2. bölüm · Yasaklı kapler
İkinci bölüm
Sabah güneşinin ince ışıkları perde aralığından odaya süzülüyordu. İrem gözlerini yavaşça açtı. Birkaç saniye tavana bakıp gülümsedi.
İrem (içinden): "Keşke rüya bitmeseydi..."
Yatağından doğruldu, telefonunu eline aldı. Saat daha 08.15'ti. Derin bir nefes alıp yatağını topladı. Tam hazırlanacakken kapısı hızlıca açıldı.
Defne: "Günaydın aşık kız!"
İrem: "Ya Defne! Bir insanın odasına böyle dalınır mı?"
Defne: "Dün gece rüyanda bile Aras diye sayıkladın."
İrem'in gözleri büyüdü.
İrem: "Ne? Saçmalama!"
O sırada Yağmur da kahkaha atarak içeri girdi.
Yağmur: "Vallahi sayıkladın. 'Aras bekle, gidiyorsun...' dedin."
İrem yastığı alıp ikisine de fırlattı.
İrem: "Susun ya! Dalga geçmeyin benimle."
Üçü de kahkahalar atmaya başladı.
Birlikte kahvaltı yaptılar. İrem her ne kadar belli etmemeye çalışsa da aklı hâlâ Aras'taydı.
Kahvaltının ardından Defne bir anda ayağa kalktı.
Defne: "Hazırlanın!"
İrem: "Nereye?"
Defne: "Sahile."
Yağmur: "Hem hava da çok güzel."
İrem önce istemedi.
İrem: "Bugün evde kalsak?"
Defne: "Yok! Seni odada bırakırsak bütün gün Aras'ı düşünürsün."
İrem utanarak güldü.
Yaklaşık yarım saat sonra üçü de hazırlanıp evden çıktı.
Sahilde yürürken martı sesleri, denizin kokusu ve hafif esen rüzgâr insanın içini ferahlatıyordu.
Tam yürürlerken karşı taraftan tanıdık biri geliyordu.
İrem önce önemsemedi.
Sonra tekrar baktı.
Kalbi yine hızlanmıştı.
İrem: "Kızlar..."
Defne: "Ne oldu?"
İrem: "Karşıdan gelen..."
Yağmur bakınca kocaman gülümsedi.
Yağmur: "Aras!"
İrem olduğu yerde kaldı.
İrem: "Yok ya... Bu kadar da tesadüf olmaz."
Aras da onları fark etmişti. Hafifçe gülümsedi ve yanlarına doğru yürümeye başladı.
İrem'in elleri buz kesmişti.
Aras yanlarına geldi.
Aras: "Tekrar karşılaştık."
İrem hafifçe başını salladı.
İrem: "Galiba öyle."
Aras: "Demek dün dediğin gibi bir daha görüşmeyecekmişiz."
İrem utançla yere baktı.
İrem: "Ben... Öyle demek istemedim."
Defne ile Yağmur birbirlerine bakıp sırıttılar.
Defne: "Biz biraz yürüyelim."
Yağmur: "Evet evet, siz konuşun."
İrem panikle onların kollarını tuttu.
İrem: "Nereye gidiyorsunuz siz?"
İkisi de aynı anda ellerini kurtardı.
Defne: "Geliriz birazdan."
İki arkadaş bilinçli olarak uzaklaşınca İrem ile Aras baş başa kaldılar.
Birkaç saniye sessizlik oldu.
Aras gülümseyerek konuştu.
Aras: "Benden hâlâ korkuyor musun?"
İrem: "Korkmuyorum."
Aras: "Emin misin?"
İrem: "Evet."
Aras: "O zaman neden gözlerime bakmıyorsun?"
İrem yavaşça başını kaldırdı.
İlk kez uzun süre göz göze geldiler.
Sanki etraftaki bütün sesler bir anda kaybolmuştu.
İrem kalbinin atışını duyabiliyordu.
Aras cebinden küçük bir çikolata çıkardı.
Aras: "Barış teklifi."
İrem şaşırdı.
İrem: "Neyin barışı?"
Aras: "Dün bana öküz ve ayı dediğin için."
İrem kahkaha attı.
İrem: "Hak ettin ama."
Aras: "Belki."
İkisi de gülmeye başladı.
O sırada Defne ile Yağmur uzaktan onları izliyordu.
Yağmur: "Bunlar var ya kesin sevgili olacak."
Defne: "Ben düğünde halay başıyım."
İkisi yine kahkahalara boğuldu.
İrem ve Aras sahilde yaklaşık yarım saat yürüdüler. Hobilerinden, sevdikleri müziklerden, en komik anılarından konuştular. Sohbet ilerledikçe İrem'in heyecanı azaldı. Artık Aras'ın yanında daha rahat hissediyordu.
Vedalaşma vakti gelince Aras telefonunu çıkardı.
Aras: "Bir şey isteyeceğim."
İrem: "Bu sefer ne?"
Aras: "Numaranı alabilir miyim?"
İrem birkaç saniye durdu. Kalbi yine hızlandı.
Gülümsedi.
İrem: "Tamam."
Telefonunu uzattı.
Aras numarayı kaydetti.
Sonra kendi numarasını da İrem'in telefonuna yazdı.
Aras: "Artık tesadüflere güvenmek zorunda değiliz."
İrem bu sözü duyunca istemsizce gülümsedi.
İrem: "Haklısın."
Tam ayrılacakları sırada Aras son kez arkasını döndü.
Aras: "Bu arada..."
İrem merakla baktı.
Aras: "Bugün bana öküz demedin."
İrem kahkahasını tutamadı.
İrem: "Şanslı günündesin."
İkisi de gülerek farklı yönlere yürüdüler.
İrem arkadaşlarının yanına döndüğünde yüzündeki mutluluk her şeyi anlatıyordu.
Defne ile Yağmur daha hiçbir şey sormadan birbirlerine bakıp aynı anda bağırdı:
"Kesin numaranı aldı!"
İrem utana utana gülümsedi.
İrem: "Evet..."
İki arkadaş sevinç çığlığı atarken İrem içinden tek bir cümle geçirdi:
"Belki de bazı insanlar hayatımıza tesadüfen değil, tam zamanı geldiğinde giriyordur..."
