6. bölüm · Yasaklı kapler

Altıncı bölüm

Seher Al

Ertesi sabah...

İrem alarm çalmadan uyandı. Gözlerini açar açmaz yaptığı ilk şey telefonuna bakmak oldu. Aras'tan gelen bir mesaj vardı.

Aras:
"Günaydın, uykucu. Umarım güzel uyumuşsundur."

İrem'in yüzünde kocaman bir gülümseme oluştu.

İrem:
"Günaydın. Sen benden önce nasıl uyanıyorsun?"

Mesajın cevabı birkaç saniye içinde geldi.

Aras:
"Çünkü sana günaydın demeyi seviyorum."

İrem telefonu göğsüne bastırdı.

İrem (içinden): "Bu çocuk beni gerçekten heyecanlandırıyor..."

Kahvaltısını yaptıktan sonra Defne ve Yağmur'un yanına geçti.

Defne: "Yüzündeki gülümsemeye bakılırsa biri yine mesaj atmış."

İrem utansa da telefonu uzattı.

Yağmur: "Artık günaydın mesajları da başlamış."

Defne: "Yakında çiçekler, sürprizler..."

İrem gülerek başını iki yana salladı.

İrem: "Siz gerçekten çok abartıyorsunuz."

Tam o sırada Aras'tan yeni bir mesaj geldi.

Aras:
"Bugün müsait misin? Sana göstermek istediğim bir yer var."

İrem biraz düşündü ve kabul etti.

...

Akşamüstü buluşacakları parka geldiğinde Aras çoktan gelmişti. Elinde iki tane soğuk kahve vardı.

Aras: "Şekerli sevdiğini tahmin ettim."

İrem: "Nereden bildin?"

Aras: "Tahmin ettim. Yanılmış mıyım?"

İrem bir yudum aldı.

İrem: "Hayır... Tam sevdiğim gibi."

İkisi birlikte yürümeye başladılar. Parkın içinde rengârenk çiçekler vardı. Hafif bir rüzgâr esiyor, ağaç yaprakları usulca sallanıyordu.

Bir süre sonra küçük bir göletin önüne geldiler.

Gün batımı suyun üzerine altın rengi yansıyordu.

İrem manzaraya hayran kaldı.

İrem: "Burası çok güzelmiş."

Aras: "Sana yakışacağını düşündüm."

İrem şaşkınlıkla Aras'a baktı.

İrem: "Bana mı?"

Aras: "Evet."

İrem'in yanakları yine kızarmıştı.

Bir banka oturdular.

Sessizlik vardı ama ikisi de rahatsız değildi.

Aras yavaşça konuşmaya başladı.

Aras: "İlk seni gördüğüm günü hatırlıyor musun?"

İrem: "Nasıl unuturum? Sana öküz demiştim."

Aras kahkaha attı.

Aras: "Evet. Ama biliyor musun?"

İrem: "Ne?"

Aras: "O gün senden gözümü alamamıştım."

İrem'in nefesi kesildi.

Başını önüne eğdi.

İrem: "Ben de..."

Aras merakla baktı.

Aras: "Sen de?"

İrem utana utana gülümsedi.

İrem: "Ben de seni eve gidene kadar düşünmüştüm."

Aras'ın yüzünde istemsiz bir gülümseme belirdi.

Aras: "Demek sadece ben değilmişim."

İkisi de aynı anda gülmeye başladı.

Gökyüzü turuncudan mora dönmeye başlamıştı.

Tam o sırada hafif bir rüzgâr esti.

İrem'in saçları yüzüne düştü.

Aras nazikçe elini uzattı.

"İzin verir misin?" diye sordu.

İrem sessizce başını salladı.

Aras, İrem'in yüzüne düşen saç tutamını kulağının arkasına bıraktı.

İrem'in kalbi sanki yerinden çıkacak gibiydi.

İlk defa bu kadar yakın durmuşlardı.

İkisi de birbirlerinin gözlerinin içine bakıyordu.

Aras: "Gözlerin... Fotoğraflarda göründüğünden daha güzel."

İrem utancından gülümseyerek başını eğdi.

İrem: "Beni utanıyormuş gibi hissettiriyorsun."

Aras: "Çünkü utanınca çok tatlı oluyorsun."

İrem hafifçe Aras'ın koluna vurdu.

İrem: "Dalga geçiyorsun."

Aras: "Hayır. Gayet ciddiyim."

İrem ilk kez onun gözlerinin içine uzun uzun baktı.

Kalabalık parkta sanki sadece ikisi varmış gibi hissediyorlardı.

Tam o sırada Defne'den mesaj geldi.

"Eve geç kalma. Merak ederiz."

İrem telefonu kapatıp iç çekti.

İrem: "Gitmem gerekiyor."

Aras başını salladı.

Aras: "Seni beklemek güzeldi."

İrem gülümsedi.

İrem: "Benim için de."

Ayrılmadan önce birkaç saniye öylece birbirlerine baktılar.

Hiçbiri gitmek istemiyordu.

Sonunda Aras yavaşça elini uzattı.

Aras: "Arkadaş?"

İrem gülümsedi ve elini uzattı.

İrem: "Arkadaş."

Tokalaştıkları anda ikisi de istemsizce güldü.

Sanki o küçük dokunuş bile ikisinin kalbinde uzun süre unutulmayacak bir iz bırakmıştı.

İrem eve dönerken yüzündeki gülümseme hiç kaybolmadı.

O gece yatağına uzandığında telefonuna son bir mesaj düştü.

Aras:
"Bugün seni tanımaya biraz daha yaklaştım. Umarım yarın da seni görebilirim."

İrem mesajı okuyup gözlerini kapattı.

İrem:
"Ben de umarım..."