8. bölüm · Yarım kalan sözler
Bölüm 8
Bir hafta sonra annesi onu aradı.
Titreyen bir sesle konuşuyordu.
“Seninle konuşabilir miyim?”
Ceylin uzun süre sessiz kaldı.
Sonra sadece:
“Tamam,” dedi.
Bir kafede buluştular.
Annesi yaşlanmıştı. Gözlerinin altında yorgunluk vardı. Ama bakışları hâlâ aynıydı.
Bir süre ikisi de konuşamadı.
Sonunda annesi çantasından küçük bir kutu çıkardı.
“Bu senin,” dedi.
Kutunun içinde çocukken kaybettiğini sandığı ay şeklinde bir kolye vardı.
Ceylin şaşkınlıkla baktı.
“Bunu hâlâ sakladın mı?”
Annesi gözyaşlarını sildi.
“Çünkü bir gün sana geri vereceğime inanıyordum.”
Ceylin’in gözleri doldu.
O an annesine baktığında ilk kez sadece onu bırakan kadını değil, yıllardır korkuyla yaşayan bir insanı gördü.
Kırılmış…
Pişman…
Ve kızını kaybetmekten korkmuş bir anneyi.
Ceylin yavaşça konuştu:
“Sizi hemen affedemem.”
Annesi başını eğdi.
“Biliyorum.”
“Ama… denemek istiyorum.”
Annesi ağlamaya başladı.
Yıllardır içinde biriken bütün acı, o küçücük cümlede çatlamıştı.
Aylar geçti.
Kolay olmadı.
Bazen Ceylin annesine cevap vermedi. Bazen babasıyla konuşurken öfkeden ağladı. Bazen günlerce kimseyi görmek istemedi.
Ama ilk kez kaçmıyordu.
İlk kez yaralarını saklamak yerine onları anlamaya çalışıyordu.
