1. bölüm · Yangın yeri Küllerinden doğan aşk

Geçmeyen geçmiş

Talewind _1234

Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte uyanmıştım. Uykularımın beni terk edeli çok oldu.Çoğunlukla kesintisiz uyku uyuyamazdım saatlik uyur uyanır yada uyuduğum zamanlarda kâbuslar peşimi bırakmazdı sonunda ise artık pes ederdim.

Her zaman ki gibi bir güne uyumadan uyanmıştım.
Kendime çeki düzen vermek için dolabımın kapaklarını iki yana açıp içerisinden haki yeşil kargo pantolon ve siyah dekolte detaylı bluzumu giyindim ayna karşısında siyah gözlerimi öne çıkaracak hafif bir makyaj yaptım ardından gloss sürüp siyah uzun saçlarımı sıkı bir at kuyruğu yapıp bıraktım.kombini deri ceket ile tamamlayıp genelde kullandığım siyah postallarımı da giyindiğim de artık hazırdım.

Malikânemizin her zaman ki soğuk ve boş koridorun da ilerledim bej rengi duvarlar ve altın varak işlemeli dekorlar ne kadar iç açıcı görünse de içimdeki karanlığı öldürememişti. Yıllarım geçti bu Malikanede çocukluğum,ergenliğim ve şimdi genç bir kadın olarak.

Henüz beş yaşında gelmiştim buraya ailemi bıraktığım patlamadan sağ kurtulan küçük elzem.
Ailem bana oyun oynamayı arkadaş edinmeyi öğretmişti. Bu dünya ise bana savaşçı olmayı, arkadaş edinmeyi değil yanlız yürümeyi öğretti. Babam diyar soylu yetimhanede hayata küsmüş o küçük elzemi çekip çıkarmış kocaman bir kadın olarak hayata döndürmüştü.

Sakin adımlarım salonu bulduğun da tam tahmin ettiğim gibi babam ve damien hararetli bir konuşma içindeydi. İçeriye adımladığım da bakışlar beni bulmuştu rahat tavırla karşılarında ki koltuğa kuruldum. Demyan rusyadaki yeraltı mafyalarından babamın pis işlerinin ortağıdıydı.Burada olduğuna göre birşeyler dönüyordu.

"Günaydın beyler erkencisiniz,"diyerek getirilen kahvemi yumdumlamaya başladım.
"Günaydın elzem."diyen iğrenç aksanı ile demyan olmuştu boş bakışlarımla karşılık almıştı babam ise sadece onaylamıştı.

"Evet bugün gündemimizde ne var?"babamın düz bakışlarına karşılık verdim. Kır saçları gür sakallarına rağmen çok genç gösteren bir adamdı her daim dik duruşu tehlikeli parıltıları olan yeşilleri ile bir bakışı yetecek bir adamdı.

"Harunun bileti kesilecek bugün."başımı salladım işin bana düşen kısmı geliyordu.
"Napmamı istersin?"harun bir çok sahip olduğumuz holdinglerden birinde yöneticiydi tabutunu hazırlatacak napmış olabilirdi.

"Şirketin hesabından yüklü miktarda her ay düzenli para kaçırıyor ve bunu tek bir seferde değil her hafta belirli miktarda aktarmalar yaparak yürütüyor.Benden gizli iş yürütülmemesi gerektiğini öğrenmeliler."

Olumlu anlamda başımı salladım geçen şu iki günümün sıkıcılığını giderecek kadar olamasa da üstümdeki pası alabilirdi.

"Peki,mal varlığına dair herşeye el koymamı ister misin?" genelde bu gibi durumlar ile karşılaşmazdık çünkü babam adamlarını iyi seçer ve çoğunun vefa borcundan kaynaklı olarak saygı duyanlardan oluşurdu harun bunu yapabilecek bir nankör yavşaklardan biriydi sadece.

Sessizlik ile karşılık aldım buda işin bu kısmını bana devrettiğini gösterirdi. Sessizlik ile ayaklandım halletmem gerek işlerin ardından onuda aradan çıkarabilirdim.

Odama tekrar döndüm komindeki silahımı alıp belime yerleştirdim mini bıçağı alıp postalıma gizlerdim her ihtimale karşı ardından evden çıkıp siyah spor arabama yerleşip yola koyuldum.

* * *

Yetimhanenin kapıları benim için açılırken arabam ile otopark kısmına arabamı park ettiğim de bana hiç yabancı gelmeyen bu bahçede adımlamaya başladım. Etrafı yeşillik ağaçlar doluydu en kuytu köşede duran bir bank küçük elzemin göz yaşlarına kırıklarına tanıktı her gün anne ve babasının dönüceğini beklerdi ama unuttuğu birşey vardı gözlerinin önünde ceset torbalarına koyulan ailesini son görüşüydü.

Hiç bir zaman kendini ait görmediği bu hapishanede kimi zaman yaramazlık yaptığı için odalara kilitlenir asiliğine karşı günlerce aç kalırdı. Dar yolda ilerlediğim de okula çıkan merdivenlerin üstü uzun yıllardır olduğu gibi asmalar ile süslüydü sakin adımlar ile çıktım kocaman bir bina ardından biri daha eskiden kız ve erkeklerin ayrı binalarda kaldığı şimdi sadece kız yurdu olmuştu diğer bina ise uzun zaman önce kullanıma kapatılmıştı.

Ellerimdeki torbaları daha sıkı sardı parmaklarım kapıyı açıp içeri ilerledim. Koridorun geniş ferah alnından merdivenlere ilerledim.

Yine geçmiş Koşarak aşağıya iniyordu minik kız üzmüşlerdi ağlıyordu. Hıçkırıklar arasında kabulenemiyordu.O kimsesiz değildi ailesinin geleceğini biliyordu kendince emindi burda istenmiyor ilk günden beri dışlanıyordu.

'hahaa yine ağlıyor bu ezik hala anlamadın mı kızım istemiyoruz seni burda.'merdivenlerden sarı saçlarıyla ilerliyordu,ellerini yüzüne kapatan elzem iç cekişleri ile araladı yüzünü karşısına güçlü bir kız gibi dikildi.

'Çok yakında gidicem buralardan tamamı sizde burda kalıp her gün o kapıdan biri sizi almaya gelsin diye bekliyeceksiniz çünkü ben kimsesiz değilim sizsiniz .'

Sinirlenen arkadaşı üzerine yürüdü saçlarına yapışıp başını duvara çarptı.'biz değil aç gözünü sende artık bizden birisin duydun mu benii.'omuzlarından sarsılan elzem karşılık olarak kızı iteklediğin de uzun merdivenlerden yuvarlanmıştı.

Küçük bedeni merdivelerin ucunda durduğunda başından akan kanlar ile saçları kızıla boyanmıştı. Koşarak arkadaşına vardı ellerine sarıldı kendinden geçmişti arkadaşı
'Özür dilerim lütfen kalk müdüre anne görecek nolursun özür dilerim sena kalk.'

Merdivenlerden adımlayıp üst kata çıktım sağdan sondaki odaya ilerledim. Müdürenin odasına girdiğimde karşısına geçip oturdum.

"Merhabalar elzem hanım hoşgeldiniz ne ikram edelim size?"

"Gerek yok,Elif'i görmeye geldim."

Sıkıntılı bir nefes verdi gözlerini kaçırdı parmaklarını masa üzerinde kenetleyip yeniden yüzüme odaklandı.

"Anlıyorum ama Elif'in yasağı var ."

Bakışlarını yüzünde gezdirdim koltuğa biraz daha kurulup tek kaşımı kaldırdım.
"Size sormadım söyleyin bahçede aynı bankta olucam oraya gelsin."cümlemi tamamlayıp ayaklanıp dışarı çıkmak için adımladım arkamdan onaylanmayan tavırla konuşmasını sürdürürken umursamadan kapıyı kapatıp bahçeye çıkmıştım.Ağaçların gölgesinde kalan bankta Elif'i bekliyordum.

Elif aslında kimsesiz bir çocuk değildi bir zamanlar doğurduğu annesi tarafından çöp bidonu yanına terk edilen bir bebekti ilk getirildiğin de henüz bir haftalıkmış bir daha ne arayanı olmuş ne soranı uzun zaman buralara uğramamış kapısını bile acmamıştım.

Bir gün dağılmış ve yıkılmak üzereyken kendimi burda buldum gecenin bir yarısı bahçesinde adımlarken onunla tanıştım henüz yedi yaşındaydı şimdi ise on yaşına girmişti.

Dağıldığım yerden elif tutmuş kaldırmıştı sadece kullandığı cümle bile yaşından çok olgun bir çocuk olduğunu gösteriyordu.

'bu saatte burda napiyosun sen odan da uyusana'

Cıvıl cıvıl gözlerindeki elaları ucun kumral saçları ile gelmişti yanıma banka oturmuş benimde oturmamı istemişti.

'biliyomusun insanlar üzülünce en çok kırıldıkları yere dönermiş sende burda büyüdün değil mi.'

'hayır ben sadece bir kaç ay kaldım sonrasında evlatlık verildim,hem ne bu bilmişlikler falan yaşının veledi olsana biraz bacak kadar boyunla edebiyat yapıyorsun.'

Elaları şaşkınlıkla belerdi meraklı halleri çok tatlı bir çocuktu.'O nedemek ki?'

'boşversene seninle uğraşamıyacağım.'

'senin artık bir evin varmı?' sadece onalamakla yetinmiştim o ise kocaman gülümseyip ardından konuşmaya devam etti.

'benide evlat edinirseler benimde evim olur demi annem ve babamda olur onlar beni sever dimi abla.'

konuşurken birden yüzü düştü gözleri doldu ardın başını öne eğdi parmakları ile oynamaya başladı.'Sevmezler ki öyle olsaydı annem beni bırakmazdı 'yüzümü buruşturup önüme döndüm.

'lütfen ağlıyım deme senin sümüklerini çekemem.'

'ben seni çok sevdim abla beni böyle sık sık ziyarete gelir misin benim hiç kimsem Yok belki sen benim kahramanım olursun.'

Düşüncelerim rayından çıkmışken
karşıdan koşarak gelen elif kocaman gülümseyerek sırtıma atlatıp boynuma sarıldı.
"Elzemm abla..." Öpücük yağmuruna tutuldum içimdeki merhamet ve sevgi duygusu sadece bu kız için vardı.

Kollarını çözüp zorla yanıma oturtdum kaşlarımı çatıp işaret parmağımla alnından itekledim.
"şunu yapmayı kes yapışık veled."

"Hoşgeldin iyiki geldin abla seni çok özledim."
Yanımda getirdiğim torbaları ona işaret ettiğim de gözleri mutlulukla parıldadı. Tobaraları talan ederken onun mutluluğu benimde sayılırdı.

"Yine naptın bakiyim sen? müdüre hanım görüş yasağının olduğunu söyledi."

Dudaklarını dişledi gözlerini kaçırdı haksız olduğu hiç birşey yapmadığına emindim.
"Okulda kavga ettim ama haksız olan ben değildim abla o kız beni çok zorbalıyor küçük görüyor annesi ve babasıyla övünüyor benimle yetim diye dalga geçiyor."

"Peki naptın ona?"

"Saçlarını parmaklarımın arasına doladım kafasını duvara vurdum sonra onu yere yapıştırıp tokatladım."

Anlattıkları ile benimde yüzümde peydah olan gülümseme ile elimi hava kaldırıp aynı anda 'çak' yaptık işte benim kızımdı.

"Aferin sana küçük ez ama kendini ezdirme üzülen sen olursun."

Elifle vakit geçirip ona aldığım en sevdiği atıştırmalıkları beraber yedik biraz top oynayıp dakikalarca onun düşük çenesinden günlerinin nasıl geçtiğini dinledim bana tek iyi gelen şey bu kızdı masumluğu ve hayata tutunma çabası ona karşı inanılmaz bir zaaf geliştirmişti zamanla belkide normal bir hayatım olsaydı çoktan evlat edinebilirdim ama benim hayatım onu ancak üzebilirdi.

* * *
Arabamda son sürat ilerlerken kestirme yola saptım telefonumdan zaferin numarasını bulup aradığım da üçüncü çalışta açıldı telefon;

"Efendim elzem?"

"Sabah görmedim seni yine hangi kadının koynunda uyuya kaldın?"

Erkeksi kıkırtısını duydum ardından"sorma gece baya uzundu yorgun düşmüşüm kızım bende insanım, neler oluyor babam geldiğim de birşeylerden bahsetti harun işi sende sanırım."

"Tabiki aşkım başka kim bu görevi layıkıyla yerine getirebilir ki?"

"Tamam ozaman ben adamlarla harunu getiriyorum sende gelirsin."

"Tamam yakışıklı yoldayım."

Vedalaşıp telefonu kapattım zafer babamın öz oğluydu ve benden Üç yaş büyüktü otuz iki yaşında olmasına rağmen hala küçük bir çocuk gibi sorumluluk nedir bilmez çapkınlık konusunda ise her gün başka bir yatakta uyanır gece hayatı fazla yoğun olan bir adamdı.

Benim aksime babası gibi yeşil gözlere sahipti açık kahve kumrala çalan saçları hafif kavruk teni vardı yakışıklıydı ama büyüyemiyordu.Torpido gözünden diğer telefonumu çıkartıp numarayı tuşladım anında açıldığında;

"Hazırlanın bu akşam bu işi hallediyoruz"

. . .

Depodan giriş yaptığım da elleri bağlı harun duvar dibinde biraz hırpalanmış bir şekilde duruyordu. İlerleyip karşısında durdum solumda dikilen zafere yandan bir bakış atıp;"anteremana çabuk başlamışsınız."deyirek bir sandaldlye çekip karşısına kuruldum.

"Harun çok uzun zaman oldu değilmi görüşemedik."

"Ben bişey yapmadım anlamıyormusunuz siz"

"Anlıyorum tabi seni."onaylayan mırıltılar ile ayaklanıp çaprazımda ki masaya ilerledim çeşit çeşit bıçaklar arasında ince keskin olanı elime alıp tekrar haruna yöneldim önünde eğildiğim de bıçağın sivri ucunu boğazından göğsüne doğru ilerlettim derin bir yutma ile gözlerini kapattı.

"Harun bana doğru olanı söylemelisin yoksa canın senin için paradan daha mı değerli?"

Kalbindeki çarpıntısını elimin altında hisserken göz bebekleri titiriyordu düzensiz nefes alışverişleri ile bıçağı biraz daha sola kaydırıp ucunu hafif bastırıp derisini kesmesine izin verdim.

"Ağgghh! Bilmiyorum ben yapmadım bişe bilmiyorum dedim lan!"bıçağa biraz daha baskı uyguladığım da delinen kısımdan kan gelmeye başlamıştı. Can havliyle haykırdı gözlerini kapatmış başını duvara bastırmıştı.

"Evet harun ne kadar aldın?"sevecenden uzak bir gülümseme yolladım bıçağı çıkarıp başı boynu arsında gezdirdim bu sefer "evet harun seni dinliyorum."cılız nefesler eşliğinde dişlerini sıkarak konuştu.

"Elli,elli milyon sadece yemin ederim."

Bıçağın sivri kısmını hafif bastırıp bir kesik daha bıraktığım da dişlerini sıkarak can acısıyla Kükremeyi andıran bir bağırış koptu kafasını duvara vurduğunda "Ne elli harun ?" Boğazından çektiğim bıçağı aniden bacağına saplayıp içinde döndürmeye başladığım da gözlerimi yüzüne kitleyip iyice yaklaştım.

Bağırışı bütün binayı inletirken "DOLARRR,ELLİ MİLYON DOLAR sekiz ayrı hesap daha var bütün paralar gizli hesaplarda yemin ederimm Ağghhh!" bıçağı alıp elimde çevirmeye başladım ayağa kalkıp sandalyeme geri döndüğüm de adamlara işaret verdiğim de ellerini çözdüler heran ağlamaya hazır şekilde titreyen parmaklarını yarasına bastırdı.

Bana verilen evrakları uzatıp acınası haline bir bakış attım "al bunu imzala." Merakla kağıdı alıp okuduğun da yüzü kireçe dönmüştü. Kağıdı yüzüme fırlattı ardından yüzüme tükürüp "napıcaksın imzalamıyorum öldürecek misin? öldür orospu bu belgeleri imzalamam!"

"İmzalıyacaksın harun çünkü her şey bitti." Eskortlarla olan videolarını gözüne sokarcasına gösterdiğim de gözlerideki ifade içimin soğuması için yeterli değildi ama idare ederdi.

Kendisi evli üç çocuk babası ve elli yaş üstü olmasına rağmen
Eskortlarla vakit geçiren parasıyla orospuların yatagına giren bir pezevenkti. Video ile neye uğradığını şaşırdı telefona vurup yere düşürdü alaycı kahkaha ile karşılık aldı.

"Tek bir kopya olduğunu düşünecek kadar aptal mısın? Bırak karını bütün yanında kasıla kasıla gezip konumdan mevkinle hava attığın herkes bunu görecek ve izleyecek harun seçimini yap."

"Bunun bedelini ödeyeceksin orospu altımda inliyeceğin günlerde gelecek!' öne atılan zaferi durdurup kahkaha attım keşke karşımdaki rakibim olabilecek kapasiteye sahip olan biri olsaydı.

"Biliyor musun orospu olsaydım vereceğim en son insan bile değilsin,olmayan şeyin ve göbeğinle ."

Titreyen parmakları ile imzasını atmıştı artık beş parasız çulsuzun tekiydi bunlar gibi yavşaklara daha fazlası bile haktır. Ayağa kalktım sağ ayağımı iki bacağının arasına bastığım da can veriyormuşcasına haykırdı kırdığım dizimi yüzüne geçirdim.

Belimdeki silahı çıkarıp iki bacağına da ateşlediğim artık iki bacağına da veda etmişti. Belden aşağısı felç geçirecek ve aldattığı o karısına muhtaç kalacakdı.Belgeleri alıp zafer ile çıktığım da harunu alıp boş bir araziye atmaları istemiştim.

İlk bölüm sizlerle, düşünceleriniz neler?

Yorumlarınız benim için çok önemli ❤️🍀