3. bölüm · Yaşayan ölüler

lll

Ömer ..

Bölüm 7: Savaş

Victor’un işaretiyle yağmacılar ateş açtı. Kurşunlar kasabanın barikatına yağmur gibi indi. Mateo hemen yere yattı.
“Karşılık verin!” diye bağırdı.
Ramon tüfeğiyle ilk yağmacıyı kafasından vurdu. Pablo ve Carlos barikatın arkasından destek veriyordu . Mateo silahını iki eliyle tuttu, nişan aldı ve bir yağmacıyı göğsünden indirdi.
Yağmacılar yaklaştı. Birkaçı barikatı aşmaya çalıştı. Luis en önde koşuyordu, gözleri Mateo’daydı. “Mateo!” diye haykırdı.
Bir yağmacı barikatı tırmandı. Elena elindeki bıçağı adamın boğazına saplayip onu yere serdi .Savaş şiddetlenmişti. Silah sesleri dağlarda yankılanıyordu bu sesler Hastalıklıları oraya çekiyordu. Bir kurşun Javier’ın omzuna isabet etti. Javier inleyerek yere düştü. Maria hemen yanına koştu ama Javier “Devam edin!” diye bağırdı.
Mateo bir yağmacıyı daha vurdu. Sonra Luis’i gördü. Luis tabancasını doğrultmuştu. İkisi aynı anda ateş etti. Mateo’nun kurşunu Luis’in koluna, Luis’in kurşunu ise barikata saplandı.
Tam o sırada Victor’un grubu barikatın yan tarafından sardı. Ramon iki yağmacıyı indirdi ama Victor Ramon’u göğsünden vurdu. Ramon dizlerinin üstüne çöktü ve son nefesini verdi.
Javier yerden kalkmaya çalışırken bir kurşun daha aldı. Bu sefer göğsünden. Javier kanlar içinde yere yığıldı. “Kasabayı… koruyun…” diye fısıldadı ve hareketsiz kaldı.
Mateo öfkeyle haykırdı. Barikatın üzerinden atladı ve kalan yağmacılara doğru koştu. Carlos ve Pablo da arkasındaydı. Mateo iki yağmacıyı daha vurdu. Victor’un adamlarından biri Mateo’yu sırtından vurmaya kalktı ama Elena o adamı yerden aldığı tüfek ile indirdi .
Savaş yaklaşık üç saat sürdü. Sonunda yağmacıların sayısı azalmıştı. Victor “Geri çekilin!” diye bağırdı ama çok geçti.
Mateo Victor’un karşısına çıktı. Victor silahını kaldırdı ama Mateo daha hızlıydı. Victor’un eline vurdu, silahı düştü. Mateo adamı yere yıktı ve dizini boynuna bastı.
Luis de yaralı halde yakalandı. Kolundan kan akıyordu. Carlos ve Pablo onu tuttular.
Savaş bittiğinde kasaba sessizliğe gömüldü.
Javier yerde yatıyordu. Ramon da ölmüştü. Ayrıca bir çok kasabalı daha hayatını kaybetmişti.
Yağmacılardan geriye sadece Victor, Luis ve iki yaralı adam kalmıştı. Hepsi esir alınmıştı.
Mateo nefes nefese Luis’in karşısına geçti. Luis’in kolunu sargıladılar ama ellerini arkadan bağladılar ve onları bir yere kilitlediler. Ardından ölülerini gömdüler ve sonra ölen Yağmacıların ayağa kalkıp hastalıklılar gibi üstüne geldiğini gördü. Mateo çok şaşırmıştı bu salgın nasıl bir lanetti. Çok geçmeden silah seslerine gelen diğer hastalıklılar kasabanın etrafını sarmıştı düzinelerce vardı. Mateo bir kaç saat sonra Luis ve Victorun tutulduğu yere gitti
Luis yere tükürdü.
“Hâlâ hayattasın… lanet olsun.”
Mateo soğuk bir sesle cevap verdi:
“Senin yüzünden Javier ve Ramon öldü. Şimdi ne yapacağız size karar vereceğiz.”
Savaş kazanılmıştı ama artık yeni bir sorunları vardı hastalıklılar her yeri sarmıştı kimse ne çıkabiliyor ne girebiliyor o da yetmez miş gibi liderleri de ölmüştü yani kasaba ağır bir bedel ödemişti.
Aradan bir kaç gün geçti Kasaba halkı yeni bir lider istiyordu
Pablo öne çıktı.
“Javier öldü. Ramon da… Artık bir lidere ihtiyacımız var. Mateo, Savaşta herkesten daha iyiydin. Sen olmalısın.”
Birkaç kişi başını salladı. Yaşlı bir kadın “Evet, o bizi korudu” dedi. Elena da “Mateo ya bakıp yapabilirsin dedi ”
Mateo bir süre sustu. Derin bir nefes aldı ve kabul etti ilk işi esirlere ne yapacağıydı
Esirler meydanın ortasına getirildi. Victor, Luis ve iki yaralı yağmacı elleri arkadan bağlı halde diz çöktürüldü.
Victor pis pis gülümsedi.
“Ne yapacaksın polis? Bizi vuracak mısın?”
Mateo.
“Evet. Kasabaya saldırdınız. Javier’ı, Ramon’u öldürdünüz. Bedelini ödeyeceksiniz.”
İlk olarak Victor’un iki adamını infaz etti. Kasabalılar sessizce izledi. Sonra Victor’un karşısına geçti. Victor “Bekle” diyecek oldu ama Mateo tetiği çekti Victor can çekişerek kıvrandı ve öldü
Sıra Luis’e geldi.
Mateo Luis’in karşısına dikildi.
Mateo bir an durdu. Eli titredi.
“Luis… senin yüzünden Javier Ramon ve bir çok masum insan öldü. Karını, oğlunu da kendi bencilliğinle kaybettin. Ama… ben de aynı yoldaydım. Babamı vurdum. Belki sen de aynı acıyı yaşadın.”
Luis yutkundu. “yap hadi… bitsin.”
Mateo derin bir nefes aldı. Tetiği çekti
Mateo kasabalılara döndü.
“Esirleri hallettik. Ama sorun bitmedi. Savaş sırasında çıkan silah sesleri dağlardaki hastalıklıları çekti. Şu an kasabayı sarmaya başladılar. Yüzlerce olabilir.”
Carlos endişeyle sordu: “Ne yapacağız?”
Mateo " yarın bakacaz dedi "
Akşam Mateoyu uyku tutmadı bugün doğru karar verdi mi diye düşünüyordu ve yarınki sorunu da Elena yanına geldi onunla konuştu" senin kararların olmasaydı hayatta olmayabilirdik doğru olanı yaptın dedi " Mateo Elenanın yanına yaklaştı ve teşekkür edip onu öptü beraber uyudular . Sabah olduğunda
“Plan şuydu
Tüm kapıları ve pencereleri güçlendireceğiz.
Ramon’un tüfeği ve kalan mermileri en iyi nişancılara vereceğiz.
Yangın çıkaracağız. Kasabadan uzakta kontrollü ateş yakacağız. Hastalıklılar ateşe doğru haraketlenicek
Ben, Pablo ve Carlos dışarı çıkıp ses çıkararak bir kısmını dağlara doğru çekeceğiz.
Riskli ama başka çaremiz yok. Herkes iş başına.”
Elena “Sen de mi dışarı çıkacaksın?” diye sordu.
Mateo başını salladı.
“Evet.”dedi
Kasabalılar hemen harekete geçti. Tahtalarla kapılar güçlendirildi, ateş yakıldı. Mateo, Pablo ve Carlos silahlarını kontrol etti.
Gece çökerken kasabanın etrafından hırıltılar yükselmeye başladı. Hastalıklılar yaklaşıyordu.
Mateo barikatın üstünden baktı. Yüzlerce siluet karanlıkta hareket ediyordu.
“Başlıyoruz,” dedi sessizce. İçeriye aldıkları bir kaç hastalıklınin bedenlerini parçalayıp kan ve organlarını elbiselerine iyice yedirdiler sonra dışarı çıktılar aralarından yavaşça ve sessizce geçtiler işe yaramıştı aynı hastalıklar gibi koktukları için onlara bişey yapmıyorlardı sonra kasabadan uzakta yangın çıkardılar hastalıklılar parçalar halinde dağılıp yangına hareket ettiler ardından Mateo Carlos ve Pablo ses çıkararak onları iyice uzaklaştırıp kasabaya geri döndüler

Bölüm 8 : büyük arama

Kasabayı hastalıklılardan kurtardılar ama bedeli ağır oldu. Barikatların çoğu yıkılmış, birkaç ev yanmıştı. Yiyecek stokları da ciddi şekilde azalmıştı.
Aradan bir yıl geçti.
Bu bir yıl içinde kasaba yavaş yavaş toparlandı. Mateo’nun liderliğinde herkes çalıştı. Pablo ve Carlos yeni barikatlar kurdu, duvarları güçlendirdi. Elena ile Mateo nun aşkı büyüdü Carlos ve Sofia da ilişki içindeydiler Maria bahçeleri genişletti, tavukları çoğalttı. Sofia da çocuklara yardım ediyordu.
Yiyecek aramaları zor ve tehlikeliydi. Mateo, Pablo Carlos ve bir kaç güçlü kasabalı daha haftada bir dağlara ve eski yollara çıkıyorlardı. Bir seferinde terk edilmiş bir kamyonda konserve buldular ama dönüşte on kadar hastalıklı tarafından kuşatıldılar. Mateo üçünü vurdu, Pablo birini bıçakla indirdi, Carlos da sonuncusunu hakladı. Darı darıya kurtulmuşlardı.
Başka bir aramada eski bir çiftlik evine girdiler. İçeride yiyecek vardı ama evin bodrumunda saklanan iki hastalıklı üzerlerine atladı. Mateo birini hemen vurdu, diğeri Pablo’nun kolunu ısırdı. Mateo bıçağıyla yaratığı öldürdü ama Pablo yaralandı. Maria ısırılan kolu hemen kesip enfeksiyonun yayılmasını önledi. Pablo kurtuldu ama herkes o günden sonra daha dikkatli olmaya başladı.
Kasaba güçlendikçe insanlar Mateo’ya daha çok güveniyordu. Mateo ise her gece Javier’ın mezarına gidip sessizce konuşuyordu:
“Elimden geleni yapıyorum… ama hâlâ yetmiyor.”
Yiyecek giderek azalıyor, kış yaklaşıyordu. Mateo bir akşam ateş başında gruba seslendi:
“Bu kasaba bizi koruyor ancak başka yerleşim yerleri de bulmalıyız bizim gibi başka kasabalar iyi insanlar birbirimize yardım edebiliriz ve Yiyeceğimiz bitmek üzere. Yakında büyük bir arama yapacağız. Riskli olacak ama başka çaremiz yok.”
Herkes başını salladı. Kimse itiraz etmedi.
Mateo, Pablo, Carlos, Elena ve bir kaç kasabalı daha sabah erkenden yola çıktılar. Amaçları netti: birkaç günlük yiyecek bulmak. Kış yaklaşıyordu ve kasabadaki stoklar alarm veriyordu.
Dağ yolundan aşağı indiler, eski ana yola çıktılar. İlk tehlike iki saat sonra geldi. Terk edilmiş bir otobüsün yanında hastalıklılar toplanmıştı. Mateo işaret etti, sessizce yaklaştılar. Pablo ve Carlos soldan, Mateo ve Elena sağdan sardı.
Mateo ilk iki hastalığı kafasından indirdi. Pablo birini sopayla yere serdi. Tam o sırada otobüsün içinden üç hastalıklı daha fırladı. Elena birini bıçakla öldürdü ama diğeri Carlos’un bacağına yapıştı. Carlos haykırdı. Mateo hemen dönüp yaratığın kafasına kurşun sıktı. Carlos’un bacağı kanıyordu ama ısırık değildi, sadece derin bir sıyrık.
“Devam,” dedi Mateo. “Zamanımız yok.”
Öğleden sonra eski bir süpermarketin kalıntılarına ulaştılar. Raflar neredeyse boştu ama bodrum katında şansları yaver gitti. Birkaç kasa konserve, makarna ve kurutulmuş et buldular. Çantaları doldurdular. Tam çıkarken dışarıdan motor sesi duyuldu.
Üç motosikletli yabancı yaklaşıyordu. Mateo grubu hemen marketin içine gizledi. Yabancılar içeri girip etrafa bakındı. Biri “Burada bir şey var, izler taze” dedi.digerleri onu takmayıp marketten çıktılar
Mateo ve ekibi saklandığı yerden çıkıp bunları gizlice takibe aldılar onları dağın diğer tarafına kadar takip ettiler bir ormanın içinde yabancılar kayboldu Mateo biraz daha ilerledi
Akşamüstü, dağın diğer tarafına geçtiklerinde uzaktan ışıklar gördüler. Bir yerleşim yeriydi. Oldukça büyük görünüyordu en az yüz kişi, sağlam duvarlar, nöbet kuleleri, tarlalar
Mateo dürbünle baktı.
“Bizim kasabadan çok daha büyük. Güvenli görünüyor.”
Yaralı olan Carlos heyecanlandı. “Gidelim mi?”
Mateo tereddüt etti.
“Önce izleyelim. Yarın sabah yaklaşırız. Ama dikkatli olalım. Bu kadar büyük bir yer… ya dost ya da büyük düşman olabilir.”
Grupta sessizlik oldu. Yiyecek çantaları doluydu ama asıl keşif buydu.
Mateo içinden geçirdi:
“Belki de burası yeni başlangıçtır… ya da yeni bir cehennem.”

Bölüm 9 : büyük yerleşim( Nueva Esperanza)

Sabah erkenden Mateo ve grubu büyük yerleşime doğru yaklaştı. Duvarlar yüksek, nöbet kuleleri sağlam görünüyordu. Tarlalar ekilmiş, birkaç kişi dışarıda çalışıyordu. Umutlanmışlardı.
Yaklaşırken aniden dört kişi önlerini kesti. Hepsi tüfekli, üniformalı gibi giyinmiş devriye grubuydular. Hemen silahlarını doğrulttular.
“Durun! Eller yukarı!”
Mateo yavaşça ellerini kaldırdı.
Devriyeler sert bir sesle " Silahlarınızı yere bırakın. Şimdi!” dedi.
Pablo ve Carlos tereddüt etti ama Mateo başıyla işaret etti. Silahlarını ve çantalarını bıraktılar. Devriyeler onları hemen yere yatırıp ellerini arkadan bağladı. Carlos’un bacağı hâlâ kanıyordu.
Elena “Lütfen! Arkadaşımızın yarası var. Yardım edin!” diye yalvardı"
Devriye lideri cevap vermedi. Grubu iterek yerleşimin kapısına götürdüler. Kapı açıldı, içeri sokuldular. İnsanlar onları merakla izliyordu. Bazıları fısıldaşıyordu.
Onları yerleşimin kenarındaki eski bir depoya kapattılar. Demir kapı kilitlendi. İçerisi loş ve soğuktu. Sadece küçük bir pencere vardı.
Carlos yere oturdu, yüzü acıdan buruşmuştu. “Bacağım… yanıyor.”
Mateo kapıya vurdu.
“Hey! Dışarıda kim varsa! Arkadaşımız yaralı! En azından yarasına bakın! Biz size zarar vermeyeceğiz. Dostuz!”
Bir süre sonra kapı açıldı. İki silahlı adam ve yanında orta yaşlarda, sakallı, güçlü duruşlu bir adam girdi. Adamın adı Marco’ymuş, eski bir vali yerleşimin lideri olduğu hemen anlaşılıyordu.
Marco ellerini arkasında bağlayarak Mateo’ya baktı.
“Konuş. Kimsiniz? Buraya neden geldiniz?
Mateo derin bir nefes aldı,
" Adım Mateo Ruiz bir kasabadan geliyoruz yiyeceğimiz azaldı yiyecek aramya çıkmıştık burayı bulduk arkadaşım yaralı ona yardım edin en azından"
Marco bir süre Mateo’yu süzdü. Sonra Carlos’a baktı.
“doktoru getirin diye seslendi.”
Doktor içeri girdi, Carlos’un yarasına baktı, temizledi ve sardı. Carlos rahat bir nefes aldı.
Marco tekrar Mateo’ya döndü:
“Burası ‘Nueva Esperanza’. Yaklaşık 150 kişiyiz. Kurallarımız var. Kimseyi kolay kolay içeri almayız. Ama… dürüst görünüyorsun. Bu gece burada kalacaksınız. Yarın sabah konuşuruz.
Mateo başını salladı.
“Teşekkür ederim. Biz sadece hayatta kalmak istiyoruz. Size sorun çıkarmayız.”
Marco kapıya yöneldi.
“Umarım öyledir. Bu dünyada dostluk pahalıdır.”
Kapı tekrar kilitlendi.
İçeride grup sessizce oturdu. Elena “Ya bizi kabul ederlerse?” diye fısıldadı. Mateo “Bilmiyorum. Ama en azından Carlos kurtuldu. Şimdi bekleyeceğiz.”
Dışarıdan yerleşimin günlük sesleri geliyordu insanlar çalışıyor, çocuklar oynuyor. Mateo duvara yaslandı.
“Belki… belki burası bizim kurtuluşumuz olur.”dedi