3. bölüm / 4
YAPBOZ3. Bölüm ~ Karar
Bölümler 4Şu an: 3. Bölüm ~ Karar
- 1 1. Bölüm ~ Gerçekler İle Yüzleş488 kelime
- 2 2. Bölüm ~ Acı1.167 kelime
- 3 3. Bölüm ~ Karar1.939 kelime · Okuduğun bölüm
- 4 4. Bölüm ~Bekleyiş1.231 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Çok da uzun olmayan bir yolculuğun ardından nihayet eve varmıştık.
Sarışın ela gözlü şirin bir kız karşılamıştı bizi.
"Merhaba ben Berrak."
"Merhaba bende İnanç verdiğim rahatsızlık için kusura bakma lütfen."
"Öyle düşünme lütfen seninle tanışmak istiyordum zaten hadi ayakta dikilmeyelim içeri geçin artık."
İçten bir şekilde gülümseyerek sarf ettiği sözler biraz da olsa rahatlamamı sağlamıştı.
Salona geçip yerleştiğimizde üzerimdeki yorgunluk daha da hissedilir hale gelmişti, rahatlamaya ihtiyacım vardı.
Berrak lafa girerek suskunluğu ortadan kaldırmaya çalışıyordu bende ise konuşacak hâl yoktu maalesef.
"Demin de dediğim gibi seninle tanışmak istiyordum bir süredir Eren çok bahsetti senden keşke daha güzel şartlar altında olsaydı ama madem böyle oldu belki sana bir faydam dokunabilir ben bir psikiyatristim İnanç yani beni istediğin gibi kullanabilirsin ister uzman bir yardım istersen de sadece bir arkadaş."
Tatlı gülümsemesiyle karşımda oturmuş bana elini uzatıyordu, destek olmak istiyordu.
"Minnettar kaldım gerçekten teşekkür ederim Berrak tabiki daha detaylı tanışıp sohbet edeceğiz sadece şuan okadar çok yorgunum ki konuşacak halim bile yok lütfen yanlış anlama."
"Rica ederim anlıyorum hadi sana odanı göstereyim."
Alt kata inen merdivenlere yönelen Berrağı takip ettim.
Girdiğimiz oda geniş ve ferahtı.
"Bahçeye açılan küçük bir oturma alanı var hava almak istediğin her an çıkabilirsin. Bu arada banyoya yeni havlular iç çamaşırı ve pijama bıraktım valizlerin ile bu akşam uğraşma dinlenmene bak."
"Çok düşüncelisin teşekkür ederim Berrak."
"Rica ederim iyi geceler."
"İyi geceler."
Odada yapayalnız kaldığımda yatağın üzerine oturup boş boş etrafa bakmaya başladım, düşünmek istemiyordum.
Bir süre öylece oturduktan sonra duş almaya karar verip banyoya doğru ilerledim içeri girdiğimde Berrağın bıraktığı kıyafetleri gördüm herşeyin etiketi üzerindeydi bu beni gülümsetti.
Kafamı kaldırıp aynadaki yansımamla yüze yüze geldiğimde karşımda gördüğüm kadın ben değildim tamamen dağılmış bitmiş bir kadın vardı orada.
İki günde göz altları çökmüş gözleri kıpkırmızı, saçları darmadağın yok olmak üzere bir kadın.
Ellerimi dayandığım lavobodan çektim gözlerimden akan yaşları elimin tersiyle silip kendimi sıcak suyun altına bıraktım.
Banyonun buhar altında kaldığını fark ettiğimde artık çıkmam gerektiğini anladım. Suyu kapatmak için uzandığımda kasıklarımda bir sızlama hissettim ellerim istemsiz olarak karnıma gittiğinde kalbim sızladı ne kadar düşünmemeye çalışsam da yok saysamda yaşanmıştı o vardı ve yoktu.
Aceleyle kurulanıp üzerimi giyindim nefes almak için burada artık çıkmam lazımdı.
Hızlı adımlarla banyodan çıkıp bahçeye açılan camı aralayıp oturma alanına adım attım vücuduma çarpan buz gibi hava beni kendime getirmişti.
Bir süre orada oturdum, soğuktan titrediğimi fark ettiğimde içeri geçtim, susamıştım etrafa baktığımda göremeyince yukarı çıkmaya karar verip sessiz olmaya çalışarak kapıyı araladım etraf loştu ve ses gelmiyordu odaya geçmiş olmalılardı.
Mutfakta bulduğum sürahiye su doldurup bir de bardak alarak çıkmayı düşünüyordum ama rafta duran sigarayı gördüğümde lise anılarım geldi aklıma onu da alarak odaya indim.
Ellerimdekileri sehpaya bırakıp kenarda duran evrak kutusunu yatağın üzerine koydum bir sigara yakıp yerleştiğimde içindeki resimlere bakmayı bırak kapağını açmaya cesaretim yoktu göreceğim fotoğraflar beni korkutuyordu.
Sigaramdan bir duman daha çektiğimde öksürük tutmuştu, uzun zaman olmuştu içmeyeli.
Ellerim hafifçe titrerken kutunun kapağını kaldırıp kenara koydum.
Elime aldığım ilk fotoğrafa bakarken bir damla yaş düştü üzerine birbirlerine sarılmış gülümsüyorlardı karlı bir tepedeydiler. Geçen kış Tan'ın iki günlüğüne bir iş gezisine gittiği Ezginin'de iki gün boyunca nöbetteyim diyerek beni geçiştirdiği geldi aklıma .
Ah ne kadar da aptalım.
Diğer fotoğrafı elime aldığımda sinamadaydılar bir diğerinde restoran'da.
Elime aldığım bir diğer fotoğraf ile şoka girmiştim benim evimde benim yatağımdaydılar, kaldıramıyordum bu çok fazlaydı sinirle kutuyu yere fırlatığımda dağılan şeylerin içinde onu gördüm zangır, zangır titriyordum artık gözyaşlarım yüzümü yıkıyordu.
Kalbim öyle hızlı atıyordu ki yerinden çıkacak gibiydi yere çöküp elime aldım kenarında Ezgi Yaran yazıyordu.
Hayır, hayır hayır bu olamazdı çıldırmıştım o hamile miydi? Ben kilo sanmıştım güzelleştiğini söylemiştim.
Hayır, hayır, hayır
Boğazım acıyordu.
Kapı hızla açılıp duvara çarpmıştı koşuşturmaları görüyordum ama ben saçlarımı çekip çığlık atıyordum.
Yeni fark etmiştim.
Eren yanıma çökmüş beni kollarının arasına çekmişti Berrak bir şeyler söylemeye çalışıyordu sanki. Duyamıyordum.
Eren'in kollarının arasından çıkıp fotoğrafları elime aldım.
"Şunlara bak Eren ben deliriyorum Eren o benim ilk aşkımdı kocamdı diğeri ilk ailemdi çocukluğumdu."
Hıçkırıklarım gözyaşlarımla yarışıyordu elime aldığım ultrason görüntüsünü kaldırım onlara gösterdim.
"Eren o hamile benim kocamdan,
Eren ben onlar yüzünden bebeğimi kaybetmişken onların bir bebeği olacak. Ben galiba deliriyorum."
Eren'le göz göze geldiğimizde onun da ağladığını gördüm sarıldık birbirimize öylece oturduğumuz yerde ağlamaya devam ettik.
Ağlamalarımız iç çekişlere döndüğünde odanın kapısı aralandı Eren'le birbirimizden ayrılıp doğrulduğumuzda etrafın toparlandığını gördüm, elinde bir tepsiyle içeri giren Berrak da yanımıza yere oturmuştu.
" Melisa çayı demledim bize yanına da birer kurabiye iç lütfen İnanç iyi gelecek."
Hüzünle gülümseyen yüzüne baktığımda hayır demek imkansızdı, uzattığı fincanı aldım.
"Çok teşekkür ederim ve sizden özür dilerim Berrak gecenin bu saatinde rahatınızı bozdum."
Bana öyle bir baktı ki anne gibi, abla gibi hiç bilmediği duyguları hissedebilir mi bir insan? Öyle bir hissettirdi ki ev gibi.
Elimi elinin içine alıp söze girdi;
"Hayat devam ettiği sürece yaralar alacaksın İnanç, bunların her biri canını çok yakacak. Bu bir son değil, bu bir başlangıç ama şunu asla unutma sen güçlü bir kadınsın ve öyle olmaya da devam edeceksin yeni bir hayat seni bekliyor bu senin dönüm noktan olsun.
Bundan sonra bakarak değil görerek yaşayacaksın işte bu yüzden güzel şeyler inşa etmek bundan sonra senin elinde."
~
Yağmurlu bir güne gözlerimi açtığımda karşı duvardaki saat öğlen 12:30'u gösteriyordu. Dün geceye kaydı aklım Berrak'ın sözlerinin ardından sakinleşip Melisa çaylarımızı içip uyumuştuk.
Yataktan çıkıp banyoya doğru ilerledim işlerimi halledip hazırlandığımda yukarı çıktım.
Merdivenlerin son basamağında Eren'i gördüm
"Hah İnanç bende sana bakmaya geliyordum. Kahvaltı hazır hadi geçelim bu arada günaydın."
"Günaydın Eren saat öğlen olmuş kahvaltı için beni beklemeseydiniz keşke acıkmışsınızdır."
"Yok bizde yeni kalktık sayılır."
Mutfağa girdiğimizde berrak da çatalları yerleştiriyordu.
"Günaydın Berrak çok güzel gözüküyor ellerine sağlık."
"Günaydın canım teşekkür ederim hadi oturun da başlayalım artık."
Eren'in karşısına oturduğumda Berrak da yanına yerleşmişti.
Berrak'ın sorusuyla kafamı kaldırdım
"Bugün yapmayı düşündüğün bir şey var mı?"
"Önceliğim iyi bir avukat bulmak sanırım daha sonrasına henüz karar vermedim."
Eren: "Benim tanıdığım bir kaç kişi var onları aramayı düşünüyorum ne dersin?"
"Olur tabi. Siz ne yapacaksınız saat öğlen oldu işe de gitmediniz?"
Berrak: "Biz bu günü ve önümüzdeki bir kaç günü sana ayırdık aslında."
Kafamı tabağımdan çekip yüzlerine baktım.
"Neden?"
Bu soruyu beklemedikleri belliydi.
"Bu nasıl bir soru İnanç ben senin arkadaşınım yıllardır iyi gününde de kötü günümde de yanımda hep sen vardın. Şimdi sıra bende seni nasıl yalnız bırakırım böyle bir zamanda."
Gözlerimi Berrağa çevirdim
"E bende seni tanımak istiyorum." diyerek gülümsedi.
"Peki o halde ikinize de teşekkür ederim ama aklınızda kendime zarar vereceğime dair bir düşünce varsa unutun bunu.
Neyse Eren telefonum sende mi?"
"Evet biraz dışarıdan uzak kalman için kapattım."
"Ne fark eder Tan sana ulaşmış olmalı?"
Elindeki çatalı bırakıp yüzüme baktı.
"Evet İnanç o ikisi bana ulaştı ama senin onlarla görüşüp daha fazla acı çekmeni istemiyorum."
"Bir şekilde yüzleşmemiz gerekecek."
"Elbette ama bu mahkemede olacak."
Daha fazla konuşmama fırsat vermeden mutfaktan ayrıldı. Oysa ben onlardan hesap sormak istiyordum.
Öylece Berrak ile birbirimize baktık.
"İnanç Eren seni çok seviyor ve üzülmene dayanamıyor o yüzden bu kadar sinirli."
"Biliyorum ama burada acı çeken benim Berrak hesap sormak istiyorum."
"Bir zamanlar Eren'in de Ezgi'yi sevdiğini unuttun sanırım illaki ki bu onu da kırmıştır bir yerde."
Şokla sarsıldım.
Aptal kafam ben bunu nasıl unuturum.
"Şey evet aslında aklımdan çıkmış zaten akıl da kalmadı sana bunu Eren mı anlattı?"
Utanmıştım günlerdir yanımda olan adam benimle ağlıyor sürekli beni teselli etmeye çalışıyordu ama ben bir kere bile nasıl olduğunu sormamıştım.
Bir zamanlar Eren Ezgi'yi çok sevmişti.
"Evet Eren anlatmıştı daha öncesinde."
Berrak'ın sesiyle düşüncelerin içinden sıyrıldım.
O sırada içeri giren Eren'e çevirdik bakışlarımızı.
"Bir kaç avukat arkadaşımla görüştüm buraya gelecekler. Gereken her ayrıntıyı onlarla konuşup ona göre ilerleriz."
Oturduğum sandalyeden kalkıp Eren'in yanına ilerledim kollarımı kaldırıp sımsıkı sarıldım ona.
"İyi ki varsın Eren."
Saçlarımı okşayıp lafa girdi.
"Sende iyi ki varsın tabiki İnanç ama noldu şimdi birden bire?"
"Hiç sadece yani bilemiyorum bişey olmadı içimden geldi çok teşekkür ederim sen olmasaydın ben ne yapardım bilemiyorum. Benim kimsem yok ki."
"Saçmalamaya başladın yine hadi geç otur kahvaltını bitir aç kalıp güçten düşmeni istemiyorum. Hem kimsem yok ne demek? Yıllar önce daha ilk tanıştığımız gün birbirimize her ne olursa olsun yan yana olacağız diye bir söz vermiştik hatırlamıyor musun yoksa?"
Bu sefer içten bir şekilde yukarı kıvrıldı dudaklarım.
"Nasıl unuturum kan kardeşliği sözümüzü."
15 yaşında birer çocukken ellerimizi kesip birleştirmiş ve böylece kan kardeşi olduğumuzu düşünmüştük.
Berrak: "Biriniz bana da anlatın nedir bu kan kardeşliği." Diyerek güldü.
Eren anlatmaya başladığında ben çoktan geçmişe dalmıştım bile.
Çalan kapı sesiyle kendime geldiğimde Eren kapıyı açmak için ayaklandı.
"Sevdim bu kan kardeşliği işini bizde mi yapsak yoksa İnanç."
Berrak'ın sözleriyle kafamı ona çevirdim.
"Bunun bir gerçekliği yok tabi ama çok istersen yaparız tabi."
Kısık kahkaham ile cevapladım onu.
"İnanç bak sana kimi getirdim."
Kapıdan giren Süreyya ablaya baka kaldım.
"Süreyya abla senin burda ne işin var?"
Kalkıp sarıldım ona.
"Sabah Eren bey oğlum aradı artık burada çalışmam için beni ikna etti kızım hem sen de artık buradaymışsın."
"Yani evet buradayım ama bu kısa bir süre için geçerli tabi. Neyse olsun iyi olmuş Eren'i tanıyorsun zaten seni sever çok sevindim burada olmana."
"Sağol kızım."
~
Salonda oturmuş avukatların gelmesini bekliyorduk. Süreyya ablaya kahvaltı yap diye ısrar etsek de ben tokum diye diretmiş ortalığı toplamaya başlamıştı bile.
"Eren bütün delilleri bir araya getirdik değil mi?"
"Evet hepsi bende."
"Sence o flash'ı bana kim gönderdi?"
"Bilmiyorum ama mahkemede ortaya çıkacağını düşünüyorum."
"Bence Ezgi gönderdi."
"Nerden vardın bu kanıya?"
"Belli ki uzun zamandır birlikteler ama Tan bu birlikteliğin ortaya çıkması taraftarı değildi bence çocukları olacağını da öğrenince Ezgi artık tamamen Tan'ın yanında olmasını istediği için bir şekilde öğrenmemi ve Tan'ı bırakmamı istedi ama bunu gizli bir şekilde yapması gerekiyordu yoksa Tan ile arası bozulurdu."
"Güzel bir tahmin yürütme ama nasıl bir insan seks kasedi çekip ve böyle bir şey için kullanır ki?.
"Evet orası biraz kafa karıştırıcı işte sonuçta müstehcen görüntüler."
Konuşmamız çalan zil ile bölünmüştü ayağa kalktığımızda içeri giren 4 takım elbiseli kişi Eren'in bahsettiği avukat arkadaşları olmalıydı.
"Merhabalar."
"Merhaba ben Ozan, bu Aram, Tarık ve Ali."
Herkesle el sıkışıp tanıştıktan sonra yerlerimize oturmuştuk sözü Eren devralmıştı.
"Bu arkadaşım İnanç eşinden boşanmak istiyor ortada bir aldatma söz konusu bizim elimizde yeterli olacağını düşündüğümüz kanıtlar var."
Ali: "Ne tür kanıtlar var?"
İnanç: "Video ve fotoğraflar mevcut."
Aram: "Aldattığı kişi tanıdığınız birisi mi?"
İnanç: "Evet çocukluk arkadaşım beraber büyüdük yetiştirme yurdunda."
Tarık: "Peki bize vereceğiniz başka herhangi bir bilgi var mıdır?"
İnanç: "O gece yani bunun ortaya çıktığı gün ben üzüntüden bebeğimi kaybettim, düşük yaptım."
Ozan: "Kanıtları alabilir miyim?"
Eren: "Fotoğraflar bu zarfta içinde bir de flaş bellek var."
Ozan bey tabletini çıkarıp flaş belleği takarak videoyu açmıştı. Kısa bir bakış atarak zarftan çıkardığı resimlere göz atıp yanındaki arkadaşlarına uzattı.
Ozan: " Boşanmanız gayet kolay olacak hiç merak etmeyin. Bunun yanı sıra nafaka ve manevi tazminat davası açabiliriz, ortak bir mülk veya araç var mı?"
İnanç: "Hayır nafaka veya herhangi birşey istemiyorum sadece bu iş çabucak bitsin benim için yeterli. Ortak bir banka hesabımız ve şuan ki oturduğumuz ev var. Sadece onlardan bana düşeni almam benim için yeterli."
Ozan: "Tamamdır bugün biz avukat arkadaşlar ile kendi aramızda bir toplantı yapıp işlemleri başlatıyoruz. Sizi kimin temsil edeceğini ve gereken şeyler konusunda arayıp bilgilendirme yapacağım. Bu arada hastaneden herhangi bir belge var mı elinizde onu da almam gerekiyor."
İnanç: "Evet var odadan getireyim."
Alt kata inip çantamdan çıkardığım evrağı gözümü bile değdirmemeye çalışarak hızla yukarı çıkardım.
Bakarsam dağılırdım.
İnanç: "Buyurun Ozan bey."
Ozan: "Teşekkürler ve sizden bir ricam var sanıklar ile harhangi bir şekilde iletişime geçmenizi görüşmenizi istemiyorum, davayı en kısa süreye aldıracağım."
İnanç: "Tamam."
Ozan: "Anlaştığımıza sevidim ve sizinle tanıştığımıza da memnun olduk İnanç hanım tekrar görüşmek üzere."
İnanç: "Bende öyle haberlerinizi bekliyor olacağım."
Avukatlar çıktıktan sonra Eren, Berrak ve ben tekrar baş başa kalmıştık.
Merhabalar, yeni bölümü nasıl buldunuz?
Beğeni ve yorumlarınız benim için çok değerli lütfen esirgemeyin 🙏🏻 Teşekkürler 🫠 🌸
Bölüm etkileşimi
