10. bölüm · YAĞMUR ALTINDA

Sonsuzlukta Birlikte

Sadece Biri

Sabahın ilk ışıkları, Minho ve Jiwoo’nun hayatına sıcak bir dokunuşla süzülüyordu. Güneşin nazik ışınları, şehri yumuşak bir altın renge boyarken, iki kalp artık bir aradaydı; geçmişin gölgeleri geride kalmış, önlerinde yepyeni, umut dolu bir yol uzanıyordu.

Minho, Jiwoo’nun elini sıkıca tutarak şehrin kalabalık sokaklarında yürüyordu. Her adımı, beraber atılan yeni bir başlangıcın ritmi gibiydi. İçindeki huzur ve mutluluk, yüzüne yayılan sıcak bir gülümseme olarak dışa vuruyordu.

— Artık korkularımın esiri değilim, dedi Minho, sesinde kararlılık ve sevgi vardı. “Seninle her şeyi aşabilirim.”

Jiwoo, gözlerinde yaşlarla, ancak yüzünde kocaman bir tebessümle karşılık verdi:
— Beraberken her şey mümkün.

Gün boyunca, küçük hayaller kurdular. Küçük bir ev, bahçesinde açan çiçekler, birlikte pişirdikleri yemekler ve hiç bitmeyen kahkahalar. Geleceğe dair umutlar, sanki gökyüzündeki yıldızlar kadar parlaktı.

Akşamüstü, sahilde yürürlerken, dalgaların hafif sesi arasında birbirlerine sımsıkı sarıldılar. Rüzgar saçlarını hafifçe okşarken, dünya sadece onlara ait gibiydi.

Jiwoo içinden düşündü:
“Hayat ne getirirse getirsin, birlikteyiz ve bu, her şeyin üstesinden gelmek için yeter.”

Minho, Jiwoo’nun saçlarını sevgiyle okşadı:
— Sonsuza kadar seninle olmak istiyorum.

Jiwoo, kalbinden geçenleri fısıldadı:
— Sonsuza kadar seninle...

Gökyüzünde yıldızlar yavaş yavaş belirirken, iki kalp aynı ritimde atıyordu; sonsuzluğa uzanan, bitmeyen bir sevgiyle...

\\\

Böylece hikaye, sevgi, umut ve huzurla, okuyucunun kalbinde sıcacık bir iz bırakarak mutlu sona ulaştı.