9. bölüm · Yarım kalan sözler

Bölüm 9

Kitap Oku

Bir gün Mert’le düğün hazırlıkları yaparken telefonuna mesaj geldi.

Gönderen annesiydi.

“Sana küçükken söyleyemediğim bir şeyi söylemek istiyorum.

Sen bizim başımıza gelen en güzel şeydin.”

Ceylin telefonu elinde tutup uzun süre ağladı.

Çünkü bazı insanlar geç kalırdı.

Ama bazen sevgi, bütün kayboluşlara rağmen bir yolunu bulup geri dönerdi.

Düğün günü geldiğinde hava güneşliydi. Bahçedeki beyaz çiçekler hafif rüzgârla sallanıyordu. Ceylin aynanın karşısında gelinliğiyle dururken gözleri dolmuştu.

Çünkü yıllarca böyle bir günü hayal etmeye korkmuştu.

Kapı yavaşça açıldı.

İçeri babaannesi girdi.

Elinde mendili vardı, gözleri ise çoktan dolmuştu.

“Dedeni bugün görmeliydin,” dedi titreyen bir gülümsemeyle. “Seni böyle görünce dünyalar onun olurdu.”

Ceylin gözyaşlarını tutamadı. Babaannesine sarıldı.

“Ben bugünlere sizin sayenizde geldim.”

Bir süre birbirlerine sarılı kaldılar.

Sonra dışarıdan müzik sesleri gelmeye başladı.

Nikâh vakti gelmişti.

Ceylin bahçeye çıktığında herkes ayağa kalktı. Mert onu gördüğü anda gözleri doldu. Sanki bütün kalabalık kaybolmuştu da sadece ikisi kalmıştı.

Ceylin yürürken bir an durdu.

İlk sırada annesiyle babasını gördü.

İkisi de ağlıyordu.

Babası gözlerini kaçırıyordu çünkü hâlâ kızının kırgınlığını hissedebiliyordu. Ama Ceylin bu kez içindeki öfkenin eskisi kadar ağır olmadığını fark etti.

Çünkü bazı yaralar kapanmasa bile, insan zamanla o yarayla yaşamayı öğreniyordu.