6. bölüm · Yarım kalan sözler
Bölüm 6
Aradan günler geçti.
Ceylin, annesiyle babasını gördüğü o günden sonra hiçbir şey eskisi gibi hissedemiyordu. İçinde yıllardır büyüttüğü özlemle, bir anda karşısına çıkan gerçekler birbirine karışmıştı.
Bir yandan onları yıllarca beklemişti.
Bir yandan da affedemiyordu.
Gece olduğunda odasının ışığını kapatıyor, tavana bakarak düşünüyordu. Çocukken kurduğu hayalleri hatırlıyordu. Bir gün kapının çalacağını, annesinin ona sarılıp “Seni almaya geldik.” diyeceğini düşünürdü hep.
Ama gerçek hayat, hayaller kadar yumuşak değildi.
Bir akşam babaannesi sessizce odasına girdi. Elinde eski, kahverengi bir kutu vardı.
“Bunu sana vermek için doğru zamanı bekledim,” dedi.
Ceylin kutuya baktı.
“Bu ne?”
“Annenin bıraktıkları.”
Ceylin’in elleri titremeye başladı. Kutuyu yavaşça açtı. İçinden eski fotoğraflar, küçük bir toka, birkaç mektup ve çocukken örülmüş minicik bir kazak çıktı.
Bir fotoğrafı eline aldı.
Fotoğrafta annesi onu kucağında tutuyordu. Babası ise arkalarında gülümsüyordu.
Hepsi mutluydu.
Ceylin’in gözleri doldu.
Kutunun en altında katlanmış bir mektup vardı. Üzerinde titrek bir yazıyla şunlar yazıyordu:
“Ceylin büyüdüğünde okusun.”
Ceylin nefesini tuttu ve mektubu açtı.
“Canım kızım,
Eğer bir gün bu mektubu okuyorsan, yanında olamadığım için beni affetmeyeceğini biliyorum. Belki ben olsam ben de affetmezdim.
Ama seni bıraktığımız gün ölmekten daha kötü bir acı yaşadım.
Her gece seni düşündüm.
Doğum günlerinde ağladım.
İlk kez okula başladığında yanında olamadım.
Hastalandığında başını okşayamadım.
Sana ‘iyi geceler’ diyemedim.
Ama bilmeni istediğim bir şey var… Seni asla terk etmek istemedim.
Biz sadece seni yaşatmaya çalıştık.
Bir gün yeniden sana sarılabilmek için yaşadım.
— Annen.”
Ceylin mektubu okurken sessizce ağlıyordu.
