4. bölüm / 4
YAPBOZ4. Bölüm ~Bekleyiş
Bölümler 4Şu an: 4. Bölüm ~Bekleyiş
- 1 1. Bölüm ~ Gerçekler İle Yüzleş488 kelime
- 2 2. Bölüm ~ Acı1.167 kelime
- 3 3. Bölüm ~ Karar1.939 kelime
- 4 4. Bölüm ~Bekleyiş1.231 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Avukatlar gittikten sonra herkes biraz dinlenmek için odasına çekilmişti.
Telefonum yoktu yani dış dünya ile iletişimim de. Bu konuda Eren'e sinirliyim Yaren'i aramam gerekiyordu sonuçta ilgilenmem gereken bir eczanem vardı.
Yatakta bir sağa bir sola dönerken düşünmemek konusunda daha ne kadar direneceğimi bende bilmiyordum.
Şimdi ne olacaktı?
Tamam boşanıcam evet ama ya ondan sonrası? Bu şehir bana dar gelmeyecek miydi, ömrüm geçmişti burada o ikisi ile birlikte.
Beynim kendini korumak için bir savunma mekanizması geliştirmiş gibiydi düşünmek istesem bile farklı şeylere yöneliyordum.
Eren den telefonumu alıp Yaren'i aramalıyım.
Seri adımlarla yukarı çıktım ortalıkta gözükmüyorlardı merdivenlerin başına geçip kafamı yukarı kaldırdım.
"Eren, Eren."
Orta sekmentte çıkan sesim yeterli olmamıştı sanırım cevap veren yoktu.
"Eren, Berrak."
Bu sefer biraz daha yüksek sesle seslendim.
"İnanç kızım Eren beyler dışarı çıktılar evde değiller."
Süreyya ablanın sesiyle arkamı döndüm.
"Öyle mi? Ne zaman?"
"Kızım sen aşağı inince onlarda yukarı çıktılar ama kısa süre içinde geri inip dışarı çıktılar iki saate yakın olmuştur."
"Tamam Süreyya abla sağol ha bu arada benim telefonum Eren de ama benim aklım eczanede kaldı sen bir Yaren'i arayıp bana verir misin bir konuşayım."
"Tamam kızım mutfaktan getireyim ben, sen geç salona."
Süreyya abla mutfağa bende salona yönelmişken zil çaldı.
"Erenler gelmiştir ben açarım sen telefonu getir abla."
Kapıyı açtığımda büyük bir şok yaşadım başımdan aşağı kaynar sular dökülmüş gibi hissediyordum.
"İnanç lütfen bir kere dinle beni lütfen."
Ben bile ne yaptığımı algılayamamışken yukarı kalkan elim Ezginin yüzüne indi.
Kafası sola doğru savruldu bir süre hareketsiz öylece kaldık.
Sesim bana geri döndüğünde bağırmaya başladım.
"Seni orospu hangi yüzle karşıma geçiyorsun sen utanmaz pislik.
Hayatımı mahvettin sizin yüzünüzden ben çocuğumu kaybettim. Sende şimdi benim kaybettiğim çocuğu doğuracaksın öyle mi?"
"Cevap ver bana cevap susma."
Öylece yüzüme bakan Ezgi lâl olmuştu.
"İnanç affet beni sen benim ailemsin."
Duyduğum sözler kahkaha atmama sebep olmuştu duramıyordum.
"Ezgi. Senin artık bir ailen yok. Tan bugün beni seninle aldattı yarında seni bir başkasıyla aldatacak. Karnındaki o bebek varya hani o bile bırakacak seni gidecek. Senin artık kimsen yok Ezgi."
Kahkahalar ve gözyaşları arasında zorla söylediğim cümleler onu yere yıkmıştı.
Ağlıyordu, umrumda değildi.
"İnanç - İnanç iyi misin bunun ne işi var burada? Allah kahretsin. Berrak, İnanç sinir krizi geçiriyor. Sen şu kızı gönder ben İnanç'ı odaya indireceğim."
Kahkahalarım evin içinde yankılanıyordu duyuyordum ama durduramıyordum kolumdan tutan Eren beni merdivenlerden indirme çalışıyordu sel olan gözyaşlarım görüşümü engelliyordu.
"İnanç elini yüzünü yıkayalım kendine gel, hadi tutun bana."
Yüzüme çarpan soğuk su bir anlığına nefesimi kesmişti.
"Eren tamam yeter, yeter."
Yüzümü kurulayıp odaya geçtik Eren yatağa uzanmama yardımcı olup yanıma oturdu.
"Daha iyi misin?"
"Evet."
Bir süre öylece etrafımıza baktık o konuşmuyordu ben konuşmaya karar verdim.
"Neredeydiniz?"
"Hiç öyle dışarı çıkmıştık."
Yalan söylüyordu yüzüme bakmıyor bakışlarını kaçırıyordu.
"Eren neredeydiniz dedim yalan söylemeye son ver."
"Tan ile görüştük. Seninle konuşmak istiyordu ama müsaade etmedim."
"Sinirlerim tepemde zaten Eren doğru düzgün anlat şunu."
"Seni sevdiğini ve pişman olduğunu söylüyor şerefsiz. Boşanmak istemiyormuş."
İçten bir kahkaha attım. Ne çok kahkaha atar olmuştum bugün.
"O piç utanmıyor mu bunları söylerken neredeyse bir buçuk senedir Ezgi ile berberken aklı neredeymiş. Nasıl da kandırdılar beni."
"Ezgi ne diye gelmiş buraya?"
"Ne diye olacak ben ailesiymişim de pişmanmış da falan filan. Aptal."
"Neyse hadi yukarı çıkalım. Süreyya abla masayı hazırlamıştır."
Beraber yukarı çıktığımızda Berrak ortalarda gözükmüyordu.
"Berrak nerede?"
Süreyya Hanım:
"İnanç kızım daha gelmedi."
Eren: "Dur ben arıyorum şimdi."
Mutfakta kısa bir süre telefon ile görüşen Eren Ezginin baygınlık geçirdiğini ve Berrak'ın mecburen onu hastaneye götürdüğünü söyleyip o da Berrağı almak için evden çıktı.
Salonda boş boş oturuyordum yine bu günlerde ne çok boş oturur olmuştum.
Düşüncelerim ordan oraya savrulurken Süreyya ablanın sesi beni kendime getirmişti.
"İnanç kızım sen beni duymuyor musun kaç kere sana seslendim."
"Dalmışım Süreyya abla kusura bakma bir şey mi oldu?"
"Kızım gel beraber yemek yiyelim senin sevdiğin şeyleri yaptım çok kilo kaybettin bir kaç günde."
"Olur abla yiyelim."
Beraber mutfağa geçip oturduk canım çok istemese bile midem aynı fikirde değildi iyice güçten düşmeye başlamıştım kendimi zorlayarak birşeyler yemeye çalıştım.
"Kızım ne olacak şimdi düşündün mü hiç ne yapmak istediğini?"
Süreyya ablanın sorusu beni hazırlıksız yakalamıştı çünkü hiç bir şey düşünemiyordum.
"Bilmiyorum abla düşünmedim daha doğrusu düşünemiyorum. Ama bu şehirde kalmayı istemediğimi söylüyor içimden bir ses. Sence ne yapmalıyım?"
"Kızım sana akıl vermek bana düşmez ama ben bir anne olarak sana düşüncemi söyleyeyim. Ben kızımın artık buralarda durmasını istemezdim onun gidip başka bir yerde hiç kimseyi tanımadığı hiç görmediği bir yerde yeniden bir hayat kurup baştan başlamasını isterdim. Bak bu kaçmak değil İnanç bu kendini yeniden bulmak yeni bir hayat İnşa etmek."
"Süreyya abla."
Uzanıp elini tuttum.
"Teşekkür ederim bana fikir olduğun için düşüncelerini hiç olmayan annem gibi bana anlattığın için iyi ki varsın."
"Sende iyi ki varsın kızım iyi düşün kendin için en doğru kararı yine sen verirsin."
~
Yemekten ve Süreyya abla ile konuşmamızdan sonra odama çekilip bu sefer gerçekten düşünmeye karar vermiştim. Ama yok odaklanamıyordum olmuyordu bu yüzden bozulan sinirlerim ağlamama sebep olmuştu.
Bir süre sadece ağladıkdan sonra elimi yüzümü yıkayıp yukarı çıkmaya karar verdim Eren ve Berrak halâ ortalarda yoktu.
Yukarı çıkan merdivenleri tırmanırken dış kapının açılma sesini duydum gelmiş olmalılardı.
Ama duyduğum diğer şey ile ayaklarımın yere çakılması bir oldu.
"Allah işte İnanç'ın bebeği onlar yüzünden öldü bak şimdi de o kaybetti bebeğini."
"Eren bunu şimdilik İnanç'a söylemesek mi?"
"Bencede yarın söyleriz gece gece daha fazla sinirleri bozulmasın."
Kulak misafiri olduğum şeyler bana ne hissettirmişti bilmiyorum ama mutlu olduğum da üzüldüğüm de söylenemezdi.
Onlar salona geçince bende hiç bir şey duymamış gibi arkalarından salona geçtim.
"Hoşgeldiniz."
"Hoşbulduk İnanç nasılsın akşam yemeğini yedin mi?"
"Süreyya abla ile birlikte yedik biz açsanız sizde geçin mutfağa. Bu arada Eren sende telefonumu ver artık."
"Tamam vericem ama Tan'ı heryerden engelledim ve sende lütfen öyle kalmasını sağla. Bu arada yarın ozan geliyor görüşmek istiyormuş."
" Ozan?" Kim olduğunu hatırlayamadığım soran bakışlarımı üzerine çevirdim.
"Davayı yürütecek olan avukat."
Hah doğru ya beynim o kadar doluydu ki ve bir o kadar da boş.
Omuzlarım çöktü oturduğum sandalye de daha da sinmiştim sanki.
"Umarım davayı açmıştır ve duruşma tarihini en kısa süreye ayarlamayı başarmıştır. Şuan bundan daha fazla istediğim bir şey yok."
" Davayı açtığını biliyorum ama geri kalan kısmı bende yok seninle birlikte yarın öğreneceğim."
O sırada ortadan kaybolan Berrak tekrar aramıza katıldı.
" Hey size bir teklifim var film izlemeye ne dersiniz?"
Diyen Berrak ve hevesle kafa sallayan Eren komiğime gitmişti. Bu sıralar her şey trajikomikti zaten.
O ikisi hevesle suratıma bakarken hayır diyemezdim.
Aşağı inmiş duş almış bir şekilde film izlemek üzere geri yukarı çıkıyordum.
Orta sehpanın üzeri yiyemeyeceğimiz kadar meyve ve abur cuburla doluydu. Anladığım kadarıyla film falan seçmemişlerdi TV de sadece o meşhur dizi film platformu açıktı.
Beni ilk fark eden Berrak oldu
" Hadi gel bizde seni bekliyorduk."
Gülümseyip söze girdim.
"Bekliyorsunuz ama hâlâ film seçmemiş gibi duruyorsunuz?"
Erenle göz göze geldik galiba aynı şeyi düşünüyorduk.
Berrak kıkırdadı 'evet evet biliyorum Eren film seçme klasiğinizden bahsetti o yüzden bir sayı söyle bakalım'
Çoktan eline kumandayı almıştı bile.
"Ozaman 17 olsun bakalım"
Berrak filmleri sayarken Eren ve ben heyecanla çıkacak olan filmi bekliyorduk.
MAFYA
filmimiz buydu.
Homurdandım 'isterseniz siz yinede başka film bakabilirsiniz.'
Eren 'sacmalama şansımıza ne çıkarsa o iyi veya kötü sonuna kadar izleyeceğiz.'
Berrak filmi başlattı.
Ağlama sesleri gülme krizleri gerilim dolu anlar derken aslında harika bir filmdi.
Berrak 'off harikaydı ben bayıldım.'
Eren 'valla bir erkek olarak ben bile baya bir sevdim.'
Her kadın böyle şeyler yaşamak ister diyen Berrak ve göz deviren Erene gülümsedim.
"Böyle şeyler anca filmlerde olur."
Bölüm etkileşimi
