3. bölüm / 7
Yarım Kalan Pirüet: Mucize3. BÖLÜM; “Yollar ayrılmak için değil, bazen doğru insanla kesişmek için uzar.”
Bölümler 7Şu an: 3. BÖLÜM; “Yollar ayrılmak için değil, bazen doğru insanla kesişmek için uzar.”
- 1 1.BÖLÜM; “Geceyi anlatabilmek için gece olmak gerekir.— Nazım Hikmet”1.500 kelime
- 2 2. BÖLÜM; “Vatan uğruna gidilen her yol, şerefle yazılmış bir destandır.”1.131 kelime
- 3 3. BÖLÜM; “Yollar ayrılmak için değil, bazen doğru insanla kesişmek için uzar.”549 kelime · Okuduğun bölüm
- 4 4. BÖLÜM; “Bazı vedaların dönüşü vardır.”1.014 kelime
- 5 5. BÖLÜM; “Aynı gökyüzüne bakıp birbirinden habersiz yaşayan iki insan, bir gün aynı yerde karşılaşabilir.”1.821 kelime
- 6 6. BÖLÜM; “En büyük savaş, insanın kendisidir.”1.633 kelime
- 7 7. BÖLÜM; “Unutmak, affetmek değildir.”2.461 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Anında kükredi Noyan. “Ambulans çağırın!” Kağan hızlıca cebinden telsizini çıkardı. “KD-3 bölgesine acil ilk yardım lazım. Çabuk olun!” Hakan anında bir soru yöneltti. “Komutanım kim bu kız?” Ancak şu an Noyan pekte konuşacak durumda değildi. Onun için dakikalar saatler gibi geçiyor, beynindeki soru işaretleri susmuyordu. Ne hâle gelmişti böyle? Kim ne yapmıştı? Bilmiyordu ama bulmalıydı. Çocukluğunu bulmuşken bırakamazdı. Bunları düşünürken ambulans çoktan gelmişti. Sedyeyi çıkarıp Elzem'i yatırdılar. Ambulans hareketlenmeye başladığında Noyan timine döndü. “Arabaya geçin çabuk!” Hepsi aynı anda arabaya doğru koştu. Abay sürücü koltuğunda yerini aldığında Noyan ise tam yanında yerini aldı. Diğerleri hızlıca arka tarafa geçtiler. Abay karşısındaki ambulansı takip ediyordu. Diğerleri bu kim diye sorgularken, aslında o herşeyi biliyordu.
…
15 dakika sonra hastaneye vardıklarında hepsi aynı anda arabadan indi. Noyan’ın gözleri Elzem’i aradı. Sedyede gördü. O bir gün karşılaşacaklarını umuyordu. Fakat bu şekilde değil, bu hâlde karşılaşmayı değil. Eliyle yüzünü kapatıp bıkkın bir nefes verdi. Mete en son dayanamayıp burnundan bir nefes soluyarak sordu. “Komutanım sormayayım diyorum da meraktan duramıyorum. Kim bu-” Noyan hızlıca kükredi. “Abay bunlarıda al ve çık!” Hepsi aynı anda ürkmüştü. Hızlıca başını salladı Abay. “Hadi.” Komutanlarının sözünü ikiletmediler. Hepsi dışarıya çıktı. Anlamışlardı yalnız kalmak istediğini. Dışarı çıktıklarında Mete bu sefer Abay’a sordu aynı soruyu. “Komutanım siz yakın arkadaşsınız. Kim bu?” Diğerleri başları ile Mete’yi onayladı. “Yetimhanede beraber büyüdüğü bir kız. En son onu bir aile sahiplenmiş vedalaşmaya vakitleri olmamış. Ailesi kıza zulüm etmiş.” Devin sormadan edemedi. “Siz zulüm ettiklerini nerden biliyorsunuz? Komutanım biliyormu? Nasıl bir zulüm” Bıkkın bir şekilde nefes verdi. “Çok soru soruyorsunuz.” Hepsi bu sessiz komutu almıştı. Fazla uzatmadılar. “Emredersiniz komutanım.” Yaklaşık 1 saat sonra Noyan’ın sakinleşmiş olacağını düşünüp içeriye girdiler. “Siz burada bekleyin önce ben bakayım,” dedi Abay. Biliyordu çünkü. Eğer sinirliyse hepsi birden girmesi mantıklı olmazdı. Başlarını salladılar. Tim orada beklerken Noyan'ın yanına girdi. Duvarın dibine çökmüş, elleri ile yüzünü kapatmış oturuyordu. Kapı açılınca ellerini çekip kapıdaki Abay’a baktı. “İyi olacak,” diyebildi sadece. “1 yıl önceki görevde öğrendim ne yaşadığını. Yapmadıklarını bırakmamışlar. Önce dövmüşler, bıçakla her yerini çizmişler, sonrada zorla ellemişler! Nasıl dayansın bu kız? Söyle! Nasıl dayansın!” Sesinde büyük bir öfke ve kendine hâkim olmaya çalışan adamın sitemi vardı. Haklıydı. “Nasıl öğrendin bunu?” Sessizleşti Noyan. Cevap veremedi. “Anlaşıldı, konuşacağın yok.” O sırada doktor içeri gelmişti. “Neyi oluyorsunuz?” Çocukluğu oluyordu. Ama doktora bunu söyleyemezdi tabi. “Akrabasıyım ben.” diyebildi sadece. Yalandı, akrabası falan değildi. “Durumu gayet iyi. Birazdan normal odaya alınacak.” İkiside aynı anda derin bir nefes verdi. “Tamam çok sağolun.” Abay timdekilere gelmeleri için mesaj atmıştı. Attıktan sonra telefonunu cebine atıp Noyan’a bir süre baktı. “Madem böyle bir şey vardı, bize niye söylemedin it!” Noyan göz devirdi. “Ben hâlâ senin komutanınım Abay.” “Haklısınız komutanım. Çok pardon.” Bu sırada tim içeriye girmişti. “Komutanlarım!” Yanlarına koştular. Hakan hızlıca o makul soruyu sordu. “Nesi varmış, durumu ne ve kim bu kız?” Noyan derin bir bıkkınlık nefesi verdi. “Çocukluk arkadaşım. Bende bilmiyorum nolmuş şimdi buraya getirecekler.” Mete yüzünü ekşitti. “Çocukluk arkadaşı mı?” Abay cevapladı onu. “Hmhm, çocukluk arkadaşı.” Kapı açılınca hepsi o yöne doğru döndü. İki tane doktor, yatakta yatan Elzem'i getirip geri çıktılar. Devin girdi söze bu sefer. “Biz sizi başbaşa bırakalım en iyisi.” Abay onu onayladı. “Hadi beyler.” Hepsi başını sallayıp çıktı. Noyan yavaşça Elzem'in yanına oturdu. Ellerini sıcak ve silah tutmaktan nasırlaşmış elleri ile sardı. “Elzem…” diye kısık sesle mırıldandı. Göz kapaklarını yavaşça araladı Elzem. “Buyrun, benim.”
…
