti.

Direksiyonu kontrollü şekilde çevirdim.

"Elif, kemerini sıkı tut."

"Zaten sıkı!"

"Biraz daha sıkı tut."

"Yavuz!"

"Ne?"

"Bu adamın nereye gittiği belli mi?"

"Gitse iyi olur."

"Hiç komik değil."

"Ben de komik olmaya çalışmıyorum."

Araç hızlanmaya devam etti.

Bir süre sonra çevre yolundaki trafik daha da azaldı.

Siyah sedan önümüzde tek başına kalmıştı.

Plakasını artık net biçimde görebiliyordum.

Elif hemen söyledi.

"Plakayı aldım."

Ben telsize uzandım.

"Merkez, plaka bilgisini iletiyorum."

Plakayı söyledim.

Birkaç saniye sessizlik oldu.

Sonra merkezden gelen ses, bütün havayı değiştirdi.

"34-16, dikkatli olun."

Elif bana baktı.

"Ne oldu?"

Telsizden devam ettiler.

"Verdiğiniz plaka, yaklaşık iki saat önce bir aracın gasp edilmesi olayında kullanılmış olarak kayıtlarda görünüyor."

Bir an hiçbir şey söylemedim.

Elif'in yüzündeki ifade değişti.

"Demek mesele bu."

Başımı salladım.

"Artık kesinlikle duracak."

Öndeki araç ise tam tersini yapıyordu.

Daha da hızlandı.

Karanlığın içine doğru ilerliyordu.

Ben gaz pedalına biraz daha bastım.

"Merkez, takip devam ediyor."

"Anlaşıldı. Yakın ekipler yönlendiriliyor."

Elif silahını kontrol etti.

Ben ona kısa bir bakış attım.

"Henüz çıkarmana gerek yok."

"Çıkarmıyorum."

"İyi."

Birkaç saniye sessizlik oldu.

Sonra Elif camdan dışarı baktı.

"Yavuz..."

"Ne?"

"İleride araçlar var."

Gözlerimi kıstım.

Uzakta birkaç aracın farı görünüyordu.

Siyah sedan da onları görmüş olmalıydı.

Bir an fren lambaları yandı.

Sonra araç sağa doğru sertçe yön değiştirdi.

"Kaçış yolu arıyor."

Önümüzdeki bağlantı yoluna girdi.

Ben de arkasından döndüm.

Asfalt daraldı.

Binaların ve depoların arasından geçen daha karanlık bir yola girdik.

Sirenin sesi burada daha farklı yankılanıyordu.

Siyah araç hızını düşürmedi.

Elif telsizden bağırarak konum verdi.

"Merkez, şüpheli bağlantı yoluna girdi! Yakın ekipler dikkat!"

Ben önümdeki araca odaklandım.

Bir viraj.

Sonra bir kavşak.

Siyah araç kavşağı son anda geçti.

Ben de aynı yönde devam ettim.

Tam o sırada araç aniden durdu.

"Ne yapıyor?"

Frene bastım.

Siyah sedan birkaç metre önümde durmuştu.

Elif kapıya yöneldi.

"İnme."

"Yavuz—"

"Bekle."

Araç hareketsizdi.

Motoru çalışıyordu.

Farları açıktı.

Ama sürücü görünmüyordu.

Bir saniye.

İki saniye.

Üç...

Sonra siyah aracın kapısı açıldı.

Bir adam dışarı fırladı.

"Kaçıyor!"

Elif kapıyı açtı.

Ben de araçtan indim.

"Polis! Olduğun yerde kal!"

Adam arkasına bile bakmadı.

Karanlık ara sokağa doğru koştu.

Ben peşinden gittim.

Ayak seslerimiz asfaltın üzerinde yankılanıyordu.

"Dur!"

Adam koşmaya devam etti.

Bir köşeyi döndü.

Ben de arkasından döndüm.

Elif birkaç metre gerimdeydi.

"Yavuz, sağ!"

Sağa baktım.

Adam bir tel örgünün üzerinden atlamaya çalışıyordu.

Tam o anda ayağı takıldı.

Yere düştü.

Ben yanına ulaştığımda ayağa kalkmaya çalışıyordu.

Kolundan yakaladım.

"Yere yat!"

Direndi.

Elif de yetişti.

İkimiz birlikte adamı etkisiz hale getirip kelepçeledik.

Nefes nefese ayağa kalktım.

Adam başını öne eğmişti.

Elif cebini kontrol etti.

Bir cep telefonu...

Bir cüzdan...

Ve küçük, siyah bir anahtar.

Anahtarı elime aldım.

"Bu neyin anahtarı?"

Adam cevap vermedi.

"Adın?"

Sessizlik.

Elif telefonuna baktı.

"Yavuz."

"Efendim?"

"Merkez arıyor."

Telsizi aldım.

"Dinliyorum."

Karşı taraftaki görevlinin sesi bu kez daha ciddiydi.

"Yavuz, şüpheli aracın geçmişiyle ilgili yeni bir bilgi geldi."

"Ne bilgisi?"

Kısa bir sessizlik oldu.

"Aracın gasp edildiği bildirilen araçla aynı olmadığını düşünüyoruz."

Kaşlarımı çattım.

"Nasıl yani?"

"Plaka kopyalanmış olabilir."

Elif bana baktı.

Ben yerde oturan adama döndüm.

Adam başını kaldırdı.

İlk kez göz göze geldik.

Ve o an yüzündeki ifadeyi gördüm.

Korkmuyordu.

Yakalanmış bir adamın yüzünde görmeye alışık olduğum telaş yoktu.

Aksine...

Sanki bizim onu yakalamamızı bekliyordu.

"Yavuz," dedi Elif sessizce.

"Ne?"

"Bu adam neden bu kadar sakin?"

Cevap vermedim.

Çünkü ben de aynı şeyi düşünüyordum.

Adamın yanında bulduğumuz siyah anahtarı avucumda sıktım.

O gece henüz bilmiyordum.

Bu küçük anahtarın bizi Ankara'nın başka bir köşesine, çok daha büyük bir suçun tam ortasına götüreceğini...

Ve asıl tehlikenin az önce yakaladığımız adam olmadığını.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

23okunma 10beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18